Merkel: Türkiye ile mülteci mutabakatının dışında anlaşma yok

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Alman meclisindeki yeni uygulamaya göre, Çarşamba günü ilk kez koalisyon ve muhafelet partilerinin güncel konulara ilişkin sorularına yanıt verdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre Başbakan Merkel’e yönelik sorularda Türkiye de gündeme geldi. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinden milletvekili Beatrix von Storch, Merkel’e 7 Mart 2016 tarihinde Türkiye’nin Brüksel’deki Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği’nde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile bir araya gelip gelmediğini sordu. AfD’li milletvekili von Storch, Merkel’in bu görüşmede Türkiye’den her yıl 150 bin ile 200 bin arasında mültecinin Avrupa’ya getirilerek, yerleştirilmesi yönünde yazılı olmayan bir anlaşma yapıp yapmadığı sorusunu yöneltti.

Merkel ise Türkiye ile mültecilere ilişkin görüşmelerin yapıldığını ve sonunda bir mutabakata varıldığını hatırlattı. Merkel, bu anlaşmaya göre, “Ege Denizi üzerinden kaçak yollardan Avrupa’ya gelmek isteyen her Suriyeli mültecinin” Türkiye’ye geri gönderilmesi karşılığında Türkiye’den belirli bir kontenjan dahilinde ve yasal yollardan gelecek Suriyelileri kabul etmeye hazır olduklarını ifade etti. “Bu konuda yapılan başka bir anlaşma olmadığını” vurgulayan Merkel, Türkiye ile yapılan anlaşmanın da içeriğinin bilindiğini dile getirdi. Merkel, von Strock’un sözünü ettiği buluşmada da bu anlaşmanın görüşüldüğünü ifade etti.

MÜLTECİLERE YÖNELİK POLİTİKASINI SAVUNDU

Başbakan Merkel’e mültecilere yönelik izlediği politikaya ilişkin sorular da soruldu. Merkel, 2015-2016 yıllarında izlediği mülteci siyasetini de savundu. Almanya’nın “çok sorumlu” bir tutum izlediğini vurgulayan Merkel, aldığı siyasi kararların da doğru olduğunun altını çizdi. O dönemde “istisnai bir durum” yaşandığını kaydeden Merkel, o dönemden beri göç ve mülteci siyasetinde bir dizi değişlik yapıldığını ve yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını söyledi.

Merkel’e yöneltilen sorular arasında Göç ve Mülteciler Dairesi’ndeki (BAMF) sorunlar ve usulsüzlükler de önemli bir yer tuttu. Merkel, BAMF’deki ağır sorunları dikkate almadığı yönündeki iddiaları reddetti.

G-7 ZİRVESİ

Başbakan Merkel, milletvekillerinin sorularını yanıtlamadan önce hafta sonu Kanada’nın Charlevoix kentinde yapılacak G-7 zirvesine ilişkin bilgi verdi. Merkel, G-7 üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı zirvenin sonunda ortak bir sonuç bildirisi yayınlanıp yayınlanamayacağı sorusunun yanıtını açık bıraktı. ABD’nin Avrupa Birliği’den (AB) ithal edilen çelik ve alüminyum ürünlerine uyguladığı ek gümrük vergisi, İran’la anlaşmadan çekilmesi ve iklim politikasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle zorluklar yaşandığına işaret eden Merkel, “Bunlar çok taraflı anlaşmalara ilişkin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” dedi.

Merkel, Rusya’nın G-8 üyeliğinin askıya alınmış olmasına ilişkin bir soruya yanıtından da, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmiş olması nedeniyle G-8 üyeliğinden çıkartılmış olmasını savundu.

İnce’den Bozdağ’a ‘Gülen’in iadesi’ yanıtı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor. Tekirdağ’da konuşan İnce’nin açıklamalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Önümüzde bir seçim var ter akıtma seçimi. Sandık görtevlileri var ya bu memleketin geleceği onlara teslim onlara. O gün acıkmak, yorulmak yok.

