Bir hayvana ait dünyanın en eski ayak izi bulundu

Çin’de bir grup bilim insanı tarafından yürütülen çalışmada dünyanın en eski hayvanına ait ayak izi keşfedildi.

Çin’in Yangzi Nehri yakınlarında 3 geçit bölgesinde Çin Bilimleri Akademisi bünyesinde faaliyet gösteren Nancing Jeoloji ve Palaentology Enstitüsü ve Virginia Teknoloji Üniversitesinden bilim adamlarının ortak yürüttüğü çalışmada dünyanın en eski hayvanına ait ayak izi keşfedildi.

541 İLA 551 MİLYON YIL ÖNCESİNDEN

Şinhua’nın haberine göre, birkaç milimetre uzunluğunda bir kireç taşı fosili üzerinde belirsiz bir formda rastlandığı kaydedilen ayak izine yönelik yapılan çalışmalarda, izin 541 ila 551 milyon yıl öncesi döneme ait olduğu tespit edildi.

​Fosillerde rastlanan ayak izlerinin iki farklı noktada düzensiz bir halde bulunduğu kaydedilerek, bu izlerin 2 simetrik ölçüye sahip hayvanlara ait olabileceğine dikkati çekildi.

Öte yandan hayvanların evrimi konusunda önemli bir delil olduğu sanılan bu milyonlarca yıl öncesine ait ayak izinin omurgasız canlılardan Arthropoda veya annelid türünün atalarına ait olabileceği tahmin ediliyor.

Çalışma ABD’de Science Advance dergisinde yayınlandı. Sputnik

https://t.co/xg66saFjhR
These Are The #Oldest#Animal#Footprints Ever #Discovered on Our #Planet
These trackways, preserved near burrows, were discovered in Dengying Formation – a rich fossil preserve in China’s south – and constitute the first evidence confirming that an

— Science Academy (@SienceAcademy) 7 Haziran 2018

PlayStation 5’i bekleyenlere kötü haber

Sony’nin Amerika CEO’su Shawn Layden, E3 2018 kapsamında tanıtılması beklenen PS5’in bu yıl çıkmayacağını paylaştı.

Japonya merkezli teknoloji devi Sony’nin, Playstation 4 Pro’nun çıkışıyla rötar yapan PlayStation 5 için çalışmalara başladığı bir süredir dile getiriliyordu.

PS5’in bu yıl düzenlenecek olan E3 2018 etkinliğinde tanıtılması bekleniyordu. Fakat Sony’nin CEO’su Shawn Layden PlayStaion’ın 5’inci sürümü için Oyunseverleri yakından ilgilendiren bir açıklamada bulundu.

Layden, E3 2018’in PS5 için doğru bir yer olmadığını, konsolun bu yıl tanıtılmayacağını ve bu yılın oyun odaklı olacağını dile getirdi.

PS5’te 4K (en az 3840 x 2160) çözünürlükteki oyunlara destek olacak PlayStation VR entegrasyonu bulunuyor.

PS5, piyasadaki en büyük rakibi Xbox One gibi televizyon ve akış gibi fonksiyonlara sahip hepsi bir arada konsolla karşımıza çıkabilir.

Sony hala PlayStation 5 için bir tarih vermedi. Ancak şirkete yakın kaynaklara göre, Sony, 2020’de yeni PS konsolunu görücüye çıkarabilir.

Cihazın ABD fiyatının ise 499 dolar olması bekleniyor.

Google’ın gizli araştırması sızdı

İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Google’ın X adındaki gizli araştırma birimi tarafından 2016 yılında hazırlanan sekiz dakikalık bir videonun dışarıya sızdığını bildirdi.

BBC Türkçe’nin Times’ın Salı günkü sayısından aktardığı haberde, “Google, insanların davranışlarını manipüle etmek ve tüm canlıların faydasına olacak sonuçlar elde etmek için bireyler hakkında topladığı devasa büyüklükteki verileri kullandığı bir gelecek tahayyül ediyor” denildi.

Haberde, sekiz dakikalık videoda, Google’ın elindeki verilerin “bir kayıt defteri” olarak tanımlandığı ve bunların pasif kayıtlar olmaktan çıkarılarak, insanların eylemlerini şirketin “değerlerine” uygun bir şekilde etkileyebileceğinin belirtildiği vurgulandı.

