Okulda sebze meyve bahçesi

ANIL VARLI

Suriye’deki okullarda binlerce okullu çocuk gıda ve beslenme eğitim programından yararlanacak. Program, öğrencilere dengeli ve sağlıklı beslenme için sebze meyve tüketiminin önemini öğretmek için okul bahçelerini kullanıyor.

FAO Suriye Temsilcisi Vekili Adam Yao “Suriye’de devam eden krizin, bütün çocukların beslenmesi ve sağlığı üzerine yıkıcı etkisi var. Ancak bu okul bahçeleri yoluyla çocuklar bir taraftan besleyici sebze ve meyvelere erişim sağlarken bir taraftan da şimdi gıda ve beslenmeyle ilgili ana kavramları öğreniyorlar” dedi. Suriye’de okul bahçeleri projesi ilk kez ilkokul seviyesinde hayata geçiyor. Aralarında Halep, Hama, Humus, İdlib ve Kırsal Şam gibi çatışma bölgelerinin de bulunduğu bölgelerde 300 öğretmen 17 okulda eğitim aldı. Program çerçevesinde 3 bin 400’den fazla çocuk sebze ve meyve yerken gıda ve beslenmenin önemini öğrenecek. Bu girişim, çatışmalardan etkilenen Suriye’de gıda güvenliğini geliştirmek amacıyla yapılıyor.

Fayda sınıftan öte
“Okul bahçeleri çocukların yaparak öğrenecekleri açık bir sınıf gibi” diyen Yao, projenin faydalarının sınıfın çok ötesine taşınacağını ve çocukların aileleri ve topluma kadar ulaşacağını kaydetti.

Yao şöyle devam etti: “İyi beslenme ana hastalıklara karşı çocukların ilk savunmasını oluşturuyor ve çocukların aktif ve sağlıklı bir hayat yaşamaları için çok önemli. Çoğunlukla okullar çocukların hayata dair önemli kabiliyet edindikleri tek yer. Bundan dolayı bu okul bahçeleri sadece çocukların beslenme gelişimi için değil aynı zamanda onların gelişim büyümesine yardım etmek için de güçlü bir araç.”

Sağlanan araçlarla birlikte her okul sulama tankları ve damlama sulama sistemini bulunan yaklaşık 500 metrekarelik bir okul bahçesi kurdu. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve yerel bir sivil toplum örgütünün üretimle her gün ilgilenmesiyle, okul bahçeleri topluca yaklaşık 12 ton sebze ve meyve üretti.

Gıda ve beslenme eğitimi, gıda güvenliği programlarının etkisini genişletiyor.
FAO Beslenme ve Gıda Sistemleri Yetkilisi Ahmed Raza “Gıda ve beslenme eğitimi ile desteklenmezse gıda üretiminin tek başına beslenme uygulamaları üzerine çok az etkisi olduğuna dair giderek artan kanıtlar var.

Sığınmacı çocuklar minik yaşta ağır travma yaşıyor

Suriye’de iç savaşın neden olduğu sığınmacı göçünün ardından Türkiye’de de faaliyet göstermeye başlayan uluslararası çocuk örgütü Save The Children Türkiye Direktörü Nick Finney, 2018 itibariyle 938 bin Suriyeli çocuk okul yaşına geldiğini kaydetti. “Bunların yarısına yakını okula kayıtlı” diyen Finney, “Eğitim Bakanlığı’na göre sürecin normalleşmesi için 20 bin yeni sınıf gerekecek. Eğitim kalitesi düşebilir okul sayısı artmazsa” dedi.

Çocuk sığınmacıları ve en çok da eğitimlerini destekleyen projeler gerçekleştiren Save The Children Türkiye Direktörü Finney, “2018 itibariyle 938 bin Suriyeli çocuk okul yaşına geldi. Bunların yarısından fazlası okula kayıtlı.
Eğitim Bakanlığı’na göre sürecin normalleşmesi için 20 bin yeni sınıf gerekecek. Eğitim kalitesi düşebilir okul sayısı artmazsa. Çözüm mevcut sistemin geliştirilmesi. O yüzden de bu konu çok daha acil.Türkiye’nin çocuk nüfusunun da eğitim kalitesinin düşmesi riski var” değerlendirmesi yaptı.

“Türkiye’de üç yıl önce ortalama sınıf nüfusu 25’ti fakat üç yılda bu ortalama 2018’de 38-39’a çıkmış” ifadelerini kullanan Finney, “Okul sayısı artmazsa öğrencilerin de eğitim kalitesi düşebilir

Türkiye’de Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yakından çalışıyoruz. Özel ihtiyaçları olan çocuklar var sığınmacılar arasında ve bakanlığın sosyal refah sisteminin bu aileleri de kapsaması için çalışmalar yapıyoruz” diye belirtti.

