Prof. Dr. Süleyman İrvan: ‘Tanık haberciliği’ tehdit değil fırsat

ANIL KARACA

Dijital teknolojinin hızla gelişmesi ve medyanın dijitalleşmesi, gazeteciliği de şüphesiz etkiliyor. Akıllı telefonlar sayesinde günümüzde her yurttaş, etrafında olup biteni kaydederek sosyal medyada paylaşıp çevresini bilgilendirebiliyor. Günümüzde sokakta olup biten, saniyesi saniyesine sosyal medyada yer alıyor; anında binlerce insan tarafından paylaşılıyor.

Hâl böyle olunca, kamuoyu bazı durumlarda basın kuruluşlarından önce, ‘yurttaş gazeteciler’den haber alabiliyor. Peki nedir/kimdir yurttaş gazeteciliği/gazetecisi? Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan ile tartıştık.

Yurttaş gazeteciliğini “Asıl mesleği gazetecilik olmayan yurttaşların dijital iletişim teknolojileri yardımıyla haber üretim sürecine katılmalarını anlatan bir kavram.” ifadeleriyle tanımlayan İrvan’a, “Artık elinde telefonu olan herkes gazeteci mi?” diye soruyoruz.

İrvan, haber üretim sürecine dahil olmanın bir yurttaşı gazeteci yapıp yapamayacağı sorusuna vurgu yapıyor. Geleneksel anlamda gazeteciliğin profesyonel bir meslek olduğunun ve eğitimin önkoşul olmasa bile gazeteciliğin mesele özgü kuralları ve etik ilkeleri olduğunun altını çiziyor.

Demokratik toplumlarda gazeteciliğin dördüncü güç olarak tanımlandığını ve yurttaşların bilgi edinme hakkını gerçekleştirmelerinde önemli bir işlevi yerine getirdiğini kaydeden İrvan, bu noktada yurttaş gazeteciliği kavramının belirsiz olduğuna ve kullanımının yanlış olduğunu düşündüğünü ifade ediyor:

“Yaygın kabule göre, gördüğü herhangi bir olayı kaydedip sosyal medyada yayan herkes yurttaş gazeteci olarak nitelendiriliyor ve elinde akıllı cep telefonu olan herkes potansiyel gazeteci olarak görülüyor. Oysa, yurttaşların ellerindeki akıllı telefonlarla yaptıkları şey, bir olaya tanıklık etmek ve bu tanıklığı sosyal medyada aktarmaktan ibaret.”

‘GAZETECİLİK BİR MESLEK, HABERCİLİK BİR PRATİK’
Bu gerekçeyle bahsedilenin aslında “tanık haberciliği” olduğunu belirten İrvan, “Tanık gazeteciliği bile demiyorum, çünkü gazetecilik bir meslek, ama habercilik bir pratik,” diyerek tezini şöyle örneklendiriyor:

“Satın aldığınız bir ürünü sosyal medyada övdünüz diyelim. Bu bir reklam mıdır? Evet reklamdır. Peki bu sizi reklamcı yapar mı? Hayır yapmaz. Reklamcılık bir meslektir, tıpkı gazetecilik gibi. Bence tanımları doğru yapmak lazım.”

Mesleki pratiğe vurgu yapan ve “tanık haberciliği” tanımını anlatan İrvan, öte yandan yurttaş gazetecilik diye bir türün de olduğunu ifade ediyor ve geleneksel medyanın ağır baskı koşulları altında olduğu, sindirildiği, güdümlü halde olduğu, ülkede olan biteni özgürce haberleştiremediği toplumlarda, asıl mesleği gazetecilik olmadığı halde sosyal medya üzerinden gelişmeleri aktaran yurttaş gazetecilerden söz edilebileceğini belirtiyor.