“Bu ülkede en zor durumda olan basın, acıyorum hallerine”

-Bu ülkede en zor durumda olanlar kimler? Çiftçi mi, esnaf mı, işçi mi? Bunların hiçbiri değil. En zor durumda olan basın… Acıyorum hallerine. Bakın İngiliz, ABD, Japon, Alman gazetecileri röportaja geliyor. Gelip Türkiye’de bir değişim oluyor galiba deyip benimle konuşmak istiyorlar. Türk medyasına bakıyorum “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı” yazıyor. İnsafsızlar, vizdansızlar… Şu anda burada 20 civarında milletvekili arkadaşım var. Partinin Grup Başkanvekili arabanın içinde yatıyor. Bana getirilen suya sıcak mı soğuk mu diye bakıyorlar. Partinin genel başkanıyla her akşam durum değerlendirmesi yapıyoruz.

Bekir Bozdağ’a: Senden mi korkacağım!

-Şimdi biz dedik ki biz seçildiğimiz takdirde yargıyı 3 ay içinde düzelteceğiz. 3 ay sonra ABD’ye diyeceğiz ki ‘Bak benim ülkemde artık adaletli bir yargı var.’ Mahkemelerim bağımsız. FETÖ’yu iade et. Etmiyorum derse. ABD askerleri Noel’i, 24 Aralık’ta Washington’da kutlar. ABD’lilerden cevap geldi: Bizden Türkiye Cumhuriyeti olarak FETÖ’yü isteyen düzgün bir talep yok. Yani bizden usulüne uygun bir şekilde istenmedi. Bugün Bekir Bozdağ açıklama yapmış. Demişki, “Muharrem İnce’ye birileri yalan söylüyor. Türk mü yabancı mı söyleyen… Bekir Bozdağ beni dinliyorsundur sen zaten kim olduğunu biliyorsundur. Senden mi korkacağım. Ama bir şey söyliyeyim mademki usulüne uygun olarak iadesini istediniz ben bu ülkenin milletvekiliyim. Bana bunun belgesini göster. Ben sana benim ekibimdeki hukukçulardan bir heyet göndereceğim. Bu heyete o belgeleri bir göster bakalım. Bugün ABD’liler tekrar beni aradılar dediler ki, ‘120 koli gönderdiler bize’ çoğunluğu gazete küpürü. Hatta diyorlar İngilizce tercümesi bile yapılmamış baştan sağma. Yani iade edilmesini istemiyorlar. Niye istemiyorlar. Ortaklık var. Yani ey aziz milletim istiyormuş gibi yapıyorlar. Madem istedin ben şimdi bunun belgesini istiyorum.

-Arkadaş dünya lideri. 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Katip düzeyinde idare ediyoruz.

“Senin derdin Filistin değil; insanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin”

-Bugün Filistin’le ilgili seçim yapıyor. Acaba Filistin mi, seçim mitingi mi? Hangisi? İsrail’e dik durmak istiyorsan Mavi Marmara’dan aldığın parayı iade et, büyükelçiyi geri çek, boykot et. Yok bunları yapamam. Ne yaparsın, miting. Senin derdin Filistin değil. İnsanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin.

-Dolar 4.5 lira oldu ama Erdoğan ağzına bir kez almıyor. Hemen dönüyor dış güçler diyor. Bizi dolarla terbiye edemezsin diyor. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın. Bir yandan bizi dolar üzerinden terbiye ediyorlar diyorsun, dönüyorsun kumpas kuruyorlar diyorsun. Demek ki sen de onun ortağısın, beraber yapıyorsun.

“İkinci tura oynuyordum; vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım”

-Genel başkan beni aday gösterdiğinde ikinci tura oynuyordum. Şimdi vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım. Zayıf olduğumuz yerler var, orayı Tekirdağ’dan dengelememiz lazım. Yüzde 75 mesela, olur mu? Belediye başkanımız çık diyor. 80 o zaman. Fazla da atmayalım 80’e razıyım.

-Dediler ki milli gelirin yüzde 1’ini tarımı desteklemeye ayıracağız, yarımı geçmediler. 30 milyar vereceklerdi, 12.7 milyar verdiler. Türkiye devleti çiftçisine borçludur. Bu köylü çocuğu bu borcu ilk fırsatta ödeyecektir. Söz veriyorum size.

“İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!”

-Meydanlarda diyor ki, ben milli bir adamım. Ayran da diyor milli bir içecektir. İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!

-Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor. Kime ey dediyse sonunda paralarımız gitti.

“Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım”

-Erdoğan’ı yargılayacak mısın diyorlar, benim öyle bir görevim yok. Ama şunu yapacağız, bağımsız bir yargı kuracağız. Şu anda mevcut yüksek yargıdakiler bu işi yapabilir mi, asla yapamazlar. Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım. Rahat açıp kapayacaklar.

“Marka patenti her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz!”

-Benim insanım bir Alman’a göre daha mı az zeki, Fransız’a göre daha az mı çalışıyor? Peki neden daha az kazanıyor? Bir televizyondan Türkiye 10 Euro kazanıyor, 50 lira. Bir otomobilden 100 Euro kazanıyor, çerez parası. Peki nereye gidiyor bu para? Tasarıma, patente, markaya gidiyor. Açık açık konuşayım, sen BMW, Mercedes yapıyorsun; para sende kalmıyor. 100 marka arasında tek Türkiye markası yok. Bizim marka üretmemiz, patentimiz, teknolojimiz olması lazım. Bu markayı patenti kindar nesiller yapamaz, bunu özgüveni yüksek, eleştirel bakabilen zeki çocuklar yapar. Kimler yapar biliyor musunuz? Her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz, ben onlara fizik anlattım. O çocuklar yapacak. 5 bin polisle ODTÜ’ye girdin, o zaman sana dedim ki 5 bin polis değil 500 puanla girilir.

-Soruyor diyor ki, sen bu paraları nereden bulacaksın. Türkiye’de Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında hiç fabrika açılmasa, üretim artmasa, her şey olduğu gibi kalsa, sadece geliri adaletli dağıtsam maaşlarınız iki katına çıkar.

“Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba”

-Önümüz bayram. Bayram deyince aklınıza baklava gelir. Baklavacılar fıstıklı yapamıyor, çünkü pahalı. Tarım Bakanı ithal ederim diyor. Fıstığın adı ne, Antep fıstığı. İnsan Antep fıstığını ithal edeceğim demeye utanır. Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. Bize diyor ki, bayramda kursağında baklava değil, sırtında oklava olacak diyor. O zaman bizim hep birlikte bir şey yapmamız lazım. Ne yapacağız? Sandıkta görevimizi yapacağız.

-Türkiye’de her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 liraya emekli maaşı var. En yüksekle arasındaki fark 9 kat. Finlandiya’da bu 2 kat. Büyük dengesizliklerden biri bu. 1990’lı yıllarda ücretlile milli gelirden yüzde 37 pay alıyorlardı, şimdi yüzde 17. Dolar 4.5 lira, Euro 5.5 lira, yüzde 12 enflasyon, 53 milyar dolar cari açık, gençlerin yüzde 20’si eksik. Yani kamyon duvara çarpmaya doğru gidiyor. 16 senedir yapamamış, şimdi manifesto hazırlamış. Ya senin geleceğe dair söz söylemeye hakkın yok ki. Muharrem İnce yarın gelecek bildirgesini, manifestosunu açıklayacak. Yarın 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gün. Böyle anlamlı bir günde İnce’nin gelecek bildirgesini Samsun’dan açıklayacağım. Samsun’da miting yapıp Sinop’a gideceğim, sonra Adana’ya geçeceğim.

-Herkesin güvenmesini istiyorum. Canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın, umutsuz olmayın. Umutlarınızı yeşertin.

Muharrem İnce, Çorum’da

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyasına devam ediyor.

