Çadırda havasız bırakılan 100 koyun yaşamını yitirdi

Erzurum’un Oltu ilçesinde, Adem Sağdıç’a (42) ait 100 koyun, gece bırakıldığı çadır ahırda havasız kalarak hayatını kaybetti.

İlçenin Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan besici Adem Sağdıç, afat evler mevkinde çadır ahıra dün saat 19.00 sularında otlamaktan gelen 100 koyun ile bir keçisini bıraktı.

Bugün sabah hayvanları çıkarmak için ahıra giren Adem Sağdıç, 100 koyununun havasızlıktan yaşamını yitirdiğini gördü. Sağdıç, koyunlarının yarısını borç para ile aldığını söyledi. Devlet büyüklerinden yardım beklediğini ifade eden Sağdıç, “Dün otlamaktan gelen 100 koyun ve bir keçiyi her zaman bıraktığım çadır ahıra kapattım. Hava çok yağışılıydı. Üşümesinler diye kapıyı kapattım. Sanırım havasızlıktan telef olmuş. Geriye bir tek keçi kaldı. Ne yapacağımı bilmiyorum” diye konuştu.

Yaşamını yitiren koyunların İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri tarafından tutulacak raporun ardından gömüleceği bildirildi.

(DHA)

Erdoğan’dan yurt dışında yaşayan Türklere tavsiye: Vatandaşlık

Resmi ziyaret için Bosna Hersek’te bulunan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, burada Avrupa’da yaşayan Türklere seslendi.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Her ne kadar birileri bizi ayırmak için ellerinden geleni yapsa da başaramayacaklar. Üzerinde önemle durduğumuz hususlardan biri de sizler Avrupalı Türklersiniz. İfade ettiğim hususları bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Yaşadığınız ülkenin vatandaşlığını mutlaka alın. Veriyorlarsa mutlaka alın. Çifte vatandaşlığa izin veren ülkeler için sorun yok. Haklarınızı hiçbir kayıp olmadan kullanabileceğiniz formüller geliştirdik.”

“Sizlerle bazı müjdeleri paylaşmak istiyorum. Yurtdışındaki çocuklarımızın ana dillerini öğrenmelerini teşvik edeceğiz. Diasporadaki gençlerimize ayrılan kontenjanları 2 katına çıkarıyoruz. Yurtdışındaki vatandaşlarımıza yönelik hizmetleri basitleştirmeye yönelik adımlar atacağız.”

“24 Haziran’da Türkiye tarihi bir seçime hazırlanıyor. 24 Haziran’da sadece cumhurbaşkanı ve milletvekili seçmeyecek ülkemizin gelecek bir asrının da tercihini de yapacağız. Geçtiğimiz 16 yılda neler yaptığımızın en yakın şahidi sizsiniz. Cumhurbaşkanı adaylarından bazıları Türkiye’de neler olup bittiğini bilmese de onlara adres olarak sizleri veriyorum. Bu adaylar denizdeki balıklar gibidir, anlamazlar. Onları denizden alıp karaya attığın zaman denizin kıymetini anlarlar.”

HDP’de bayrak değişimi: Vekillerin dörtte biriyle yola devam

HDP, 24 Haziran için milletvekili aday listesini büyük ölçüde tamamladı. Üç milletvekilini devamsızlık, sekizini ise kesinleşen hapis cezaları nedeniyle kaybeden HDP, önümüzdeki dönemde yeni yüzlerle TBMM’de olmayı planlıyor.

‘Üç dönem’ esniyor

Bu kapsamda 1 Kasım’da seçilen milletvekillerinin büyük bir bölümünün yeniden aday gösterilmeyeceği belirtilirken mevcut vekillerden 10 ismin listelerde yer alacağının kesinleştiği öğrenildi.

