Yasak Elma dizisinde ‘Talat Bulut set asistanını taciz etti’ iddiası

Yasak Elma dizisinin başrol oyuncularından Talat Bulut’un sette çalışan asistanı taciz ettiği iddiası ortalığı karıştırdı. Sosyal medyada hızla yayılan iddialar üzerine dizi yapımcısı Fatih Aksoy, “Her iki tarafla görüşeceğim. Bundan sonraki adli yargı süreci olursa nasıl ilerler bilemiyorum” dedi

Hürriyet’ten İsmail Bayrak’ın haberine göre, sosyal medyada hızla yayılan iddialar üzerine dizinin yapımcısı Fatih Aksoy, açıklama yaptı. İşte Fatih Aksoy’un açıklaması:

“Bugün karşı tarafla, mağdur olduğunu iddia ettiği kişiyle görüşeceğim daha sonra Talat Bulut’la. Bu olaylar tabii ki ağır ithamlar. O yüzden yanlış adım atmak ya da birilerini karalamak istemiyorum. Sonrasında ben yapımcı olarak üzerime ne düşüyorsa onu yapacağım. Bundan sonraki adli yargı süreci olursa nasıl ilerler bilemiyorum”

Halk neyi oylayacak? 2: Anayasal gelecek tercihi

16Nisan 2017’de Anayasa değişikliği için kurulan sandıklar, sadece Anayasa oylaması değildi; “evet” ve “hayır” ayrışması, iktidarı temsilen R.T. Erdoğan ve K. Kılıçdaroğlu öncülüğündeki muhalefet bloku arasında bir tercih idi. Bu nedenle, Anayasa halkoylaması, “plebisiter referandum” şekline dönüştü. 24 Haziran seçimleri de, CB veya TBMM’de ortaya çıkacak çoğunluk tercihi olmayıp sadece, bir “anayasa oylaması” aynı zamanda.

Geçen yazıda, anayasal eksende tercihlere ilişkin şu karşıtlıkları açmıştım:

»Devamlılık ve kopuş,

»Umut ve statüko,

»İktidarın eldeğiştirmesi ve iktidar zehirlenmesi,

»Hukuk ve OHAL,

»Hukuk devleti ve kişi devleti,

»Türkiye barışı ve ötekileştirilmiş toplumsal yapı.

Bu yazıda, daha geniş ve bütüncü çerçevede konuyu üçlü eksende ele alacağım; zira bunlar, anayasa için sacayağı oluşturur: ülke, toplum ve devlet.

ÜLKE: Anayasa, ülkenin toprak, su ve hava sahasını nasıl düzenler? Bu açıdan, flora+fauna ve homo sapiens birlikteliği esastır.

TOPLUM: Anayasa, toplumun dayandığı değerler dizgesini güvence altına alır. Kuşkusuz bu değerler, özgürlük, eşitlik ve haysiyet denklemine dayanır.

DEVLET: Devlet, ülkenin ve toplumun değerlerini korumaya ve bunların uyumlu birlikteliğini gelecek kuşaklara aktarmaya elverişli kurumlar ve kurallar bütünüdür. Söz konusu kurumlar ve kurallar, ülke ve toplum için üçlü “yükümlülük” kavramında somutlaşır:

Devlet-ülke örneği: çevre kirlenmesini önlemek, çevre sağlığını korumak ve çevreyi geliştirmek (Any., md.56), Devlet’in yükümlülükleridir.

Devlet-toplum: hak ve özgürlükleri ihlalden kaçınmak (saygı göstermek), korumak ve geliştirmek (Any., md.2, 5, 12, 40 vd.), yine devletin yükümlülükleri.

Soru: ülke-toplum ve devlet üçlüsünde; önlemek (kaçınmak veya saygı göstermek), korumak ve geliştirmek şeklindeki üçlü yükümlülük nasıl sağlanır veya yerine getirilir?

Devlet örgütlenmesini şu üç işleve denk düşen üçlü yapıya ayırarak: kuralı koyma işlevi (yasama), kuralları uygulama işlevi (yürütme) ve kurallar ile uygulamalarını denetleme işlevi (yargı).

Biyolojik çeşitlilik/haklar toplumu ve hukuk devleti
Ülke/toplum ve devlet üçlüsünde anayasa sacayağı, yapılan açıklamalar ışığında, “biyolojik çeşitlilik”, “haklar toplumu” ve “hukuk devleti” kavramlarına denk düşer.

»Biyolojik çeşitlilik, doğal öğelerin hak öznesi olarak düzenlendiği çevresel demokrasiyi gerekli kılar.

»Haklar toplumu ise, çoğulcu veya demokratik toplum olarak ifade edilir.

»Hukuk devleti ise, kuralların aşamalı sıralanması veya normlar hiyerarşisi (hukuk) ve erkler ayrılığı (devlet)kavramlarında somutlaşır.

İttifaklar ve anayasa
Siyasal partiler ve anayasa arasında ilişki kurmak, ittifaklar ve anayasa ilişkisini öne çıkarır; zira, 24 Haziran’da yapılacak oy tercihi, hem partilere hem de ittifaklara veya kişilere ilişkin olacaktır.

Bu bakımdan, “Cumhur ittifakı”nın Anayasa tercihi bellidir: 16 Nisan 2017’de halkoyuna sunulan 6771 sayılı kanun. Bu kanun, anayasanın 3. Ayağı olarak nitelenen hukuk devletinin ana mekanizmalarını parçalamış bulunuyor: yönetmelik+tüzük+kanun ve anayasa şeklindeki aşamalı kurallar zinciri kırılmış; denge ve denetim düzeneği ile ifade edilen erkler ayrılığı yerine, tek kişinin belirleyici olduğu güdümlü yapı öngörülmüştür.

Bu nedenle, Cumhur ittifakı tarafından topluma sunulan Anayasa bellidir ve bunun dışında anayasal projeye sahip değildir (statüko).

Anayasa umudu…
Buna karşılık, statükoyu reddeden “millet ittifakı” ve HDP, topluma anayasal seçenek sunmalı. Bu seçenek, şu üçlüde somutlaştırılabilir:

-İhtiyaçlar: başlıca anayasa düzenleme konuları olarak “ülke+toplum ve devlet” üçlüsünde ortaya çıkan sorunlar nelerdir?

-Anayasal kazanımlar: sözkonusu sorunlara, ülkemizin yüz elli yıllık siyasal ve anayasal birikimi ne ölçüde çözüm bulabilir?
-Çağdaş a
ayasacılığın yanıtları: karşılaştırmalı anayasacılığın hangi öğeleri esin kaynağı olabilir?

