Gencebay: Kenan Evren geldiğinde can güvenliği yoktu

Sevilay Yılman‘ın sunduğu ‘Sevilay Soruyor‘ programının bu haftaki konuğu Orhan Gencebay oldu. Orhan Gencebay, “Seçilmiş herkesle iyi olurum” dedi. Peki ‘Kenan Evren” sorusuna ne yanıt verdi? TRT’de yaşadıkları için yıllar sonra özür dileyen ünlü isim kim? Sevilay Yılman sordu, Orhan Gencebay yanıtladı…

Usta sanatçı Orhan Gencebay, Habertürk TV’de yayınlanan Sevilay Yılman’ın sunduğu ‘Sevilay Soruyor’ programının konuğu oldu… Orhan Gencebay milyonların diline dolanan o şarkıyı yaptı.. ‘Batsın Bu Dünya’ dedi. Peki o günlerden bugünlere ne kattı? Hala ‘Batsın Bu Dünya’ diyebiliyor mu? Sevilay Yılman’ı Gencebay’ın ofisinde Orhan Gencebay’ın oğlu Altan karşıladı.

İşte Orhan Gencebay’ın açıklamalarından satır başları;

BAĞLAMANIN ADINI BEN MANDOLİN SANIYORDUM

Ben mandolini bağlama sanıyordum. 6 yaşındayken ailem bana mandolin aldı. Biz demokrat bir aileydik 4 kişiydik babamın ve annemin sesi çok güzeldi. Babam bana hem ilham verdi hem beni teşvik etti.

Benim asıl doğum yerim Samsun ama biz, ben 14 yaşındayken İstanbul’a Kasımpaşa’ya göçtük. Ben aynı zamanda Kasımpaşalıyım.”

Yılman’ın “Orhan Bey size desem ‘kaç tane besteniz var’ diye sorsam…” sorusu üzerine Gencebay, “600 civarı bestem var yapıp söylemediğim 500 ama toplamda 1000 üzerinde vardır. Şu anda 70 tane bitmiş eserim var aslında ama yarım yarım 500’ün üzerinde bitecek.” yantını verdi.

KEŞKE BATSIN DÜNYA’YI YAPMASAYDIM

‘Keşke 70’lerde o dönem olmasaydı ben de o şarkıyı yapmasaydım’ diyorum. O zaman ülkemizin içinde bulunduğu durum şartlar çok kötüydü. Ben de o günleri yaşayan hisseden kişilerden biriydim. Herkeste böyle bir tepki vardı böyle bir dünya olacağına batıralım yenisini yapalım.

YILMAZ GÜNEY ÇOK SEVDİĞİM BİR AĞABEYİMDİ

Rahmetli ile ben Kızılırmak Karakoyun filmi vardır onun ben onun müzik direktörlüğünü yaptım. Daha sonra bende ünlenince film çekecektim söz verdiğim bir ağabeyimiz vardı ondan sonra Yılmaz Ağabey ile beraber olacaktık sonra bazı olaylardan dolayı hapise girdi ben Erman Film’le anlaştım.

HALK KİMİ SEÇMİŞSE BEN ONA SAYGI DUYARIM

Ben devletime son derece saygılı olan biri olarak devletimin, varlığımın, vatanımın güçlü bir şekilde ayakta durmasını isteyen bunu sağlamak için her şeyi yapabilecek biri olarak ben tabiki devletimi kim yönetiyorsa halkımızın seçimleriyle oylarıyla hangi hükümet varsa ben ona saygı duyarım. Halk seçmiş. Gencebay, Yılman’ın ‘Peki 1980’li yıllar darbe ve sonrası Kenan Evren yönetimi o yıllarda nasıldı devletle aranız?’ sorusu üzerine, “Benim her zaman devletime olan saygımdan dolayı devletimi yönetmeye talip olan kim varsa halkımızın seçtiği kim varsa ben herkese iyiydim. Hiç bir kimseyle kötü değildim. Ata’mız ne diyor Atatürk’ümüz “hâkimiyet bila akay düşer milletindir” diyor.” diye konuştu.