Eğitimin kalitesi düşebilir
Finney’in açıklamasından öne çıkan satırbaşları şöyle:

»Çocuk koruma en kırılgan çocukları kapsıyor: Okuldan atılma tehlikesi olanları, aile bireylerinden biri kayıp olan çocukları, ev içi şiddete ve zorbalığa maruz kalanları kapsıyor.

»Sığınmacı çocuklar için eğitimden sonra en önemli sorun ise ailenin çocuklara doğru yemekleri verebilecek, okulunu bitirmesini sağlayabilecek yeterli parası olmaması.

»Sığınmacı çocuklar Türkiye’ye geldiklerinde çok berbat şeyler yaşadı. Yaptığımız çalışmalar toksik stres de dediğimiz çok uzun süren strese bağlı tramvalar, davranış bozukluğu ve öğrenme zorluğu yaşamaya başladıklarını gösterdi.

»Son olarak da çocukların eğitimi için uğraşsak da bu çocukların ileride istihdam pazarına girmesi de düşünülmesi gereken başka bir zorluk. Okula giden çocukların sayısı artıyor. Peki iş nasıl bulacaklar ve Türkiye ekonomisine entegre olacaklar?

»Bazen ekonomik baskılardan dolayı okulu bitirmeleri zor. Dili öğrenmedilerse de işler zor.

»Şu ana kadar toplam 300 bin Suriyeli bebek Türkiye’de doğdu ve her gün 250 Suriyeli bebek Türkiye’de doğuyor. Bu nesil kim olduğuyla ilgili sorular da soracak.

Kitap okumanın çocukların gelişimine katkısı belirlenecek

Türkiye Yayıncılar Birliğine bağlı yayıncılar, yazarlar, çevirmenler ile eğitimciler ve psikologların iş birliğinde hazırlanan proje kapsamında, kırsal ve yoksul bölgelerde pilot okul ve sınıflarda gönüllü öğretmenlerle sürekli kitap okuyan öğrencilerin eğitimleri başta olmak üzere yaşamlarındaki gelişmeler takip edilip rapor haline getirilecek.

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yapılan araştırmaya göre sürekli kitap okuyan çocukların okuduğu cümleyi anlamasının 13 saniye sürerken, okumayan çocukta bu sürenin 45 saniye olduğuna dikkati çekti.

İyi eğitim almış, analitik düşünen, okuduğunu anlayan ve yorumlayan nesiller yetişmesi isteniyorsa bunun sadece sınavlarla ölçülemeyeceğine işaret eden Kocatürk, “Eğitimde kitabın büyük önemi vardır. Daha az ödev, daha çok kitap okuyan bir nesille beraber belki de sınavlarda daha farklı çocuklarla karşılaşacağız. İnsanların okuduğunu kavrayarak yaratıcı fikirlere ulaşmasının yolu kitaptan başka hiçbir yerden geçmez. Bütün dünya eğitimcileri bunu tartışıyor.” dedi.

Okuma kültürü ve kitap okuyan çocukların eğitimdeki başarısı, bakış açısı ve ufkuna bakarak nelerin değiştirilebileceğini göstermek adına bir çalışma başlattıklarını aktaran Kocatürk, bu kapsamda yayıncılar, yazarlar, çevirmenler, eğitimciler ve psikologlarla iş birliği halinde proje geliştirdiklerini bildirdi.

Kırsal ve yoksul bölgelerden pilot okullar ve sınıflar seçerek gönüllü öğretmenlerin desteğiyle çocuklara ücretsiz olarak kitap vereceklerini belirten Kocatürk, şöyle devam etti:

“Çocuklara uygun nitelikte kitaplar seçeceğiz. Eğitim bilimciler ve araştırmacılar olarak kitap okuyan çocukların eğitiminde nasıl değişiklik yaşandığını, ne şekilde gelişme olduğunu, başarılarının artıp artmadığına bakacağız. Okuma kültürüyle beraber ne gibi değişiklikler olduğunu göreceğiz. Bunu gelecek eğitim öğretim yılında başlatmayı ve gelecek yıllarda da sürdürmeyi planlıyoruz. Proje ile aynı zamanda sadece devletten beklemeden sınıf ve okullarda kütüphaneler, yeni halk kütüphaneleri kurulmasını, kitapçıların yaygınlaştırılmasını amaçlıyoruz. Yayıncılar olarak taşın altına elimizi koyacağız ve projeyi yapacağız. Çıktıları ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşıp Türkiye’nin başka bir kültürel dünyaya adım atmasını sağlamaya çalışacağız.”