Ülke/toplum ve devlet için
16 Nisan’da oylanan değişiklik, “kişi projesi” idi ve bu özelliği açıkça beyan edildi; aradan geçen bir yıllık zaman diliminde teyit edildi.

Bu nedenle, 24 Haziran çifte seçimlerine üç hafta kala, “kişi projesi”ni reddeden müttefik ve partiler, yukarıda betimlenen eksenlere dayanan anayasa tasarımlarını toplum ile paylaşmalı. Bu sadece, 16 Nisan “hayır bloku”na karşı bir yükümlülük değil, gelecek kuşaklara karşı da bir ödevdir.

Kendilerine çifte seçim dayatılan seçmenler, aslında geleceğe dönük anayasa tercihlerini ortaya koyacaklar.
Siyasal partiler, CB adaylarını ve milletvekili adaylarını acil bir görev bekliyor: anayasal geleceği tartışmaya açmak.
Zira, 24 Haziran günü, Cumhurbaşkanı ve TBMM üyeleri için kullanılacak oylar, Türkiye ülkesi, Türkiye toplumu ve Türkiye Devleti’nin geleceği üzerine belirleyici olacak.

Muharrem İnce: 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, oy oranlarına ilişkin ise “24 Haziran’da Sayın Erdoğan ile Muharrem İnce’nin oyları birbirine yakın çıkacak. Gördüğüm o. 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı. Bunu sizler de görüyorsunuz. Tabii ki diğer hepsi de rakiplerim ama Erdoğan ile benim oyum birbirine yakın.” değerlendirmesinde bulundu.

İnce, Habertürk canlı yayınında katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

“Seçmen Muharrem İnce’ye neden oy versin?” sorusu üzerine İnce, Türkiye’nin en önemli kaynağının insan gücü olduğunu belirtti. İnce, ülkenin yaş ortalamasının da 29 olduğunu anlatarak, “Yeni bir dönemde yeni bir isimle liyakatlı bir kadroyla tek adamlık yapmadan güçlü bir liderlik yaparak ortak akılla ortak iyiyi bulmak için çalışarak, uzmanlığı, liyakatı öne çıkartarak, şeffaflığı, hesap verebilirliği öne çıkartarak, kamuda yükselmeyi adil koşullara bağlayarak, kimseyi ötekileştirmeden, bu 29 ile çok şey başarabiliriz.” diye konuştu.

Muharrem İnce, Türkiye’de bazı köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü ifade ederek, “Şimdi onları bir büyük bela bekliyor. Vergiler ertelenmişti. 2019’a kadar bu köyler bu vergileri ödemeyecekti. Şimdi eğer Erdoğan seçilirse, o köylülere sesleniyorum 16 bin 544 köy, bin 578 belediye. Bunlar 2019’dan itibaren 5 ayrı vergi ödeyecekler, şu an farkında değiller. Bunu değiştirmemiz lazım.” dedi.

“Bu adamın neyine inanacaksın”

“Erdoğan-Gülen görüşmesi” iddiasına kaynak gösterdiği gazeteci Nasuhi Güngör’ün açıklamalarına ilişkin soru üzerine İnce, ” ‘Onlar bilgiye, belgeye dayanmadan yazdığım şeyler, dedikodu’ diyor. Beyefendinin bir tweeti daha var, 23 Ocak 2012. ‘Bunların hepsi olacak, endişe etmeyin. Yenilikçi Hareket kitabımda ve geçmişte yazdığım her şeyin de arkasındayım.’. Bu adam TRT Haber Dairesi Başkanı oluyor. Bu adamın neyine inanacaksın. Kitaba yazmışsın, tweet atmışsın, bugün yalanlıyorsun. Senin gibi bir adamı TRT’nin haber müdürü yapıyorlar. Yazık, günah.” ifadelerini kullandı.

Fetullah Gülen’in iadesine ilişkin CHP’nin Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurunun neticesinin sorulması üzerine İnce, şunları söyledi:

“Fetullah Gülen’in iadesiyle ilgili, ‘iadesi istenmedi’ demedim ben. ‘Usulüne uygun istenmedi’ dedim. Grup Başkanvekilimiz Özür Özel’i aradım. Adalet Bakanlığı’na yazmasını istedim. Bu konuda uzman bir iki avukat arkadaşımızla birlikte, avukat milletvekillerinden bir heyetle, Adalet Bakanlığı’na gitsinler, incelesinler benim iddiamı.Bekir Bozdağ ne dedi? ‘Gelsinler, gösterelim evrakları’ dedi. Ayın 25’inde Özgür Özel imzalı yazımız Adalet Bakanlığı’na gitti. Henüz ‘gelin, inceleyin’ demiyorlar. Bekir Bozdağ’ın açıklaması şu; ‘Kimseye gösteremeyiz, Muharrem İnce gelsin incelesin.’ Ben niye gidip inceleyecekmişim? Avukatlarım yok mu benim? Ben Cumhurbaşkanı adayıyım bu ülkede.”

İnce, “AYM’nin seçim kararı ne olur? Seçim iptal olur mu?” sorusuna ise seçimin iptalini beklemediğini belirterek, “CHP’nin itirazı sandık taşınmasına ve diğer maddelere. İttifaka, temel noktalara itirazımız yok.” yanıtını verdi.

“Bankaları yeniden yapılandıracağız”

Muharrem İnce, 24 Haziran’da sandıkları koruyacaklarını, 50 bin avukatın cübbeleriyleYSK’nın önüne gideceğini belirterek, sandık güvenliği konusunda endişe taşıdığını ancak milletin rahat olmasını, ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ekonomi alanında bir hafta içinde ne yapacaklarını belirlediklerini dile getiren İnce, Merkez Bankasıyla işe başlayacaklarını, bürokratların hepsini görevden almak gibi bir durumun olmayacağını, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Kalkınma Bankası ve Eximbank’ı sektörel bazda yeniden yapılandıracaklarını anlattı.

İnce, ekonomi alanında birlikte çalışacağı bir kurmay heyeti olduğunu, zamanı gelince onları da açıklayacağını ifade etti.

Seçilince Genelkurmay Bakanını görevden alacağını söylediğine ilişkin iddialar üzerine İnce, “Bana karşı aday olmak isteyen birinin bahçesine helikopterle inerse görevden alırım tabii.” dedi.

“Dış politika, ekonomi ve yargı üç sac ayağıdır”

Seçilmesi halinde restorasyon sürecinde kararname yetkisini de kullanacağını, bu sürecin de maksimum 2 yıl süreceğini belirten İnce, “Yargıyı düzeltmeden ekonomiyi düzeltmemiz mümkün değil. Dış politika, ekonomi ve yargı üç sac ayağıdır. Biri diğerini etkiler, tetikler. Demokrasiyi oturtmazsanız, hukuk devleti olmazsanız, mahkemelerinize saygı duyulmazsa yabancı yatırımcı size gelmez, güvenmez. Bugün ceza getirdiler yeni. Para getirmek serbest Türkiye’ye, para çıkarırsan yüzde 40 ceza var. Polisiye tedbirle ekonomi kalkınır mı?” şeklinde konuştu.