KENAN PAŞA GELDİĞİNDE CAN GÜVENLİĞİ YOKTU

“Kenan Paşa geldiğinde rahmetli yalnız şu vardı çok önemli bir olay; Kenan Paşa geldiğinde can güvenliği yoktu. Yüzde 98 halkımız memnun olmuştu can güvenliği yoktu, böyle bir şey sağlandı. Daha sonra çok yanlışlar oldu o ayrı konu yani ben ilk geliş zamanını söylüyorum. Askerimiz geldi şöyle oldu böyle oldu demiyorum ben ülkemin durumunu söylüyorum. 1978’te demin söyledin söyledim. Arabanız var mı ancak bir depo benzin alabilirdiniz bir ayda. 70 sente muhtaçtık can güvenliğimiz yoktu. Bunları özellikle yaşayan birisiyim işte batsın bu dünyayı bunun için yaptım. Böyle bir dünya olacağına batıralım yenisini kuralım daha güzel daha adil, sevgi dolu bir dünya için barış için, insanlık için ‘Batsın Bu Dünya’ dedim.”

Gencebay, Sevilay Yılman’ın ‘Şimdi demiyorsunuz ama değil mi?’ sorusu üzerine “Böyle bir ortamı yaşamak çok zor” dedi. Yılman’ın ‘Ama sizin bu şarkınız üzerinden diyenler var onlara mesajınız ne?’ sorusuna da, “Ben şunu demek isterim. Ben siyasi olarak bakmadığım için ben insanlarımızın mutlu olmasına dünya insanının mutlu olmasına ve yaradanın yaratmış olduğu değerlerin korunmasına bakıyorum bunuda insanlar ve devletler sağlıyor. Bu konuda benim bir imzam dediğim kartvizitim vardır şiirim kısa, “Bu vatanın çatısı yaşam kadar kutsaldır. Yaradanım yaratmış dünya vatandır. Dil, din, cins, ırk ayırmam şu dünya gurbetinde bana Orhan diyorlar asıl adım insandır.” şeklinde yanıt verdi.

Haberin devamını okumak için TIKLAYIN

Oyuncu Pervin Bağdat: Bu yumruğu sette bir kazada yemiştim…

Oyuncular Sendikası, 1 Mayıs’ta TRT’de yayınlanan “Bir Hadis Bir Film” dizisinin Konya’daki setinde meydana gelen ve bir çocuğun ağır yaralandığı kazaya ilişkin yaptığı açıklama sonrasında bugün de sosyal medya kampanyası başlattı.

Filhakika Yapım tarafından TRT için çekilen “Bir Hadis Bir Film” dizisinin setinde küçük bir çocuğun yanarak ağır yaralanması, set işçilerinin çalışma koşullarını tekrar gündeme getirdi. Oyuncular Sendikası tarafından yapılan açıklamada, Konya’daki sette güvenlik önlemi alınmadığını söyleyen sendika başkanı Demet Akbağ, “Can güvenliğimiz yok” diyerek isyan etmişti. Konuya ilişkin başlatılan sosyal medya kampanyasında ise çok sayıda paylaşım yapıldı.

Set işçileri #öncecangüvenliği etiketiyle başlattıkları kampanyayla set ortamlarında işçi güvenliğinin oluşturulmasını talep ediyor.

Oyuncu Pervin Bağdat #öncecangüvenliği etiketiyle yaptığı paylaşımda “Bakın bir sinema filmi çekimlerinde yaşanan kaZada yumruk yemiştim;malesef ne ambulans ne buz vardı sette..aaa buzluktan bezelye getirmişlerdi ama” ifadelerini kullandı.

Diğer paylaşımlardan ise bazıları şöyle:

Dünyanın ikinci dizi ihracatçısı olmakla övünebilmek için #öncecangüvenliğ[email protected]

— Janset Pacal (@PacalJanset) May 6, 2018

İzlediğiniz film, dizi ve reklam setlerinin çalışma bakanlığı tarafından TEHLİKELİ çalışma alanı sınıfına alındığını biliyor musunuz? #setlerdeölmekistemiyoruz#öncecangüvenliği

— Bülent ÖZER (@BlntOzr) May 6, 2018

Eğer üstte bulunan video neden setlerde #ÖnceCanGüvenliği istediğimizi anlatmaya yetmediyse bir de aşağıda bulunan videoyu izleyin!

Setler “tehlikeli” iş sınıfında yer almaktadır!