Konuyla ilgili sözlerine Arap Baharı’ndan, 2009’da İran’da yapılan şaibeli seçimlere yönelik gösterilerden ve Gezi Parkı direnişinden örnek vererek devam eden İrvan, bu eylemlerin dünyaya yayılmasında yurttaş gazetecilerin rolüne vurgu yapıyor:

“Geleneksel medyada çalışan gazeteciler protestolar için sokağa çıkan halkı haber yapmaktan çekiniyorlardı. Suriye’deki iç savaşta da yurttaş gazeteciler önemli rol oynadılar ve halen de oynamaya devam ediyorlar. Türkiye’de Gezi protestoları sırasında da geleneksel medyanın önemli bir kısmının protestoları görmezden gelmesi nedeniyle yurttaş gazeteciliğinin ivme kazandığına tanık olduk.”

“Elinde cep telefonu olan herkes potansiyel bir yurttaş gazeteci değildir, o şekilde tanımlanmamalıdır,” diyerek bu tür tanımların geleneksel gazeteciliği değersizleştirmeye hizmet ettiğini söyleyen İrvan, “Öte yandan, geleneksel medyanın suskun kaldığı, ağır sansüre uğradığı durumlarda, dönemlerde, ülkelerde yurttaş gazeteciliği değerli bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır.” diyor.

prof-dr-suleyman-irvan-tanik-haberciligi-tehdit-degil-firsat-470769-1.

‘TANIK HABERCİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ İNTERNETLE MÜMKÜN OLDU’
İrvan ile görüşmemizin devamında ‘yurttaş gazeteciliği’nin kökenini irdeliyoruz.

Tanık haberciliğinin ilk kez Kennedy suikastıyla ismini duyurduğunu belirten İrvan, olayı şöyle özetliyor:

“Abraham Zapruder isimli terzi, 22 Kasım 1963 tarihinde eşiyle birlikte Dallas’a gelen ABD Başkanı John F. Kennedy’yi elindeki amatör kamerayla çekerken birkaç el silah sesi duyuldu. Olayı baştan sona kaydeden Zapruder, böylece tarihe tanıklık etmiş oldu. Zaten yurttaş gazeteciliği tarihinde de Zapruder ilk yurttaş gazeteci olarak kabul edilir. Kuşkusuz Zapruder’in tamamen rastlantısal biçimde olay yerinde bulunduğunu ve gerçekleştirdiği haberciliğin tanıklıktan ibaret olduğunu söylemeye gerek yok. Yine benzer biçimde, 3 Mart 1991 tarihinde Los Angeles’ta Rodney King isimli siyah gence yönelik polis şiddetine kamerasıyla tanıklık eden George Holiday de tanık haberciliği yapmıştı.”

Tanık haberciliğinin asıl yükselişe geçmesinin internetle birlikte mümkün olduğunu söylüyor Süleyman İrvan ve kendi tanımladığı anlamda yurttaş gazeteciliğinin Arap Baharı, İran’daki gösteriler ve sokak hareketleriyle önem kazandığını vurguluyor. İrvan, yurttaş gazeteciliği girişimlerini şöyle özetliyor:

“2000 yılında Güney Kore’de kurulan OhMyNews isimli internet sitesi “Her yurttaş muhabirdir” sloganıyla yayın hayatına başladı, ancak haber doğrulamada yaşadığı sıkıntılardan dolayı 2010 yılında yurttaşlardan gelen haberleri yayımlamayı durdurma kararı aldı. Global Voices ve IndyMedia gibi başka yurttaş gazeteciliği siteleri de mevcut.”

Türkiye’de de yurttaş gazeteciliği iddiasıyla yayın hayatına başlayan haber siteleri olduğunu, fakat birçoğunun ya format değiştirdiğini ya da ömrünü doldurduğunu söyleyen İrvan, “Dokuz8Haber, Journo ve VivaHiba gibi siteler bu iddiayla yayına başladılar, ancak bugün içeriklerine bakıldığında, Dokuz8Haber ile Journo’nun geleneksel habercilik formatına döndüğü, ‘Medya sensin, paylaş’ sloganını kullanan VivaHiba’nın ise başarısız bir girişim olarak ömrünü doldurduğu görülüyor.” diyor.