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra yetkilerini kullanacağını, ancak yasama yürütme ve yargıyı ayıracağını dile getirerek, “Yetkilerimi demokratikleşme, Türkiye’nin özgürleşmesi, şeffaflaşması üzerine kullanacağım. Yetkileri elimde toplamak yerine bir denetleme mekanizması olması lazım.” dedi.

Yargı, eğitim ve dış politika gibi her alanda bir uzlaşma ve barışmadan söz ettiğini dile getiren İnce, “Yüksek yargıçların bulunduğu bir toplantıya gittiğimde neden ayağa kalksınlar. Yüksek yargıçların bir cumhurbaşkanının karşısında ayağa kalkmasını doğru bulmuyorum.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adayı İnce, seçilmesi durumunda Olağanüstü Hali de hemen kaldıracaklarını ifade ederek, başörtüsü konusunun ise artık Türkiye’nin sorunu olmadığını söyledi. İnce, devletin işinin kıyafetle uğraşmak olmadığını, yetenekli ve liyakatlı olması durumunda AK Partili birinin de genel müdür olabileceğini kaydetti.

Aleviler konusundaki duruşunun da net olduğunu ifade eden İnce, Sunniler olarak Alevilere haksızlık edildiğini, Sivas Madımak’ta iki kez parti adına grup başkanvekili olarak açıklama yaptığını, söylediklerinin arkasında olduğunu vurguladı.

İnce, Anıtkabir’e her gittiğinde babasının mezarında olduğu gibi Fatiha suresini okuduğunu, Cumhurbaşkanı adayı olunca bu konunun haberleştirildiğini anlattı.

“Hepimiz birlikte bir şeffaflığın içinde olacağız”

Seçilmesi halinde cumhurbaşkanının hesap vereceği bir düzen olacağını belirten Muharrem İnce, “Cumhurbaşkanının hesap verdiği bir ülkede tarikatlar hesap mı vermeyecek? Hepimiz birlikte bir şeffaflığın içinde olacağız. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, valiler, kaymakamlar.” diye konuştu.

Dindar nesil yetiştirilmesine itirazının olmadığını, çocuklarını dindar olarak yetiştirmek isteyen ailelere devlet olarak yardımcı olacaklarını dile getiren İnce, şunları söyledi:

“Ama kindar nesil yetiştirilmesine engel olurum. Dün ilk öğretmenlik yaptığım imam hatip lisesini ziyaret ettim. İmam hatipler de bu ülkenin evladıdır, çocuklarıdır. Benim çocuklarımdır, onlar merak etmesinler. Fen lisesinde okuyanlar da benim çocuklarımdır. Onlara öğretmen şefkatiyle yaklaşıyorum ben. Hiç kimsenin böyle bir kaygısı olmasın. Bekir Bozdağ ortalığı bulandırmasın. Bu tür söylemler, ‘Yok başörtüsünü yasaklar, yok imam hatipleri kapatır.’ bunların hiçbirisi doğru değildir.”

“Erdoğan bana ekonomi öğretsin istiyorum”

Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnce, “Sayın Erdoğan meydanlarda ekonomist olduğunu söylüyor. Ben tartışalım diyorum. Bana ‘bu köprüleri sen yapamazsın’ diyor. Ben de diyorum ki ‘Sayın Erdoğan bana bir televizyon kanalında ekonomi öğretir misin?’ Gel bir televizyon kanalına çıkalım, tartışalım. Bana ekonomi öğretmesini istiyorum. Millet de seyretsin, kim kime öğretiyor görsün.” diye konuştu.

İnce, elektrikli otomobil üretmekten sanayi 4.0’dan yana olduklarını, tarım ve hayvancılığı da ileri noktalara taşımayı amaçladıklarını söyleyerek, “Bizim derdimiz tarımı ayağa kaldırmak. Bir köylü çocuğu olarak hayvancılıkla uğraşanları ayağa kaldırmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Nasıl bir ekonomik model öneriyorsunuz? Müdahaleci, korumacı bir Türkiye mi istiyorsunuz?” sorusu üzerine İnce, şöyle konuştu:

“Şimdi bakın CHP’yi tanımayan ve bilmeyenlerin sözüdür bu. Bilmemesi de çok normal. CHP’nin altı okundan birisi devrimciliktir. Her şey devrimcilik üzerine kurulmuştur. İkinci ok, laiklik okudur. Üçüncü ok, altında bir çentik vardır. En büyük devletçiliktir. O çentik nedir biliyor musunuz? Özel sektördür. Yani özel sektör tetikleyecek demektir. Bunu bilmeyen tarih ve CHP cahilleri böyle anlatır. Tabi ki, devletin yapması gereken işler olacak. Yapacak devlet bazı şeyleri. Piyasayı neden kontrol edelim? Piyasa hukuk devletiyle kendisini kontrol eder. AK Parti döneminde 265 stadyum yapıldı. Stadyumum gerekli midir? Tabii gereklidir. Gerektiğinde biz de yapacağız. Ama bazılarını bir iki milyon harcayarak onarıp yapacakken 265 stadyum. Ama stadyumun üretime hiçbir katkısı yok. Haftada iki, ayda sekiz saat çalışıyor. Benim tercihim 265 fabrika yapmaktır.”

Miting alanında dile getirdiği vaatleri hangi bütçeyle ve hangi kaynaklarla gerine getireceğinin sorulması üzerine ise İnce, yıllardır dersine çok iyi çalıştığını belirterek, “Kamu İhale Kanunu’nu 180 defa değiştirdiler. Kamu İhale Kanunu’nu düzeltirsek paranın yarısını orada bulacağız.” dedi.

“Sayın Erdoğan ile oyumuz birbirine yakın olacak”

İnce, oy oranlarına ilişkin ise “24 Haziran’da Sayın Erdoğan ile Muharrem İnce’nin oyları birbirine yakın çıkacak. Gördüğüm o. 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı. Bunu sizler de görüyorsunuz. Tabii ki diğer hepsi de rakiplerim ama Erdoğan ile benim oyum birbirine yakın.” değerlendirmesinde bulundu.

