AİHM’den Türkiye’ye ilk ‘trafik’ cezası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM), ilk kez bir trafik kazasıyla ilgili davada Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlalinden” mahkûm etti. Gazete Habertürk’ün DW Türkçe’ye dayandırdığı habere göre; İzmir’in Bornova İlçesi’ne bağlı Cumhuriyet Caddesi’nde 25 Ekim 2008 tarihinde meydana gelen kazada, direksiyon hâkimiyetini kaybeden 29 yaşındaki Fatih Ç.’nin aracı, metal bariyerlere çarpmasına rağmen yol seviyesinden yaklaşık 6 metre aşağıdaki şarampole savrulmuştu. Kazada Fatih Ç.’nin eşi Yeşim Ç. hayatını kaybetmiş, henüz 1 yaşındaki kızları M.N.Ç. ise hafif yaralanmıştı. Polisin hazırladığı tutanakta, otomobilin kaza anında çarptığı metal bariyerlerin kaza öncesinde hasarlı olduğu not edildi.

İZMİR BELEDİYESİ’NE DAVA
Fatih Ç., eşinin ölümüne neden olduğunu savunduğu hasarlı bariyerleri onarmakla yükümlü İzmir Belediyesi’ne karşı Mayıs 2009’da İzmir İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Ancak mahkeme Ç.’yi, “kazanın tek sorumlusu” olarak gösterdi ve belediyeye karşı davasını geri çevirdi. Ç.’nin Danıştay’a yaptığı temyiz başvurusu da sonuçsuz kaldı. Ç., bunun üzerine davayı AİHM’ye taşıdı. Türk hükümeti, dava için Fransa’nın Strasbourg kentine gönderdiği savunmada, mahkemenin kararını savurken “Kazaya aşırı hız neden oldu” iddiasını da ortaya attı. Ancak AİHM, “aşırı hız” tezinin Türkiye’de kazayla ilgili idari ve cezai hiçbir süreçte gündeme gelmediğini hatırlatıp Türk hükümetinin bu tezini “kabul edilemez” buldu.

10 BİN EURO TAZMİNAT
Kararda, yargının usulen hata yaparak kazayla ilgili yeterli soruşturmayı gerçekleştirmediği, devletin de böylelikle vatandaşının hayatını koruma konusundaki “pozitif yükümlülüğünü” yerine getirmediği belirtildi. Buna
göre Ankara, karar gereği davacı baba ve kızına 10 bin Euro manevi tazminat, 2 bin Euro da mahkeme masrafı ödeyecek. Davacı baba-kızın avukatı İmdat Ataş, kararın kesinleşmesiyle birlikte yeniden yargılama için başvurabilecekleri sinyalini verdi. Türk hükümetinin 3 ay içinde itiraz etmemesi halinde karar kesinleşmiş olacak.

İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan: Döviz kuru ilacı da hastayı da vuruyor

Dr. Ergün Demir

Döviz kurundaki artış sadece ilaç fiyatlarında artışa neden olmuyor, aynı zamanda kanser ve önemli kronik hastalığı olan hastaların ilaçlara erişimini de ciddi şekilde etkiliyor. Kurdaki artış zam olarak ilaçlara yansırken, özellikle kanser ve kronik hastalıkların tedavisinde kullanılanlar başta olmak üzere ithal ilaçlar piyasada bulunmuyor. Bütün bunların yanında bundan böyle 150 çeşit ilacın artık SGK tarafından karşılanmayacağı, bundan böyle hastaların bu ilaçları parayla satın alması gerektiğini açıklandı. İlaca erişimin kısıtlı olması beraberinde ciddi etik ve tıbbi sorunları da getiriyor. Bu durum hastaların tedavisinin aksamasına neden olduğu gibi ilaçların karaborsa da çok pahalıya satılmasına da yol açıyor. Yaşanan sıkıntıları İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’a sorduk.

»İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kurunun güncellenmemesi, kur ve ıskonto baskısı eczacıları ve yurttaşları nasıl etkiliyor?
Uzunca bir süredir avro kuru dikkate alınarak referans ilaç fiyatı hesaplanmaktadır. Bugün Avro kuru yaklaşık 5,3 TL iken, ilaç fiyatlarını belirlemede kullanılan, avro kuru 2,69 TL olarak belirlendi. Sağlık Bakanlığı’nın ilaç fiyatlarını belirlerken kullandığı yönteme göre bir önceki yılın avro değerinin yüzde 70‘i esas alınarak zam oranı belirleniyordu. Buna göre ilaç fiyatlarında 2018 yılı başında % 23 oranında bir zam olması gerekirken Bakanlar Kurulu kararı ile bu oran yüzde 15 olarak belirlendi. Uygulanan bu fiyat ve iskonto politikası sonucunda da ilaç firmaları ürünlerini pazara arz etmemek veya geri çekmek yönünde kararlar alabilmektedir. Bu şekilde özellikle ithal ilaçlarına erişimde ciddi sıkıntı yaşanabiliyor. Gerçek piyasa değerinin yaklaşık yarısı oranında sabit avro kurunda ısrar ederek ilaç fiyatlarını belirlemek piyasada bulunmayan ilaçlar listesinin her geçen gün artması ve vatandaşın ilaca ulaşamaması demektir.

»Döviz kurunun yükselmesi ve bu artışın devam etmesi durumunda hangi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların erişiminde sıkıntılar yaşanacaktır?
Ülkemizde ilacın % 50’den fazlası ithal ilaçlardan oluşuyor. Yani Avro kurundaki her artış ilaç fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Gerek İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kuru gerekse döviz kurunun bugünlerde yükselmesi özellikle kanser ve diğer kronik hastalıkların tedavisinde önemli yeri olan ilaçlar bu yüzden bulunamıyor.
Ayrıca birçok yeni bulunmuş ilaç mevcut ilaç fiyat politikası nedeni ile ülkemize gelmiyor bile.

Başta kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar olmak üzere çok sayıda ilaca ulaşmakta ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Uman albümin, tamoxifen, cisplatinler ve endoxan gibi ilaçlar uzun zamandır piyasada yok. 25 Mayıs’ta yapılan % 2,5 oranındaki zam dövizdeki artışın bir sonucu.

»Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen birçok ilaç kapsam dışı bırakılmaktadır. SGK 31 Temmuz 2018 tarihinde bedeli ödenecek ilaçların listesinde bazı kanser, astım, antibiyotik, ağrı kesici vs. toplam 151 kalem ilacın ‘’pasifize’’ edildiği açıkladı. Yani vatandaşlar bu ilaçları cebinden para ödeyerek mi alacaklar?
Sağlıkta dönüşüm süreci boyunca sağlık hizmetlerine genel bütçeden yeterli pay ayrılmadığı için sağlık hizmetlerinin finansında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sunumunda her yıl tasarruf amaçlı düzenlemeler yapılıyor. Bazı ilaçların ödeme koşulları ağırlaştırılırken bazı ilaçlarda hiçbir bilimsel açıklama yapılmadan ödeme kapsamı dışında bırakılıyor. Vatandaşımız yıllardır kullandığı bu ilaçları cebinden para ödeyerek almak zorunda kalıyor. Son olarak 8 Şubat tarihinde Kytril, Pexola, Klopis, Xyzal, Aspirin, Amoksilav, Calcium D, Foradil, Duocid, Atacand, Tamiflu, Vancomisin, Zinnat, Monurol, Crestor, Serequel gibi ilaçlar listeden çıkarıldı yani pasife alındı.

»SGK katkı payı tahsilatını neden eczanelere yaptırıyor ve bu konuda ne tür sıkıntılar yaşanıyor?
Muayene katkı payı adı altında vatandaşın cebinden çıkan ücretler 2005 yılında 1 TL ile başlamıştı. Yıllar içinde 7 – 8 ve 15 TL ‘lik ciddi rakamlara ulaştı. Bu ücretleri reçeteyi karşılarken eczaneler aracılığı ile tahsil edilmesi ise sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasını savunan biz eczacıların hiç onaylamadığı bir uygulamadır.