Parti Tüzüğünde “üç dönem üst üste milletvekili olunamaz” kuralının 1 Kasım’da olduğu gibi bu dönem de esnetileceği öğrenildi. Eş Genel Başkan Pervin Buldan ile birlikte milletvekilleri Alican Önlü, Berdan Öztürk, Hişyar Özsoy, Mahmut Toğrul, Nimetullah Erdoğmuş, Nihat Akdoğan, Hüda Kaya, Ayhan Bilgen ve Mithat Sancar’ın yeniden adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

Önder, Botan belirsiz

1 Kasım’da Ankara’dan milletvekili olarak seçilen Sırrı Süreyya Önder’in yeniden aday olmak istemediği ancak ikna çabalarının sürdüğü öğrenildi. Partiden edinilen bilgilere göre Önder’e İstanbul birinci bölgeden milletvekilliği adaylığı önerildi. Durumu netleşmeyen bir diğer isim Van Milletvekili Lezgin Botan oldu. Botan’ın aldığı 18 yıllık hapis cezası adaylığı önündeki tek engel olarak gösteriliyor. Milletvekilleri Aycan İrmez ve Leyla Birlik’in durumları da belirsizliğini koruyor.

7 Haziran’daki isimler

HDP’de 7 Haziran’da TBMM’ye giren ancak 1 Kasım seçimlerinde yeniden milletvekili olamayan bazı isimlerin adaylığı da kesinleşti. Bu kapsamda Eş Genel Başkan Sezai Temelli’nin yanı sıra Yurdusev Özsökmenler, Saruhan Oluç, Rıdvan Turan, Ali Kenanoğulları ve Turgut Öker aday gösterilecek. Eski Milletvekili Sırrı Sakık’ın da memleketi Muş’tan aday olacağı bildirildi. HDP’nin Diyarbakır birinci sıra adayının ise DTK Eş Sözcüsü Leyla Güven olacağı ifade edildi.

HDP’de mevcut milletvekilleri Dengir Mir Mehmet Fırat, Celal Doğan ve devamsızlık nedeniyle milletvekilliği sona eren Leyla Zana, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek başvuruda bulunmazken yurt dışında olan Faysal Sarıyıldız ile Tuğba Hezer de aday olamadı. Altan Tan’ın ise Saadet Partisi’nden aday gösterileceği konuşuluyor.

HDP’de Grup Başkanvekilliği yapmış isimlerden Filiz Kerestecioğlu’nun da yeniden adaylık başvurusunda bulunmadığı ifade edildi.

Yeni isimler

26’ncı dönemde vekillerin yıpratıldığı ve “kan değişimine ihtiyaç olduğu” ifade edilen HDP’de, gazeteci Ahmet Şık’ın yanı sıra aktivist Veli Saçılık’ın aday listelerinde yer alabileceği belirtildi. Eski İnsan Hakları Derneği Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şubesi Başkanı Raci Bilici’nin ve Doktor Selçuk Mızraklı’nın da Diyarbakır’dan aday gösterilmesi bekleniyor.

Halkevlerinin önceki dönem Genel Başkanlığını yapan Oya Ersoy ve SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da listelere bileşenlerden dahil olacak. Sanatçı Ferhat Tunç’un da İstanbul’dan başvuruda bulunduğu ve kesin listeye dahil edileceği bildirildi.

Bileşenlerinden de milletvekili adaylarını belirleyen HDP, bu kapsamda Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcülerine listelerinde yer verdi. HDK Eş Sözcülerinden Onur Hamzaoğlu İzmit’ten, Gülistan Koçyiğit ise İstanbul’dan aday gösterilecek.

AYM’den ‘Baluken’ kararı: Milletvekilleri tutuklanabilir

HÜSEYİN ŞİMŞEK / [email protected]
@simsekhuseyinn

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru “kabul edilemez” bulundu.

Milletvekili iken tutuklanarak “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının” ihlal edildiğini ifade eden İdris Baluken, AYM’ye başvurarak tahliyesinin önünün açılmasını istedi. Baluken başvurusunda, tutuklanmasına gerekçe gösterilen ifadelerin siyasi faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirtaş ve Yıldırım kararına atıf

Baluken’in başvurusu inceleyen AYM raportörü, HDP’li Selahattin Demirtaş ve Gülser Yıldırım hakkındaki kararlara atıfta bulundu. Raportör, HDP’li iki milletvekilinin de tutuklanmalarının ardından AYM’ye başvurduğunu ve onlar hakkında, “Milletvekillerinin tutuklanmayacağına ilişkin anayasal bir kural yok” tespitinin yapıldığını hatırlattı.