Gerekli önlemler alınmadığı takdirde iş cinayetlerine sebebiyet verilebilir! pic.twitter.com/4HWy6ZucTZ

— Müstehak (@GazeteMustehak) May 6, 2018

Çalışırken ölmek değil işçi olarak haklarımızla güvence içinde üretmek istiyoruz.#öncecangüvenliği#setlerdeölmekistemiyoruzpic.twitter.com/GDRGENvrII

— Oyuncular Sendikası (@oyuncusendika) May 6, 2018

***

Oyuncular Sendikası Başkanı Demet Akbağ, 4 Mayıs’ta yapılan basın açıklamasında bir çocuğun ağır yaralandığı kazanın nasıl meydana geldiğini şöyle anlatmıştı: “Olayın Konya TÜYAP Merkezi Platosu’nda yaşandığı, çekim için sete koyun getirildiği, koyunları getiren çobanın 10-12 yaşlarındaki oğlunu da yanında getirdiği bilgisine ulaşılmıştır. Çekim için kullanılan meşalelerin olduğu bölgede koyunların arasına giren çocuk, yaşanan hareketlilikten dolayı meşalelerin düşmesi sonucu yanmıştır. Sette ambulans ve itfaiye olmadığı, ateşin el yordamıyla söndürüldüğü belirlenmiştir. Ağır yaralanan M.Ç. isimli çocuğun tedavisine Ankara’daki bir hastanenin yanık yoğun bakım servisinde devam edilmektedir.”

Zeynep Delav ilk öykü kitabı Kemik Tozu’yla okurların karşısına

Daha önce birçok edebiyat dergisinde öyküleri yayımlanan Zeynep Delav’ın ilk öykü kitabı Kemik Tozu, hep kitap etiketiyle 11 Mayıs’ta kitapseverlerle buluşuyor! Delav, kalıpların dışına çıkarak farklı bir üslupla kaleme aldığı öykülerinde anlaşılmamayı, yalnızlığı, terk edilmişliği ince ince işlerken insana ve var olmaya dair umudunu da okurlarla paylaşıyor.

11 öykü ve bir novelladan oluşanKemik Tozubaskı altına alınmış, görmezden gelinen insanları eksenine alıyor: Romanının yayımlanması hayat memat meselesi olan içekapanık bir adam… Kocasından sürekli şiddet gören bir kadın… Aile baskısından yılmış iki kız kardeş… Öldükten sonra eşyaları eşe dosta dağıtılan bir genç… Evlenip sınıf atladıktan sonra kazandıklarını kaybetmemek için her şeyi göze alan bir kadın… Geçmişlerinden, çevrelerinden kaçmak zorunda olan bir çift…

Kemik Tozu, 11 Mayıs’ta hep kitap logosuyla raflardaki yerini alacak.

ZEYNEP DELAV HAKKINDA

1980 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. Felsefe ve psikoloji eğitimi aldı. Sinema-psikoloji, edebiyat-psikoloji alanında yaptığı derinlikli araştırmaların yanında kitap ekleri ve dergilerde kitap tahlilleri, eleştirileri kaleme aldı. Çeşitli senaryo çalışmalarında yer aldı. TRT’de editörlük, danışmanlık ve metin yazarlığı yaptı. Kültür-sanat sitelerinde kültür ve kitap bölümleri hazırladı. Köşe yazarlığı yaptı. Hece Öykü, Varlık, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Edebiyatist dergilerinin de aralarında bulunduğu pek çok edebiyat dergisinde öyküleri yayımlandı.

TRT yayınlamadığı çizgi filme 15 milyon lira ödemiş!

CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, TRT’nin harcamaları ile ilgili olarak Meclis’e verdiği önergede, TRT’nin son 4 yılda 2.8 milyar lirayı dış yapımlara harcadığını bildirdi. Altıok, “2007 yılında hazırlatılan ‘Birds Like Us’ adlı çizgi filme 14.65 milyon lira ödendi ancak bu gösterime girmedi” dedi.

Altıok, TRT’nin harcamaları ile ilgili olarak Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdi.

Altıok önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“TRT, dış yapımlara 2014 yılında 560 milyon, 2015 yılında 600 milyon, 2016 yılında 753 milyon lira, 2017 yılında ise 900 milyon liradan fazla aktardı. TRT’nin 4 senede dış yapımlara aktardığı para, 2 milyar 800 milyon TL’yi aştı. TRT, Diriliş Ertuğrul’a 1 milyon 100 bin, Seddülbahir’e 1 milyon ve Filinta isimli yapıma bölüm başına 850 bin lira vermektedir. 2007 yılında hazırlatılan “Birds Like Us” adlı çizgi filme 14.65 milyon, “Muna” adlı yapıma 1 milyon lira ödendi ancak bu yapımlar gösterime girmedi. TRT Çocuk kanalında yayınlanan “İstanbul Muhafızları” adlı çizgi filminin daha önce yayınlanan bir bölümünde, Gazi Mustafa Kemal’e hakaret edildi. 10 Kasım 2017 tarihinde RTÜK’e konuyla ilgili yaptığım şikayet 15 Şubat 2018 tarihinde RTÜK üyeleri tarafından gündeme alındı. Bu çizgi filmin yapımcılarının Neher Prodüksiyon’un Musab ve Ammar Gündüz olduğu açıklandı. Musab ve Ammar Gündüz, AKP eski Milletvekili Süleyman Gündüz’ün oğullarıdır.”