Geçmişte SSK yasasında yer alan “gebelik” “acil servis” ve “iş kazası” gibi özel durumlarda muayene katkı payı muafiyetleri de yasal düzenlemeler ile ortadan kaldırılmıştır.

Sıkça sağlık sorunu yaşayan veya kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız yüklü miktarlarda “muayene katkı payı” ödemek zorunda kalıyorlar. Yıllardır birlikte olduğumuz dar gelirli vatandaştan muayene katkı payı tahsilatı nedeniyle eczanelerde istenmeyen tartışmalar yaşamaktayız.

Bizimle hiçbir ilgisi olmayan ve herhangi bir belge verilmeyen bu paranın vatandaşın cebinden alınarak eczaneler üzerinden SGK’ye aktarılması her geçen gün daha da sıkıntılı bir hale gelmektedir.

İzmir tramvayında orkestra dinletisi

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kent merkezinde işletilmeye başlanan yeni tramvay hatlarında müzik dinletisi de sunuluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Pop Orkestrası’ndan sanatçıların yer aldığı 2 ve 3 kişilik müzisyen grupları, tramvayda enstrümantal parçalar çalarak, yolculuğu keyifli hale getiriyor. İçinde notaların uçuştuğu tramvayda yolcular, önce şaşırıyor ardından ritim tutuyor. Yolcuların bir kısmı, müzisyenleri cep telefonlarının kameralarıyla kaydediyor ve sosyal medya hesaplarından paylaşıyor.

(DHA)

10. Türk-Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması başvuruları başladı

Kültürlerarası Transfer Derneği tarafından TÜRSAK Vakfı işbirliği ile 14-19 Ekim 2018 tarihleri arasında düzenlenecek 18. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen 10. Türk – Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması”için başvurular bugün açıldı.

Filmhaus Frankfurt, ABG/Saalbau GmbH, Amt für Kommunikation und Stadtmarketing Frankfurt, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu, Kültür Ateşeliği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Hessisches Ministerium für Wissenschaft und Kunst desteği ile gerçekleştirilecek olanUluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’ kapsamında yer alan “Türk – Alman Üniversite Öğrencileri Arası Kısa Film Yarışması” bu yıl 10. kez düzenleniyor.

Türk ve Alman üniversitelerinde sinema eğitimi almakta olan gençlerin yaratıcılıklarını teşvik ederek öğrenimini gördükleri dalda onları desteklemek ve çalışmalarını uluslararası platforma taşıyarak sinema seyircisine aktarmalarına aracı olmak amacıyla gerçekleştirilen kısa film yarışmasına başvurular 25 Mayıs Cuma günü itibariyle açıldı.

Bu yıl da birbirinden değerli akademisyen ve profesyonellerden oluşan jürinin değerlendireceği finalistler kısa film yarışmasında ilk ona girerek filmlerini festivalde yayınlatmak ve “En İyi Yönetmen” ödülünü alabilmek için yarışacaklar.

Festivalin web sitesindeki online başvuru formu ile en geç 24 Haziran Pazar gününe kadar [email protected]adresine resmi başvurularını yapabilecek olan adaylar, yarışma ve yönetmelik hakkında ayrıntılı bilgi ise festivalin http://www.turkfilmfestival.de/index.htmladresinden edinebilecekler.

Sinema sanatı aracılığıyla Türkiye ve Almanya toplumları arasındaki ekonomik ve kültürel paylaşımı artırmayı ve birlikte yaşam kültürüne katkıda bulunmayı amaçlayan Türk Film Festivali | International / Frankfurt/M.bu yıl da 14-19 Ekim 2018tarihleri arasında Türk sinemasının nitelikli örneklerini Almanya’da geniş kitlelerle buluşturacak.

Muharrem İnce 15 günde 13 il mitingi yaptı

Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasını 4 Mayıs 2018 tarihinde Birinci Meclis önünden başlatan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 15 günde 13 il mitingi gerçekleştirdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından 4 Mayıs’ta CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan İnce’nin mitingleri sürüyor.