İnce’nin Çorum’da yaptığı mitingdeki konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

  • Bütün dünyanın şunun bilmesini isterim. Siz bu dünyanın insanları, Mısır’a gidiyorsunuz piramitleri görmeye. O piramitlerin yapıldığı dönemle Hititlilerin yaşadığı dönem aynı. Mısır’da piramitlerin yapıldığı dönemde bir suç işlendiğinde kısasa kısas varken, Çorum’da tazminat yöntemi vardı. 3 bin 500 yıl önce Mısır’ın önündeydi Çorum. Bugün de önünde olmalı. Mısır’a gidiyorsa piramitleri görmeye, önce Çorum’a gelmelidir.

İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım

  • 3 bin 500 yıl sonra Çorum hak ettiği yerde olacak. Havaalanını yapacağız, demiryolunu yapacağız. Kayseri’yle Çorum Anadolu kaplanlarıydı. Kaplan kükrüyor mu? Yeniden kükreteceğiz.
  • Ayın 19’unda Samsun’da açıklayacağım manifestomu. Genel Merkez de 24’ünde açıklayacak. Benim danışmanlar diyor, mazotu 3 liradan yapabiliriz; onlar diyor 3.5 lira yapabiliriz. Aradaki anlaşmazlığı çözeceğiz, 3 liradan az olmayacak, 3.5 liradan çok olmayacak.
  • Tek olan şey bir grubun olamaz. Tek olan şey hepimizindir. Bayrak tektir, CHP’nin de AKP’nin de. Cumhurbaşkanı da tektir, herkesin cumhurbaşkanıdır. Ben Çorum’dan Ak Partili analara, bacılara sesleniyorum. Size söz veriyorum çocuklarınızı iyi okullarda okutacağız.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Gençler, üniversitede okurken 475 lira kredi alıyorsunuz. Okul bitince işsiz kalıp babanızdan harçlık alıyorsunuz. Size meydanlarda tezek, pislik diyen bir cumhurbaşkanı değil; meydanlarda size öğretmen, abiniz gibi davranan birisi olacağım. Okul bitti, kredi ne olacak? İşe giremediği takdirde, o 475 lirayı iki yıl boyunca devlet sana ödeyecek, söz veriyorum.
  • Esnaf kardeşim, kan ağladığını biliyorum. Emeklilerin geçinemediğini biliyorum. Bayramlarda bin lira dediler. Yalan. 300 lira, 500 lira, 1000 lira alan var. Kademeli, herkese bin lira yok. Teşekkür ederiz, keşke herkese bin lira deselerdi.
  • Haksızlıklar var Türkiye’de. Subay emekli oluyor tazminat alıyor, astsubay almıyor. O da bu memleketin evladı değil mi? Polisler bağırıyor, 3600’ü vermiyorsun. Sendika hakkı vermiyorsun. Memur 40 saat çalışıyor. Mesai yaparsa mesaisini alıyor, polis alamıyor. Angarya bu, Türkiye Cumhuriyeti angarya yapamaz. 40 saatin üzerinde çalışırsa hakkını vereceksin.
  • 18 yaşında çalışmaya başlamış, 30 sene prim ödemiş. Gelmiş 48 yaşına, “Olmaz” diyor. Bu sorunları da en kısa zamanda çözeceğiz.
  • Ey Ce-Ha-Pe, sen köprü yaptın mı diyor. Ey Erdoğan, sen hiç şeker fabrikası, TEKEL, Petkim, Tüpraş yaptın mı! Köprü yapmak kolay iş. 50 sene önce Demirel yaptı birinci köprüyü, ikinciyi Özal, üçüncüyü de Erdoğan yaptı. Dördüncüyü de İnce yapar. Ben gönüllerde köprü kurmak istiyorum gönüllerde. Edirne’de miting yaptım, bir sonraki gün Hakkari’ye gittim. Oradan Rize’ye, Antalya’ya geçtim. Türklerle Kürtlerin arasında bir gönül köprüsü kurmak istedim. Sünniler, Aleviler, Şafiler arasında gönül köprüsü kurmak istedim. Bu milleti barıştırmak, uzlaşmak istiyorum.