İnce, ikinci tura kaldıklarında muhafazakar seçmenin de kendisine oy vereceğini savunarak şunları kaydetti:

“Yerli ve milli ise Erdoğan’dan daha milliyim. Her şeyim belli. Milletin gözü önünde. Şatafattan uzak. Sarayda yaşamayacağım. Kedi evimde yaşayacağım. Şeffaf bir yönetim, hukuk devleti, özgürlükler ve isteyen istediği gibi giyinecek. Merkez Bankası korkutulmayacak. Yabancı yatırımcılar güven duyacak. Ben sadece CHP’lilerin cumhurbaşkanı olmayacağım ki. Bu partimden ayrı düştüğüm anlamına da gelmez. Cumhurbaşkanlığını tarafsız yapacağız. 3B ve 3Y diyorum. Barışacağız, bölüşeceğiz ve büyüyeceğiz. Yönümüz, yöntemimiz ve yönetimimiz belli olacak.”

Meydanlarda “Göreve geldiğimde Genelkurmay Başkanı’nı görevden alırım diyorsunuz. Peki MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı da görevden alacak mısınız?” sorusu üzerine Muharrem İnce, şöyle konuştu:

“Ben meydanlarda şöyle söyledim: Benim cumhurbaşkanlığımda aday olacak birinin bahçesine helikopterle inerse onu hemen görevden alırım dedim. Cümlem aynen böyleydi. Cümlemin arkasındayım. Ben kişileri tartışmadım. Olayı ortaya koydum. Böyle bir olay olursa görevden alırım. Böyle bir şeyi Hakan Fidan da yaparsa onu da görevden alırım. Türkiye’yi siyasi irade yönetecek. Seçilmişler yönetir. Millet iradesi hiç itirazım yok.”

“3 başkan yardımcısı olacak”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce, Millet Bahçesi Projesi’ni desteklediğini ifade ederek, “Ben de öyle yapacağım ama onlar kazanırsa asla yapmayacak. Bir kenarını bahçe yaparlar ama oraya TOKİ girmeden, rezidans olmadan bırakmazlar.” dedi.

Muharrem İnce, 24 Haziran’da seçilmesi halinde 3 başkan yardımcısı olacağını, bakanlıklar arasında gençler ve girişimcilikle ilgili yeni bir bakanlığın yer alacağını aktardı.

“Bir partinin genel başkanının, yardımcınız olma ihtimali var mı?” sorusu üzerine İnce, “Karşımda rakip olan birine seni yardımcım yapacağım demek, siyasi nezaketsizliktir.” yanıtını verdi.

İnce, ikinci tura kalırsa, başkan yardımcılarını 8 Temmuz’dan önce açıklayacağını ifade etti.

Hukuk alanında nasıl bir değişikliğe gideceğine ilişkin soruya İnce, “Adalet Bakanı ve müsteşarı, Hakimler Kurulunda ve Savcılar Kurulunda olmayacak. Seçildiğimde, birinci sınıf hakimlerle konuşma yapmayı düşünüyorum. Yargıtay’da, Danıştay’da seçimler olurken, gazetelerde boy boy haberler gördük. 8 tanesi sosyal demokrat, 13 tanesi muhafazakar, 4 tanesi ülkücü… Bu haberlerden utanmadınız mı diyeceğim? Nasıl olur da hakimlerin dünya görüşlerini, ideolojilerini biliyoruz. Kontenjanınız mı var?” yanıtını verdi.

“Adalet sağlanamazsa, yeni aflar gündeme gelir”

İnce, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda çok hızlı bir şekilde adil bir yargılama sürecine girebileceklerini dile getirerek, “FETÖ’cüler önce askerleri hapse attı, şimdi FETÖ’cüler hapiste. Sonra bunların işbirlikçileri hapse girecek. Sırayla bu işler, o yüzden adalet hepimize lazım. Erdoğan’a da bana da size de.” diye konuştu.

“Şu an iktidarda olanlardan mı bahsediyorsunuz işbirlikçi diye?” sorusu üzerine İnce, “Onların işbirlikçileri kimse, onları oraya kim getirdiyse… Akın Öztürk’ü Hava Kuvvetleri Komutanı yapmak için, önündeki 60 generali emekliye sevk edip… Kim ortaklarıysa çıkacak ortaya.” dedi.

Adalet sağlanmazsa, yeni afların gündeme geleceğini belirten İnce, bunun doğrusunun adaleti sağlamak olduğunu, merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın deyimi ile affın “pansuman bir tedbir” olduğunu dile getirdi.

Adil bir yargı sistemi kurduklarında, FETÖ’cü hakim ve savcıları yargılarken “kiminle işbirliği yaptınız” diye soracaklarını anlatan İnce, “Sormayalım mı? Kapatalım mı? Buintikam, rövanş değil ki. Bunu sormak bizim görevimiz değil, yargının görevi. Biz yargının bağımsız, tarafsız, adil düzenini kuracağız.” dedi.

“Suriye’ye büyükelçi göndereceğiz”

Seçilirseniz ABD’ye mi yaklaşacaksınız yoksa bölgesel ittifakı mı işleteceksiniz?” sorusu üzerine İnce, Suriye’ye büyükelçi göndereceklerini, 4 milyon Suriyeli’yi barışçıl yollarla göndermenin birinci hedefleri olduğunu söyledi.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini vurgulayan İnce, bu ülke için yeni bir anayasa gerektiğini, BM gözetiminde Suriye’de ve Suriye dışında yaşayanların katıldığı bir seçim yapılması gerektiğini ifade etti.

İnce’den Bozdağ’a ‘Gülen’in iadesi’ yanıtı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor. Tekirdağ’da konuşan İnce’nin açıklamalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Önümüzde bir seçim var ter akıtma seçimi. Sandık görtevlileri var ya bu memleketin geleceği onlara teslim onlara. O gün acıkmak, yorulmak yok.

“Bu ülkede en zor durumda olan basın, acıyorum hallerine”

-Bu ülkede en zor durumda olanlar kimler? Çiftçi mi, esnaf mı, işçi mi? Bunların hiçbiri değil. En zor durumda olan basın… Acıyorum hallerine. Bakın İngiliz, ABD, Japon, Alman gazetecileri röportaja geliyor. Gelip Türkiye’de bir değişim oluyor galiba deyip benimle konuşmak istiyorlar. Türk medyasına bakıyorum “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı” yazıyor. İnsafsızlar, vizdansızlar… Şu anda burada 20 civarında milletvekili arkadaşım var. Partinin Grup Başkanvekili arabanın içinde yatıyor. Bana getirilen suya sıcak mı soğuk mu diye bakıyorlar. Partinin genel başkanıyla her akşam durum değerlendirmesi yapıyoruz.

Bekir Bozdağ’a: Senden mi korkacağım!