‘Mahkemeye gitmedin’

Suç işlediği iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra mahkeme kararıyla tutuklanan Baluken’in, “tutuklama uygulamasının hukuka aykırı olduğu” iddiasını da değerlendiren raportör, “AYM’ye gelmeden önceki hukuk yollarının tümünün tüketilmediği için” başvurunun kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

‘Vaktim olmadı’

Gözaltına alınışının hukuki olmaması konusunda AYM’den önce yerel mahkemelere “zamanında” başvurmadığı ifade edilen Baluken ise buna karşılık, gece yarısı Ankara’da gözaltına alınıp hava yoluyla Bingöl’e getirildiğini ve sorgu işlemleri yapılarak tutuklandığını, ardından yine hava yoluyla Kandıra Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğünü, bu nedenle kanuni itiraz imkânlarından yararlanamadığını söyledi.

‘Huzur içinde yaşam için’

Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu yazıda, Baluken’in tutuklanmasının hukuka aykırı olmadığını ve seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmediğini iddia etti. Yüksek Mahkeme’ye gönderilen değerlendirmede, Baluken’in kendisini destekleyen belirli bir halk kesimi üzerinde etkinliğinin bulunması dikkate alındığında, tutuklamanın toplumun korunması, huzur içinde yaşamın devamı ve şiddetin önlenmesi için demokratik toplum bakımından gerekli ve orantılı olduğu öne sürüldü.

Baluken’in başvurusunu, raportörün görüşünü ve Adalet Bakanlığı’nın değerlendirmelerini inceleyen AYM üyeleri, oybirliği ile aldığı kararla, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ve “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali” yönündeki başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

CHP’li Özel: İsrail’e karşı miting değil, icraat yapın

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, yasal düzenlemelerle karşılanmayı bekleyen geniş toplumsal talepler dururken, AKP ve MHP’nin birlikte hareket ederek Meclisi kapattığını ifade etti.

“En önemli konu” denilen çocuklara yönelik cinsel istismara ilişkin yasal düzenleme bile gündeme getirilmeden Meclisin kapatıldığını aktaran Özel, “Çocuk istismarı konusunda Recep Tayyip Erdoğan’ın, Binali Yıldırım’ın ve Devlet Bahçeli’nin söylediği her şey kendi heybelerinde günah, kusur olarak onlar seçim meydanlarında yürüdükçe sırtlarından çekecek.” diye konuştu.

Özel, yeni dönemde Meclisin, sistem değişikliği ile ortadan kaldırıldığını ileri sürdüğü itibarını, geri kazandıracak bir seçim sonucu beklediklerini bildirdi.

“Tek başına ‘Af’ dedi, öyle kaldı”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medya üzerinden yaptığı afla ilgili paylaşımına de değinen Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Toplumsal mutabakat yok, siyasi mutabakat yok, hiçbir partiyle temas yok. Ve hatta Genel Kurulda MHP’nin grup önerisi bile yok, diyor ki ‘Bu gündemdeki kanunu bitirelim, gidelim.’ E hani af? Sayısal ağırlığı kalmadığı gibi siyasal ağırlığı da kalmamış durumda. Cezaevlerinde yatan bütün vatandaşlarımız ve onların değerli aileleri ya da cezaevlerinde yatanların çıkmasının kendisine sorulmamasından rahatsız olan bütün vatandaşlarımız; duyduğunuz bütün heyecan, rahatsızlık, uykusuzluk, hepsi Devlet Bahçeli’nin seçim için, oy için sizin duygularınızı istismarıydı. Çünkü Meclise teklif dahi etmedi. Teklif dahi etmeden Meclisi kapattırdı. Samimi değildi, kandırmaya çalışıyordu. Sarayın borazanlığını yapmak borazanın çıkardığı sesin şiddetiyle değil, borazanı kimin üflediğiyle ilgiliymiş. Borazan tek başına ses çıkaramıyormuş. Tek başına ‘Af’ dedi, öyle kaldı.”