‘MEDYA YÖNETİCİLERİ MUHABİR İSTİHDAMI YERİNE SOSYAL MEDYA TAKİBİNDE’
Yurttaş gazeteciler gerçeği önümüzde dururken, bunun basın kuruluşlarındaki yansımalarıyla devam ediyoruz Süleyman İrvan ile konuşmaya ve bir basın kuruluşu için yurttaş gazetecinin ne anlam ifade ettiğini soruyoruz kendisine.

Türkiye’de son yıllarda geleneksel medyayı yönetenlerde, “Nasılsa insanlar yaşadıkları, gördükleri her olayı sosyal medyada paylaşıyor, öyleyse biz niye muhabir istihdam edelim, merkezden sosyal medya hesaplarını takip edelim, oralardan haber çıkaralım” mantığının egemen hale geldiğini söylüyor İrvan ve bunun neden yanlış olduğunu şu ifadelerle anlatıyor:

“Çünkü gazetecilik kaliteli içerik üretimi yapmayı gerektiren bir meslek. Kaliteli içerik de muhabirin, sadece olay yerinde bulunmasını değil, taraflarla görüşmesini, olayın arka planını araştırmasını gerektiriyor. Masa başında, sosyal medya paylaşımlarını peş peşe koyarak haber üretmek, gazeteciliği hafife almak anlamına geliyor. Bir de elbette haber yapılacak görüntülerin, paylaşımların gerçek olup olmadığı sorusu var. Gazetecilik etiği, tanık haberciliğinin en başta ‘haber doğrulama’ süzgecinden geçirilmesini gerektiriyor. Bir yalan haber bir sitede haberleştirildikten dakikalar sonra onlarca farklı sitede kopyalanabiliyor. Sosyal medyada yalanların hızla yayıldığına ilişkin ciddi araştırmalar var. Aslında yalan haberler haber sitelerinde de hızla yayılıyor, bu da sonuçta gazeteciliğe duyulan güveni aşındırmaya devam ediyor.”

“TANIK HABERCİLİĞİ BİR TEHDİT DEĞİL, FIRSATTIR”
Bu tartışmanın ışığında, yurttaş gazeteciliğinin profesyonel gazeteciliğe bir tehdit olup olamayacağı sorusunu görüşmenin gündemine getiriyoruz.

Prof. Dr. İrvan, yurttaş gazeteciliğinin bir tehdit değil, fırsat olduğu kanısında.

Tanık haberciliğinin haber konusu bulmada profesyonel gazetecilere yol göstereceğini, önemli olayları kolayca takip edebilmesi, görüntülerle kanıt oluşturabilmesi için malzeme sunacağını belirten İrvan, tezinin gerekçesini şu örnekle sunuyor:

“2009 yılında Guardian gazetesi adına Londra’daki G20 protestolarını izleyen gazeteci Paul Lewis, evine giderken düşüp ölen İngiliz yurttaşı Ian Tomlinson’un nasıl öldüğünü araştırmaya başladı. Resmi açıklamaya göre Tomlinson kalp krizi geçirmişti. Paul Lewis diğer gazetelerin aksine resmi açıklamayla yetinmeyip twitter’da takipçilerine çağrı yaptı ve olay yerinde olan görgü tanıklarından varsa ellerindeki görüntüleri kendisiyle paylaşmalarını istedi. Olay yerinde kamerasıyla çekim yapan bir kişi Lewis’e çektiği görüntüleri gönderdi ve sonuçta Tomlinson’un polis tarafından itildiğini, yere düşerek kafasını çarptığını ve öldüğünü kanıtladı.”

İrvan, tanık haberciliğine, geleneksel gazeteciliğin alternatifi değil, destekleyicisi olarak görüldüğü takdirde daha doğru bir yerden bakılabileceğinin altını çiziyor.

