Yabancı kartla yapılan hava yolu ödemeleri dört kat arttı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Türkiye’nin 2018 yılı mart ayındaki kart kullanım verilerini açıkladı. BKM verilerine göre geçtiğimiz yıl mart ayına kıyasla 2018 mart ayında kredi kartı kullanımı %7, banka kartı kullanımı ise %12 artış gösterdi. BKM’nin verilerine göre, mart ayı sonunda Türkiye’de 63,4 milyon adet kredi kartı ve 134,6 milyon adet banka kartı bulunuyor.

BKM verilerine göre, banka kartları ve kredi kartları ile mart ayında toplam 64,3 milyar TL’lik ödeme yapıldı. Bu tutarın 57,1 milyar TL’si kredi kartları ile ödenirken, 7,2 milyar TL’sinde banka kartları kullanıldı. Büyüme oranları özelinde incelendiğinde ise banka kartı ile ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 40 olurken, kredi kartı ile ödemelerde ise bu oran yüzde 15 olarak gerçekleşti.

Yabancı kartlar ile yurt içinde yapılan harcamaların sektörel dağılımı incelendiğinde en fazla payın yüzde 34 ile hava yolları sektöründe olduğu görülüyor. Hava yolları sektörünü yüzde 15 ile konaklama, yüzde 12 ile giyim ve aksesuar, yüzde 7 ile seyahat acenteleri, yüzde 6 ile market ve AVM sektörleri takip ediyor.

Instagram’da ‘paralı dönem’ geliyor

Aktarılan bilgilere göre; Instagram‘a çok yakında uygulama içi satın alma seçenekleri eklenecek. Bu özellik sayesinde firmalar, Instagram hesapları üzerinden kredi kartı ile satış yapabilecek.

Instagram, test etmeye başladığı yeni özellik ile akıllara Instagram paralı mı olacak sorusunu getirdi? Peki, Instagram’ın yeni özelliği ile kullanıcılar paralarını ne yönde harcayacak?

Facebook’un bünyesinde yer alan Instagram, son dönemde yaptığı yenilikler ile Snapchat’i adeta piyasadan silmeyi başarmıştı. Hikayeler özelliğine eklediği portre modu ile tek kameralı telefonlarda portre fotoğraf çekmeye imkan sağlayan Instagram, şimdi de yeni özelliğini test ediyor.

Kullanıcılar; Instagram’a kredi kartlarını kaydettikten sonra, firmaların Instagram hesaplarında paylaştıkları gönderilerde yer alan ürünleri çok kolay bir şekilde satın alabilecek. CNN Türk’ten Ecevit Bıktım’ın aktardığı habere göre, bu özelliğin sadece isteğebağlı olduğunu, Instagram’ın eskisi gibi ücretsiz olarak kullanılacağını belirtiliyor.

Şimdilik belli başlı kullanıcılar üzerinde test edilen bu özelliğin, yaz aylarında ilk olarak Amerika’da kullanıma sunulması bekleniyor. Instagram‘ın bu satışlardan henüz ne kadar komisyon alacağı bilinmiyor.

Bankacılık işlemleri tüzüğünden dolayı; ülkemizde şimdilik kullanımasunulmayacak olan bu özellik, Instagram‘ı sosyal medya platformundan alışveriş platformuna dönüştürecek gibi görünüyor.

Instagram’ın uygulama içi satışlardan oldukça fazla kar elde etmesi bekleniyor.

Sağlık sektörü neden siber saldırı altında?

Sağlık sektöründe fidye yazılımları ve diğer zararlı yazılımlarla yapılan saldırıların sayısı büyük bir hızla artıyor. Bu durum, insan hayatının yanı sıra kritik öneme sahip verileri de riske atıyor. Kimlik Hırsızlığı Kaynak Merkezi verilerine göre, sağlık sektörü, sadece son üç yılda bile tüm sektörler arasında en yüksek sayıda veri hırsızlığının yaşandığı sektör oldu. Forcepoint Türkiye Ülke Müdürü Levent Turan, başta hastaneler, laboratuvarlar ve eczaneler olmak üzere sağlık kuruluşlarının siber suçlular tarafından hedef alınmasının üç ana sebebini açıkladı:

1. Son derece değerli veriler

Sağlık kuruluşlarını birincil hedef haline getiren başlıca nedenlerden biri, sahip oldukları verilerin çok değerli olması. Genellikle, çalınan tek bir kredi kartı numarası ortalama 2.000 ABD doları kâr sağlıyor fakat günler, hatta saatler içinde değersiz hale geliyor. Ancak korumalı sağlık verileri (PHI) veya kişinin tanınmasına yol açacak veriler (PII) gibi sağlık verileri karaborsada son derece değerli.

Örneğin, CSO Online’da yer alan bir makaleye göre tek bir PHI verisi 20.000 ABD dolarına varan büyüklükte kâr getirebiliyor. Bunun temel sebebi, sağlık verileri çalındığında anlaşılmasının haftalar, hatta aylar sürebilmesi. Bu sayede siber suçlular çok daha değerli veriler elde etmiş oluyor. Dahası, sağlık verileri doğum tarihi ve kimlik numarası gibi değiştirilmesi çok zor olan bilgileri içerdiği için hırsızlar bu verilerden daha uzun süre yararlanabiliyor.