ERDOĞAN’A ‘MERKEZ BANKASI BAŞKANI’ TEPKİSİ

  • Doları durduramıyorlar. Ne oluyor? Binali Yıldırım’a soruyorlar, “Dolsa ne olur, dolmasa ne olur” diyor. Ekonomi Bakanı, kurun yükselmesini tanımıyor. Batırıyorlar bizi batırıyorlar. Merkez Bankası Başkanı’nı Ak Parti Genel Merkezi’ne çağırıyorlar. Ayıp ya, ayıp. Bağımsız bir kuruluşun başkanını nasıl parti genel merkezine çağırırsın! Sen bunu yaparsan Avrupa’daki yatırımcı sana güvenmez. Para güvenli bir liman arar. Türkiye’de işlerin doğru gitmediğini, MB Başkanı’nın talimatla çalıştığını görünce para kaçar.
  • Bizim dönemimizde komiser olmak için FETÖ’cü olmak gerekmeyecek. Adil davranacağız. Herkes diyecek ki, “Ben doğru iş yaparsam müdür olurum, vali olurum”. Herkes buna inanacak ve aidiyet duygusu artacak. Bayrağını, milletini daha çok sevecek.
  • Passolig’i niye kurdular. Statlara gidince Erdoğan’ı protesto ediyorlar. Kaldıracağız. Cumhurbaşkanı olduğumda, stadyuma girdiğimde Ak Partililer de beni alkışlayacak. Sen tezek de, pislik de; testinin içinde ne varsa ağzından o akar.
  • Gelişmiş ülkelerde enflasyon yüzde 3, Türkiye’de yüzde 11. Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20. Batıyoruz. Buradan nasıl kurtulacağız? Bir, Türkiye’yi hukuk devleti yapacağız. Bunu başardıktan sonra liyakat sistemini kuracağız. İdeolojik saplantılarımıza esir olmayacağız ve özgür yurttaşlar yetiştireceğiz.
  • Bakın şu anda Türkiye televizyon yapıyor, bir televizyondan 10 Euro kazanıyoruz. Otomobil yapılıyor, bir tanesinden 100 Euro kazanıyoruz. Fason çalışıyoruz fason. Boşa çalışıyoruz, bir işe yaramıyor. Hikaye onlar. Çünkü marka, teknoloji, tasarım bize ait değil. Mercedes’i üretiyoruz ama parayı yine Avrupa kazanıyor. Peki nasıl yapacağız? Ar-Ge’yle çıkacağız bir. Gençleri tasarım, teknoloji konusunda yetiştireceğiz. Marka olacağız marka.
  • Cumhurbaşkanını eleştireceksiniz benim dönemimde. Eleştirdiniz diye sabahın 5’inde evinize polis gelmeyecek. Cumhurbaşkanı eleştiriden korkmayacak. Cumhurbaşkanı millete hakaret etmeyecek, millet de ona etmeyecek.

‘MUTLU İNSANLAR ÜLKESİ OLACAĞIZ’

  • Yurtdışına göndereceğimiz 10 bin öğrenci, güneş enerjisini depolamayı öğrenecek. Kullanacağız bu enerjiyi.
  • Mutlu insanlar ülkesi olacağız. Fakirlikten kırılıyoruz. Asgari ücretle zor iş buluyor çocuklarımız.
  • Şimdi bir kampanya yapıyoruz. Önce ben sınava gireceğim, sonra siz. Bir uçak kiraladık, küçük bir uçak. Su yakmıyor, benzin yakıyor. Bizim hemşehri atlıyor devletin uçağına, 300 koruma. Biz de kiralayıp kendimiz geziyoruz. Sizin de katkı sağlamanız lazım biraz. Bankaya para yatıracak mısınız bana? Çok yatırmayın, kendinizi zora sokmayın. Ateşleyin bakalım biraz, banka önlerinde kuruğa girin biraz. 5 lira, 10 lira neyse… Bakalım örtülü ödenekle mi kampanya daha güzel yapılıyor, milletin 50, 100 lirasıyla mı? Yalnız TC kimlik numaralarını yazın, yazmazsanız Hazine’ye gidiyormuş. Fırına biraz odun atın, ateşleyin biraz. Cebe atmayacağız ama haberiniz olsun. Kampanyada kullanacağız.

