10 soruda burun estetiği sonrasında nasıl hareket etmeli?

Yaz aylarında burun sağlığı problemleri yaşayan insanların endişelerinden birisi de burun estetiği sonrasında nasıl hareket etmesi gerektiği. Op. Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, hastaların burun estetiği ameliyatı konusunda yeterli bilgi toplamalarına rağmen ameliyat sonrası süreci hakkında yeterli araştırma yapmadıklarını ifade ediyor. Ameliyat kadar önemli olan bir şey de ameliyat sonrasında nasıl hareket etmek gerektiği.

Belki şekil bozukluğu, belki yaşadığınız bir travma ya da solunum problemi sonucu burun estetiği ameliyatı oldunuz. Deneyimli cerrahınızın ellerinde geçen ameliyat öncesi çok araştırma yapıp görüş aldığınıza eminiz. Peki ameliyat sonrası konusunda yeterli bilgiye sahip misiniz? Araştırmalar hastaların ameliyata çok odaklanıp sonraki süreç konusunda daha az bilgi edindiklerini söylüyor. Bu nedenle Plastik Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu ilgili sorulara yanıt verdi.

  • Burnunuzu nasıl koruyabilirsiniz?

Öncelikle ilk günler her zamanki rutininizden farklı geçecek. Bu nedenle mümkünse; eve geçtikten sonra size yardımcı olacak güler yüzlü bir yakınınızın olması birkaç gün hayatınızı kolaylaştıracaktır.

Kendinizi ama özellikle burun ve yüz bölgenizi her türlü travmadan uzak tutmanız çok önemli. Daha keyifli ve kolay bir ameliyat sonrası için size yardımcı olacak ip uçlarımız aşağıdaki gibidir. Uymanız sağlınız ve ameliyat sonucu için çok önemli.

  • Nasıl uyumalısınız?

Ameliyat sonrası ilk gece sizi hastanede konforlu bir ortamda misafir ediyoruz. Hemşireler ya da varsa refakatçiniz yüzünüze nazikçe buz uygulayarak ödeminizi yavaşlatacaktır. İlk gece özel hastane yatağında hemşire gözetiminde üst bedeniniz yaklaşık 40 derecelik bir açı ile uyuyacaksınız. Kendiniz tuvalete rahatlıkla gidebilirsiniz.

İkinci geceden itibaren evinizde yatarken vücudunuzun üst kısmı ve başınız yaklaşık 30 derecelik bir açı ile yukarıda yatmalısınız. Bunun için iki yada üç yastığı üst üste kullanmanızı öneririz. Dilerseniz ameliyat sonrası kullanılan özel üretim yastıklardan da alabilirsiniz. Bu şekilde yaklaşık olarak iki hafta yatmanızda fayda var. Kesinlikle yanlara dönmeden sırt üstü yatmanız önemli. Ödem, morluk ve kanama benzeri olasılıkları en aza indirgemiş olacaksınız.

  • Hangi ortamda uyumalısınız?

Tamponlar nedeniyle bir hafta burnunuz tıkalı olduğu için kendinizi hafif nezle gibi hissedeceksiniz. Ağzınızdan nefes alçağınız için çok sıcak olmayan bir odada uyumanız burun ve boğazınızın kurumasını aza indirecektir. Ayrıca odanızı sık sık havalandırmanız daha rahat uyumanıza yardımcı olacaktır.

  • Nasıl beslenmelisiniz?

Ameliyat günü akşamı yemeğinizi rahatlıkla yiyebilirsiniz. Sizin için özel hazırlanmış yemeği yerken yavaş çiğnemenizi öneriyorum. Sonraki günlerde bol sulu ve çiğnemesi kolay yemekleri tercih etmelisiniz. Eğer vejetaryen ya da vegan değilseniz et gibi bol protein içeren gıdalar hızla iyileşmenize yardımcı olacaktır. Burun kemiğiniz bir süre çok hassas olacağı için yaklaşık bir ay boyunca sert, zor ısırılan gıdalardan uzak durun. Bol su ve doğal meyve, sebze suları tüketin. Yeşil çay gibi ödem atıcı bitki çaylarını günde bir fincan tüketmeniz iyi olacaktır. Öğünlerinizi atlatmadan sağlıklı gıdalar tüketmek iyileşmenizi hızlandıracaktır.

  • Nasıl giyinmelisiniz?