-Şimdi biz dedik ki biz seçildiğimiz takdirde yargıyı 3 ay içinde düzelteceğiz. 3 ay sonra ABD’ye diyeceğiz ki ‘Bak benim ülkemde artık adaletli bir yargı var.’ Mahkemelerim bağımsız. FETÖ’yu iade et. Etmiyorum derse. ABD askerleri Noel’i, 24 Aralık’ta Washington’da kutlar. ABD’lilerden cevap geldi: Bizden Türkiye Cumhuriyeti olarak FETÖ’yü isteyen düzgün bir talep yok. Yani bizden usulüne uygun bir şekilde istenmedi. Bugün Bekir Bozdağ açıklama yapmış. Demişki, “Muharrem İnce’ye birileri yalan söylüyor. Türk mü yabancı mı söyleyen… Bekir Bozdağ beni dinliyorsundur sen zaten kim olduğunu biliyorsundur. Senden mi korkacağım. Ama bir şey söyliyeyim mademki usulüne uygun olarak iadesini istediniz ben bu ülkenin milletvekiliyim. Bana bunun belgesini göster. Ben sana benim ekibimdeki hukukçulardan bir heyet göndereceğim. Bu heyete o belgeleri bir göster bakalım. Bugün ABD’liler tekrar beni aradılar dediler ki, ‘120 koli gönderdiler bize’ çoğunluğu gazete küpürü. Hatta diyorlar İngilizce tercümesi bile yapılmamış baştan sağma. Yani iade edilmesini istemiyorlar. Niye istemiyorlar. Ortaklık var. Yani ey aziz milletim istiyormuş gibi yapıyorlar. Madem istedin ben şimdi bunun belgesini istiyorum.

-Arkadaş dünya lideri. 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Katip düzeyinde idare ediyoruz.

“Senin derdin Filistin değil; insanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin”

-Bugün Filistin’le ilgili seçim yapıyor. Acaba Filistin mi, seçim mitingi mi? Hangisi? İsrail’e dik durmak istiyorsan Mavi Marmara’dan aldığın parayı iade et, büyükelçiyi geri çek, boykot et. Yok bunları yapamam. Ne yaparsın, miting. Senin derdin Filistin değil. İnsanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin.

-Dolar 4.5 lira oldu ama Erdoğan ağzına bir kez almıyor. Hemen dönüyor dış güçler diyor. Bizi dolarla terbiye edemezsin diyor. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın. Bir yandan bizi dolar üzerinden terbiye ediyorlar diyorsun, dönüyorsun kumpas kuruyorlar diyorsun. Demek ki sen de onun ortağısın, beraber yapıyorsun.

“İkinci tura oynuyordum; vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım”

-Genel başkan beni aday gösterdiğinde ikinci tura oynuyordum. Şimdi vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım. Zayıf olduğumuz yerler var, orayı Tekirdağ’dan dengelememiz lazım. Yüzde 75 mesela, olur mu? Belediye başkanımız çık diyor. 80 o zaman. Fazla da atmayalım 80’e razıyım.

-Dediler ki milli gelirin yüzde 1’ini tarımı desteklemeye ayıracağız, yarımı geçmediler. 30 milyar vereceklerdi, 12.7 milyar verdiler. Türkiye devleti çiftçisine borçludur. Bu köylü çocuğu bu borcu ilk fırsatta ödeyecektir. Söz veriyorum size.

“İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!”

-Meydanlarda diyor ki, ben milli bir adamım. Ayran da diyor milli bir içecektir. İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!

-Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor. Kime ey dediyse sonunda paralarımız gitti.

“Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım”

-Erdoğan’ı yargılayacak mısın diyorlar, benim öyle bir görevim yok. Ama şunu yapacağız, bağımsız bir yargı kuracağız. Şu anda mevcut yüksek yargıdakiler bu işi yapabilir mi, asla yapamazlar. Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım. Rahat açıp kapayacaklar.

“Marka patenti her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz!”

-Benim insanım bir Alman’a göre daha mı az zeki, Fransız’a göre daha az mı çalışıyor? Peki neden daha az kazanıyor? Bir televizyondan Türkiye 10 Euro kazanıyor, 50 lira. Bir otomobilden 100 Euro kazanıyor, çerez parası. Peki nereye gidiyor bu para? Tasarıma, patente, markaya gidiyor. Açık açık konuşayım, sen BMW, Mercedes yapıyorsun; para sende kalmıyor. 100 marka arasında tek Türkiye markası yok. Bizim marka üretmemiz, patentimiz, teknolojimiz olması lazım. Bu markayı patenti kindar nesiller yapamaz, bunu özgüveni yüksek, eleştirel bakabilen zeki çocuklar yapar. Kimler yapar biliyor musunuz? Her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz, ben onlara fizik anlattım. O çocuklar yapacak. 5 bin polisle ODTÜ’ye girdin, o zaman sana dedim ki 5 bin polis değil 500 puanla girilir.

-Soruyor diyor ki, sen bu paraları nereden bulacaksın. Türkiye’de Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında hiç fabrika açılmasa, üretim artmasa, her şey olduğu gibi kalsa, sadece geliri adaletli dağıtsam maaşlarınız iki katına çıkar.

“Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba”

-Önümüz bayram. Bayram deyince aklınıza baklava gelir. Baklavacılar fıstıklı yapamıyor, çünkü pahalı. Tarım Bakanı ithal ederim diyor. Fıstığın adı ne, Antep fıstığı. İnsan Antep fıstığını ithal edeceğim demeye utanır. Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. Bize diyor ki, bayramda kursağında baklava değil, sırtında oklava olacak diyor. O zaman bizim hep birlikte bir şey yapmamız lazım. Ne yapacağız? Sandıkta görevimizi yapacağız.

-Türkiye’de her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 liraya emekli maaşı var. En yüksekle arasındaki fark 9 kat. Finlandiya’da bu 2 kat. Büyük dengesizliklerden biri bu. 1990’lı yıllarda ücretlile milli gelirden yüzde 37 pay alıyorlardı, şimdi yüzde 17. Dolar 4.5 lira, Euro 5.5 lira, yüzde 12 enflasyon, 53 milyar dolar cari açık, gençlerin yüzde 20’si eksik. Yani kamyon duvara çarpmaya doğru gidiyor. 16 senedir yapamamış, şimdi manifesto hazırlamış. Ya senin geleceğe dair söz söylemeye hakkın yok ki. Muharrem İnce yarın gelecek bildirgesini, manifestosunu açıklayacak. Yarın 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gün. Böyle anlamlı bir günde İnce’nin gelecek bildirgesini Samsun’dan açıklayacağım. Samsun’da miting yapıp Sinop’a gideceğim, sonra Adana’ya geçeceğim.

