10. Türk-Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması başvuruları başladı

Kültürlerarası Transfer Derneği tarafından TÜRSAK Vakfı işbirliği ile 14-19 Ekim 2018 tarihleri arasında düzenlenecek 18. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen 10. Türk – Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması”için başvurular bugün açıldı.

Filmhaus Frankfurt, ABG/Saalbau GmbH, Amt für Kommunikation und Stadtmarketing Frankfurt, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu, Kültür Ateşeliği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Hessisches Ministerium für Wissenschaft und Kunst desteği ile gerçekleştirilecek olanUluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’ kapsamında yer alan “Türk – Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması” bu yıl 10. kez düzenleniyor.

Türk ve Alman üniversitelerinde sinema eğitimi almakta olan gençlerin yaratıcılıklarını teşvik ederek öğrenimini gördükleri dalda onları desteklemek ve çalışmalarını uluslararası platforma taşıyarak sinema seyircisine aktarmalarına aracı olmak amacıyla gerçekleştirilen kısa film yarışmasına başvurular 25 Mayıs Cuma günü itibariyle açıldı.

Bu yıl da birbirinden değerli akademisyen ve profesyonellerden oluşan jürinin değerlendireceği finalistler kısa film yarışmasında ilk ona girerek filmlerini festivalde yayınlatmak ve “En İyi Yönetmen” ödülünü alabilmek için yarışacaklar.

Festivalin web sitesindeki online başvuru formu ile en geç 24 Haziran Pazar gününe kadar [email protected]adresine resmi başvurularını yapabilecek olan adaylar, yarışma ve yönetmelik hakkında ayrıntılı bilgi ise festivalin http://www.turkfilmfestival.de/index.htmladresinden edinebilecekler.

Sinema sanatı aracılığıyla Türkiye ve Almanya toplumları arasındaki ekonomik ve kültürel paylaşımı artırmayı ve birlikte yaşam kültürüne katkıda bulunmayı amaçlayan Türk Film Festivali | International / Frankfurt/M.bu yıl da 14-19 Ekim 2018tarihleri arasında Türk sinemasının nitelikli örneklerini Almanya’da geniş kitlelerle buluşturacak.

Aleviler düzenleyecekleri festivalde TAMAM diyecek

8. Alevi Festivali, 27 Mayıs – 2 Haziran arası her gün saat 11:00 ile 21 arası İngiltere Enfield’de BAF Yerleşkesi’nde ve 3 Haziran final günü de Hackney Downs Park Londra’da olacak.

Britanya Alevi Federasyonu ve Alevi Kültür Merkezleri, Cemevleri tarafından 7 yıldır Londra, Orta Britanya ve İskoçya’da Alevi festivalleri organize ediliyor. Bu yıl 8.’si düzenlenen ve ilk kez 8 gün sürecek olan Alevi Festivali, 27 Mayıs ile 3 Haziran 2018 tarihleri arasında, BAF Yerleşkesi-Parkında Britanya Alevi Federasyonu bileşenleri, Yöre Dernekleri ve Müzik Okulları tarafından düzenleniyor. Aleviler yaptıkları açıklamada festivalin temasını “TAMAM” olarak belirlediklerini duyurdu. Alevi örgütleri yaptıkları açıklamada, “24 Haziran seçimleri öncesi tekçilik, tek adamcılık, toplumsal kutuplaştırmalar karşısında “SIKILDIK” diyen herkesi, sıkanlara karşı “TAMAM” demek için festivalimize davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklama şöyle sona erdi: “8. Alevi Festivali; Alevi kültürü, inancı ve felsefesiyle tarihsel bir buluşmaya kapılarını açacaktır. 8. Alevi Festivali; tüm farklı kimlikleri ve kültürleri gönül bahçemizde musahip kılacak ve dostluğumuzu pekiştirecektir. Hak aşkına, yol aşkına her dem bin nefes diyerek düştük biz bu yola diyen Britanya Alevi Federasyonu ve Alevi Kültür Merkezleri olarak 8. Alevi Festivali ile huzurlarınızdayız. Güçlü bir organizasyon ile 27 Mayıs – 2 Haziran arası Londra Enfield’de bulunan BAF Yerleşkesi-Parkında ve 3 Haziran final günü de Hackney Downs Park’ta karşınızda olacağız.”

CNN Türk’te bir ayrılık daha

Doğan Yayın Grubu’nun Demirören Grubu’na satılmasından sonra işten çıkarmalar sürüyor. 2001 yılından beri kanal bünyesinde görev yapan sunucu Ahu Özyurt’un işine son verildi.

CNN Türk, Ahu Özyurt’la da yollarını ayırdı. 17 senedir CNN Türk’te birçok kademede görev yapan Ahu Özyurt, kanalda haftada iki akşam “Türkiye’nin Gündemi” programını, sabahları ise haftaiçi hergün “10’dan Sonra” programını sunuyordu.

CNN TÜRK VE KANAL D’DEN ŞİMDİYE KADAR AYRILANLAR

Önce CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş’ın işine son verildi. 2006 yılından bu yana Doğan Grubu’nda çalışan CNN Türk Programlar Koordinatörü Aslı Öymen’in kanalla yollar ayrıldı. Öymen, aynı zamanda “Afiş” adlı kültür sanat programını hazırlayıp sunmaktaydı.

CNN Türk Ekonomi Müdürü ve hafta içi her sabah ekrana gelen Parametre programının sunucusu Ebru Baki ile de yollar ayrıldı.

Ebru Baki sosyal medya hesabından da ayrılığına ilişkin bir fotoğraf paylaştı.

Ayrıca, cnnturk.com.tr Yayın Yönetmeni Umut Alphan ve CNN Türk Haber Programları Müdürü Cansel Poyraz’la da yollar ayrıldı.