16 yılda ne harcandı?
Altıok, Başbakan’dan şu soruların yanıtını istedi:
– 2002 ila 2018 yılları arasında dış yapımlara bölüm başı ne kadar ödeme yapılmıştır? Toplam tutar ne kadardır? Bu yapımların reklam gelirleri ne kadardır? 2002 ila 2018 yılları arasında TRT’nin ödenek ayırdığı, destek verdiği kaç yapım hazırlanmış ancak gösterime sokulmamıştır?

– TRT’de yöneticilerin elinde bir liste bulunduğu ve bu listede olan firma ya da kişilere asla iş verilmeyeceği yönünde talimat verildiği iddiaları doğru mudur?

– İstanbul Belediyesi’nin şirketlerinden olan İstanbul Kültür A.Ş.’nin, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden İstanbul Muhafızları adlı çizgi filmin sinema versiyonunun ana sponsoru olduğu doğru mudur? Atatürk’e hakaret eden İstanbul Muhafızları adlı yapımın sahiplerine ceza kesilmemesinin nedeni, bu firmanın sahiplerinin babasının AKP eski milletvekili olması mıdır?

– Aynı hakaret TRT’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılsaydı o program yayınına devam edebilir ve ceza almadan iş yapmayı sürdürebilir miydi?

Adı: Kuşlar Bizim Gibi

TRT, 11 yıl önce Birds Like Us “Kuşlar Bizim Gibi” adlı film için Boşnak Prime Time adlı animasyon firmasıyla anlaştı. Çizgi film için firmaya tam 14.65 milyon lira ödeme yapıldı. Ülkemizde animasyon stüdyoları bulunmasına rağmen Bosna Hersek’teki firmaya milyonların aktarılması sektörden büyük tepki toplamıştı. 2013 yılında Türk Animax firması da projeye dahil edildi. Uçmayı unutmuş kuşların hikayesini anlatan film geçen sene tamamlandı.

Mustafa Keser’den Kılıçdaroğlu’na: Şehit evinde türkü

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da bir sınır karakoluna ziyaretine eşlik eden ünlülerle ilgili başlayan tartışmaya son olarak türkücü Mustafa Keser de eklendi.

Keser, TRT Müzik’te sunduğu “Ustadan İstekler” adlı programda isim vermeden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerine tepki göstererek “İnsanlar biraz laflarına ve üsluplarına dikkat etmeli. Daha usluplu söylese biraz daha anlayışla karşılayabilirdik. Karşılamasak bile en azında ‘Delidir, ne söylerse yeridir’ der, gelip geçerdik. Onun için lütfen, eleştirilerimizi daha münasip bir lisan ile yaparsak en azından makul karşılama gibi bir durum içinde olurduk. Partisi ne olursa olsun, o arkadaşları da kınıyorum. Kimden gelirse gelsin ben aynı tepkiyi gösteririm.” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun CHP Grup Toplantısı’nda Hatay sınırına giden ünlülere yönelik yaptığı “Bu rezil adamlar ve onları oraya götüren adam, sen eğer yüreğin yetiyorsa bir Afrin şehidinin evinin bulunduğu sokaktan geç, bir de Yaylalar şiirini söyle” sözlerine Mustafa Keser, “Ben o ‘şehit kapısına gidip de türkü söylesinler’ diyen arkadaşlara meydan da okuyorum. Şehidin evini kendileri tespit etsin. Sazımı alıp gideceğim ve asker türküleri okuyacağım. Eğer tepki alırsam hepsi benim yüzüme tükürsün, almazsam ben hepsinin yüzüne tüküreceğim” ifadelerini kullandı.

TRT ‘Arzunuz var mı?’ diye sordu

TRT, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay, MİT, MGK ve RTÜK’e bir yazı göndererek yayımlanmasını istedikleri programları sordu.