-Herkesin güvenmesini istiyorum. Canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın, umutsuz olmayın. Umutlarınızı yeşertin.

Figen Yüksekdağ’ın tahliye talebine ret

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, ‘terör örgütü yöneticiliği’ suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Yüksekdağ, iddianameye eklenen yeni fezlekeleri inceleme fırsatı bulamadığı gerekçesiyle suçlamalar yönünden savunma yapmadı. Mahkeme, Yüksedağ’ın tahliye talebini reddederek, tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı erteledi.

Figen Yüksekdağ, hakkında hazırlanan fezlekelerin bir araya getirilerek, ‘terör örgütü yöneticiliği’, ‘terör örgütü propagandası yapmak’, ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet’, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın 5’inci duruşması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşmaya, Figen Yüksekdağ’ın yanı sıra, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile bazı HDP’li milletvekilleri katıldı. Duruşmayı takip etmek için, Sincan’a gelen yabancı heyetler ise mahkeme salonuna alınmadı.

SUÇLAMALAR HAKKINDA SAVUNMA YAPMADI

Mahkeme Başkanı Sabahattin Sarıdoğan, Ağrı ve Van’da aynı suçlardan açılan davaların, bu dosya ile birleştirildiğini açıklayarak, Yüksekdağ’a savunma yapması için söz verdi. Yüksekdağ ise iddianame ile birleştirilen dosyaların kendisine dün tebliğ edildiğini, bu dosyaları inceledikten sonra detaylı savunma yapacağını söyledi. Şu aşamada suçlamalarla ilgili savunma yapmayacağını belirten Yüksekdağ, yargılama ve usul konusunda konuşmak istediğini belirterek, “Bizler siyasetçiyiz. 1,5 yıldır hiçbir somut delil olmadan tutuklu yargılanıyorum. Bu süre içerisinde Anayasa ihlal edilerek milletvekilliğim düşürüldü. Kesinleşmiş cezalar verildi. Sadece ben değil birçok arkadaşımız aynı şeyleri yaşıyor. İddianamedeki suçlamalara neden olan konuşmalarım soruşturmayı yürüten savcı tarafından kriminalize edilerek eklenmiş. Biz konuşmalarımızda siyasetçi olmanın vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirdik. Bunların suçlama konusu olması söz konusu bile olmamalı” dedi.

‘BİZİ HAPİSHANE DUVARLARIYLA TUTSAK EDEMEYECEKLER’

İktidarın baskısı ile yargı tarafından tuksak edildiklerini ileri süren Yüksekdağ, “Bütün bunlara rağmen bizleri susturabildiler mi? Amaçları bizleri pasifize etmekti. Ama başaramadılar. Bakın yine arkadaşımız Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı adayımız oldu. Biz nerede olursak olalım, halka kaşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Bizi o hapishane duvarlarıyla tutsak edemeyecekler” dedi.

‘BARAJI TARİHE GÖMECEĞİZ’

Konuşmasının büyük bir bölümünü de 24 Haziran’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ayıran Yüksekdağ, sırf kendileri için uygulanan yüzde 10 barajını aşacaklarını ve barajı tarihe gömeceklerini iddia etti. Konuşmasında, “Bir memlekette siyasetçi tutsaksa o ülkede secimler özgür olamaz” diyen Yüksekdağ, tahliyesini talep etti. Avukatların da tahliye taleplerinin ardından kararını veren mahkeme heyeti, ‘savunmanın tamamlanmamış olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı’ gerekçesiyle Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma, 6 Temmuz 2018’e ertelendi.DHA

Muharrem İnce, Çorum’da

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyasına devam ediyor.

İnce’nin Çorum’da yaptığı mitingdeki konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

  • Bütün dünyanın şunun bilmesini isterim. Siz bu dünyanın insanları, Mısır’a gidiyorsunuz piramitleri görmeye. O piramitlerin yapıldığı dönemle Hititlilerin yaşadığı dönem aynı. Mısır’da piramitlerin yapıldığı dönemde bir suç işlendiğinde kısasa kısas varken, Çorum’da tazminat yöntemi vardı. 3 bin 500 yıl önce Mısır’ın önündeydi Çorum. Bugün de önünde olmalı. Mısır’a gidiyorsa piramitleri görmeye, önce Çorum’a gelmelidir.

İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım

  • 3 bin 500 yıl sonra Çorum hak ettiği yerde olacak. Havaalanını yapacağız, demiryolunu yapacağız. Kayseri’yle Çorum Anadolu kaplanlarıydı. Kaplan kükrüyor mu? Yeniden kükreteceğiz.
  • Ayın 19’unda Samsun’da açıklayacağım manifestomu. Genel Merkez de 24’ünde açıklayacak. Benim danışmanlar diyor, mazotu 3 liradan yapabiliriz; onlar diyor 3.5 lira yapabiliriz. Aradaki anlaşmazlığı çözeceğiz, 3 liradan az olmayacak, 3.5 liradan çok olmayacak.
  • Tek olan şey bir grubun olamaz. Tek olan şey hepimizindir. Bayrak tektir, CHP’nin de AKP’nin de. Cumhurbaşkanı da tektir, herkesin cumhurbaşkanıdır. Ben Çorum’dan Ak Partili analara, bacılara sesleniyorum. Size söz veriyorum çocuklarınızı iyi okullarda okutacağız.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Gençler, üniversitede okurken 475 lira kredi alıyorsunuz. Okul bitince işsiz kalıp babanızdan harçlık alıyorsunuz. Size meydanlarda tezek, pislik diyen bir cumhurbaşkanı değil; meydanlarda size öğretmen, abiniz gibi davranan birisi olacağım. Okul bitti, kredi ne olacak? İşe giremediği takdirde, o 475 lirayı iki yıl boyunca devlet sana ödeyecek, söz veriyorum.
  • Esnaf kardeşim, kan ağladığını biliyorum. Emeklilerin geçinemediğini biliyorum. Bayramlarda bin lira dediler. Yalan. 300 lira, 500 lira, 1000 lira alan var. Kademeli, herkese bin lira yok. Teşekkür ederiz, keşke herkese bin lira deselerdi.
  • Haksızlıklar var Türkiye’de. Subay emekli oluyor tazminat alıyor, astsubay almıyor. O da bu memleketin evladı değil mi? Polisler bağırıyor, 3600’ü vermiyorsun. Sendika hakkı vermiyorsun. Memur 40 saat çalışıyor. Mesai yaparsa mesaisini alıyor, polis alamıyor. Angarya bu, Türkiye Cumhuriyeti angarya yapamaz. 40 saatin üzerinde çalışırsa hakkını vereceksin.
  • 18 yaşında çalışmaya başlamış, 30 sene prim ödemiş. Gelmiş 48 yaşına, “Olmaz” diyor. Bu sorunları da en kısa zamanda çözeceğiz.
  • Ey Ce-Ha-Pe, sen köprü yaptın mı diyor. Ey Erdoğan, sen hiç şeker fabrikası, TEKEL, Petkim, Tüpraş yaptın mı! Köprü yapmak kolay iş. 50 sene önce Demirel yaptı birinci köprüyü, ikinciyi Özal, üçüncüyü de Erdoğan yaptı. Dördüncüyü de İnce yapar. Ben gönüllerde köprü kurmak istiyorum gönüllerde. Edirne’de miting yaptım, bir sonraki gün Hakkari’ye gittim. Oradan Rize’ye, Antalya’ya geçtim. Türklerle Kürtlerin arasında bir gönül köprüsü kurmak istedim. Sünniler, Aleviler, Şafiler arasında gönül köprüsü kurmak istedim. Bu milleti barıştırmak, uzlaşmak istiyorum.