Melis Alphan’ın da geçen ay Hürriyet’le yolları ayrılmıştı.

Saray Ekibi!

İtiraf edeyim, Muharrem İnce’nin aday olmasını.. Olsa da böyle bir performans göstermesini beklemiyordum. Yanılmışım.

Kılıçdaroğlu, partideki rakibini aday gösterdi. Çok kritik bir eşiği, çok önemli bir adımla aştı.

Muharrem İnce de, dostunu düşmanını şaşırttı.

Yandaş medyaya, AKP’nin kurmaylarına bakıyorum da.. Muharrem İnce’ye karşı politika üretemiyorlar. Muharrem İnce’yi “neresinden tutacaklarını” bilemiyorlar! Nereden ve nasıl saldıracaklarını kestiremiyorlar. Alevi değil. Kavgacı değil. Hem Kürtler’e mesaj veriyor, hem ulusalcılara. Ezan okunurken susuyor. Kendisiyle de Erdoğan’la da alay edebiliyor.

Yandaş / yanaşma medya ne yapsın! Hiçbir şey bulamayınca, “ekibi yok” teşhisine sarıldı. İnce’nin ekibi yokmuş. Ekonomide, dış politikada, kültür – sanatta danışmanlarının kim olduğu belli değilmiş. Falan filan.

Bunları yazıp söyleyenlerin Saray danışmanlarını gördüğü yok herhalde!

Malum, Erdoğan’ın -son dönemin en mayınlı alanı- ekonomide danışmanları çok ilginç isimler.

Yiğit Bulut’u defalarca yazdım. Sizler de yakından biliyorsunuz. Tekrarlamaya gerek yok.

Son günlerde adı öne çıkan Cemil Ertem’e gelince..

Hazret, daha Mart sonunda yaptığı tespitle tarihe geçti: “Dolar 4’e çıktı algısı yanlış. 3.85’in üzerindeki çıkışlar oldukça spekülatif çıkışlar. Dalgalı kurda temellere uygun dengeye geleceğiz.”

Geldik beyefendi. Bu sözlerin üzerinden sadece bir buçuk ay geçti. Ama dolar, sizi duymamış olacak, 4.50 dolaylarında salınıp duruyor!

Bu “başdanışman” bey, Erdoğan’ın son İngiltere ziyaretini de aynı ferasetle takdim etti. Ona göre,”ziyaret ve özellikle iş çevreleriyle yapılan toplantı bazı “merkezleri” oldukça rahatsız” etmiş!

O ziyaret sırasında doların uçtuğunu.. Bunda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok sayan görüşlerinin de payı olduğunu.. Zaten gerek BBC gerekse Bloomberg yayınlarındaki soruların bile Türkiye’nin halini ortaya koyduğunu fark etmemiş.

* * *

Yüksek irtifada oksijen azlığından görüş bulanıklaşır ya! Bu beyefendilerde de öyle oluyor anlaşılan. Aşağıdaki satırlar da Erdoğan’ın muhteşem ekibinden Cemil Ertem Bey’e ait:

Erdoğan, hem iş çevreleriyle yaptığı toplantıda hem de sonrasında gerçekleşen canlı yayında, bütün sorulara içtenlikle cevap verdi; dileyen dilediğini sordu.”

Bizim buralarda iş çevreleri de gazeteciler de soru sormayı bilmiyor herhalde. Baksanıza, dileyen dilediğini sorabilirmiş.. Sorunca da Erdoğan içtenlikle cevap verirmiş.

Fotoğraf bu konuda size net bir fikir verecektir. Erdoğan Londra’da, özenle seçilip heyete dahil edilmiş Türk gazetecileri toplamış. O anlatmış, gazeteciler dinlemiş. Elbette “içtenlikle”!!!

* * *

Saray’ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, bu tabloya bakıp da “hakikaten bizimkiler elin İngilizi gibi soramıyor azizim” diye iç geçirmiş midir? Bilemem.

Kendisinin ekonomik alandaki liyakatı hakkında da bir fikrim yok.

Elbette, ekipce Türkiye’yi getirdikleri ekonomik / toplumsal yıkıma bakıp bir fikir sahibi oluyoruz. O ayrı!

Merak ettiğim, “nasıl bir insan” Türkiye’de medyaya / emekçilere / iş dünyasına yönelik baskının farkında olmaz? “Nasıl bir insan” bir an olsun durup “yahu sahiden Türkiye’de Erdoğan’a neden dileyen dilediği soruyu soramıyor” diye düşünmez? “Nasıl bir insan” inşaat sektöründen başka umudu kalmamış bir ülkede işlerin yolunda gittiğini, İngilizler’in, Kraliçe’nin falan bizi takdir ettiğini zanneder?

Geçiniz.

Muharrem İnce’nin de böyle bir ekibi olacaksa hiç olmasın daha iyi!!

* * *

Saray ekibi ekonomiyi yönetemiyor, dış politika danışmanları çoktan pert oldu da Erdoğan siyasette toz mu attırıyor! Hadi canım siz de!

Hürriyet’te Nuray Babacan’ın -iç sayfalara küçücük sıkıştırılmış- müthiş haberi siyasi danışmanların nerelere / ne hallere geldiğini anlatıyor:

“İktidar partisi, seçim çalışmalarında vatandaşın nabzını tutmak ve ona göre politika geliştirmek için ‘anlık-günlük strateji’ belirleyecek.Tüm söylemler ve alınan kararlar, telefon anketiyle halka sorulacak. Kampanya boyunca kullanılacak söylem ve başlıklar, günün gelişen koşullarına, muhalefetin kullandığı dile ve gündem oluşturacak konulara göre belirlenecek. Yapılan konuşmaların ve geliştirilen söylemin ‘sosyal kırılganlık algısı’ anlık ölçülecek. Ona göre politika değiştirilecek veya geliştirilecek.”