Haberde, “Google’ın bir kişi hakkında yeterli bir veriye sahip olmadığı durumlarda da algoritmasının bu kişiye hakkında veri toplamak için cazip bir ürün geliştirmesi öngörülüyor” denildi.

Google ise videonun mevcut ya da ileriye dönük herhangi bir planı yansıtmadığını ve tamamen “bir düşünme deneyi” olduğunu söyledi.

Ancak analistler, bu videoda tarif edilene benzer bir geleceğin olasılık dahilinde olduğunu söylüyor.

The Times, şirketin aralarında “kullanıcı davranışındaki potansiyel hataları tespit eden ve düzelten” bir teknoloji de dahil olmak üzere yaptığı patent başvurularında benzer fikirlerin yer aldığına dikkat çekti.

Google ‘herkesi manipüle edeceği’ bir gelecek hayal etmiş

İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Google’ın X adındaki gizli araştırma birimi tarafından 2016 yılında hazırlanan sekiz dakikalık bir videonun dışarıya sızdığını bildirdi.

Gazetenin Salı günkü sayısında yer alan haberde, “Google, insanların davranışlarını manipüle etmek ve tüm canlıların faydasına olacak sonuçlar elde etmek için bireyler hakkında topladığı devasa büyüklükteki verileri kullandığı bir gelecek tahayyül ediyor” denildi.

Haberde, sekiz dakikalık videoda, Google’ın elindeki verilerin “bir kayıt defteri” olarak tanımlandığı ve bunların pasif kayıtlar olmaktan çıkarılarak, insanların eylemlerini şirketin “değerlerine” uygun bir şekilde etkileyebileceğinin belirtildiği vurgulandı.

Haberde, “Google’ın bir kişi hakkında yeterli bir veriye sahip olmadığı durumlarda da algoritmasının bu kişiye hakkında veri toplamak için cazip bir ürün geliştirmesi öngörülüyor” denildi.

Google ise videonun mevcut ya da ileriye dönük herhangi bir planı yansıtmadığını ve tamamen “bir düşünme deneyi” olduğunu söyledi.

Ancak analistler, bu videoda tarif edilene benzer bir geleceğin olasılık dahilinde olduğunu söylüyor.

The Times, şirketin aralarında “kullanıcı davranışındaki potansiyel hataları tespit eden ve düzelten” bir teknoloji de dahil olmak üzere yaptığı patent başvurularında benzer fikirlerin yer aldığına dikkat çekti. BBC Türkçe

Elektrikli pazarı hızlı yükseliyor

Ersoy Yaşar – [email protected] Mersysr

www.otosafari.com – www.youtube.com/otosafari

Özellikle Avrupa pazarında dizel otomobil satışlarının düşmesi ve emisyon konusunda yapılan düzenlemelerle otomobil üreticileri elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretimindeki hamlelerini hızlandırmışlardı. Markanın küresel pazarlardaki yükselişi, ABD’de yüzde 73,3, İngiltere’de yüzde 25,6 ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde yüzde 646,7 oranında gerçekleşti.

Marka, İngiltere’de grup otomobillerinin satışlarının yüzde 9’unu elektrikli modellere dönüştürmeyi başardı. Amerika’da bu oran yüzde 7,3 oranında gerçekleşirken, elektrikli ulaşımı devlet politikaları ile destekleyen İskandinav pazarında ise toplam satışların dörtte biri elektrikli modellerden gerçekleşti. Çin’deki büyük artış ise pazara yeni sürülen ve yerelde üretilen 5 Serisi plug-in (şarj edilebilir-fişli) Hybrid modelinin başarısından kaynaklanıyor. Dikkat çeken bir detay olarak Malezya’da Nisan’da satılan grup otomobillerinin yarısından fazlasını ise elektrikli modeller oluşturdu.

Markanın özellikle 5 serisinin ‘plug-in hybrid’ modeli ve X5’in yakıt tüketim ve emisyon değerlerinin, bu modellerin farklı pazarlarda tercih edilmesini sağladığı görülüyor. Şirketin, BMW markasının satış ve markadan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Pieter Nota, “BMW i, BMW iPerformance ve MINI Electric araçlarının kombine satışlarının Nisan’da yüzde 52 artarak 9.831 adete ulaştığını da açıkladı. Nota, bu yıl 140 binden fazla elektrikli araç satma hedefleri olduğunun da altını çizdi.