Seçim kampanyasını, Ulus’taki Birinci Meclis önünden başlatan İnce, ilk büyük mitingini memleketi Yalova’da yaptı.

Daha sonra sırasıyla Edirne, Hakkari, Rize, Denizli, Manisa, Konya, Niğde, Aksaray, Çorum ve Amasya’ giden İnce, 18 Mayıs’ı ise Trakya’ya ayırdı. Dün Kırklareli ve Tekirdağ’da halkla buluşan Muharrem İnce, Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan bugün de Samsun’da olacak.

Bugün ayrıca Sinop’ta halka seslenmesi beklenen İnce, yarın ise Osmaniye ve Adana’da miting yapacak.

Toplamda 50 il mitingi

Gittiği illerdeki bazı büyük ilçeleri de ziyaret eden Muharrem İnce’nin, 24 Haziran’a kadar 50 ilde miting yapması planlanıyor.

Muharrem İnce, 21 Mayıs Pazartesi günü Bartın ve Zonguldak’ta, 22 Mayıs Salı günü Düzce ve Bolu’da, 23 Mayıs Çarşamba günü ise Erzincan ve Sivas’ta olacak.

İnce, 25 Mayıs Cuma günü ise Uşak ve Afyonkarahisar’da miting düzenleyecek.

Liste yarın netleşecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerinde çalışmaları devam ederken, milletvekili aday listesi, yarın akşam toplanacak Parti Meclisi’nin (PM) onayına sunulacak. Yarın ilk olarak Merkez Yönetim Kurulunu toplayacak Kılıçdaroğlu, akşam 19.00’da ise PM’ye başkanlık edecek. CHP’de tüzük gereği milletvekili adayları il il PM’nin onayına sunulacak.

Kılıçdaroğlu’nun İzmir ya da İstanbul’dan milletvekili adayı olacağı, Deniz Baykal’ın ise Antalya 1. sıradan aday gösterileceği belirtildi.

Grup kurabilmesi için Saadet Partisi’nden 5-6 ismin CHP’nin listelerinden aday olması beklenirken, ayrıca Abdüllatif Şener, Kani Beko, İbrahim Kaboğlu gibi isimlere CHP listesinde yer verileceği öğrenildi.

CHP’de yarın yapılacak MYK ve PM toplantıları nedeniyle parti genel merkezinde ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Bildirge 24 Mayıs Perşembe açıklanacak

Partinin yazım çalışmaları devam eden seçim bildirgesi ise 24 Mayıs Perşembe günü kamuoyuna açıklanacak.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun onayının ardından bildirge, 24 Mayıs Perşembe günü ATO Congresium’da kamuoyuna açıklanacak. Toplantıda ayrıca CHP’nin milletvekili adayları da tanıtılacak.

CHP bildirgesinde asgari ücretin en az 2 bin lira olması, taşerona şartsız kadro, “Aile Sigortası” gibi sosyal devletin güçlendirilmesine yönelik vaatler yer alacak. Bildirgede, emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi, OHAL’in kaldırılması ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin bir üretim üssü olmasını içeren “Merkez Türkiye” projesine vurgu yapılacak.

Daha çok salon toplantılarına katılması beklenen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise Muharrem İnce’ye destek ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için partisine oy istemek amacıyla İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyükşehirlerde sınırlı sayıda miting yapacağı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun, İnce ile bazı mitinglere katılması da bekleniyor.

‘Havuz’a karşı ekranlar kapalı

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

Eşit olmayan seçimleri daha da adaletsiz kılan iktidarın medya tekeline tepkiler büyüyor. Birleşik Haziran Hareketi (HAZİRAN) tek bir partinin ve tek bir adayın sesinin dışında hiçbir sese yer vermeyen havuz medyasını protesto için tüm ülkede ‘Tamam Kapatıyoruz’ kampanyası başlattı. Ekranların kapatılacağı kampanyanın startı, bugün saat 20.00’de verilecek. Çok farklı kanalardan duyurulan çağrılarda bir yanda OHAL döneminde kapatılan yayın kuruluşlarını hatırlatılırken diğer yandan da bolca TRT eleştirisi yapıldı.