Özellikle pijamanız olmak üzere kıyafetlerinizi ilk hafta önden düğmeli seçmelisiniz. Lütfen, burnunuza değmeyecek rahat giyilebilecek kıyafetler tercih ediniz.

  • Nasıl diş fırçalamalı?

Ameliyattan sonraki gece dişlerinizi rahatlıkla fırçalayabilirsiniz. Ancak yumuşak bir fırça ile hafif hareketlerle fırçalamanız gerekmektedir. Bu şekilde burnunuza basınç yapma riskiniz ortadan kalkacaktır.

  • Nasıl oturmalısınız?

İkinci günden sonra günlük hayatınıza döneceksiniz. TV , kitap, cep telefonu ya da yemek yemek gibi aktivitelerde uzun süre lütfen başınızı öne eğmeyin. Bu şekilde burun çevrenizde oluşacak ödemi aza indirmiş olacaksınız. İlk hafta dik otururken başınızı hafifçe geri atmanız sizi rahatlatacaktır.

  • Nasıl hareket etmeli?

Ameliyat sonrası yaklaşık dört hafta sert ve güç gerektiren hareketlerden uzak durmalısınız. Travma yaşayabileceğiniz her türlü ortamdan ve kalabalıktan sakınmalısınız. Burun temizliğinizi ilk üç hafta boyunca önereceğim okyanus suyu ile yapmalısınız. Burnunuzu temizlerken, havayı dışarı vermek yerine içeri çekmelisiniz.

10-soruda-burun-estetigi-sonrasinda-nasil-hareket-etmeli-464203-1.

  • Gözlük?

Maalesef burnunuz uzun bir süre hassas olacağı için gözlük kullanmamanız gerekiyor. Ameliyatın ikinci gününden itibaren lens kullanabilirsiniz. Ben hastalarıma yaklaşık 3 ay boyunca gözlük kullanmalarını önermiyorum. Daha sonra hafif çerçeveli, buruna ağırlık yapmayacak gözlük kullanabilirsiniz.

  • Telefonla konuşmak?

Burun ameliyatları her ne kadar kısa sürse de iyileşme sürecinde çok dikkat etmeniz süreci konforlu geçirmenizi sağlayacaktır. Bu nedenle bir ameliyat olduğunuz gün telefonla konuşmanızı önermiyoruz. Takip eden hafta boyunca da kısa görüşmeler yapmanız sağlığınız açısından önem taşımaktadır.

Instagram’da ‘paralı dönem’ geliyor

Aktarılan bilgilere göre; Instagram‘a çok yakında uygulama içi satın alma seçenekleri eklenecek. Bu özellik sayesinde firmalar, Instagram hesapları üzerinden kredi kartı ile satış yapabilecek.

Instagram, test etmeye başladığı yeni özellik ile akıllara Instagram paralı mı olacak sorusunu getirdi? Peki, Instagram’ın yeni özelliği ile kullanıcılar paralarını ne yönde harcayacak?

Facebook’un bünyesinde yer alan Instagram, son dönemde yaptığı yenilikler ile Snapchat’i adeta piyasadan silmeyi başarmıştı. Hikayeler özelliğine eklediği portre modu ile tek kameralı telefonlarda portre fotoğraf çekmeye imkan sağlayan Instagram, şimdi de yeni özelliğini test ediyor.

Kullanıcılar; Instagram’a kredi kartlarını kaydettikten sonra, firmaların Instagram hesaplarında paylaştıkları gönderilerde yer alan ürünleri çok kolay bir şekilde satın alabilecek. CNN Türk’ten Ecevit Bıktım’ın aktardığı habere göre, bu özelliğin sadece isteğebağlı olduğunu, Instagram’ın eskisi gibi ücretsiz olarak kullanılacağını belirtiliyor.

Şimdilik belli başlı kullanıcılar üzerinde test edilen bu özelliğin, yaz aylarında ilk olarak Amerika’da kullanıma sunulması bekleniyor. Instagram‘ın bu satışlardan henüz ne kadar komisyon alacağı bilinmiyor.

Bankacılık işlemleri tüzüğünden dolayı; ülkemizde şimdilik kullanımasunulmayacak olan bu özellik, Instagram‘ı sosyal medya platformundan alışveriş platformuna dönüştürecek gibi görünüyor.

Instagram’ın uygulama içi satışlardan oldukça fazla kar elde etmesi bekleniyor.