“İsrail’e tepkiler yetersiz”

Özgür Özel, İsrail’in Gazze’deki katliamı sonrasında Türkiye’nin gösterdiği tepkinin yeterli olmadığını savunarak, İsrail’in Ankara Büyükelçisinin bir süreliğine ülkesine gönderilmesinin de göstermelik olduğunu belirtti.

Özel, “Bu aslında şu demek; ‘İçeride toplumun gazını alalım, büyükelçiliğin önünde topluluk azalsın, Beyazıt Meydanı boşalsın, sen yine gelirsin kardeşim. Biz dostuz’ demek. İsrail Büyükelçisinin, istenmeyen adam ilan edemeden, kalıcı olarak yollamadan bir süreliğine ülkesine gitmesi istendi.” dedi.

CHP’nin, Türkiye İle İsrail arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanunun iptaline yönelik talebinin de Genel Kurulda kabul edilmediğini hatırlatan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın İstanbul’da İsrail’e karşı düzenleyeceği mitinge de değindi.

Özel, “Miting taleptir, siyasi gücü, yürütme gücü olmayanın yürütmeyi etkileme çabasıdır. Yürütmenin bütün gücünü, hatta fazlasını elinde tutan birinin miting yapması, vatandaşı oyalamaktan başka bir şey değildir. Miting yapmayın, icraat yapın. Miting yapmayın, yaptırım uygulayın.” ifadesini kullandı.

Samsun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla düzenlenen fener alayının bu yıl valilikçe iptal edilmesini de eleştiren Özel, bu kararın vicdanlardan döneceğini belirtti.

“19 Mayıs akşamı fener alayını iptal eden vali, Samsun’un valisi olamaz.” ifadesini kullanan Özel, Vali Osman Kaymak’ı istifaya davet etti.

“Akla zarar, deli saçması, zırvalar”

Özel, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bahçeli’nin bir röportajında yer alan, af talebinin gerekçeleriyle ilgili soru üzerine Özel, gerekçelerin “akla zarar, deli saçması zırvalar” olduğunu iddia etti.

Bahçeli’nin, FETÖ ve cezaevleriyle ilgili sözlerine de değinen Özel, “Bu tamamen işkembeyi kübradan atıp da sonra gerekçelendirilmeye çalışılırken karşı karşıya kalınan acziyeti gösterir. Devlet Bahçeli’nin bu planına bir FETÖ planı diyemeyiz. Ama FETÖ’cü akılla üretilmiş bir plandır. Saraydan buna diyorlar ki ‘FETÖ böyle bir şey planlamıştır.’ Ona bu bilgi notunu yollayanlara bir baksın. Bu FETÖ’cü bir akıl.” ifadesini kullandı.

Özel, Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’deki davada 32 ay hapis cezasına mahkum edilmesiyle ilgili soruyu yanıtlarken de konuyla ilgili genel başkan yardımcılarının ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını, ancak davanın Türkiye açısından bir utanç davası olduğunu söyledi.

“İnce, Turgut Özal’ın icraat makamından gidişini kast ediyor”

Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili, “Demirel nasıl gittiyse, Özal nasıl gittiyse Erdoğan da öyle gidecek” şeklindeki sözlerinin, Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı sırasında hayatını kaybetmesi ve ölümüne ilişkin bazı şüphelerin dile getirilmesi dolayısıyla tepkilere neden olduğu da ifade edilerek, değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları aktardı:

“Turgut Özal’ın icraat makamından, yani hükümetten gidişini kast ediyor Sayın İnce. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı makamı ile o günkü Cumhurbaşkanlığı makamı aynı değil. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı ile o günkü Cumhurbaşkanlığını özdeşleştirip, ‘görevi başında ölmüştü’ haksız bir yorum, çarpıtma. İnce, demokratik yollardan görevi bırakmayı tarif ediyor. Zaten öyle olmasa sadece ‘Özal’ der. Gösterilen tepkilerin tamamı da siyasi amaç içeren haksız yargılardır.”