Buluşmalar başlıyor
İstanbul’da bugün saat 21.00’da Koşuyolu Parkı’nda “Haydi TV’yi kapat, parkta buluşalım. Çay demli bekliyoruz” buluşması yapılacak. Ankara’da ise yarın Batıkent Kültür Evi bahçesinde gerçekleşecek olan “Kapat Buluşması” nda BirGün Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin ve BirGün Gazetesi yazarı İrfan Değrimenci yer alacak. 20 Mayıs’ta da Yüzüncü Yıl Parkı’nda gerçekleşecek etkinlikte de gazetemizin Ankara Bürosu’ndan deneyimli gazeteci Nurcan Gökdemir, Halk TV Yayın Müdürü Semra Topçu katılacak. Türkiye’nin çeşitli illerinde gerçekleşecek olan buluşmalar için tüm yurttaşlar bir araya gelmeye çağrıldı.

BirGün’e konuşan HAZİRAN’dan Bayazıt İlhan, Türkiye’nin çok kritik bir seçime gittiğine dikkat çekerek, “Havuz medyası adı verilen çok büyük kısmını kaplayan medya grupları, gazeteciliğin evrensel ilkelerine uygun hareket etmiyor. Çok fazla iktidar yanlısı bir yayıncılık anlayışı ile devam ediyorlar. Kapatıyoruz ve bu kanalları izlemek istemiyoruz” diye konuştu.

İlhan, “Televizyonları kapatacağız, mahallelerimizde, meclislerimizde, örgütlü olduğumuz bütün kesimlerde seçimi konuşacağız. Hep birlikte Türkiye’nin geleceğini konuşacağız. Kritik seçimde geçen yılki HAYIR’ımızı bu yıl TAMAM’lamaya çalışacağız” dedi.

‘Ambargoyu yaşıyoruz’
İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray da havuz medyasında kendilerine ilişkin bir ambargo uygulandığını belirtti. “Çok çok uzun zamandır yandaş medyayı izlemiyorum” diyen Çıray, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yandaş medya konusundaki tartışmasız gerçek, tek yönlü yayın yaptıklarıdır. Yayın organlarını AKP ele geçirdi. İçeriği boş, tek taraflı, beyin yıkamaya yönelik, kolektif şuuru bozan bir yayın anlayışı var. Havalar güzel parklarda her fikirden insan oturup sohbet etsin. Daha özgür bir irade ile karar verirsin.”

Havuzun karanlığına karşı protesto
Sanatçı Genco Erkal, CHP’li Zeynep Altıok Akatlı ve İlhan Cihaner’in de desteklediği çağrı şöyle: “Kapatıyoruz çağrısı, el koyulan kamu kaynaklarıyla oluşturulan eşitsiz medya düzenine milyonların itirazının bir ifadesi. Şimdi baktığımızda da seçimlere giderken tek bir partinin ve tek bir adayın sesinin dışında hiçbir sese yer verilmediğini görüyoruz. Bu da bir şekilde havuz karanlığına karşı bir dakika aydınlık eyleminin yeni bir biçimi olarak görülebilir.”

CHP’de isimler netleşiyor

24 Haziran’a yönelik seçim bildirgesi hazırlıklarında sona yaklaşan CHP, aday olarak göstereceği milletvekili listelerini de netleştirmeye başladı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm programlarını iptal ederek listelere yoğunlaştığı belirtiliyor. CHP, 24 Mayıs Perşembe günü Ankara ATO Congresium’da seçim bildirgesiyle birlikte milletvekili adaylarını da kamuoyuna tanıtacak.

Son karar PM’de
30 Nisan’da başlayan süreçte 2 bin 319 başvuru yapılırken; Genel Başkan Yardımcıları Çetin Osman Budak, Faik Öztrak, Muharrem Erkek, Seyit Torun ve Tekin Bingöl, bölge bölge aday adaylarıyla mülakatlar yaptı. Zaman darlığı nedeniyle aday adaylarına önseçim uygulanmadı.