Müzik Köyü, dünya müziği için Fethiye’ye davet ediyor

Bu yıl dördüncü kez düzenlenecek olan Müzik Köyü’nün 2018 yaz etkinlik programı açıklandı.

Müzik Köyü bu yıl, 30 Temmuz – 4 Ağustos ve 7-12 Ağustos tarihlerinde, iki periyot şeklinde gerçekleştirilecek. Anadolu’dan ve farklı ülkelerden bir çok müzisyen ve müzikseverin bir araya geleceği Müzik Köyü 2018’de atölye, seminer, söyleşi ve konserler düzenlenecek.

Anadolu’nun farklı bölgelerinde kaybolmaya yüz tutmuş müzik geleneklerine dair yaptıkları çalışmalarla bilinen Müzik Köyü Ekibi, 2015’ ten bu yana düzenledikleri atölyeler, seminerler ve konserler aracılığıyla Anadolu ve dünyanın dört bir köşesindeki geleneksel müzikleri ve müzisyenleri, müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan Müzik Köyü’nde , geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu yıl da pek çok ilk gerçekleşecek.

Müzik Köyü 2018, Fethiye’ ye bağlı, dünyaca ünlü Kayaköy’de, ayrı ayrı programlanmış iki haftadan oluşuyor ve bu seneki etkinliklerde Türkiye’nin yanı sıra, İran, Yunanistan ve İspanya, Fransa, Ermenistan ve Almanya’dan sanatçılar yer alacak.

muzik-koyu-dunya-muzigi-icin-fethiye-ye-davet-ediyor-460361-1.

MÜZİK KÖYÜ 2018 PROGRAMINA KATILACAK SANATÇILAR:

30 Temmuz-4 Ağustos 2018 (1.PERİYOT)

Kemal Dinç, Kourosh Ghazvineh, Erdem Şimşek, Arslan Hazreti, Doç. Dr. Özgü Bulut, Efren Lopez Sanz, Ali Tekbaş, Doç. Dr. Cenk Güray, Ali Fuat Aydın, İsmet Kavanozlar, Yusuf İhsan Bodur, Sami Hosseini, Osman Kırca, Merih Aşkın, Veka Aler, Osama Badawe, Mehmet Günay Eser,

7-12 Ağustos 2018(2.PERİYOT)

Ahmet Aslan, Arslan Hazreti, Reza Samani, Birol Topaloğlu, Eleonore Fournaiu, Sami Hosseini, Ozan Baysal, Doç. Dr.Özgü Bulut, Giorgos Psaltis, Taxiarchis Georgulis, Selim Özyol, Salih Korkut Peker, Ulaş Özdemir, Salih Nazım Peker, Sevana Tchakerian, Mehmet Günay Eser, Osman Kırca, Yusuf İhsan Bodur, Gülay Diri.

Ayrıntılı bilgi için: www.muzikkoyu.net

İndi bahar Ankara’nın sisli yamaçlarına: Ankaragücü’nün dönüşü

2011-2012 sezonunun sonunda 34 maçta sadece iki galibiyet alarak Samsunspor ve Manisaspor ile birlikte küme düştü Ankaragücü, kökleri 1910 senesine kadar uzanan başkentin sarı lacivertli takımı. Onca sene araya rağmen ebedi puan cetvelinde 6. sıradalar, 1959 senesinde başlayan resmi futbol ligimizde 48 sezon ülke futbolunun en üst liginde mücadele vermişler, gelecek sezon altı sene aradan sonra yeniden Süper Lig’de yer alacaklar. Maç günleri tribünleri boş kalan belediye takımlarından değiller, hiç olmadılar zaten.

Bu sezon 1. Lig’de 17 bin 967 taraftar ortalamasıyla Süper Lig takımlarını geride bıraktılar, yer aldıkları her lige renk getirdiler. Ülke futbolunun dibe vurduğu zamanlarda kökleri, mazisi, taraftarı, şehir takımı olmaları bile yeter hatırlanmalarına. Dönüşlerini kutlayalım uzaklardan da olsa…