AKP iktidarında AKP’nin resmi kanallarından biri haline gelen TRT, yayımlayacağı programları önceden Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay, MİT, MGK ve RTÜK’e sordu.

Genel Müdür İbrahim Eren imzalı yazıda, 2019 yılında TRT’de yayımlanması istenen yayınlar ve haber programları konusunda teklifte bulunulması talep edildi.

Yazının ekinde “Toplumsal Konular, Uluslararası Konular, Kültür-Sanat ve Spor’’ başlıkları yer alırken, ilk talep Genelkurmay’dan geldi. Genelkurmay, “terörle mücadeleye dönük yayınlar” isterken, Aile Bakanlığı da boşanma konusunun işlenmesini önerdi. Malatya Belediyesi ise “Kayısı” konusunda yayın talebinde bulundu.

TRT Türk 96 çalışanına İşe gelmeyin! dedi

TRT Yönetiminin TRT Türk ve TRT Avaz Kanallarını birleştirme kararı almasından sonra TRT Türk bünyesinde ve programlarında yıllardır çalışan 96 kişi 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle işsiz kalıyor. Evrensel’de yer alan haberde gazete çalışanlarına işe gelmeyin uyarısı yapıldığı iddia edildi.

Şirket üzerinden istihdam edilen 33 kişinin sözleşmesinin uzatılacağını açıklayan TRT Genel Müdürü Şenol Göka, söz konusu 96 kişiyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapmadı.İşten çıkarılacak olan çalışanlar, TRT Türk kurulduğundan bu yana program bütçeleri üzerinden çeşitli şirketlerle yapılan sözleşmelerle maaşlandırılıp kanalın kendi yaptığı 33 kişilik sözleşmelerin dışında tutuluyorlardı bu nedenle “teşeronişçi” statüsünde bile görünmemekteler. TRT Türk’te halen çalışmakta olan 96 kişinin 1 Ocak itibariyle akıbetinin ne olacağına dair belirsizlik devam ederken, yapılan tek açıklama kanal yönetimi tarafından ve sözlü olarak, “işe gelmeyin” oldu.Haberin tamamı için TIKLAYINIZ

TRT çalışanları Numan Kurtulmuş a seslendi: Günahı olmayanlara bedel ödetmeyin! (Medyaradar/Özel)