* * *

Dünyada para bolken.. AB Erdoğan’ı desteklerken.. Liberaller, Gülen’le birlikte AKP’nin değirmenine su taşırken.. Bu ülkenin vatandaşlarının alın teriyle, vergisiyle yaratılmış ne kadar fabrika / tesis / banka varsa haraç mezat satılıp parasıyla gösteriş yapılırken.. Erdoğan’ı ASRIN LİDERİ diye takdim etmek kolaydı.

Hadi bakalım, şimdi “anlık politikalarla yürümeye çalışan” partiyi ve liderini parlatın da görelim!

Ha bir de Cemil Ertem parlatayım derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkında söyledikleri bugün tam da çağdaş bilimsel iktisat teorisinin konusudur. Aksi iddialar da bilim dışı safsatadan ibarettir” demez mi!

Ekonomistler bir gül bir gül..

Nohuta artık kıyma bile koyamayan vatandaş bir gül bir gül..

O kadar olur yani!

‘Havuz’a karşı ekranlar kapalı

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

Eşit olmayan seçimleri daha da adaletsiz kılan iktidarın medya tekeline tepkiler büyüyor. Birleşik Haziran Hareketi (HAZİRAN) tek bir partinin ve tek bir adayın sesinin dışında hiçbir sese yer vermeyen havuz medyasını protesto için tüm ülkede ‘Tamam Kapatıyoruz’ kampanyası başlattı. Ekranların kapatılacağı kampanyanın startı, bugün saat 20.00’de verilecek. Çok farklı kanalardan duyurulan çağrılarda bir yanda OHAL döneminde kapatılan yayın kuruluşlarını hatırlatılırken diğer yandan da bolca TRT eleştirisi yapıldı.

Buluşmalar başlıyor
İstanbul’da bugün saat 21.00’da Koşuyolu Parkı’nda “Haydi TV’yi kapat, parkta buluşalım. Çay demli bekliyoruz” buluşması yapılacak. Ankara’da ise yarın Batıkent Kültür Evi bahçesinde gerçekleşecek olan “Kapat Buluşması” nda BirGün Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin ve BirGün Gazetesi yazarı İrfan Değrimenci yer alacak. 20 Mayıs’ta da Yüzüncü Yıl Parkı’nda gerçekleşecek etkinlikte de gazetemizin Ankara Bürosu’ndan deneyimli gazeteci Nurcan Gökdemir, Halk TV Yayın Müdürü Semra Topçu katılacak. Türkiye’nin çeşitli illerinde gerçekleşecek olan buluşmalar için tüm yurttaşlar bir araya gelmeye çağrıldı.

BirGün’e konuşan HAZİRAN’dan Bayazıt İlhan, Türkiye’nin çok kritik bir seçime gittiğine dikkat çekerek, “Havuz medyası adı verilen çok büyük kısmını kaplayan medya grupları, gazeteciliğin evrensel ilkelerine uygun hareket etmiyor. Çok fazla iktidar yanlısı bir yayıncılık anlayışı ile devam ediyorlar. Kapatıyoruz ve bu kanalları izlemek istemiyoruz” diye konuştu.

İlhan, “Televizyonları kapatacağız, mahallelerimizde, meclislerimizde, örgütlü olduğumuz bütün kesimlerde seçimi konuşacağız. Hep birlikte Türkiye’nin geleceğini konuşacağız. Kritik seçimde geçen yılki HAYIR’ımızı bu yıl TAMAM’lamaya çalışacağız” dedi.

‘Ambargoyu yaşıyoruz’
İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray da havuz medyasında kendilerine ilişkin bir ambargo uygulandığını belirtti. “Çok çok uzun zamandır yandaş medyayı izlemiyorum” diyen Çıray, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yandaş medya konusundaki tartışmasız gerçek, tek yönlü yayın yaptıklarıdır. Yayın organlarını AKP ele geçirdi. İçeriği boş, tek taraflı, beyin yıkamaya yönelik, kolektif şuuru bozan bir yayın anlayışı var. Havalar güzel parklarda her fikirden insan oturup sohbet etsin. Daha özgür bir irade ile karar verirsin.”

Havuzun karanlığına karşı protesto
Sanatçı Genco Erkal, CHP’li Zeynep Altıok Akatlı ve İlhan Cihaner’in de desteklediği çağrı şöyle: “Kapatıyoruz çağrısı, el koyulan kamu kaynaklarıyla oluşturulan eşitsiz medya düzenine milyonların itirazının bir ifadesi. Şimdi baktığımızda da seçimlere giderken tek bir partinin ve tek bir adayın sesinin dışında hiçbir sese yer verilmediğini görüyoruz. Bu da bir şekilde havuz karanlığına karşı bir dakika aydınlık eyleminin yeni bir biçimi olarak görülebilir.”

Gücümüzün farkındayız: Havuz medyasını bu akşam #KapatGitsin

24 Haziran seçimleri yaklaşırken havuz medyasının muhalif seslere yer vermemesi bugün protesto edilecek. Saat 20.00’den itibaren yurttaşlar havuz medyasına karşı ekranlarını kapatacak ve parklarda buluşacak.

Kampanyayı örgütleyen Birleşik HAZİRAN Haraketi, “Öyleyse #KapatGitsin” başlığıyla bir açıklama yayımladı.