Özel, Bahçeli’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için toplanan 100 bin imza ve FETÖ’ye ilişkin açıklamalarıyla ilgili bir soruya ise şu yanıtı verdi:

“Bahçeli siyasi argüman üretmeyi, icraata yönelik vaatlerde bulunmayı terk edeli çok oldu. Elinde bir FETÖ çamuru var, ondan kar topu yapmış önüne gelenin yüzüne atıp, alnına kara sürmeye çalışıyor.” (AA)

BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola El-Saafin: Filistin davası

ZEYNEP KURAY [email protected] @zeynokuray

Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi-BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola el-Saafin, Türkiye’de Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. İktidarın bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu iddia ederken diğer taraftan ise İsrail ile en üst düzey ilişkilerini sürdürdüğüne dikkat çeken Saafin, bu tutarsızlığın İsrail’e kazanım sağladığını kaydetti.

Miting düzenleyenler ticaret de yapıyorlar
İstanbul’da doğan Dr. Saafin, BDS Türkiye içinde 12 yıldır ülkesindeki işgal ve zulme karşı mücadele veriyor. 70’inci yılına giren Nakba’nın (Büyük Felaket) sadece tarihten ibaret olmadığını, Filistin halkının işgal edilen topraklarına geri dönüş mücadelesinin kuşaktan kuşağa süreceğinin de beyanı olduğunu vurgulayan Dr. Saafin, “Filistin halkı yeniden fedakârlık, birlik ve tarihsel haklar için mücadelenin ön plana çıkması gerektiğini savunuyor ve bu yönde de eylemlerine devam ediyor” dedi.

Türkiye siyasetinde Filistin’in genellikle kullanılan bir dava olduğuna işaret ederek, Gazze’deki son katliamın hemen akabinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı’da miting düzenleyecek olmasının bunun en somut göstergesi olduğunu kaydetti. Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşmanın kendisinin bir felaket olduğunun altını çizen Saafin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye hükümeti bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu beyan ediyor, diğer taraftan ise İsrail ile geçmişten gelen ilişkilerini devam ettirmekte ısrar ediyor. Tepkisi söylemden öteye geçmiyor. İsrail ile ilişkilerin kesilmesi, anlaşmaların iptal edilmesi gibi gerçek adımları atmıyor. Büyük elçiyi geçici olarak geri çekmek gibi tavırların hiçbiri İsrail için bir şey ifade etmiyor. Siyasi iktidar Kudüs Filistin halkına iade edilmediği müddetçe tüm ilişkilerin kesilmesini savunursa o zaman farklı olur. Ama şu an kurulan ilişki İsrail’e kazanım sağlıyor.”

İki ülke ilişkileri üst düzeyde sürüyor
İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin en üst düzeyde seyrettiğine, ekonomik olarak Türkiye’nin İsrail’in beşinci büyük ortağı olduğuna işaret eden Saafin, bu açıdan İsrail’in Türkiye tarafından hiçbir cezalandırma politikasına tabi tutulmayacağının da ortada olduğunu belirtti. Mavi Marmara saldırısının ardından bozulan ilişkileri “normalleştirmek” için başlatılan süreci de hatırlatan Saafi, Filistin halkıyla gerçek dayanışma adımlarının bu anlaşmalardan geçmediğini kaydetti.

Diplomatik ilişkiler kesilsin
Saafin, Türkiye-İsrail ilişkilerinin genel tablosunu şöyle ortaya koydu: “Filistin halkıyla gerçek bir dayanışma içinde olunacaksa, o zaman Türkiye hükümetinin İsrail ile tüm ticari, askeri, diplomatik ilişkilerini kesmesi gerekiyor. Türkiye şu anda İsrail’e büyük ekonomik katkılarda bulunuyor. Ekonomik, politik, askeri, kültürel ilişkilerin kesilmesi lazım. Türkiye’nin İsrail ile kültürel etkinlikleri aynen devam ediyor.”