2. IT yatırımı ve eğitim eksikliği

Sağlık sektörünün siber suçlular arasında popüler olmasının nedenlerinden biri de IT güvenliğine sistematik olarak gerekenden az yatırım yapılması. Siber güvenlik eğitimi ve sertifikaları düzenleyen en büyük şirketlerden biri olan SANS Institute, IT bütçesinin en az ‘unun güvenlik alanında harcanmasını önermesine rağmen sağlık kuruluşlarının çoğu ancak %3 kadarını harcıyor.

Çoğu sağlık kuruluşu için güvenlik genellikle sonradan akla gelen bir konu. Kuruluşlar çalışanlarına içeriden gelebilecek tehditleri kolayca azaltabilecek düzenli siber güvenlik eğitimleri vermiyor. Ayrıca bazı hastaneler izinsiz giriş algılama ve kayıp ya da çalınmış cihazları silme gibi temel IT güvenlik önlemlerini uygulamakta bile zorlanıyor.

3. Birbirine derinlemesine bağlı sistemler

İş yüklerini buluta kaydıran sağlık kuruluşları, yüksek ölçüde bağlantılı sistemler kullandıkları için küçük ölçekli, kısmi sistemlere yapılan saldırılarda bile tüm sistemin etkilenmesi riskiyle baş başa kalıyor. Diğer bir deyişle, bir noktaya yapılan bir siber saldırı tüm sistemin çökmesine neden olabiliyor. Mayıs 2017’de, WannaCry fidye yazılımı yüzünden Birleşik Krallık’taki birçok hastane, hasta taşıyan ambulanslarını geri döndürmek ve başlamasına dakikalar kalan ameliyatları iptal etmek zorunda kaldı. Hastaların kaydını almak ve bilek bantlarını yazdırmak gibi en basit işlemler bile yapılamadı.

WannaCry saldırısının etkileri, sağlık kuruluşlarının siber bir saldırı sırasında çalışmaya devam edebilmesinin ve hastalara hizmet verebilmesinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne serdi. Neticede insanların hayatları tehlikeye atıldığı için işlerin mümkün olan en kısa zamanda normale dönebilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk oluyor. Saldırganlar için, bu aciliyet durumu sağlık kuruluşlarını hedef almak için bir neden daha sunuyor. Çünkü bu durumun kuruluşların zararlı yazılımın etkilerinden kurtulmak için fidye ödeme olasılığını artırdığını düşünüyorlar.

Doğru koruma birincil öncelik olmalı

Sağlık sektörünün siber tehditlerden kaynaklı zararı azaltmak atması gereken adımları sıralayan Levent Turan, “Başlangıç olarak, sektördekilerin siber güvenliğin insan odaklı olduğunu anlaması önemli.” diyor ve ekliyor: “Örneğin, kullanıcıların davranış düzenleri veya kuruluş içinde ve dışındaki veri akışları hakkında bilgi sahibi olmak, riske karşı çıkma olasılığını artırıyor. Ek olarak, sektördekilerin siber güvenliği sadece IT departmanının görevi olarak görmeyi bırakması, yöneticilerden işe yeni alınan sözleşmeli personele kadar herkesin risklerin farkında olması gerekiyor.”

Sağlık güvenliğiyle ilgili profesyonellerin karşı karşıya oldukları tehditleri ve uyulması gereken kuralları iyi anlaması ve siber güvenlik savunması için en iyi uygulamaları öğrenmeleri gerekiyor. Tüm personeli güncel tehditler, bir e-posta mesajında veya web bağlantısında dikkat edilmesi gereken tehlike işaretleri, zararlı yazılımlardan kaçınma yolları ve etkin bir açık bulunması durumunda yapılması gerekenler hakkında bilgilendiren kapsamlı güvenlik farkındalığı eğitimleri doğru bir yatırım olacaktır. Tehdit içerikleri sürekli değiştiği için eğitimlerin de tekrarlanması ve düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor.

Ayrıca, Veri Kaybını Önleme, kullanıcı davranışı analizleri veya uç noktadaki güvenlik teknolojileri gibi doğru siber güvenlik önlemlerini uygulamak kuruluşların altyapılarını ve hasta verilerini fidye yazılımlarına karşı daha fazla koruyacaktır. Sağlık sektörü, kullanıcıların, verilerin ve ağların kesiştiği noktaları dikkate alıp insan odaklı bu tür bir sistem oluşturarak siber tehditlere karşı koruma düzeyini artırabilir.

Dolar/TL 4,16’yı gördü!

Dolar/TL kuru, Standart & Poors’un (S&P) Türkiye’nin notunu düşürdüğünü açıklamasının ardından yükselişini sürdürüyor.

Güne yükselişle başlayan kur, saat 14.40 itibarıyla 4,1645 seviyesinden işlem görüyor.