“Türkiye, AKP-MHP eliyle baskın bir seçime giderken medyada tek seslilik hâkim kılınmaya çalışıyor. AKP medyanın yüzde 96’sını kontrol ediyor. Televizyonlar tek bir adayın propaganda araçlarına dönmüş durumda. Referandumda bu ülkenin en az yarısının oy verdiği HAYIR seçeneği nasıl yok sayıldıysa şimdi de T A M A M diyenlerin sesi kısılıyor” denilerek kampanyanın neden yapıldığına ilişkin ifadelerin yer aldığı açıklama şöyle devam etti:

“Öyleyse T A M A M! Biz bu ülkede üreten, düşünen, emeği ile geçinen, vergisini ödeyen milyonlarız. Gücümüzün farkındayız. İktidardan rant kapma telaşı ile susturulmuş, havuza atlamış patronların televizyonlarına gücümüzü gösteriyoruz.”

BirGün Medya, Mor Megafon ile her hafta kadınların sesi olacak

“Bu akşam saat 20.00’de milyonlar olarak televizyonları kapatıyoruz” diyerek yurttaşları havuz medyasına karşı ses çıkarmaya çağıran HAZİRAN, Twitter’da da #KapatGitsin etiketi için şu duyuruyu yaptı:

“Kapalı TV’lerimizin fotoğraflarını paylaşıp bu eşitsiz medya düzenini protesto ediyoruz. Artık milyonlar kazandıkları reklamlarını kaç kişiye yaparlar kendileri düşünsün. Haydi sen de #KapatGitsin”

HALK PARKLARDA BULUŞACAK

Kampanya kapsamında halk yurdun çeşitli yerlerinde halk kürsülerinde buluşacak. Etkinlikler kapsamında

BirGün Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin ve BirGün yazarı İrfan Değirmenci‘nin katılmıyla 19 Mayıs Cumartesi Ankara Batıkent Kültürevi Bahçesi’nde;

#TamamKapatıyoruz özgür medyanın ve halkın HAYIR kürsüsünü kuruyoruz #Ankara 19 Mayıs Cumartesi, 19.00, Batıkent Kültür Evi Bahçesi #Batı[email protected]@GultekinBerkantpic.twitter.com/5mmVO5ROD0

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

BirGün Haber Müdürü Nurcan Gökdemir ve Halk TV Program ve Yayın Müdürü Semra Topçu’nun katılmıyla 20 Mayıs Pazar 17.00’de Ankara’da İlhan Erdost Parkında buluşmalar olacak

#TamamKapatıyoruz bağımsız medyaya omuz veriyoruz, söz halkın kürsülerini kuruyoruz #Ankara 20 Mayıs Pazar, 17.00, İlhan Erdost Parkı #100.Yıl @[email protected]/nqZJ5DfaJe

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

KISA SÜREDE SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU

‘#KapatGitsin‘ etiketi sosyal medya paylaşım sitesi Twitter’da kısa süre içerisinde en çok konuşulan gündem maddeleri arasına girdi. Kampanyanın başlayacağı saatin 20.00 olarak duyurulmasına rağmen akşam üzeri saatlerinde etiket 5 bine yakın paylaşım aldı.

gucumuzun-farkindayiz-havuz-medyasini-bu-aksam-kapatgitsin-465206-1.

ÇOK GENİŞ DESTEK

Öte yandan sanatçılardan siyasetçilere, akademisyenlerden emek örgütlerine halkın çok geniş bir kesmin de kampanyaya destek geldi.

Kampanyaya sosyal medya üzerinden sunulan desteklerden bazıları şöyle:

Bugün saat 20:00’de iktidarın borazanlığını yapan, sahibinin sesi havuz televizyonlarını kapatıyoruz. Öyleyse #TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/srcIxoaA4f

— Candan Yüceer (@CandanYceer) May 18, 2018

Havuz medyasını kapatıyoruz. Tetikçi köşe yazarlarını da kapatıyoruz. Okumuyoruz, paylaşmıyoruz. #kapatıyoruz#BarışAtayYalnızDeğildirpic.twitter.com/wY61uukw4q

— zeynep altıok akatlı (@zeynabelle) May 16, 2018

pic.twitter.com/bSOdz9bCD3

— GENCO ERKAL (@DOSTLARTIYATRO) May 16, 2018

Vakit tamam, havuz medyasını kapatıyoruz!#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/blhpMU7xoA

— İlhan Cihaner (@ilhancihaner) May 15, 2018

#TamamKapatıyoruz özgür medyanın ve halkın HAYIR kürsüsünü kuruyoruz #Ankara 19 Mayıs Cumartesi, 19.00, Batıkent Kültür Evi Bahçesi #Batı[email protected]@GultekinBerkantpic.twitter.com/5mmVO5ROD0

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

#kapatıyoruz#TamamKapatıyoruz yeniye açılıyoruz,nefesinize kuvvet,yelkenler fora …#BarışAtayYalnızDeğildirpic.twitter.com/dicVDZIsiK

— Erdal Güney (@guneyerdal) May 16, 2018

Hayırla kapatalım. https://t.co/7I4nSrzacR

— Alper Taş (@alper_tas) May 16, 2018

Haber alma hakkımızı engelledikleri için!
Seçimlerin adil yapılmasını önledikleri için!
İktidarın otoriter uygulamalarını meşrulaştırdıkları için!
Algı operasyonlarıyla halka “Yalan Bir Dünya” sundukları için!..