Kudüs fitilini ateşleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın kararını da değerlendiren Saafin, Ortadoğu’nun bir kaos döneminden geçtiği bugünlerde emperyalistlerin fırsattan istifade kendi yayılmacı politikalarını devreye soktuğunu belirtti. ABD ve İsrail’in bölgede istediği gibi at koşturduğunu ifade eden BDS Sözcüsü Saafin, tarihsel bir şehri ele geçirerek işgallerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını vurguladı. Saafin, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltme çağrısında bulunan Dr.Saafin, hangi saldırıyı yaparlarsa yapsınlar Filistin halkının, tarihsel hakları için mücadele etmeye devam edeceğini ve dünyadaki özgür halkların Filistin halkıyla dayanışmayı sürdüreceğini vurguladı.

CHP’den ‘Adalet Yürüyüşü’nde casus yazılım’la ilgili suç

Özel, beraberindeki milletvekilleriyle Ankara Adliyesine gelerek, suç duyurusu dilekçesini verdi.

Çıkışta gazetecilere açıklamada bulunan Özel, 25 gün süren 432 kilometrelik yürüyüşlerine tüm CHP’li milletvekillerinin katıldığını söyledi.

Ankara’da ve seçim bölgelerinde bulunan tüm milletvekillerinin bugün adliyelere giderek suç duyurusunda bulunduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Neyin suç duyurusunu yapıyoruz? Adalet Yürüyüşü gibi bir yürüyüşte, Almanya’da ortaya çıkarılan bir gerçek bu yürüyüşe katılanların bir sosyal medya casusluğu üzerinden dinlendiklerini, takip edildiklerini ortaya çıkardı. Bu iddia Almanya’nın en ciddi yayın organlarından birinde yer aldı.

Bu iddiayı ise yine Almanya’da özgür yazılımla uğraşan bir aktivist grup şu netliğiyle ortaya koydu: Dünyadaki istihbarat örgütleri için çalışan ve ürettiği yazılımların istihbarat örgütleri dışında satışı yasak olan bir kuruluş, kuruluşun adı Finfisher. Bu kuruluşun elinden ‘adaleticinyuru’ linkinin, hashtaginin Türkiye’den satın alındığı, bu hashtag ile sosyal medya üzerindeki paylaşımları yapan telefonun da dinlendiği ortaya çıktı. Bizi kimin dinleyeceğinin sorusu şu cevabı barındırıyor: CHP’yi dinlemek kimin işine yarıyorsa, bu yürüyüşten kim rahatsız oluyorsa.”

Bu olay duyulur duyulmaz Meclisteki Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunu toplantıya çağırdıklarını ancak çağrının Komisyon Başkanı tarafından duymazdan gelindiğini ifade eden Özel, konu büyüyünce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın bir açıklama yaptığını hatırlattı.

Bakan Arslan’ın, “Bize sorsalar söylerdik” dediğini aktaran Özel, “Bu durumda da İzmir Milletvekilimiz Zeynep Altıok’un bu konuyla ilgili iddialar ortaya çıktığında, bundan 11 ay önce ilgili Bakanlığa sorduğu ancak soru önergesinin hala yanıtlanmadığı ortaya çıkmıştır.” dedi.

Özel, yürüyüş boyunca kendilerini kimin dinlediğinin, casus yazılım sadece istihbarat örgütlerine satılıyorsa bunu hangi istihbarat örgütünün alıp, ne şekilde kullandığının bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılmasını istediklerini belirtti.

Yürüyüşte, 432 kilometre yol katettiklerini anımsatan Özel, “Yürüdük ve bir şey söyledik, sözümüzü dinlemeyenler telefonlarımızı dinlemiş. Telefonumuzu değil sözümüzü dinleyin. Biz adalet istiyoruz, hep birlikte ‘Hak, hukuk, adalet’ diyoruz.”