CHP Tüzüğü’ne göre milletvekili adaylarının Parti Meclisi’nden (PM) onay alması gerekiyor. Bu nedenle CHP PM’si, 20 Mayıs Pazar günü toplantıya çağrıldı. İsimler üzerinde çalışan Kılıçdaroğlu, ilk olarak partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleriyle bir araya gelerek listelere son şeklini verecek. Netleşen listeler PM’ye sunulacak. CHP PM, il il oylama yaparak partinin 600 kişilik milletvekili listesini belirleyecek. Seçim takvimine göre siyasi partilerin, milletvekili aday listelerini 21 Mayıs Pazartesi günü saat 17.00’ye kadar Yüksek Seçim Kurulu’na iletmesi gerekiyor.

Hangi isimler konuşuluyor?
Kulislerden edinilen ilk bilgilere göre mevcut milletvekillerinden 50’ye yakınının aday gösterilmemesi bekleniyor. CHP’de İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil ile Dursun Çiçek, İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel, Adana Milletvekili Aydın Uslupehlivan, Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, Denizli Milletvekili Melike Basmac, Mersin milletvekilleri Aytuğ Atıcı ve Hüseyin Çamak ise yeniden aday olmadı. Eski genel başkan yardımcısı Erdal Aksünger de adaylık başvurusu yapmadı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayları arasında adı geçen AKP kurucularından Abdüllatif Şener, DİSK Genel Başkanlığından istifa eden Kani Beko ve KHK’yle ihraç edilen anayasa hukukçusu akademisyen ve BirGün yazarı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu gibi isimlerinse 600 kişilik listeye girmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Bu kez SP’ye destek
İYİ Parti’nin seçime katılmasını garantilemek için 15 milletvekilini bu partiye geçiren CHP’nin bu kez de grup kurabilmesi için Saadet Partisi’nden 5-6 ismi listelerinden aday göstermesi bekleniyor. ‘Millet İttifakı’nın oy oranını göz önünde bulundurarak yapılan bu hesaba göre 15 civarında milletvekili çıkaracağı tahmin edilen SP’den 5-6 isim grup kurması için yeterli olacak.

Öte yandan İYİ Parti’ye katıldıktan sonra CHP’ye geri dönen 15 milletvekilinin de listelerde ön sıralarda yer alması bekleniyor.

Baykal Antalya’da, Kılıçdaroğlu İzmir’de
CHP’de aday adaylığı için en yüksek başvuru İstanbul’dan yapıldı. Başvuruların 400’e yaklaştığı ifade edilirken, bunlar arasında Gamze Akkuş İlgezdi, Onursal Adıgüzel, Mahmut Tanal, Gürsel Tekin, PM üyesi Doç. Dr. Yunus Emre, eski MYK üyesi Umut Oran ile İbrahim Kaboğlu gibi isimler yer aldı.

Mevcut milletvekillerinden Tekin Bingöl, Haluk Koç, Levent Gök, Gülsün Bilgehan, Şenal Sarıhan, Bülent Kuşoğlu, Necati Yılmaz, Ali Haydar Hakverdi yeniden Ankara’dan aday adaylığı için başvurdu.

Tedavisi devam eden eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın ise Antalya’dan birinci sıradan milletvekili adayı olması öngörülüyor. Kılıçdaroğlu’nun da yine İzmir’den aday olması bekleniyor.

MHP aday listesini açıkladı

24 Haziran’da yapılacak 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine Cumhur İttifakı ile birlikte giren Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) milletvekili aday listesi açıklandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli aday listesinde memleketi Osmaniye’den 1. sırada yer aldı.

Listede İstanbul’da listenin ilk 3 sıralarında; 1. Bölge’de Edip Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter ve Mehmet Bülent Karataş, 2. Bölge’de Celal Adan, Cemal Çetin ve Nur Tuğba Aktay, 3. Bölge’de ise Feti Yıldız, İsmail Faruk Aksu ve Arzu Erdem bulunuyor.