TRT’YE SESLENDİ: VERDİĞİMİZ PARALAR HARAM OLSUN

  • TRT’ye bir yuh çekin de göreyim. Bir şey söyleyeceğim. Hepimiz elektrik faturası ödüyoruz değil mi, içinde TRT payı var. Hepimiz para veriyoruz, TRT’yi yöneten zat, sana sesleniyorum. Orası babanın çiftliği değil, sana ben para ödüyorum, Çorumlular para ödüyor. Buradan hep birlikte: Haram olsun mu? (Harım olsun, cevapları) TRT, sana verdiğimiz bu paralar haram olsun. Boynunda kalsın, boğazında kalsın, zıkkım olsun. Size öyle bir haddinizi bildireceğim ki, göreceksiniz! Siz kimsiniz, ne zannediyorsunuz kendinizi! Kinim, rövanş, intikam duygum yok ama iki konuyu ciğerime yazdım. Bir, Soma’da yere düşen o madenciye tekme atan vardı ya, onu ciğerime yazdım. İki, TRT’yi de onun yanına yazdım. TRT Genel Müdürü, sana sesleniyorum. Seni ciğerime yazdım, kalbimin bir kenarına yazdım. Bu fakir milletin hakkını Recep Tayyip Erdoğan’a yedirerek yaptığın bu yayıncılığı sana yedireceğim! Adalet olacak bu memlekette!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yargılamak benim işim değil. Benim işim adil yargı düzeni kurmak. O yargı ister beni yargılar, ister Erdoğan’ı yargılar. Benim cumhurbaşkanlığımda bir salona girdiğimde yüksek yargıçlar ayağa kalkmayacak. Yüksek yargıçlar benimle Yalova’ya gelip elma toplamayacak; adalet dağıtacaklar adalet! Dağıtmazlarsa cüppelerinin önüne çıtçıt yaptıracağız!
  • Filistin’de Müslüman kardeşlerimiz vahşice öldürülüyor. Buradan ilan ediyorum. 24 Haziran’da cumhurbaşkanı olduğumda 3 ay içinde yargı düzenini değiştireceğiz, adil bir yargı düzeni kuracağız ve Amerika’ya diyeceğiz ki FETÖ’yü bize iade et. Etmezsen, 24 Aralık Noel günü İncirlik’teki askerlerini Washington’a göndeririz diyeceğiz. Amerika bizim eski müttefikimiz ama PKK’ya destek verirse gereğini yaparız. Almanya’yla kavga etmek istemiyoruz, milyonlarca vatandaşımız yaşıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz, yeni bir Anayasa, yeni bir seçim olsun. İtirazımız yok. Bizim dünyada saygın bir ülke olmak gibi kaygımız var. Ey Amerika diye posta koyuyor, sonra gidip 11 milyon dolarlık uçak alıyor. Ey Rusya diye posta koyuyor, domatesler gitmiyor, turistler gelmiyor. Ey Hollanda diye posta koyuyor, Petrol Ofisi’ni satıyoruz.
  • Dış politikada yanlışlıklarımız. İç politikayla, dış politikanın karışık yapılmasından kaynaklandı. Bu dört ayda, 750 milyon lira örtülü ödenek kullandı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım. Yazık, günah! Söz veriyorum, benim cumhurbaşkanlığımda bu 3’te birin altına düşecek.
  • Kazanınca sarayda oturmayacağım. Bu ülkenin yüksek puan almış, zeki çalışkan öğrencilerine vereceğim. Devletin işleri için Çankaya Köşkü’nü kullanacağım. Ben 14 sene kirada oturdum Ankara’da, 1.5 sene oldu bir daire alalı. Evime doymadım, evimde oturacağım. Bana göre dünyanın sarayı, helal parayla alınmış bir yer. Evimden falan çıkamam. Bıkarsam 3-5 sene sonra bakarız. Bana göre saray zaten orası.

İranlı kadınlar ne yapmak istiyor?

Türkiye’de hükümetin arayıp da bulamadığı bir girişim Fransa’dan geldi.