“Gereğinin yapılmasını bekliyoruz”

Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da “CHP milletvekilleri olarak son yılların siyaseten yaşanmış en büyük rezaleti” ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

Dünyanın en barışçıl, en uzun ve en etkili yürüyüşünü gerçekleştirdiklerini savunan Ağbaba, şunları söyledi:

“Maalesef bu yürüyüşün başından sonuna kadar dinlendiğini görüyoruz. Aslında dünyanın en şeffaf eyleminin dinlenmesi kepazeliktir. Hükümet bu işte suç ortağı değilse veya dinletmiyorsa aslında bu suç duyurusunu hükümetin yapması gerekirdi. Tekrar hükümeti göreve çağırıyoruz, eğer suç ortağı değilsen, eğer bu dinlemeyi sen yapmadıysanız, gereğinin yapılmasını bekliyoruz.”

(AA)

Aday gösterilmeyen MHP’li Vural’dan ilk açıklama

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, partisinden 27. Dönem Milletvekili adayı olarak gösterilmemesine ilişkin, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir.” dedi.

Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin yeni bir siyasi sürecin yeni bir safhasına geldiğini belirterek, bugüne kadar gelen dönemde, MHP milletvekili, genel başkan yardımcısı, bakan ve grup başkanvekili olarak sorumluluk ve görevler üstlendiğini anımsattı.

Vural, “Davamı ve partimi layıkıyla temsil ve daim yüksek hedeflere ulaştırma ülküsü ve inancıyla görevlerimi yerine getirirken büyük Türk milletinin değer, menfaat ve ihtiyaçları, milliyetçi-ülkücü hareketin, kutlu davamızın ülküleri ve uhdemdeki görevin onur ve haysiyeti her zaman için vazgeçilmez rehberim olmuştur.” diye konuştu.

MHP İzmir Milletvekili Vural, şöyle devam etti:

“Partimin bana verdiği her emanete sahip çıkarak, birliği, adaleti, hukuku, milli egemenliği, hürriyeti, bütünlüğü, huzuru, kardeşliği hülasa ülkümü dile getirdim. Teröre, darbeye, kumpasa, hukuksuzluğa, bölücülüğe, yolsuzluğa karşı durdum, doğruyu, hakkı, haklıyı savundum, haksızlık karşısında susmadım, her kesimden vatandaşın derdine derman arayışına tercüman oldum. Partimizin ve siyasi mücadelemizin daima bir umut olduğuna inandım, bunu yüksek bir kararlılık ve inançla ifade ettim. MHP’yi ve ülkücü-milliyetçi kadroları temsil ve milletin iradesiyle iktidara taşıma sorumluluğunu hep hissettim. MHP İzmir Milletvekili olarak görevimi yürütürken aldanmadım, aldatmadım, eğilmedim, bükülmedim, kin ve nefret gütmedim, şahsi veya nefsi davranmadım, yalan, iftira, dedikodu ve fitnelerden yılmadım, makama halel getirmedim. Sözümü ve mücadelemi yüksek tuttum. Gören gözler ve duyan kulaklar şahit oldu.”

Adaylık başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Vural, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir. Böylece şuur, şeref ve gururla üstlendiğim MHP milletvekili emanetini bırakmış bulunmaktayım.” ifadelerini kullandı.

“Artık milletin sinesindeyim”

Milletvekilliğinin, siyasi mücadelenin ne başlangıcı ne de sonu olduğunu dile getiren Vural, şunları söyledi:

“Dediler ki ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.’ ‘Sükutun da bir sesi vardır.’ dedim. Dava arkadaşlarımın ve milletimin her ortamda gösterdikleri sevgi ve saygı, gönüllerinde samimi ve güvenli bir yerim olduğunu hissettiriyor. Onlara şükran borçluyum. Onların gönülleri olmasaydı gözleri beni göremezdi. Temiz kalpli insanların hepsi gönüllerinde edindiğim yerime daima sahip çıktığımdan emin olsun. Emaneti gönüllerine teslim ediyorum. Artık milletin sinesindeyim. Gönüller yapmaya devam edeceğim. Gönülden de göze yol vardır. ‘Niyet hayır, akıbet hayrolsun’. Siyasi mücadelem, bilgi, fikir ve tecrübelerimi aktif olarak sunma gayretim ve arayışım devam edecektir.”