BMW Grup, küresel pazarda 5 Serisi, MINI Cooper SE Countryman plug-in hibrit, i3, i8, 225xe iPerformance, 330e iPerformance, X5 40e iPerformance ve 740e – 740Le iPerformance ile portföyündeki dokuz elektrikli araçla yer alıyor. Markanın ayrıca, yalnızca Çin’de satılan X1 xDrive 25Le iPerformance modeli de bulunuyor.

Kablosuz şarj Temmuz’da kullanıma sunulacak
Alman üretici geçen günlerde yaptığı açıklamada, elektrikli araçlarının kablosuz olarak şarj edilmesini sağlayan bir sistem geliştirdiklerini de açıkladı. Endüktif şarj sistemi adı verilen kablosuz şarj teknolojisi ile mavi çizgilerle belirlenmiş şarj yatağının üzerine park edilen araç 3,5 saat içerisinde tamamen şarj oluyor. İlk olarak 530e ‘plug-in hybrid’ modelinde kullanılacak teknolojinin yakın gelecekte markanın diğer modellerinde de kullanılacağı belirtiliyor.
Söz konusu teknoloji; endüktif akım, yani elektriğin kablosuz aktarımı esasına dayanıyor. Şarj yatağına entegre edilmiş birincil (primer) bobinin, otomobilin altına uygulanmış ikincil (sekonder) bobin ile karşılaşması ile alternatif manyetik alan oluşuyor ve 3.2 kW enerji transferi ile şarj işlemi başlıyor.

Geliştirilen teknoloji, sürücünün aracın bilgi ekranı ve bir mobil uygulama ile aracın şarj durumu hakkında bilgi sahibi olmasını da sağlıyor. Bir evcil hayvanın araçla şarj yatağı arasına girmesi durumunda da mobil uygulama aracılığıyla sürücüye uyarı gönderiyor. BMW’den yapılan açıklamada, bu teknolojinin çevreye yaydığı radyasyonun ev elektroniklerinden fazla olmadığı da vurgulandı.

Bitmeyen savaş, dur diyemeyen insanlık!..

Dünyanın ve insanlığın, dikiş tutmayacak biçimde dağılmış post modern hali malum; bunlara birçok farklı yorum getirmek de mümkün. İnsanlığın çılgınlığı yeni değil kuşkusuz… Ezelden beri huzuru ve barışı kendine çok gören bir insanlıkla, horoz dövüşü gibi birbirini durmadan gagalayan liderlerden söz edilebilir. Nedeninin, temelde, paylaşım kavgasında yattığını söylemek de yanlış olmaz. Toprak, zenginlik ve gücün paylaşımı!… Bugün de, Trump, Netanyahu gibi birkaç lider çerçevesinde yapılan tartışmalarda, ya içerdeki kaos ve baskılar ya da dışardaki zenginlik ve gücün paylaşımı konu ediliyor.

Şu son Kudüs olayı!.. Zaten 50-60 yıldır tehdit, şiddet, acı ve kayıplarla yaşanılıyor bu topraklarda. İsrail işgal alanını her yıl daha büyütürken, Filistin halkının gettolarda yaşamaya mahkum edildiği yerler buraları… İsrail’li yöneticiler ise, bunca büyüme ve güce karşın, kendi halkına da Filistinlilere de barış ve huzuru getirecek bir anlaşmayı değil, hala savaşı ve ölümleri seçmekteler. Dünyanın lideri konumundaki ülke de yangına körükle gitmekte…

Ortadoğu zaten yılardır yanıyor… Suriye’deki savaş henüz sonlandırılamadı; savaş bugün sona erse, yol açtığı yıkımı onarmanın on yıllar alacağı, Ortadoğu halklarının kolay kolay ayağa kalkamayacağı da bilinmekte. Yaptıkları ise, Ortadoğu’daki kaosun ve insanların acılarını devam ettirmek oluyor. Hollywood filmlerine konu olan nükleer savaşa yol açan düğmeye basmaya benzemekte.

Ancak tüm bu gerçekler içinde, insanın seçimleri de beni çok ilgilendiriyor. Yani, bu tür liderleri başa getiren insan; bir yanda “post truthlar” ve popülizme, öte yanda kaos ve savaş gibi belalara razı olan insan; en büyük erdemlerinden biri diye düşünülen demokrasiden bu liderleri çıkaran insan; üstelik, geçmişe göre daha çok daha bildiği ve gördüğünü düşünen insan; ulaştığı bilgi, teknoloji ve zenginlikle paylaşım kavgasını yumuşatması, daha barışçı çözümler bulması mümkün olan insan!…

İnsana ve insanlığa yükleniyor olabilirim; ama bu barbarlıktan kurtulamayışın, yaşanan acılardan ders alamayışın insan dair düşündürücü yanları da olmalı kanısındayım. Ayrıca, bu tür liderlerden ve yol açtıkları kavgalardan kurtulmanın yolu yine insanlardan geçeceğine göre, insan ve insanlık üzerine düşünmek kaçınılmaz.