Onlarla ilk tanışmam 60’lı senelere denk gelir, şimdi çok eskide kalmış siyah beyaz zamanlara… Futbolun televizyon ekranları karşısında değil statlarda izlendiği, yaz akşamları parlak yıldızların altına salkım saçak kurulmuş çakıl taşlı açık hava sinemalarında Ayhan Işık, Sadri Alışık, Vahi Öz filmlerinin oynadığı zamanlara… Yazın simitçiler, kışın bozacılar geçerdi çocuk seslerinin yankılandığı sokaklardan, hemen her çocuk gibi ben de sevdalanmıştım o güzel oyuna. Evde futbol, hele de Ankaragücü dedin mi akan sular dururdu, adam sevdalanmış bir kere, maç günleri bağlasan durmaz, Ankara takımlarının maçı olduğu günlerde mutlaka soluğu alırdı o eski statta…

Bilmeyenler için 70’li yılların başları sarı-lacivertlilerin altın yıllarıydı. Ankaragücü 1971–1972 sezonunda Türkiye Kupası’nı kazandı. O sezon Türkiye futbol tarihinde, ilk defa Ankara’dan bir kupa şampiyonu çıktı. 70’li senelerin ortaları asansör takımların izlerini taşıyan düşmeler ve çıkmalarla geçen zamanlar. 1975–1976 sezonunda düştüler, ertesi sezon döndüler, 1977–1978 sezonunda yeniden düştüler…

1981 senesinde, 2. Ligde oynadıkları zamanlarda dünya futbol tarihinde çok önemli bir başarıya imza attılar. Bir 2. Lig takımı ülke futbolunun en önemli ikinci kupasını kazandı ve dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in desteğiyle ödülü 1. Lig oldu. Kenan Evren yıllarını, onun kararını tartışacak değilim, ne haddime! Keşke 12 Eylül Cuntası futbola hiç bulaşmasaydı, işçi sınıfının takımı o günlerle anılmasaydı. Yine de görüşüm, o yılların günümüzün belediye takımlarıyla donatılmış futbolundan daha iyi zamanlar olduğu yönünde. Daha naif zamanlardı en azından; düşünsenize, Aziz Yıldırım’ın değil Süleyman Saba’nın başkan olduğu, ülke futboluna Demirören’in değil Orhan Şeref Apak’ın yön verdiği, futbolun belediye takımlarıyla değil, Vefa, Şekerspor, PTT, Altay ile anıldığı zamanlardan bahsediyorum…

Hani, “Biz büyüdük ve kirlendi dünya” der ya şair şiirinde, büyümekle mi alakalı bilemem ama değişti her şey zamanla. Televizyonların yatak odalarımıza kadar girdiği, futbolun her daim üç İstanbulluyla endekslendiği zamanlarda ruhunu yitirdi Angaralıların takımı. 90’lı yılların ortalarından sonra her gelen sezon bir öncekini aratır oldu. Zamanla boşaldı tribünler; eskiyi bilen Ankara sevdalıları küstüler takımlarına. Haris bir belediye başkanı ve onca sene koltuğuna yapışmış kalmış kır saçlı bir kulüp başkanının didişmesinde lime lime oldu o köklü çınar. Maddi sıkıntılar, transfer yasaklarıyla geçen karanlık zamanlarda tutanın elinde kaldı… Sonra… Sonra düştüler, kötü giden bir hikâyenin beklenen sonu nihayet gelmişti, yoksulluk içinde kara akıbeti bekleyen hasta misali eridi gitti Ankaragücü…

Alt liglerde geçen onca zamandan sonra geçtiğimiz sezon başladı dönüşleri. 3. Ligde oynadıkları zamanlarda, futbolun görünmez köşelerinde ülkenin kırlarında çıktıkları deplasmanlarda taraftar rekorlarını kırarak devam ettiler yarım kalmış hikâyelerine. Onca yokluğa, parasızlığa, transfer yasaklarına, onca unutulmuşluğa, vefasızlığa rağmen unutulmuş bir hikâyeyi yeniden yazdılar. “Buralar hep köy kasaba, sığmıyoruz biz statlara” tezahüratını çoğunuz duymamışsınızdır sanırım. O müthiş tezahürat anlatır bilmeyenlere dönüşün hikâyesini. 1933 senesinde aramızdan ayrılmış Yunanlı şair Konstantinos Kavafis o enfes şiirinde, “Bu şehir arkandan gelecektir” der, muhtemel onların hikâyesini en güzel anlatan dizeler…