Bugün saat 20:00’de havuz kanallarını kapatıyoruz#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/QopiyWM2eN

— Fikri Sağlar (@dfikrisaglar) May 18, 2018

Milyonların sesini yok sayan havuz televizyonlarını bu akşam 20.00’de kapatıyoruz.#TamamKapatıyoruz#kapatgitsinpic.twitter.com/mZLpd3tokJ

— MMO Genel Merkezi (@MMOtmmob) May 18, 2018

Öyleyse #TamamKapatıyoruz
Bu akşam 20.00’da havuz tv’lerini kapatıyoruz!!! pic.twitter.com/OaEUSHbzmS

— KESK (@KESK1995) May 18, 2018

Bizleri yok sayanları,
Gerçekleri saklayanları,
İktidarın borazanlığını yapanları,
Haber alma hakkını gaspedenleri,
Uyarıyoruz!#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/1Bj33fEVBL

— TMMOB (@TMMOB1954) May 18, 2018

Öyleyse Penguen medyasını #KapatGitsin . Parklarda komşularımızla buluşup biz yayın yapalım. https://t.co/k8QZo6A2N1

— Haziran İstanbul (@istanbulbhh) May 18, 2018

‘Havuz medyası’ bu akşam kapatılıyor!https://t.co/PIzonQGrYu
Seçimlere giderken havuz medyasının tutumu tepki toplamaya devam ediyor. Bugün saat 20’den itibaren havuz medyasına karşı ekranlar kapatılacak, yurttaşlar parklarda buluşacak#KapatGitsinpic.twitter.com/rY9LS1fRnM

— RedHaber (@RedaksiyonHaber) May 18, 2018

Sesimizi duymayan, bizi görmeyen yandaş medyayı #KapatGitsin! #TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/6sOJ1YRI2T

— Haziran Kadıköy (@HaziranKadikoy) May 18, 2018

milyonların sesini yok sayanlardan
BIKTIK… SIKILDIK…
artık #KapatGitsinpic.twitter.com/M8dJFvKV7H

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 18, 2018

#TamamKapatıyoruz camları aç iyice havalansın hayat @serkanaltunignepic.twitter.com/PpmQUwkQmC

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 18, 2018

Mahallelerimizi duyurularla donattık. Yarın akşam çaya bekliyoruz. #Tamam mı?
Demek ki ne yapıyoruz, akşam 20.00de yandaş kanalları kapatıyoruz, 21.00de de Koşuyolu parkında demli çayımızı içerken komşularla sohbeti koyulaştırıyoruz.#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/AyYhesNhdL

— Haziran Üsküdar (@haziranuskudar) May 17, 2018

Savaştan mutlulukla çıkan ülke: Vietnam

Vietnam, 1950’lilerin ortalarından itibaren 35 yıl boyunca Fransızlar, Birleşik Amerikalılar ve komşu Kamboçya ile savaştaydı ve bu savaşlarda 3,5 milyona yakın Vietnamlı hayatını kaybetti. Henüz son 25 yıldır ülkelerinde barışı hissedebiliyorlar. Bin yıllık tapınaklarının üzerine düşen bombaların yarattığı harabeleri ve çukurları gidip gördüğünüzde, ülke bu felaketleri görmeseydi bugün nerede olurdu diye düşünmemek mümkün değil.

Vietnam’ın resmi adı Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti. 1945’teki Vietnam Bağımsızlık Hareketi’nin önderi, Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucusu, halk için “ulu önder” statüsündeki Ho Chi Minh, ya da Vietnamlıların tabiriyle “Ho Amca”, Anıtkabir’e oldukça benzeyen bir mimari eser olan mozolesinden bugün şehri gözetliyor. Ho Chi Minh, eski adı Saygon olan Vietnam’ın en büyük şehrine adını vermekle kalmamış elbette, müzikten sinemaya, resim sanatından heykellere ülkenin her köşesinde varlığını size hissettiriyor, okullardaki her sınıfta tahtanın üzerine asılı portresiyle de dahil. Sosyalizmin, iyi ve kötü yanlarıyla hayatın her alanında halen kendini güçlü biçimde hissettirdiği ülkede şehir ve köy yaşamının, 2 bölüm boyunca bahsedeceğimiz zorlukları da mevcut. Fakat Vietnam halkı geçmişindeki bunca acıya ve günlük hayattaki zorluklara rağmen hayatından memnun, stresten uzak ve hatta düpedüz mutlu. Komşu Tayland uzun yıllar turizmde pastanın büyük dilimine sahipti, Vietnam ise son 10 yıla kadar büyük kalabalıklardan uzak kalmayı başardı, ancak muhteşem doğal güzellikleri, iklim ve kültür açısından çeşitliliği ile büyük şehirlerdeki eğlenceli gece hayatı ülkenin popülaritesini giderek artırdı. Şöyle anlatalım; Tayland’a 1 yıl içinde gelen turist sayısı halen Vietnam’ın 3 katı civarında, ancak son 20 yılda Tayland’ın ziyaretçi sayısı % 450 artarken, Vietnam’ın ziyaretçi sayısı % 760 oranında arttı ve 13 milyona ulaştı. Biz de Vietnam’ın orta kısmından kuzey sınırına kadar ulaşan 16 günlük bir yolculuk yaptık. Bizi Hong Kong’dan Da Nang’a getiren Hong Kong Express uçağından inerek başlayalım.

savastan-mutlulukla-cikan-ulke-vietnam-462998-1.