Ankara 1. Bölge 1. sırada Mevlüt Karakaya, 2. sırada Zühal Topçu ve 3. sırada Eyüp Yıldız aday, Ankara 2. Bölge 1. sırada Sadir Durmaz, 2. sırada Nevin Taşlıçay ve 3. sırada Abdullah Ağar yer aldı. Ankara 3. Bölge 1. sırada yer alan Yaşar Yıldırım’ı ise Erkan Haberal ve Fatih Çetinkaya izledi.

İzmir’de 1. Bölge’den Hasan Kalyoncu, Selahattin Şahin ve Cihan Aslan, 2. Bölge’den ise Tamer Osmanağaoğlu, Abdulkadir Bektaş ve Yalçın Koçyiğit aday gösterildi.

CHP’den ‘Adalet Yürüyüşü’nde casus yazılım’la ilgili suç

Özel, beraberindeki milletvekilleriyle Ankara Adliyesine gelerek, suç duyurusu dilekçesini verdi.

Çıkışta gazetecilere açıklamada bulunan Özel, 25 gün süren 432 kilometrelik yürüyüşlerine tüm CHP’li milletvekillerinin katıldığını söyledi.

Ankara’da ve seçim bölgelerinde bulunan tüm milletvekillerinin bugün adliyelere giderek suç duyurusunda bulunduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Neyin suç duyurusunu yapıyoruz? Adalet Yürüyüşü gibi bir yürüyüşte, Almanya’da ortaya çıkarılan bir gerçek bu yürüyüşe katılanların bir sosyal medya casusluğu üzerinden dinlendiklerini, takip edildiklerini ortaya çıkardı. Bu iddia Almanya’nın en ciddi yayın organlarından birinde yer aldı.

Bu iddiayı ise yine Almanya’da özgür yazılımla uğraşan bir aktivist grup şu netliğiyle ortaya koydu: Dünyadaki istihbarat örgütleri için çalışan ve ürettiği yazılımların istihbarat örgütleri dışında satışı yasak olan bir kuruluş, kuruluşun adı Finfisher. Bu kuruluşun elinden ‘adaleticinyuru’ linkinin, hashtaginin Türkiye’den satın alındığı, bu hashtag ile sosyal medya üzerindeki paylaşımları yapan telefonun da dinlendiği ortaya çıktı. Bizi kimin dinleyeceğinin sorusu şu cevabı barındırıyor: CHP’yi dinlemek kimin işine yarıyorsa, bu yürüyüşten kim rahatsız oluyorsa.”

Bu olay duyulur duyulmaz Meclisteki Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunu toplantıya çağırdıklarını ancak çağrının Komisyon Başkanı tarafından duymazdan gelindiğini ifade eden Özel, konu büyüyünce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın bir açıklama yaptığını hatırlattı.

Bakan Arslan’ın, “Bize sorsalar söylerdik” dediğini aktaran Özel, “Bu durumda da İzmir Milletvekilimiz Zeynep Altıok’un bu konuyla ilgili iddialar ortaya çıktığında, bundan 11 ay önce ilgili Bakanlığa sorduğu ancak soru önergesinin hala yanıtlanmadığı ortaya çıkmıştır.” dedi.

Özel, yürüyüş boyunca kendilerini kimin dinlediğinin, casus yazılım sadece istihbarat örgütlerine satılıyorsa bunu hangi istihbarat örgütünün alıp, ne şekilde kullandığının bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılmasını istediklerini belirtti.

Yürüyüşte, 432 kilometre yol katettiklerini anımsatan Özel, “Yürüdük ve bir şey söyledik, sözümüzü dinlemeyenler telefonlarımızı dinlemiş. Telefonumuzu değil sözümüzü dinleyin. Biz adalet istiyoruz, hep birlikte ‘Hak, hukuk, adalet’ diyoruz.”