Görüşmemizin sonunda, yurttaş gazeteciliğinin gelecek için yol haritasını tartışıyoruz İrvan ile. Yurttaş gazeteciliğinin, gazeteciliğin dijital dönüşümüyle eş zamanlı olarak nasıl bir role bürüneceğini ve bu pratiğin sosyal medya üzerinden geçilen fotoğraf ve bilgiden daha geniş bir perspektif bulup bulamayacağını soruyoruz kendisine.

‘GAZETECİLİĞE BASKILAR ARTARSA YURTTAŞ GAZETECİLİĞİ ÖN PLANA ÇIKAR’
İrvan, bu konuda belirleyicinin geleneksel medya düzeni olacağını söylüyor ve gazeteciliğin üzerindeki baskı ortamı faktörüne değinerek, sözlerini şöyle sonlandırıyor:

“Tanık haberciliğinin dijital medya ile daha fazla görünürlük kazandığına kuşku yok. Ancak gelecekte nasıl bir yöne doğru gideceğini belirleyecek olan teknoloji değil, geleneksel medya düzeni olacaktır bana göre. Eğer geleneksel gazetecilik üzerindeki baskılar artar ve gazetecilik yapmak imkânsız hale gelirse yurttaş gazeteciliği olarak tanımladığımız gazetecilik ön plana çıkacaktır. Medya özgürlüğü arttıkça da tanık haberciliği olarak tanımladığımız, fotoğraf, görüntü ve bilgi geçmekle sınırlı habercilik anlayışı yardımcı bir unsur olarak varlığını sürdürecektir.”

İspanya’da Sosyalist Parti hükümetinin 17’i bakanının 11’i kadın

İspanya’da Sosyalist Başbakan Pedro Sanchez, kabinesindeki 17 bakanlığın 11’ini kadınlara vererek, Avrupa’da bu alandaki rekoru kırdı.

Kendini feminist olarak tanımlayan Sanchez, güvensizlik oyuyla devrilen eski Başbakan Mariano Rajoy’un erkek ağırlıklı kabinesinin tersine, kadın bakanlarla çalışmayı tercih etti.

Kadın bakanlara, savunma, ekonomi, maliye, ve eğitim gibi başlıca görevler verildi.

Eski astronot Pedro Duque de Bilim Bakanı oldu.

Sanchez’in kapinesindeki partili çalışma arkadaşları ve siyaset dışından gelen uzman isimler İspanya’da “feminist kabine” diye tanımlandı.

Sanchez televizyonda yaptığı açıklamada kabinesinin “çağdaşlaştırıcı ve Avrupa yanlısı ilerici bir toplum vizyonunu benimseyen insanlardan” kurulduğunu söyledi.

Avrupa’dan “yeni memleketimiz” diye bahseden Sanchez yeni kabinesinin 8 Mart’ta İspanya’da ortaya çıkan değişimin yansıması olduğunu belirtti.

8 Mart’ta beş milyon kadın ücret eşitsizliği ve şiddeti protesto etmek için “feminist grev” yapmıştı.

Sanchez bu grevin İspanyol toplumunda bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Pedro Sanchez kendisi dahil 18 kişiden oluşan kabinenin yüzde 61,1’i kadınlardan oluşuyor. Kabinesinin en az yarısı kadınlardan oluşan ülkelerse sadece Fransa, İsveç ve Kanada.

Astronot Bilim Bakanı

Havacılık mühendisi Duque, Avrupa Uzay Ajansı’nın astronot heyetine 1992 yılında seçildi ve 1998 yılında uzaya giden ilk İspanyol oldu.

Üç çocuğu olan Duque, Discovery Uzay Mekiği’nin 9 günlük seferinde uzman olarak yer aldı.

NASA’nın STS-95 misyonunda yer alan ekibe, 1999 yılında “evrenin barışçıl amaçlarla keşfinin mimarları” oldukları için Asturias Prensliği Ödülü verildi.