Da Nang ve Sonu Gelmeyen Sahili
Da Nang, başkent Hanoi ve Ho Chi Minh’den sonra Vietnam’ın en büyük üçüncü şehri. Genelde bir endüstri şehri olarak bilinmesi onun turistler tarafından çok fazla ziyaret edilmemesine yol açmış, bu yüzden de genelde 30 kilometre güneydeki, turistlerin göz bebeği Hôi An’dan günübirlik düzenlenen turların merkezi durumunda. Ancak biz klasik turist davranışlarından ve turlardan uzak durmaya çalıştığımız için Da Nang’da 2 gece geçirmeye karar verdik ve şehirden ayrılırken bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu anladık. Vietnam’a ayak bastığımızda gözümüze ilk çarpan şey, akşam 10 sularında kafelerin tıklım tıklım olduğu ve seyyar yemek tezgâhının etrafına 5 tane plastik masa ve 20 tane plastik iskemle atan herkesin bir açık hava lokantası kurduğu. Bir de tabii, daha önce de birçok kez duyduğumuz, yiyecek-içecek fiyatlarının aşırı ucuzluğu. Şöyle diyelim, Vietnam’da orta halli bir lokantada başlangıç, ana yemek ve 2 şişe bira için ödediğiniz rakam kişi başı 30 TL (!) civarında. Eğer bu yemeği, sokak tezgâhlarında yerseniz fiyat 20 TL civarına kadar geriliyor. Hatta Vietnam’da kaldığımız 16 gün boyunca herhangi bir yemek için ödediğimiz en yüksek rakam kişi başı 200 TL idi ve onu da yolculuğun sonunun gelmesinin şerefine lüks bir otelin açık büfesine ödemiştik. Bu fiyatlara rağmen Vietnam mutfağı porsiyon konusunda da oldukça cömert. Yani oldukça cüzi rakamlara karnınızı doyurmadan sofradan kalkmanız oldukça zor.

Da Nang’ın 5 kilometre uzunluğundaki, bir zamanlar Vietnam Savaşı’nda çok önemli bir rol oynayan sahili bugün tertemiz kumsalı ve deniziyle harika bir plaja dönüşmüş durumda. Bu plajın bittiği ve şehir merkeziyle birleştiği noktada deniz ürünlerini sofralarına taşıyan lokantalar ve gece hayatını renklendiren barlar başlıyor. Da Nang’daki ikinci günümüzde istikamet, şehrin sembolü haline gelen Mermer Dağları. Birbirine yakın konuşlanmış ve en yükseği 500 metre yüksekliğindeki bu doğal yapılar içlerinde bir dolu küçük tapınak mağaza bulunduruyor. Bu mağaralardan en ünlüsü savaş zamanında hastane olarak kullanılan ve tepesine düşen bombaların açtığı delikten giren gün ışığıyla bir tapınağa dönüştürülen Hoa Nghiem. Mermer Dağları’nın en yüksekte bulunan 2 noktasından Da Nang şehrinin panoramik görüntüsünü de izleyebilirsiniz.

Renk ve Terziler Cenneti Hoi An
Ertesi gün güneydeki rengârenk Hôi An’a gitme zamanı. Ama size Da Nang’daki son gecemizde gittiğimiz harika bir lokantayı önermem lazım. Lokantalar bölgesinde, çıkmaz bir sokağın sonuna kurulmuş Thung Phi BBQ. Hem masanın üzerindeki ızgarada kendi et veya sebzelerinizi pişireceğiniz hem de kendi mutfaklarında pişirdikleri nefis şehriye (noodle) tabaklarını tadabileceğiniz Thung Phi, 16 günlük yolculuğumuzun zirve anlarından birisiydi. Burada ulaşımla da ilgili hemen bir tavsiye verelim. Vietnam’ın büyük şehirlerinde, şehir içi veya birbirine yakın iki şehir arasındaki yolculuk için tek seçeneğiniz Uber olmalı (tabii mobilet kiralamak ya da şehirler arası otobüsleri de kullanmak mümkün, ancak otobüs seçeneği 50 kilometreden daha uzak mesafeler için daha uygun). Biz Da Nang-Hoi An arasındaki 30 kilometre için Uber’e 358 bin Dong ödedik ve bu 60 TL’ye denk geliyor. Aşağıda şehirlerarası otobüslerden de bahsedeceğim.
Hôi An, aynen Da Nang gibi Vietnam’ın doğu kıyısında, turistlerin uğrak yeri pozisyonunda, tarihi kısmı UNESCO Dünya Mirası Listesinde olan, 120 bin nüfuslu bir şehir. Tam 400 otele ev sahipliği yapan bu küçük (!) şehrin sokakları, özellikle akşam saatlerinde büyük kalabalıkların sahnesine dönüşüyor. Özellikle de Thu Bộn Nehri’ne bırakılan renkli fenerlerin oluşturduğu, Işıklar Köprüsü’nden izleyebileceğiniz muhteşem görüntü ve nehrin kenarında sıralanmış tıka basa dolu barlar Vietnam’ın reklam yüzlerinden birisi. Biz nehir kenarının hemen arka sokağında, Lumpia adındaki Vietnam börekleri ile (bizdeki sigara böreğinin daha ince hamurla yapılanı) bizleri büyüleyen Nostalife’ta akşam yemeğini yedik ki bu da Vietnam yolculuğundan tavsiye vereceğimiz ikinci harika mekân. Hôi An’ın ünü Vietnam’a yayılan bir başka tarafı terzileri. Şehrin hemen her kısmında bulacağınız terziler sabah erkenden ölçülerinizi alıp, akşam saatlerinde takım elbisenizi veya bir balo kıyafetini teslim edebiliyorlar. Ancak belirteyim bu daha çok Avrupa ve Amerikalılara hitap eden bir pazar. Zira fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı, tabii burada size özel yapılmış ve birkaç saat içinde teslim edilebilen kıyafetler söz konusu. Bavul veya sırt çantanızda yer varsa düşünülebilir.

savastan-mutlulukla-cikan-ulke-vietnam-462996-1.