Kısacası politikacıları ve nedenlerini az çok çözmüş olabiliriz; ama ya insanlar!…Onlar bu kadar mı kör; bu kadar mı güçsüz!…

Tabii soruları başka türlü sormak mümkün; ama dünyanın bitmeyen savaş ve şiddet halini görünce Jose Saramago’nun “Körlük” adlı kitabını hatırlatmadan edemiyorum. Kitap, insanların nedeni bilinmeyen bir biçimde peş peşe kör oldukları kaotik bir ortamda hayatta kalabilmek için ne kadar vahşileşebildiklerini konu etmekte. Bir bakıma, insanlığın karanlık yüzünün anlatıldığı söylenebilir. Kitaptaki son cümleler de şöyle: “Neden kör olduk, Bilmiyorum, belki bir gün nedenini öğreniriz, Ne düşündüğümü söyleyeyim mi sana, Söyle, Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler.”

Saramago’nun dediği gibi, bugün insanlığı, gördüğü halde görmeyen kör olarak tanımlamak mümkün diye düşünüyorum. Ne bilmedim, duymadım diyebilecek, ne de yaşananları Tanrı’nın takdiri, talihsizlik gibi kolaya kaçmalarla açıklayabilecek durumdalar… Kuşkusuz, bu gördüğü halde görmeyişin arkasında insandan sisteme uzanan birçok neden var ve bunları konuşmak gerekiyor.

İnsan bilinci ve algılamasının yaşadığı çağ ve içinde bulunduğu toplum içinde biçimlendiği ortada. Bu çağın ise, bir yandan insanı doğaya ve kaderine hakim olacak biçimde güçlendirirken, öte yandan bencilliklerine ve çıkarlarına mahkum etmek gibi zayıflattığını söylemek mümkün diye düşünüyorum. Tabii, her iki açıdan da dünyadaki hegemonik ilişkilerin ve kapitalist sistemin payını hesaba katmak gerekmekte. Kısaca söylersek, bu dünyanın, sistemin dişlisi olacak kadar güçlü, sisteme razı olacak kadar zayıf insanlara ihtiyacı var. Bunun için de, “mışlı” dünyalar ve post-truthlar yarattığı gibi, korku ve tehditleri de kullanmakta. Kısacası, bencillikle korkuları, çıkarlarla düşmanlıkları bir araya getiren öyle bir harman yapmakta ki, hem kendini perdelemekte hem insanları pasifize ederek değirmenine su taşıması mümkün olmakta.

Böyle bir sistemde de, barışa değil savaşlara ve korkulara ihtiyaç olduğu ortada. İnsanlar biraz nefes almaya başlasalar, biraz korkularından kurtulsalar, dünyanın bu çılgın gidişatını da, bunun arkasında dönen dolapları da daha iyi anlayıp sorgulayabilecekler. O zaman da, kendilerini yiyip bitiren bu dünyaya dur demeye başlamayacaklarını düşünebiliriz. Ama ne mümkün!…

Bu nedenle, yaşadıklarımızı, aydınlıkla karanlığın savaşı olarak görmek gibi, asıl aydınlanma çağının bilgi, teknoloji ve gücün, insan ve insanlık için olumlu bir şeyler üretmesiyle başlayacağını düşünmek abartı olmaz. Bugün yaşanılanlar ise, bu aydınlanmayı engellemek üzerine kurulmuş durumda.

WhatsApp’ın CEO’su istifa etti

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp’ın kurucusu ve şirketin CEO’su Jan Koum, görevinden istifa etme kararı aldığını açıkladı. T24’ün haberine göre; Koum, Facebook üzerinden paylaştığı mesajda, “Teknoloji dışında bana keyif veren şeylere vakit ayırabilmek adına bir süre çalışmaya ara vereceğim” dedi.