Nicedir gitmiyordum maçlarına, biraz kırgınlık, biraz uzaklarda olmanın verdiği kısıtlama. Yine de bu bir matem ya da eskiyle hesaplaşma yazısı olmasın, gönülden kutlayalım dönüşlerini. Süper Lig’den birlikte düştükleri Manisaspor bir küme daha düşerken onlar Manisa deplasmanında galip gelerek çıkmayı başardılar. Umarım düşüş yıllarından, kötü geçen sezonlardan ders almış, kişilerin değil şehrin takımı olmaları gerektiğini, birlik içinde oldukları zaman ayakta kalabileceklerini, yönetebilmenin de taraftarlığın da yolunun karşılıksız sevdadan geçtiğini, gruplaşmanın felaket getirdiğini anlamışlardır. Bu vesileyle başarının mimarı hocaları İsmail Kartal’a da selam çakalım, yokluktan var ettiği takımında uzun seneler kalsın, Ankaragücü’nün Wenger’i olsun…

Velhasıl dönüşün kutlu olsun Ankara’nın köklü çınarı, eskiden olduğu gibi tüm Ankara’nın, şehrini tribünden sevmişlerin takımı olmayı başarırsın umarım. Çocukken ilk maçıma götüren, ilk formamı alan, bu güzel oyuna ve renklere sevdalanmama vesile olan kahramanım babama ve artık aramızda olmayanların ruhuna gitsin dönüşün…

Bahar depresyonuna dikkat

Mevsin dönüşümlerinde en sık şikayet edilen yorgunluk, uykusuzluk ve halsizliğin nedenleri ve bahar yorgunluğunun etkileri hakkında konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi dahiliye uzmanı Dr. Ferit Arğun,“Bahar yorgunluğu deyip geçmemek lazım. Bu sorun bazı hastalıkların fark edilmesine engel olabilir. Her yorgunluğu bahara bağlamayın” dedi.

DEPRESYONA ZEMİN

“Mevsim geçişi aslında bir canlanmadır, vücut da bu canlanmaya eşlik etmek ister. Ama bireyin fonksiyonel kapasitesi yeterince sağlam değilse o canlanmaya eşlik edemeyebilir ve bu durum kişide depresyona zemin hazırlar” uyarısında bulunan Arğun, “Her yorgunluğu bu mevsimde oldu diye bahar yorgunluğu olarak değerlendirmemek gerekir. Ciddi bir B12 vitamin eksikliği, demir eksikliği veya vitamin D eksikliğiniz olabilir. Her birey bahar yorgunluğunu aynı yoğunlukta yaşamak durumunda değildir. Atopik (alerjik) bünyeler bahar yorgunluğundan daha fazla etkilenir ” diye konuştu.

“YAŞAMINIZ DEĞİŞİYORSA ALTINDA HASTALIK ARAMAYIN”

Mevsim değişiklikleri sonucunda yaşam biçimini hızla değiştirenlere uyarıda bulunan Arğun, “Mevsimler arası geçişte yaşam biçimimizi de aşamalı bir süreçle dönüştürmeniz gerekiyor. Güneşin doğduğu saat ile battığı saatin değişmesi uyku saatimizin de değişmesine neden olabilir. Bahara bağlı olarak dışarda daha fazla zaman geçiriyoruzdur ve bunlar birleştiğinde de uykuya daha az vakit ayırıyoruzdur. Havaların güzel olması bizi bazen sporumuzdan alıkoyabilir bu da yorgunluk olarak bize geri dönebilir. Yeme içme alışkanlığınız dışarda kalma süremize bağlı olarak değişebilir bu da vücutta sindirim sorunu yaratabilir. Tüm bu kendimizden kaynaklı nedenlerden yaşadığımız değişimlerin bahar ile ilgisi olmayabilir. Alerjik yapıdaki kişilerde durum farklıdır, havadaki polenler gün içinde yaşam kalitelerini düşürür, özellikle gece burun tıkanıklığına neden olduğundan kaliteli bir uyku alamazlar ve bu da gün içinde yorgun ve bitkin görünmelerine neden olabilir” diyerek konuşmasını sürdürdü.

“Sıcaklık ve rüzgar değişimleri fark etmesek de vücudumuzda değişim yapar, örneğin bakterilerin hareketleri azalır bu nedenle daha sık enfeksiyon kapabiliriz. Viral enfeksiyonları en çok sonbaharda görürüz ama ilkbaharda kış ile aynı seyri gösterir” diyen Arğun, havaların ısınması ile hastalıkların da hemen ortadan kalktığı yönündeki algının yanlış olduğunun altını çizdi.