ERDOĞAN’A ‘MERKEZ BANKASI BAŞKANI’ TEPKİSİ

  • Doları durduramıyorlar. Ne oluyor? Binali Yıldırım’a soruyorlar, “Dolsa ne olur, dolmasa ne olur” diyor. Ekonomi Bakanı, kurun yükselmesini tanımıyor. Batırıyorlar bizi batırıyorlar. Merkez Bankası Başkanı’nı Ak Parti Genel Merkezi’ne çağırıyorlar. Ayıp ya, ayıp. Bağımsız bir kuruluşun başkanını nasıl parti genel merkezine çağırırsın! Sen bunu yaparsan Avrupa’daki yatırımcı sana güvenmez. Para güvenli bir liman arar. Türkiye’de işlerin doğru gitmediğini, MB Başkanı’nın talimatla çalıştığını görünce para kaçar.
  • Bizim dönemimizde komiser olmak için FETÖ’cü olmak gerekmeyecek. Adil davranacağız. Herkes diyecek ki, “Ben doğru iş yaparsam müdür olurum, vali olurum”. Herkes buna inanacak ve aidiyet duygusu artacak. Bayrağını, milletini daha çok sevecek.
  • Passolig’i niye kurdular. Statlara gidince Erdoğan’ı protesto ediyorlar. Kaldıracağız. Cumhurbaşkanı olduğumda, stadyuma girdiğimde Ak Partililer de beni alkışlayacak. Sen tezek de, pislik de; testinin içinde ne varsa ağzından o akar.
  • Gelişmiş ülkelerde enflasyon yüzde 3, Türkiye’de yüzde 11. Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20. Batıyoruz. Buradan nasıl kurtulacağız? Bir, Türkiye’yi hukuk devleti yapacağız. Bunu başardıktan sonra liyakat sistemini kuracağız. İdeolojik saplantılarımıza esir olmayacağız ve özgür yurttaşlar yetiştireceğiz.
  • Bakın şu anda Türkiye televizyon yapıyor, bir televizyondan 10 Euro kazanıyoruz. Otomobil yapılıyor, bir tanesinden 100 Euro kazanıyoruz. Fason çalışıyoruz fason. Boşa çalışıyoruz, bir işe yaramıyor. Hikaye onlar. Çünkü marka, teknoloji, tasarım bize ait değil. Mercedes’i üretiyoruz ama parayı yine Avrupa kazanıyor. Peki nasıl yapacağız? Ar-Ge’yle çıkacağız bir. Gençleri tasarım, teknoloji konusunda yetiştireceğiz. Marka olacağız marka.
  • Cumhurbaşkanını eleştireceksiniz benim dönemimde. Eleştirdiniz diye sabahın 5’inde evinize polis gelmeyecek. Cumhurbaşkanı eleştiriden korkmayacak. Cumhurbaşkanı millete hakaret etmeyecek, millet de ona etmeyecek.

‘MUTLU İNSANLAR ÜLKESİ OLACAĞIZ’

  • Yurtdışına göndereceğimiz 10 bin öğrenci, güneş enerjisini depolamayı öğrenecek. Kullanacağız bu enerjiyi.
  • Mutlu insanlar ülkesi olacağız. Fakirlikten kırılıyoruz. Asgari ücretle zor iş buluyor çocuklarımız.
  • Şimdi bir kampanya yapıyoruz. Önce ben sınava gireceğim, sonra siz. Bir uçak kiraladık, küçük bir uçak. Su yakmıyor, benzin yakıyor. Bizim hemşehri atlıyor devletin uçağına, 300 koruma. Biz de kiralayıp kendimiz geziyoruz. Sizin de katkı sağlamanız lazım biraz. Bankaya para yatıracak mısınız bana? Çok yatırmayın, kendinizi zora sokmayın. Ateşleyin bakalım biraz, banka önlerinde kuruğa girin biraz. 5 lira, 10 lira neyse… Bakalım örtülü ödenekle mi kampanya daha güzel yapılıyor, milletin 50, 100 lirasıyla mı? Yalnız TC kimlik numaralarını yazın, yazmazsanız Hazine’ye gidiyormuş. Fırına biraz odun atın, ateşleyin biraz. Cebe atmayacağız ama haberiniz olsun. Kampanyada kullanacağız.