Bombaların yıktığı tapınaklar ve eski başkent
Hôi An’dan ayrılmadan önce yolumuz 8. ve 10. asır arasında inşa edilmiş ve Vietnam Savaşı’nda üzerine düşen bombalar sebebiyle sadece birkaç binası ilk halini koruyabilmiş My Son Tapınağı var. Bombaların harap ettiği eski tapınaklar bugün üzerinde bitkilerin büyümesi ile başka bir güzelliğe bürünmüş durumda. Biz bu güzellikleri geride bırakıp eski başkent Hue’nin yolunu tutuyoruz. Vietnam otobüslerine girerken şöför size ayakkabılarınızı çıkarmanızı söyleyip onları bir poşete koyarak size teslim ediyor. Ardından 3 sıra halinde, ranza tipinde 2 katlı ve 45 derece yatabilen koltuklara uzanmış halde yolculuk ediyorsunuz. 130 kilometre ötedeki Hue’ye otobüs yolculuğunun fiyatı sadece 8 TL.
15 gün sonra ikinci bölümde sizleri, eski başkentten başlayıp bugünkü başkent Hanoi ve tarifsiz doğal güzelliklerle dolu Ninh Binh, Sapa ve Ha Long Körfezi’ne götüreceğiz.

savastan-mutlulukla-cikan-ulke-vietnam-462997-1.

68’den çıkarımlar- 2

68’e değinmek benim için yazıklanıp durduğum bir süreç. Sonuçta dünyayı yönetenlerin yine paçayı kurtardığı ama yinelemekten bıkıp usanmadığım, benim için dünyanın merkezine düşsel bir yolculuk sanki…

68’e yolculuğu geçen hafta kaldığımız yerden sürdürelim…

Hippi’lerin insancıl ve barışçıl bir yaşam biçimi vardı. Bu dönemin gençleri “make love, not war”(savaşma seviş) savsözünde kendini buldu. ‘68 dönemine müzik de damgasını vurmuştu. Rock ve folk olarak iki ana başlık altında toplanan, kökleri “insan hakları savaşımı”na dayanan protest müzik, siyasal içerikli bildirileri kitlelere ulaştırmada etkili bir rol oynamış ve bu günlere de ulaşan bir müzik kültürü yaratmıştı. Janis Joplin, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, The Doors, Joan Baez, Peet Seager gibi müzisyenler özellikle şiddet ve ırkçılık karşıtlığı ile öne çıktı. Çeşitli şenlikler(festivaller) düzenlendi. 15 ağustos 1969’da yapılan Woodstock Şenliğine katılım şaşırtıcıydı. Bu; 2 gece 3 gün süren, 500.000 kişinin katıldığı sevgi ve dayanışmanın, paylaşımın, ırkçılık ve savaş karşıtlığının yaşandığı en büyük etkinliklerden biriydi. Unutulmaz anlarından biri de Jimi Hendrix’in ABD ulusal marşını gitarıyla savaş sesleri çıkararak çalması olmuştu.

1968 eylemleri kısa ve uzun erimli bir dizi gelişmelere yol açtı. Çevre bilincinin ortaya çıkmasına neden oldu. “Çekirdeksel(nükleer) karşıtlığı” ve “silahların artışına karşı silahsızlanma” gibi konularda toplumsal bilinç ve kültür yaratıldı… Seçenekli(alternatif) yaşam biçimleri geliştirildi. Ortak(Komün) evler kuruldu. Ayrımlı(farklı) olanların varlığı olurlanmaya başlandı.Cinsel özgürleşme, 68’in en önemli sonuçlarından biriydi. Okullarda dirimbilim(biyoloji) dersinde insan gövdebilimi(anatomisi) öğretilmeye başlandı. Daha önce pornografi, nü resimler, sanatta çıplaklık suç sayılırken, bunlar sergilenmeye başlandı. Eski kültür paramparça olmaya, bireyin özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan cinsellik tabusu yıkılmaya başladı. Eşcinsellik, eşcinsel evlilik, seks işçiliği, bisexsüellerin ve lezbiyenlerin örgütlenme özgürlüğü gibi kazanımlar elde edildi. 68’in en büyük sonuçlarından biri kadın haklarında görüldü. Kadınlar evli olsun olmasın kürtaj olma, boşanma davası açma, kocalarının izni olmadan ehliyet alma ve yolculuk etme haklarını elde etti. Evlilik dışı cinsel yaşam özgürlüğü, seçme seçilme hakkı sağlandı. İnsanlar birlikte yaşamak için evlenme koşulunu, aile kurmayı istemediler. Geleneksel kadın rolü sayılan çocuk bakımı, mutfak işleri ve ev temizliği erkekler yanınca da yapılmaya başlandı. Eğitimde demokratik katılımcı yapı ve örgütlenme özgürlüğü gelişti. Savaşlara karşıtçılık(muhalefet) yükseldi. Üçüncü dünya ülkeleri ve ulusal bağımsızlık istemleriyle dayanışma yerleşti. Sırt çantası ile dış ülkelere gezi, çeşitli kültürler ve insanlarla tanışma eğilimi arttı. Giyim kuşamda tüketim yerine ikinci el ya da eskiler yeğ tutuldu. Askerlik yapmaya karşı duruş, sivil askerlik gibi açılımlar gerçekleşti.

68-den-cikarimlar-2-462869-1.

Toplumda köktenci görüşler geliştirmenin gücü, denilebilir ki bir yokluk sonucu, kendisi bir sınıf olmayan, zaman içinde sürekli olmayan bir tabakaya, öğrencilerin omuzuna düştü. Onlar demokrasinin anlamını genişletmek, doğrudan eylemle halkın gücünü arttırmak, yeni siyasi arayışlar-kuramlar geliştirmek, bireyi köktencileştirmek için savaşım verdiler. Ne var ki 68 devinimi(hareketi), son çözümlemesinde(tahlilde), toplumsal tabakaları eyleme geçiremedi, özellikle kurulu düzenin güçlü(iktidar) yapılarına tehdit yöneltebilecek işçi sınıfıyla bağ kuramadı…

Benim yetersiz özetlemelerim nereye kadar? Oysa çok değerli çalışmalar var; 1968 İsyancı Bir Öğrenci Kuşağı(Ronald Fraser/ Belge Yayınları, 1988) yanı sıra diğer bir kaçı: Küresel İsyan ‘68(Mete Kızık/ Günizi Yayıncılık, 2008), Bizim 68’liler(Şükran Soner/ Cumhuriyet Kitapları, 2009), 68 Kuşağı Gençlik Olaylarının Uluslararası Boyutu(Feryat Bulut, 2011), Türkiye ve Fransa’da 1968(Emine Öztürk/ Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2017), vd.