TRT Yönetiminin TRT Türk ve TRT Avaz Kanallarını birleştirme kararı almasından sonra TRT Türk bünyesinde ve programlarında yıllardır çalışan 96 kişi 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle işsiz kalıyor.İşten çıkarılacak olan çalışanlar TRT’nin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a bir mektupla seslendiler. İşte o mektup:Sayın Başbakan Yardımcısı,Biz; kimi bir yıl, kimi onlarca yıl TRT servisleriyle TRT binalarına gelip, TRT’nin cihaz, mekan ve imkanlarını kullanmış editör, sunucu, montajcı olarak devletimize hizmet vermiş 96 çalışan idik.28 Aralık Pazartesi günü içimizden bazı arkadaşlara gayriresmî olarak “TRT Türk’ün kapatılacak olmasından dolayı işimize son verildiği” söylendi.Onlarca yıl hizmet etmiş personellerin kulağına bir dedikodu gibi gelen bu olayı kimi kısım amirlerimiz doğruladı, kimi amirlerimiz ise uyarılarımız üzerine araştırarak edindiği bilgiyi bizimle paylaştı ve kurumdan ayrılmamız gerektiğini belirttiler.Kuruma başvuruda bulunup işe alınan personellerden sadece “işe giriş belgeleri ve banka hesap numaraları” isteniyor. İşe başladıktan sonra maaşı düzenli yatan ve kendisini yıllarca TRT çalışanı zanneden personelin ne “program üzerinden” tanımından ne “grafik” tanımından ne de “şirket personeli” tanımından haberi oluyor. Ta ki işten çıkarıldığımızı öğrenip araştırıncaya kadar.Aramızda yıllarca TRT’de çalıştığını zannedip, dün TRT ile hiç ilgisinin olmadığını, tazminat hakkının bile bulunmadığını, tüm yolların kapalı olduğunu öğrenen arkadaşlarımız var. Çalıştığı süre boyunca Haber Dairesi’nde video montaj yapan arkadaşımız, işten atıldığı gün TRT Türk’te yayınlanan ismini daha önce hiç duymadığı bir programın sorumlusu olduğunu öğreniyor. 96 personelin büyük bölümünün bu şekilde istihdam edildiğini öğrendik. Dün öğrendiğimiz, yıllarca “program üzerinden çalıştırma” formülü ile TRT’ye eleman alınması adaletsiz ya da illegal bir olay idiyse neden bu kadar zaman ne devletin müfettişleri ne de biz bunu anlayamadık? İllegal bir yöntem ise neden bu kadar alçaltıcı, adab-ı muaşerete, iş ahlakına ve kanunlarına aykırı ve kıymetsizleştirilerek gönderildik?İşten çıkarıldığını bir saat önce öğrenen ve tazminat dahil tüm yolları kapalı olan 96 kişi eğer özel sektörde olsaydı liyakat esas alınır, 2 hafta önce haber verilir, hakkı olan tüm tazminatları verilir; işten çıkarılan personel bu tazminatlarla yeni bir iş buluncaya kadar ailesini geçindirebilirdi. Kanun koyucuların koyduğu iş kanunlarına, kanun koyucuların yönetimindeki bir kurumun tek bir maddesini uygulamamasını anlayamıyoruz. Kışın ortasında, bir kuruş tazminat bile vermeden, liyakate ve işe sadakate bakılmadan, işten çıkarıldığına dair tek bir belge verilmeden, resmi kanalla tebliğ edilmeden, birkaç saat önce üstelik dudak kenarlarıyla işten çıkarılmamız hepimizin inancını sarsmış, insanlığımızdan utandırmış, umutlarımızı yok etmiş, onurumuzu incitmiş, varlığımızı değersizleştirmiş, bizi ailemizin yüzüne bakamaz hâle getirmiştir.Hiçbir bağımızın olmadığını yıllar sonra dün öğrendiğimiz TRT’nin Genel Müdürü Sayın Şenol Göka, Hürriyet gazetesinin internet sitesine verdiği beyanatta TRT Türk’ün sadece 33 çalışanının bulunduğunu belirterek, “Hizmet alımı ile çalışan bu 33 arkadaşımızı da yeniden kurumumuzda göreve başlatacağız” demiştir. Yerel televizyon kanallarının bile 50’nin üzerinde çalışanının bulunduğu ülkemizde, devletimizin kanalının 33 kişi ile dönmeyeceğini herkes tahmin edebilir. Bahsi geçen sayı ise toplamda 147’dir.Genel Müdürlük makamının kapılarının görüşme talebimize kapalı olması nedeniyle size ulaşmak istedik. Tüm hukuk yollarının kapalı olması nedeniyle vicdanınıza seslenelim istedik. İşten çıkarılan 96 arkadaşımızdan bir kısmının olmadığı toplantıda çok sayıda arkadaşımız zat-ı âlinizin adalet duygusuna güvendiğini, kul hakkını üstün tuttuğunuza inandıklarını ve hatta bildiklerini söylemeleri üzerine mektup yazma kararı aldık.Sizden ricamız konunun güvendiğiniz arkadaşlarınız tarafından araştırılması; varsa bir günah, günahı olmayanlara bedel ödetilmesine izin verilmemesidir. Hizmet alımı ile çalışan 33 kişinin yaptığı işten farklı işler yapmadığımızı, bizlerin de en az onlar kadar verilecek haklardan yararlanmamız gerektiğine inanıyoruz.Vicdanınıza, adalet duygunuza güvenimiz tamdır; karar size ait olursa son karara saygımız olacaktır.Saygılarımızla, arz ediyoruz.MEDYARADAR/ÖZEL

TRT spikeri periscope canlı yayınında sigara içti!

TRT Haber’de hafta içi her gün sabah haberlerini sunan spiker Tunç Tuncel, canlı yayın sırasında görüntülü sosyal medya uygulaması Periscope üzerinden yaptığı ikinci ‘canlı yayın’ ile dikkat çekiyor.Haber metinlerini okuduktan sonra, görüntüden çıkar çıkmaz akıllı telefonundaki Periscope uygulaması üzerinden takipçileri ile koyu bir sohbete giren spiker Tunç Tuncel, bu esnada sarf ettiği ‘samimi’ sözlerle şaşırtıyor.Yayın sırasında bir yandan da elektronik sigara kullandığı görülen Tuncel’in, tartışma konusu olan tavırları karşısında görüşlerine başvurmak istediğimiz TRT yetkililerinden ise yanıt gelmedi. (Hürriyet)