“Gereğinin yapılmasını bekliyoruz”

Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da “CHP milletvekilleri olarak son yılların siyaseten yaşanmış en büyük rezaleti” ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

Dünyanın en barışçıl, en uzun ve en etkili yürüyüşünü gerçekleştirdiklerini savunan Ağbaba, şunları söyledi:

“Maalesef bu yürüyüşün başından sonuna kadar dinlendiğini görüyoruz. Aslında dünyanın en şeffaf eyleminin dinlenmesi kepazeliktir. Hükümet bu işte suç ortağı değilse veya dinletmiyorsa aslında bu suç duyurusunu hükümetin yapması gerekirdi. Tekrar hükümeti göreve çağırıyoruz, eğer suç ortağı değilsen, eğer bu dinlemeyi sen yapmadıysanız, gereğinin yapılmasını bekliyoruz.”

(AA)

Aday gösterilmeyen MHP’li Vural’dan ilk açıklama

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, partisinden 27. Dönem Milletvekili adayı olarak gösterilmemesine ilişkin, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir.” dedi.

Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin yeni bir siyasi sürecin yeni bir safhasına geldiğini belirterek, bugüne kadar gelen dönemde, MHP milletvekili, genel başkan yardımcısı, bakan ve grup başkanvekili olarak sorumluluk ve görevler üstlendiğini anımsattı.

Vural, “Davamı ve partimi layıkıyla temsil ve daim yüksek hedeflere ulaştırma ülküsü ve inancıyla görevlerimi yerine getirirken büyük Türk milletinin değer, menfaat ve ihtiyaçları, milliyetçi-ülkücü hareketin, kutlu davamızın ülküleri ve uhdemdeki görevin onur ve haysiyeti her zaman için vazgeçilmez rehberim olmuştur.” diye konuştu.

MHP İzmir Milletvekili Vural, şöyle devam etti:

“Partimin bana verdiği her emanete sahip çıkarak, birliği, adaleti, hukuku, milli egemenliği, hürriyeti, bütünlüğü, huzuru, kardeşliği hülasa ülkümü dile getirdim. Teröre, darbeye, kumpasa, hukuksuzluğa, bölücülüğe, yolsuzluğa karşı durdum, doğruyu, hakkı, haklıyı savundum, haksızlık karşısında susmadım, her kesimden vatandaşın derdine derman arayışına tercüman oldum. Partimizin ve siyasi mücadelemizin daima bir umut olduğuna inandım, bunu yüksek bir kararlılık ve inançla ifade ettim. MHP’yi ve ülkücü-milliyetçi kadroları temsil ve milletin iradesiyle iktidara taşıma sorumluluğunu hep hissettim. MHP İzmir Milletvekili olarak görevimi yürütürken aldanmadım, aldatmadım, eğilmedim, bükülmedim, kin ve nefret gütmedim, şahsi veya nefsi davranmadım, yalan, iftira, dedikodu ve fitnelerden yılmadım, makama halel getirmedim. Sözümü ve mücadelemi yüksek tuttum. Gören gözler ve duyan kulaklar şahit oldu.”

Adaylık başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Vural, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir. Böylece şuur, şeref ve gururla üstlendiğim MHP milletvekili emanetini bırakmış bulunmaktayım.” ifadelerini kullandı.

“Artık milletin sinesindeyim”

Milletvekilliğinin, siyasi mücadelenin ne başlangıcı ne de sonu olduğunu dile getiren Vural, şunları söyledi:

“Dediler ki ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.’ ‘Sükutun da bir sesi vardır.’ dedim. Dava arkadaşlarımın ve milletimin her ortamda gösterdikleri sevgi ve saygı, gönüllerinde samimi ve güvenli bir yerim olduğunu hissettiriyor. Onlara şükran borçluyum. Onların gönülleri olmasaydı gözleri beni göremezdi. Temiz kalpli insanların hepsi gönüllerinde edindiğim yerime daima sahip çıktığımdan emin olsun. Emaneti gönüllerine teslim ediyorum. Artık milletin sinesindeyim. Gönüller yapmaya devam edeceğim. Gönülden de göze yol vardır. ‘Niyet hayır, akıbet hayrolsun’. Siyasi mücadelem, bilgi, fikir ve tecrübelerimi aktif olarak sunma gayretim ve arayışım devam edecektir.”