Engelli bireyi sosyal ilişkileri güçlendirir

Dünyada her yıl 10-16 Mayıs haftası, Engelliler Haftası olarak kutlanıyor. Bu hafta boyunca; engellilik sorunu, engelliliğin önlenmesi ve engellilerin eğitimi konuları üzerinde duruluyor.

Ergoterapi Uzmanı Muammer Aydoğdu, engelli bireylerin hayata katılmasının önemine işaret etti.

Engelli bireylerin hayata nasıl baktıklarının önemli olduğunu ifade eden Ergoterapi Uzmanı Muammer Aydoğdu, “Durumu kabullenmek, daha iyisini yapabilmeyi hedeflemek ve maksimum derecede bağımsızlığa sahip olabilmek için çabalayan bireyler birçok sorunun üstesinden gelebilmektedir. Ancak tam tersi davranan yani içerisinde bulunduğu durumu inkar süreciyle birlikte hayata karşı küskünlük gösteren bireyler sosyal izolasyonla karşı karşıya gelebiliyorlar” diye konuştu.

Engelli bireylerde sosyal davranışların azalmasının, bireyin yeteneklerinin farkına varamamasını, kendini geliştirememesine ve dolaylı olarak tedavi süresini uzattığına dikkat çeken Muammer Aydoğdu, “Engelli bireylerin, insanlarla olan ilişkilerinin artması kendilerini tedavi etmelerine yardımcı olacaktır. Hayattaki birçok aktiviteyi yapmakta ön yargılı davranarak geri adım atmak, denememek bir bebeğin yürümeye başlayacağı süreçte emeklemekten vazgeçmesine örnektir” dedi.

Engelli bireylere sevdikleriyle ve arkadaşlarıyla daha çok zaman geçirmeleri tavsiyesinde bulunan Ergoterapi Uzmanı Muammer Aydoğdu, şunları söyledi: “Kendinize olan güveni kazanabilmeniz içinde çevrenizdeki insanlarla da sohbet etmeniz, gülmeniz, şakalar yapmanız dağın zirvesine varmak için çıktığınız yolda dinlenme aralarınız, sizlere doping sağlayacak enerji içecekleriniz olacaktır. Sevdiğiniz insanlarla sokaklarda gezmeniz, spor yapmanız, sanat faaliyetleri ile ilgilenmeniz, hobilerinizle ilgilenmeniz, kitap okumanız, araştırmalar yapmanız hayatın akışında engelsiz bir yaşama katılmanıza ve sosyalleşmenize yardımcı olacaktır.”

Facebook, çöpçatanlık uygulamasını duyurdu

Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, yakında çöpçatanlık özelliğinin kullanıma açılacağını söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre ABD’nin California eyaletinde düzenlenen F8 konferansında konuşan Zuckerberg, kısa süreli ilişkilerdense uzun ve sağlıklı duygusal ilişkilerin önünü açmak istediklerini söyledi. Zuckerberg, “Bu özellik geçici ilişkiler değil, gerçek ve uzun ömürlü ilişkileri hayata geçirecek” iddiasında bulundu.

Zuckerberg, çöpçatanlık özelliğini sıfırdan inşa ettiklerini, kullanıcıların kişisel bilgilerinin tamamen güvende olacağını öne sürdü. Son olarak Cambridge Analytica skandalında Facebook’un 87 milyon kullanıcının hesaplarına ait bilgileri usulsüz bir şekilde kullandırdığı ortaya çıkmıştı. Zuckerberg, ABD Kongresi’nde ifade vermişti.

Yeni özellikle kullanıcılar, mevcut profilleriyle bağlantılı bir çöpçatan profili yaratabilecek. Bu profil kullanıcının arkadaşları tarafından görülemeyecek. Daha sonra Facebook algoritması kullanıcıya olası eş tavsiyelerinde bulunacak. Yeni özelliğin ücretsiz olacağı belirtildi.

Facebook’un açıklaması sonrası dünyanın en büyük çöpçatanlık sitelerinden Match.com’un hisseleri New York Borsası’nda yüzde 22 geriledi.