S&P’NİN KARARI NEYDİ?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P), Türkiye’nin yabancı para cinsi kredi notunu, bozulan mali disiplin ve yüksek seyreden enflasyonu gerekçe göstererek bir basamak düşürdü.

Türkiye’nin kredi notu BB seviyesinden BB- seviyesine çekildi ve notun görünümü durağan olarak belirlendi.

S&P’den yapılan açıklamada, “Notun düşürülmesi, krediye bağımlı biçimde büyüyen ve aşırı ısınan Türkiye ekonomisinde sert iniş riskine işaret ediyor” dendi.

2017’de %7,4 büyüyen Türkiye ekonomisi için S&P’den “Özel sektörden sıkıntı sinyalleri gelmeye başlamış durumda. Ülkeden sermaye çıkışı ve TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi bu trendi hızlandırabilir” dendi.

CARİ AÇIK VE BÜTÇE AÇIĞI VURGUSU

Ülkenin toplam borç yükünde kısa vadeli borçların ağırlığının artması da risk unsuru olarak yorumlandı.

Cari açık ve bütçe açığında görünümün kötüye gittiğini ifade eden S&P, Merkez Bankası’nın siyasi baskılarla mücadele ettiğini de ifade ederek enflasyon hedefinin 2012’den bu yana tutturulamadığına dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre enflasyon yüzde 10 seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın yılsonu için belirlediği hedef ise yüzde 5.

Piyasalar panik içinde: Sanayide alarm sesleri

Ekonomide üst üste kötü veriler gelmesi, hükümetin ekonomideki bozulma nedeniyle erken seçim kararı aldığına dönük algıyı güçlendirdi. Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nin kritik eşik olan 50 seviyesinin altına inmesi, sanayide endişenin büyüdüğünü ve çarkların durma noktasına geldiğini gösterdi. İstanbul’un nisan enflasyonunun yüzde 1,66’ya ulaşması, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan enflasyonunun da yüksek çıkacağı endişesini güçlendirdi.

Bunun yanında, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin Türkiye’nin kredi notunu indirmesi de eklenince lirada erime hız kazandı. Dolar 4 lira 16 kuruşu geçerken, avro yine 5 liraya yükseldi. Borsada kayıplar yüzde 1’e dayandı.

Son 24 saat içinde piyasalarda şok dalgası yaşanmasına neden olan ekonomik gelişmeler şöyle sıralandı:

İstanbul’da fiyatlar yine yükseldi
» İstanbul Ticaret Odası verilerine göre, İstanbul’da nisan ayında perakende fiyatlar yüzde 1,66, toptan fiyatlar da yüzde 1,94 arttı. Nisan ayında giyim harcamaları kadın giyimi grubunda yer alan elbise, yüzde 32,98 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu. İstanbul’un enflasyonunda yaşanan artış, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan ayı enflasyon verisinin yüksek geleceği beklentisini güçlendirdi.

Sanayi kritik eşiğin altına indi
» İstanbul Sanayi Odası verileri, Türkiye’de sanayinin alarm seviyesine geldiğini gösterdi. İSO’nun açıkladığı Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) nisanda, mart ayındaki 51.8 düzeyinden 48.9 düzeyine geriledi ve sanayide beklentiler negatife düştü. Endeksteki düşüşte toplam yeni siparişler ve istihdamdaki gerileme etkili oldu. Anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan ekonomist Gabriella Dickens, “Türkiye İmalat PMI, nisan ayında sektörün daha zorlu koşullarda faaliyet gösterdiğine işaret etti. Bu durum toplam yeni sipariş hacmi ve istihdamdaki yavaşlamadan kaynaklandı” dedi.

S&P not indirdi
» Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s (S&P), Türkiye’nin kredi notunu ‘BB’den ‘BB-‘ye, yerli para cinsinden notunu ‘BB+’dan ‘BB’ye düşürdü. Not görünümü ise durağan olarak belirlendi. Kurdaki değer kaybının ve oynaklığın finansal istikrara yönelik bir risk olduğu belirtilerek, Türkiye’deki yüksek enflasyon ile birlikte kötüleşen cari ve mali açık gibi “makro ekonomik dengesizliklere” işaret edildi. Kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin mali pozisyonunun zayıfladığına da dikkat çekilerek, ekonominin aşırı ısındığı vurgulandı. S&P Kıdemli Direktörü Frank Gill, Bloomberg HT’ye yaptığı açıklamada, not indirimi kararının seçimle ilgisi olmadığını söyledi.

Borsa ve lira dipte
Hükümetin erken seçim kararı almasının ardından piyasalarda oluşan geçici iyimserlik de, ekonomideki bozulmanın şiddetlendiğini gösteren verilerle birlikte yerini panik ortamına bıraktı. Yılın başında 120 bin seviyelerine kadar yükselen Borsa İstanbul dün itibariyle 104 binin de altına geriledi. Dolar 4,16 TL’ye çıkarak yeniden rekoruna yaklaştı. Piyasa faizleri de sert yükseldi. Yaşanan şok karşısında hükümet kanadı ise kamuoyuna ekonominin sağlam olduğunu söylemekle yetindi.