Duque 2003 yılında da Uluslararası Uzay Üssü’nün 10 günlük Cervantes misyonuna uçuş mühendisi olarak katıldı.

2011 yılından itibaren Avrupa Uzay Ajansı’nın Almanya’nın Münih kentindeki Uçuş Operasyonları Ofisi’nin başkanlığını üstlendi.

Avrupa Uzay Ajansı’nın internet sitesine göre, 2015 yılında “astronotluk görevine ve uçuşlarına” geri döndü.

2011’den beri görev başında olan İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, geçen hafta parlamentoda yapılan güven oylamasını kaybetmişti.

Sosyalist Parti lideri Sanchez, altı partinin desteğini alarak, yolsuzluk skandalına adı karışan Rajoy’u düşürmüştü.

Sosyalist Parti’nin 350 üyeli parlamentoda sadece 84 sandalyesi bulunuyor.

İspanya Anayasası’na göre gensoru ile hükümeti deviren parti hükümeti kuruyor.

63 yaşındaki Rajoy Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hayatta kendini siyasete adamaktan başka yapılacak şeyler var” sözleriyle siyaseti bırakmayı düşündüğünü açıkladı.

Rajoy, “Çok yoğun bir siyasi yaşamım oldu ve bence burada daha fazla durmanın bir anlamı yok” dedi. BBC Türkçe

Fitch, 25 Türk Bankasını ‘negatif izlemeye’ aldı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in internet sitesinden açıkladığı bilgilere göre, 25 Türk Bankası negatif izlemeye alındı

BloombergHT’nin haberine göre, yapılan açıklamada, “Negatif İzlemeye (RWN) alınan Türk Bankaları’nın finansal kapasiteleri; performanslarına, varlık değerlerine, karlılığına ve pek çok durumda likidite ve fonlama profillerine artan riski yansıtıyor. Ekonomik ve mali piyasa şartları daha da kötüye gitmezse, pek çok durum için not indirimlerinin sadece bir basamak olarak kısıtlanması olası. Negatif izlemeyi 6 ay içerisinde ortadan kaldırmayı bekliyoruz” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada şöyle devam etti:

“Artan fonlama maliyetleri, yavaşlayan kredi büyümesiyle, sektörün 2018’de karlılığın görece zayıflamasını bekliyoruz. Performanslar varlık değerlerinde kayda değer bir gerileme olursa, bozulma gösterebilir. Varlık değerlerindeki potansiyel bozulma bankaların varlık pozisyonlarının riskini yansıtyor. Ancak bozulma öncesi karlar pek çok bankaya kredi kayıplarını önlemek için tampon oluşturmayı sağlıyor

Birinci çeyrek sonunda, sektörün kredi/teminat oranı yüzde 127 oldu. Bankaların dış borçları 186 milyar dolara ulaştı. Bunların 103 milyar dolarını ise 12 ay içerisinde vadesi dolan borçlar oluşturdu”

DNA örneğinden saç, göz, cilt rengi çıkaran cihaz geliştirildi

Amerikalı ve Hollandalı bilim adamları, kimliği belirlenemeyen bir kişinin DNA örneğinden saç, göz ve cilt rengini tahmin eden bir cihaz geliştirdi.

Indianapolis’te School of Science at IUPUI ile Rotterdam’da Erasmus MC University Medical Center’da görevli bilim adamları, suç mahallinde bırakılan veya arkeolojik kalıntılardan elde edilen küçük bir DNA örneğinden bile göz, saç ve cilt rengini doğru tahmin eden bir cihaz geliştirdiklerini açıkladı.

Kişinin fiziksel görünümü tanımlanmasını sağlayan üçlü pigmentasyon profili veren cihaza, internet üzerinden ücretsiz erişim sağlanabildiği belirtildi.