68 Kuşağı, yazmakla ve üzerinde düşünmekle bitmeyecek 50 yıllık bir destan…

BirGün Mersin Okur İnisiyatifi: Günün güncel görevi tamam

GÖKAY BAŞCAN

BirGün Mersin Okur İnisiyatifi bir buluşma düzenledi. Buuluşmada okurlarımız güncel gelişmeleri değerlendirdi. Tartışmaların ardından düzenlenen Ali Asker ve Turhan Alıcı konserine ilgi büyük oldu. Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserde türküler söylendi, halaylar çekildi.

Okur İnisiyatifi buluşması, gazetemizin manşetlerinin yer aldığı slayt gösterisiyle başladı. Ardından Okur İnisiyatifi adına sahneye çıkan Kemal Dama söz aldı. BirGün’ün yola çıktığından bugüne kadar büyük bir sorumluluk ve heyecan içerisinde yol aldığını söyleyen Dama “Bu hikaye 15 yıl önce başladı. Büyük bir heyecanla, umutla başladığımız bir süreçti. 15 yıl içerisinde gazetenin geldiği nokta ortada. 2015 Temmuz ayında gerçekleştirilen pespaye darbe girişiminden sonra AKP iktidarı basını tümüyle teslim almak için büyük bir çaba sarf etti. Çoğunu aldı, alamadıklarını da bertaraf etmeye çalıştı. BirGün ve diğer muhalif gazetelerin ayakta durması bu nedenle çok kıymetlidir” ifadelerini kullandı.

İçerisinden geçtiğimiz siyasal sürece ilişkin konuşan Dama “BirGün ‘Hayır’ın sesiydi. Adalet Yürüyüşü’nün sesiydi. BirGün Gezi’nin sesiydi. Ensar’da tacize uğrayan çocukların ve ailelerinin sesiydi. KHK ile işinden atılan insanların sesiydi. Şimdi de baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Gönül isterdiki sosyalistlerin, devrimcilerin bir adayı olsun. Ama devrimcilerin bir adayı olmaması onlara bir kenarda oturma hakkı vermez. Bugün açısından daha elzem bir sorumluluğumuz var. Bugün hep birlikte, güçlü bir şekilde ‘Tamam’ demeliyiz” dedi. Slaytın ve konuşmaların ardından sahneye Turhan Alıcı ve ekibi çıktı. Turhan Alıcı’nın konserinin ardından sahneye Ali Asker’i davet ederek birlikte sahne aldılar.

Edirne’de Hıdrellez coşkusu

Türkiye’nin birçok bölgesinde çeşitli etkinliklerle kutlanan baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez, Edirne’de de renkli görüntülere sahne oldu. Tunca Nehri üzerinde bulunan Fatih Köprüsü’ne çıkan bir genç, herkesin gözü önünde kendisini nehrin serin sularına bıraktı.

Edirne Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi Er Meydanı alanında Tunca Nehri kenarında başta Edirneli romanlar olmak üzere toplanan binlerce yerli ve yabancı turist, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez’i karşıladı.

edirne-de-hidrellez-coskusu-460220-1.

Edirne Belediyesi tarafından hazırlanan platformda, roman halk dansları topluluğun gösterileri ve davul zurna eşliğinde binlerce roman dans etti, göbek attı.

Bin yıllık roman gelenekleri sürdürüldü

Tunca Nehri kenarında Hıdrellez Şenlik kutlamaları için gelen çok sayıda yerli ve yabancı turist, bölgede binlerce yıldır süregelen dilek tutma rutiellerini gerçekleştirdi. Romanlar ve turistler, inanışları gereği ‘sağlık, arınma ve bereket’ için Tunca Nehri’nde özel eşyalarını yıkadı, dileklerini yazılı olduğu kağıtları attı ve nehre dilek tutarak mum bıraktı.

Türkiye’nin birçok bölgesinde çeşitli etkinliklerle kutlanan baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez, Edirne’de de renkli görüntülere sahne oldu. Tunca Nehri üzerinde bulunan Fatih Köprüsü duvarına çıkan bir genç, bir anda köprüden atlayarak, kendisini Tunca Nehri’nin serin sularına bıraktı. Festival alanında kısa süreli panik yaşansa da suya atlayan genç, birkaç metre sonra kıyıya ulaştı.

edirne-de-hidrellez-coskusu-460221-1.

“Barış, mutluluk ve bereket dileklerimizle çelengimizi Tunca Nehri’ne bıraktık”

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Bin 400 yıllık bir Roman geleneğini tekrar yaşatıyoruz her yıl yeniden. 2018 yılında Kakava ve Hıdrellez etkinlikleri, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne girdi. Bu yıl ilk kez UNESCO kapsamında da etkinliklerimizi düzenledik. Dün Edirne’den tüm dünyaya, güzel ülkemize barış, huzur, sağlık, mutluluk ve bereket getirmesi için ateşimizi yapmıştık. Bu günde bereketli Tunca Nehri’nin ve bereketli Edirne topraklarının, Osmanlı Sarayı’nın olduğu bölgede yine barış, huzur, mutluluk ve bereket dileklerimizle çelengimizi Tunca Nehri’ne bıraktık” dedi. (İHA)

edirne-de-hidrellez-coskusu-460222-1.