Ancak ABD’de yayınlanan Washington Post gazetesi, Koum ile WhatsApp’ı 2014’te 19 milyar dolara satın alan Facebook yönetimi arasında anlaşmazlıklar olduğunu yazdı ve Koum’un bu anlaşmazlıklar nedeniyle istifa kararını aldığını belirtti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, Koum Facebook’tan gelen kriptolama kriterlerinin gevşetilmesi ve Facebook – WhatsApp arasındaki kişisel veri alışverişinin güçlendirilmesi taleplerine karşı çıkıyordu.

Koum paylaştığı Facebook mesajında “Ekibimiz her zamankinden daha güçlü ve muhteşem işler başarmaya devam edecekler… WhatsApp’a dışarıdan da olsa desteğimi vermeye devam edeceğim” dedi.

Evde ayakkabı giyenlere ciddi uyarılar

ABD’deki Arizona Üniversitesi uzmanları tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, günlük kullanılan sıradan bir ayakkabının dış yüzeyinde yaklaşık 421 bin, içindeyse 2 bin 887 bakteri tespit edildi.

AA’nın aktardığına göre uzmanlar, bunlar arasında iç organların fonksiyonlarını yitirmesine ya da enfeksiyona neden olabilen çok sayıda tehlikeli bakteri bulunduğuna dikkati çekti.

Araştırma, temizlenen ayakkabıların ise insan sağlığı için daha az risk oluşturduğunu gösterdi.

Arizona Üniversitesi Laboratuvar Sorumlusu Jonathan Sexton, bakterilerin haftalarca yaşayabildiklerine işaret ederek, “Ayakkabılarınızı evde giydiğinizde gün içinde üstüne bastığınız her şeyi eve getirmiş oluyorsunuz.” dedi.

Deterjanla temizlik

İngiltere’deki Nottingham Trent Üniversitesinin Bilim ve Teknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Michael Loughlin de mikropların temas ettikleri yüzeylere bağlandıklarını belirtti.

Dışarıda giyilen ayakkabıların insan sağlığı için tehlike oluşturabilecek mikrop ve bakterilerle temas edebildiğini anımsatan Loughlin, “Ayakkabılarda bulunan bakteriler üstüne bastığımız şeylerden gelir. Bu nedenle hayvan dışkısına bastığında insana zarar verebilecek bakteriler içerebileceğinden ayakkabılarınızı iyice temizlemeniz gerekir.” tavsiyesinde bulundu.

Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, deterjanla temizlenen ayakkabılardaki bakteri miktarı yüzde 90’a kadar azalabiliyor.

Bebek ölümlerini önlemek için yeni teknoloji WAAA!

Dünyada her yıl 2,8 milyon yenidoğan, besin yetersizliği ve hastalıklar nedeniyle henüz başayamadığı hayatını kaybedior. UNICEF bu yıl yenidoğan ölümlerine dikkat çekmek ve çözüm üretebilecek projelere ulaşmak amacıyla “Unicef’s Wearables for Good” isimli bir kampanya başlattı.

Kampanya kapsamında finale kalan 10 projeden biri de İngiltere Huddersfield Üniversitesi tarafından geliştirilen “WAAA!” adında yeni bir teknoloji. WAAA! bir giyilebilir teknoloji ürünü ve çok düşük bir maliyeti var. 46 ülkeden 250 katılımın sağlandığı projede finale kalmayı başaran tek İngiliz projesi olan WAAA!, bebeklerin göğüslerine bağlanmak suretiyle hayati bulgularını takip ediyor.

İsmini “Wearable, anytime anywhere, APGAR” kısaltmasından alan proje, doğumdan sonraki üç gün süresince kullanılıyor. İsminde yer alan kelimelerden de anlaşılacağı gibi her zaman ve her yerde giyilebilir. İsmindeki dördüncü kelime olan APGAR, bebeklerin doğduğu ilk dakika, saat ve gün içindeki hayati bulgularını değerlendirildiği evrensel bir ölçek. APGAR verilerinin hızlıca alınması projenin en hayati kısmı çünkü bebeklerin hayatını kurtaracak işlevi bu.

WAAA!’nın kullanım şekliyse şu şekilde; doğumdan sonraki üç gün süresince cihaz silikon bantlara oturtularak yenidoğan bebeğin göğüs kısmına bağlanıyor. Cihaz bebeğin vücuduna bağlı olduğu süre boyunca EKG sinyallerini ve kalp atışlarını takip ederek olağan dışı bir sinyal yakaladığında radyo sinyalleriyle detayları SMS olarak en yakın sağlık kuruluşuna iletiyor.