Araştırma ekibinden Susan Walsh, cihazın adli tıp alanına önemli katkı sunmasının beklendiğini belirterek, “Daha önce emniyet görevlileri ve antropologlara göz rengi ya da göz ile saç rengi için DNA araçları sağlıyorduk. Ancak cilt rengi çok daha zordu.” dedi.

Cihazla ilgili bilgiler “Forensic Science International: Genetics” dergisinde yayımlandı. (AA)

Kız arkadaşından ayrıldı, köpeği davalık oldu

Eskişehir’de 23 yaşındaki Osman Orhan Baçaru, ayrıldığı kız arkadaşında kalan köpeğini geri almak için dava açtı.

Eskişehir’de üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Osman Orhan Baçaru, kendisine ait olduğunu iddia ettiği “Golden” cinsi “Marley” isimli köpeği ayrıldığı kız arkadaşının geri vermediği gerekçesiyle hukuk mücadelesi başlattı.

3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açan Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi öğrencisi Baçaru, Mart 2017’de internet üzerinden ilan vererek “Marley” adlı köpeğini sahiplendirmek isteyen Ezgi B. ile iletişime geçtiğini ve anlaşıp köpeği sahiplendiğini iddia etti.

Daha sonra Ezgi B. ile bir süre aynı evi paylaştığını öne süren Baçaru, yaklaşık bir yıl sonra ayrıldığı kız arkadaşının köpeği vermediğini ileri sürerek hukuk mücadelesi başlattığını söyledi.

Yeni bir eve çıkmak için köpeği bir hafta eski kız arkadaşında bıraktığını, almak için geri döndüğünde kapıların yüzüne kapatıldığını belirten Baçaru, eski kız arkadaşının “Marley”e kendisi kadar iyi bakamadığını savundu.

“BENLE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTU”

Ezgi B’nin “Marley”i kendisine vermeyeceğini söylediğini anlatan Baçaru, şöyle konuştu:

“Marley benden öncesinde tasmasından çıkmamış bir köpekti. Benimle özgürlüğe kavuştu. Yanımda yürürken bile tasmasız gezerdi. Yaklaşık 5 aydır göremiyorum onu. En azından iyi durumda olduğunu göreyim istiyorum ama buna da müsaade etmediler. Marley’in bana karşı duyguları daha fazla. Tuvaleti gelince terasa çıkartan biriyle onunla sokaklarda koşturan birisi aynı olamaz. Köpeğim için hukuk mücadelesi veriyorum ve sonuna kadar da vereceğim.”

Baçaru, “O benim kızım. Ben onun, bensiz neler hissettiğini biliyorum. En son eve onu almak istediğimi söylemeye gittiğimde kapının arkasındaki seslerini duymanız lazımdı. Resmen ağlıyordu” dedi.

“BU BİR EMSAL OLACAK”

Davacı vekili avukat Oytun Süllü adına dosya hazırlığı ve takibini yürüten stajyer avukat Ahmet Seyhan da köpeğin sahiplendirilmesi sonrasında gerçek sahibinin Osman Orhan Baçaru olduğunu savundu.Seyhan, yargı kararının bu konuda emsal teşkil edeceğini belirterek, şunları kaydetti:

“2017 yılı mart ayında karşı taraf internetten köpeği sahiplendirme ilanı vermiş. Bu delil elimizde mevcut. Sahiplenme resmi olarak gerçekleşmiş. Marley şu anda zorla alıkonulmaktadır. Gerekli başvurularımızı tamamladık. İnşallah davayı kazanacağız ve bu bir emsal olacak. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde davamızı açtık. Müvekkilim gerçekten iyi bir hayvansever.”

“İNTİKAM ALMAK İÇİN YAPIYOR”

Konu ile ilgili hakkında dava açılan Ezgi B. ise davacı Osman Orhan Baçaru’nun kendisinden ayrıldıktan sonra intikam almak için bu yola başvurduğunu ileri sürdü.