“MEVSİME GÖRE YAŞAM DÜZENİNİZİ BOZMAYIN”

“Mevsim geçişlerinde giyiminize dikkat edin” diyen Arğun,”Hemen yazlıklara geçmeyin muhakkak yanınıza akşam serinliğine karşı yedek bir şeyler alın. Beslenme alışkanlığınızı bozmayın, baharın tadını çıkarmak uğruna uyku süresinizi azaltmayın, spor yapmayı ihmal etmeyin. Tüm bunlarda yapacağınız ani değişimler, yaşam kalitenizi düşürür, yorgun, uykusuz ve mutsuz bir dönem geçirirsiniz ve hastalıklara da kapı aralarsınız” dedi.

“İLAÇLARINIZI MEVSİME GÖRE YENİDEN DÜZENLEYİN”

Astım hastalarının mevsim geçişlerinde dikkatli olması gerektiğini belirten Arğun, “Atopik bir bünyeye sahipseniz, astım hastasıysanız, alerjik bir bünyeniz varsa, ilaçların basamaklı tedaviye göre verildiğini unutmayın. Özellikle astım ve allerjik rinit hastalarında hastalığı tedavi etmiyoruz, allerjen maruziyeti sonrası hastada oluşan şikâyetleri azaltmaya yönelik tedaviler uyguluyoruz. Şikâyetiniz artıkça ilaç ihtiyacınız da artıyor olabilir. Bu nedenle şikâyetleriniz artar ise doktorunuza başvurun ve ilaçlarınızı yeniden düzenlemesini isteyin” diye konuştu.

“MUHAKKAK BAHAR TEMİZLİĞİ YAPIN”

Yaşam alanlarının da mevsimle birlikte elden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Arğun, “Evdeki allerjenlerden ilkbahar ile birlikte kurtulmak gerekir, muhakkak bahar temizliği yapılmalı. Elbise dolapları ve kitaplıklar elden geçirilmeli. Perdeler tozlar için rezevuar görevi görebileceğinden temizliğine özellikle belli aralıklarda özen gösterilmeli. Eski mobilyaların su alarak şişmesi durumunda o bölgelerde mantar oluşumuna neden olabileceği için tamiratı veya değiştirilmesi gerekebilir. Yatakların temizliği ve uzun yıllardan beri kullanılıyor ise değiştirilmesi gerekebilir. Lavabo ve banyolar detaylıca dezenfekte edilmeli, özellikle lavabo su giderleri temizlenmeli, nemli alanlarda mantar oluşumuna ve yayılımına izin verilmemeli. Özellikle ebeveyn banyolarında bulunan yer halıları ıslak ve nemli kalmamalı. Duvarlarda su sızıntısı var ise tamiratı yapılmalı. İlkbahar ile birlikte evin havalandırılması için de zamanlamaya dikkat edilmeli, sabah erken saatler yerine çiğin kalktığı 11-12 gibi saatler seçilmeli” dedi.

Arğun migren hastalarını ise, “Işığa uzun süreli maruz kalmak migren ataklarını tetikleyebilir. Göz sağlığı için, sarı nokta hastalığına yakalanmamak için mutlaka güneş gözlüğü kullanın” sözleriyle uyardı.

“ÇOCUKLARINIZIN GÖZLERİNİ GÜNEŞTEN KORUYUN”

Çocukların gözlerinin güneşe direk maruz bırakılmaması gerektiğini söyleyen Arğun, “2 yaşın altındaki çocuklarınızı baharda güneşlendirirken göz sağlığı açısından gözlerinin direkt güneşe maruz kalmasını engelleyin. Henüz kornea tabakası yeterince gelişmediğinden retina tabakasını koruyamayabilir ”dedi.

Güneşi gördüğümüz anda D vitamini aldığımız yönündeki algının da yanlış olduğunu belirten Arğun, “Vücudumuz ilkbahardaki güneşten yeterli miktarda D vitamini almaz, bu nedenle D vitamini takviyesine devam edin. Güneş ışınlarının derimize direkt teması ile D vitaminini, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında daha fazla sentezleriz” ifadelerini kullandı.

Arğun, sağlıklı bir yaşam için su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizdi, “İlkbahar ile birlikte, sıcaklığın artmasına bağlı olarak su tüketimini artırın. Yaz ile birlikte mineralli su tüketmeye başlayın. Özellikle güneşlendikten sonra ya da spordan sonra mineralli su, soda için.” (DHA)