“Okuma kültürünü toplumun tüm kesimine yaygınlaştırmak istiyoruz”

Kocatürk, çocuk ve aileden başlayan okuma kültürünü toplumun her kesimine yaymak istediklerini vurgulayarak, yetişkinler üzerine de araştırma yapmayı planladıklarını dile getirdi.

Kitap okuma kültürüyle sınıf başarılarının yanı sıra eğitim ve kişisel gelişimleri artmış bir nesil hedeflediklerini vurgulayan Kocatürk, “Ana hedefimiz okuma kültürüyle okuduğunu anlayan, okuduklarını analiz eden, değerlendiren, yeni yorumlara onu götürecek yeni nesillerin adımını atmak.” ifadesini kullandı.

Kocatürk, projenin adının büyük ihtimalle “Okuma Kültürünü Geliştirme Projesi” olacağını belirterek, yerel yönetimler, eğitim dernekleri, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin katkı vereceği projeye Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığını da dahil etmeyi istediklerini kaydetti.AA

Bedia Öğretmen köy çocukları için yollarda

Sinop’ta, anaokulu öğretmeni Bedia Kiren hazırladığı proje ile bir köyün konağını ana sınıfına dönüştürdü, okul öncesi eğitim alma şansı olmayan çocuklara gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı.

Atatürk İlkokulu’nda ana sınıfı öğretmenliği yapan Kiren, okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekmek ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmak amacıyla “Sevgi Çiçeği” adlı bir proje hazırladı.

Farklı sebeplerle okul öncesi eğitim alamayan köy çocuklarına gönüllü olarak eğitim verilebilmesinin amaçlandığı proje kapsamında Kiren, kentteki kurum ve kuruluşlar ile hayırsever vatandaşların desteğiyle Ordu köyündeki köy konağını sınıfa dönüştürdü.

Konağın bahçesine oyun parkı kurulmasını da sağlayan Kiren, haftada iki gün kent merkezinden köye gelerek, köyde yaşları 3 ile 6 arasında değişen 7 çocuğa okul öncesi eğitim vermeye başladı. Bunun yanı sıra köyde yaşayan diğer çocukların da hayatına dokunan Kiren, çocukların eğlenceli zaman geçirebilmeleri için köyde çeşitli etkinlikler düzenliyor.
Kiren, yaptığı açıklamada, Sinop’un okul öncesi eğitimin zorunlu olduğu iller arasında yer almadığına işaret etti.
Özellikle kırsal kesimlerde yaşayan çocukların söz konusu eğitimden mahrum kalabildiklerini dile getiren Kiren, okul öncesi eğitimin çocukların gelişimlerine önemli katkılar sunduğunu ve bu nedenle kendisinin de gönüllü olarak bir şeyler yapma ihtiyacı duyduğunu anlattı.

Çocukların gelişimlerinin yüzde 80’inin 0-6 yaş döneminde tamamlandığına vurgu yapan Kiren, “Ben bu anlamda özellikle kırsal kesimde eğitimden yararlanamayan çocuklara faydalı olmak istedim. Çünkü köylerdeki velilerimiz bütün gün bahçede veya farklı bir yerde çalışıyorlar. Dolayısıyla çocuklarının gelişimlerine fazla bir katkı sağlama fırsatları olmuyor. Bazı çocuklarımız söz konusu eğitimi alabiliyor ama bazıları mahrum kalıyorlar. Ben de, ‘Mahrum kalan çocuklarımıza nasıl eğitim verilebilir?’ noktasında bir çalışma yaptım. ‘Sevgi Çiçeği’ adlı bir proje hazırladım.” dedi.
Kiren, farklı sebeplerden dolayı okul öncesi eğitim alamayan köy çocuklarına, gönüllü olarak eğitim verilebilmesinin amaçlandığı proje doğrultusunda Ordu köyündeki bir konağı sınıf haline getirdiklerini vurguladı.

Projeye,çoğu kişinin büyük destek verdiğini söyleyen Kiren, şunları kaydetti:

“Sinop Belediyesi konağın bahçesine oyun parkı kurdu. Esnaflarımız kitap, minder, boyama kalemi gibi yardımlarda bulundular. Köy konağımızı sınıfa çevirdik. Şimdi haftada iki gün, iki ders şeklinde köyde okul öncesi eğitimi alamayan çocuklara eğitim vermeye çalışıyorum. Burada amacım hem köy halkında hem de toplumda okul öncesi eğitim hakkında farkındalık yaratmak.”

Kiren, söz konusu projesinin il genelinde yaygınlaşmasını arzuladığını, buna yönelik bazı çalışmaların yapıldığını da sözlerine ekledi.