Ezgi B, köpeği “Marley”i 3,5 aylıkken sahiplendiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Marley yaklaşık 4 yıldır bende. Ayrıldığımız için şimdi Marley’i benden alarak acı çektirmek istiyor. Kızımı Osman’a vermeyi düşünmüyorum. Bir dönem sahiplendirmeyi düşünmüştüm. O dönemde Osman’la tanıştım ve sahiplendirmekten vazgeçtim. Osman’ın birkaç aşı karnesine adını yazdırıp kendini sahibi gibi göstermesi Marley’in gerçek sahibi olduğunu kanıtlamaz.”

SON SÖZ MAHKEMENİN

Marley”in kimde kalacağı sorusunun cevabı, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek davada belli olacak.Davanın ilk duruşması 25 Mayıs’ta gerçekleştirilecek.AA

Kanada üzerinde dolunay

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan (ISS) çekilen bir Ay fotoğrafını yayımladı.

NASA’nın internet sitesinde yayımladığı fotoğrafta, dünyanın tek doğal uydusu, Kanada’nın doğusundaki Newfoundland kıyıları üzerinde dolunay halinde görülüyor.

Dünyanın 354 kilometre üzerinde saatte 27 bin 700 kilometre hızla seyreden ISS, dünya çevresindeki bir turu 92 dakikada tamamlıyor. İstasyonda görev yapan astronotlar bu sayede her gün 15-16 kez gün doğumuna ve gün batımına tanık oluyor.

NASA, Rusya Federal Uzay Ajansı, Japonya Uzay Araştırma Ajansı, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansının ortak projesi olan ISS’de farklı ülkelerin astronotlarından oluşan 6 kişilik mürettebat görev yapıyor.

Tahkim Kurulu derbi cezalarını onadı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu, Ziraat Türkiye Kupası yarı final rövanşında yaşanan olaylar nedeniyle tatil edilen ve daha sonra kaldığı yerden devam edilmesi kararlaştırılan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisiyle ilgili verilen cezaları onadı.

TFF’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, Fenerbahçe’nin, TFF Yönetim Kurulunun maçın kaldığı yerden devam edilmesi kararına karşı başvurusunun incelendiği belirtilerek, “Yapılan müzakere neticesinde TFF Yönetim Kurulu kararında usule, esasa ve talimatlara aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.” denildi.

TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulunun, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle Fenerbahçe’ye verdiği 3 resmi müsabakayı sahasında seyircisiz oynama ve bir milyon 65 bin liralık para cezasının da onandığı aktarıldı.

Açıklamada, Fenerbahçe görevlilerinden Gökhan Uyanık’ın 90 ve Ali Bozan’ın 45 ile Beşiktaş görevlisi Erdinç Gültekin’in 45 günlük hak mahrumiyeti cezalarının onandığı kaydedildi.

İnternet olmadan Facebook ta yorum yazabileceksiniz

Dev sosyal ağ Facebook, zirvede kalabilmek için yenilikler yapmaya devam ediyor. Şirketin yeni sunduğu hizmet ile internet yokken haber okuyabileceksiniz. Kullanıcı sayısını arttırmak için çalışmalar yapan Facebook, internet bağlantısı olmadan da yorum yapabilme olanağı tanıyacak.

Zaten Facebook kullanıcılarının bildiği gibi internetiniz yokken paylaşım ve beğeni yapabiliyorsunuz. Facebook önbelleğe alıyor ve daha sonra internet bağlantısı geldiğinde işleme giriyor. İnternetiniz olmadan yorum yapmanız da aynı şekilde olacak. Siz yorumunuzu yapacaksınız ve önbelleğe alınan yorum internete bağlandığınızda yerine ulaşacak.

Aynı özelliğin bir sünre sonra haber kaynağı içinde gelmesi bekleniyor. Çevrimiçiyken önbelleğe alınan haber kaynaklarını internetiniz yokken görebileceksiniz.

İnternet olmadan Facebook’ta yorum yazabileceksiniz