TRT’YE SESLENDİ: VERDİĞİMİZ PARALAR HARAM OLSUN

  • TRT’ye bir yuh çekin de göreyim. Bir şey söyleyeceğim. Hepimiz elektrik faturası ödüyoruz değil mi, içinde TRT payı var. Hepimiz para veriyoruz, TRT’yi yöneten zat, sana sesleniyorum. Orası babanın çiftliği değil, sana ben para ödüyorum, Çorumlular para ödüyor. Buradan hep birlikte: Haram olsun mu? (Harım olsun, cevapları) TRT, sana verdiğimiz bu paralar haram olsun. Boynunda kalsın, boğazında kalsın, zıkkım olsun. Size öyle bir haddinizi bildireceğim ki, göreceksiniz! Siz kimsiniz, ne zannediyorsunuz kendinizi! Kinim, rövanş, intikam duygum yok ama iki konuyu ciğerime yazdım. Bir, Soma’da yere düşen o madenciye tekme atan vardı ya, onu ciğerime yazdım. İki, TRT’yi de onun yanına yazdım. TRT Genel Müdürü, sana sesleniyorum. Seni ciğerime yazdım, kalbimin bir kenarına yazdım. Bu fakir milletin hakkını Recep Tayyip Erdoğan’a yedirerek yaptığın bu yayıncılığı sana yedireceğim! Adalet olacak bu memlekette!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yargılamak benim işim değil. Benim işim adil yargı düzeni kurmak. O yargı ister beni yargılar, ister Erdoğan’ı yargılar. Benim cumhurbaşkanlığımda bir salona girdiğimde yüksek yargıçlar ayağa kalkmayacak. Yüksek yargıçlar benimle Yalova’ya gelip elma toplamayacak; adalet dağıtacaklar adalet! Dağıtmazlarsa cüppelerinin önüne çıtçıt yaptıracağız!
  • Filistin’de Müslüman kardeşlerimiz vahşice öldürülüyor. Buradan ilan ediyorum. 24 Haziran’da cumhurbaşkanı olduğumda 3 ay içinde yargı düzenini değiştireceğiz, adil bir yargı düzeni kuracağız ve Amerika’ya diyeceğiz ki FETÖ’yü bize iade et. Etmezsen, 24 Aralık Noel günü İncirlik’teki askerlerini Washington’a göndeririz diyeceğiz. Amerika bizim eski müttefikimiz ama PKK’ya destek verirse gereğini yaparız. Almanya’yla kavga etmek istemiyoruz, milyonlarca vatandaşımız yaşıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz, yeni bir Anayasa, yeni bir seçim olsun. İtirazımız yok. Bizim dünyada saygın bir ülke olmak gibi kaygımız var. Ey Amerika diye posta koyuyor, sonra gidip 11 milyon dolarlık uçak alıyor. Ey Rusya diye posta koyuyor, domatesler gitmiyor, turistler gelmiyor. Ey Hollanda diye posta koyuyor, Petrol Ofisi’ni satıyoruz.
  • Dış politikada yanlışlıklarımız. İç politikayla, dış politikanın karışık yapılmasından kaynaklandı. Bu dört ayda, 750 milyon lira örtülü ödenek kullandı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım. Yazık, günah! Söz veriyorum, benim cumhurbaşkanlığımda bu 3’te birin altına düşecek.
  • Kazanınca sarayda oturmayacağım. Bu ülkenin yüksek puan almış, zeki çalışkan öğrencilerine vereceğim. Devletin işleri için Çankaya Köşkü’nü kullanacağım. Ben 14 sene kirada oturdum Ankara’da, 1.5 sene oldu bir daire alalı. Evime doymadım, evimde oturacağım. Bana göre dünyanın sarayı, helal parayla alınmış bir yer. Evimden falan çıkamam. Bıkarsam 3-5 sene sonra bakarız. Bana göre saray zaten orası.

Kız arkadaşından ayrıldı, köpeği davalık oldu

Eskişehir’de 23 yaşındaki Osman Orhan Baçaru, ayrıldığı kız arkadaşında kalan köpeğini geri almak için dava açtı.

Eskişehir’de üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Osman Orhan Baçaru, kendisine ait olduğunu iddia ettiği “Golden” cinsi “Marley” isimli köpeği ayrıldığı kız arkadaşının geri vermediği gerekçesiyle hukuk mücadelesi başlattı.

3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açan Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi öğrencisi Baçaru, Mart 2017’de internet üzerinden ilan vererek “Marley” adlı köpeğini sahiplendirmek isteyen Ezgi B. ile iletişime geçtiğini ve anlaşıp köpeği sahiplendiğini iddia etti.

Daha sonra Ezgi B. ile bir süre aynı evi paylaştığını öne süren Baçaru, yaklaşık bir yıl sonra ayrıldığı kız arkadaşının köpeği vermediğini ileri sürerek hukuk mücadelesi başlattığını söyledi.

Yeni bir eve çıkmak için köpeği bir hafta eski kız arkadaşında bıraktığını, almak için geri döndüğünde kapıların yüzüne kapatıldığını belirten Baçaru, eski kız arkadaşının “Marley”e kendisi kadar iyi bakamadığını savundu.

“BENLE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTU”

Ezgi B’nin “Marley”i kendisine vermeyeceğini söylediğini anlatan Baçaru, şöyle konuştu:

“Marley benden öncesinde tasmasından çıkmamış bir köpekti. Benimle özgürlüğe kavuştu. Yanımda yürürken bile tasmasız gezerdi. Yaklaşık 5 aydır göremiyorum onu. En azından iyi durumda olduğunu göreyim istiyorum ama buna da müsaade etmediler. Marley’in bana karşı duyguları daha fazla. Tuvaleti gelince terasa çıkartan biriyle onunla sokaklarda koşturan birisi aynı olamaz. Köpeğim için hukuk mücadelesi veriyorum ve sonuna kadar da vereceğim.”

Baçaru, “O benim kızım. Ben onun, bensiz neler hissettiğini biliyorum. En son eve onu almak istediğimi söylemeye gittiğimde kapının arkasındaki seslerini duymanız lazımdı. Resmen ağlıyordu” dedi.

“BU BİR EMSAL OLACAK”

Davacı vekili avukat Oytun Süllü adına dosya hazırlığı ve takibini yürüten stajyer avukat Ahmet Seyhan da köpeğin sahiplendirilmesi sonrasında gerçek sahibinin Osman Orhan Baçaru olduğunu savundu.Seyhan, yargı kararının bu konuda emsal teşkil edeceğini belirterek, şunları kaydetti:

“2017 yılı mart ayında karşı taraf internetten köpeği sahiplendirme ilanı vermiş. Bu delil elimizde mevcut. Sahiplenme resmi olarak gerçekleşmiş. Marley şu anda zorla alıkonulmaktadır. Gerekli başvurularımızı tamamladık. İnşallah davayı kazanacağız ve bu bir emsal olacak. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde davamızı açtık. Müvekkilim gerçekten iyi bir hayvansever.”

“İNTİKAM ALMAK İÇİN YAPIYOR”

Konu ile ilgili hakkında dava açılan Ezgi B. ise davacı Osman Orhan Baçaru’nun kendisinden ayrıldıktan sonra intikam almak için bu yola başvurduğunu ileri sürdü.

Ezgi B, köpeği “Marley”i 3,5 aylıkken sahiplendiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Marley yaklaşık 4 yıldır bende. Ayrıldığımız için şimdi Marley’i benden alarak acı çektirmek istiyor. Kızımı Osman’a vermeyi düşünmüyorum. Bir dönem sahiplendirmeyi düşünmüştüm. O dönemde Osman’la tanıştım ve sahiplendirmekten vazgeçtim. Osman’ın birkaç aşı karnesine adını yazdırıp kendini sahibi gibi göstermesi Marley’in gerçek sahibi olduğunu kanıtlamaz.”

SON SÖZ MAHKEMENİN

Marley”in kimde kalacağı sorusunun cevabı, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek davada belli olacak.Davanın ilk duruşması 25 Mayıs’ta gerçekleştirilecek.AA