Fransa’da, aralarında eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, üç eski başbakan, Yahudi ve Hristiyan cemaati temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasıyla bir bildiri paylaşıldı. Bildiride Kuran’ı Kerim’de Anti Semitik olduğu iddia edilen bazı ayetlerin çıkarılması isteniyor. Bu saçma bildiri hükümete çok şahane pas verdi.

Ne var ki meselenin Fransa menşeili olması hükümet açısından kötü oldu. Malum Macron dünyada kim var kim yok, hepsiyle arayı iyi tutmayı amaçlayan, detaylara takılmayalım işimize bakalımcı bir lider. Avrupalı pek çok lider Erdoğan ile görüşmeyi tercih etmezken, Erdoğan’ı Elysee’de mart ayı sonunda ağırlayan isim Fransa Cumhurbaşkanı oldu. Bu bildiri Fransa’dan değil de Hollanda’dan gelseydi hükümet muhtemelen meseleyi daha da dallandırıp budaklandırabilir, tepe tepe kullanabilirdi.

Fransa bildirisi konuşulurken İslamcıların asıl atladığı hareket İran’dan geliyor. İran’da kadınlar sosyal medyada “Kuran’ı Kerim yakma” düellosu başlattı. Kadınlar Kuran’ı Kerim’i yaktıkları videoları sosyal medyada #Burning_Quran_Challenge etiketini İngilizce ve Farsça, “چالش_آتش_زدن_قرآن” paylaşıyor. Kadınlar videolarda önce yakmak üzere oldukları kitabı sayfa sayfa kameralara gösteriyorlar, yaktıkları kitabın gerçekten Kuran’ı Kerim olduğunu teşhir ediyorlar. Sonra da kendilerince bu eylemi gerçekleştiriyorlar.

Kutsal Kitabı banyosunda yakan bir kadın “bu hurafelerle dolu bir kitap. Bu kitabı herkes gerçekten okusa ve anlasa İslam Cumhuriyeti bir dakika bile ayakta kalmazdı” diyor. Kuran’ı devrim öncesi döneme ait İran sanat müziği eşliğinde yakan bir kişiye ait video var. Bazı kadınlar bu eylemi yaparken yüzlerini göstermekten de çekinmiyor. Sarışın bir İranlı kadın paylaştığı videoda, “Bu Kuran’ı yakıyorum çünkü beni 20 yıl boyunca kandırdılar ve bu kitabı bana zorla kabul ettirdiler. Bu eylemi daha iyi bir İran için ve gelecek nesillerin baskı altında olmaması için yapıyorum” diyor. Bir başka kadın “hurafeler yakılmalı artık 21. yüzyıldayız” diyor.

Bir avuç kadının Kuran’ı Kerim’i yakmasıyla dünya değişmeyecek, İran’da rejim falan düşmeyecek. Hatta muhtemelen rejim toplum üzerindeki baskıyı arttırmak için bu videoları kullanacak. Rejimi en katı haliyle uygulamak isteyen muhafazakarlar, “Bakın ılımlı Ruhani iktidara geldi özgürlüklerden bahsetti, dinsizlik, fitne, islam düşmanlığı aldı yürüdü” diyecekler. Sopayı şiddeti savunacaklar. Fakat bu da öte yandan, gördükleri baskıdan dolayı İslam’dan nefret etmiş kadınlara İslamı sevdirmeyecek, fikirlerini değiştirmeyecek. Sopayla, silah zoruyla, hapis tehdidiyle hiç bir rejim kimseye bir şeyi sevdiremez. Ancak bir süreliğine susturabilir.

Ancak baskıcı rejimlerin bir açmazı da bu. Halk üzerine sürekli uygulanan korku, bir zaman sonra olağan hale geliyor ve korku yıldırıcı olmaktan çıkıyor. İran İslam Cumhuriyeti’nde Kuran’ı Kerim yakma eylemi gerçekleştirirken yüzünü göstermekten çekinmeyen kadın korkunun yıldırıcılığının kırılma anının simgesi adeta mesela.

Velhasılı kelam, sopayla, korkuyla, tehditle kimseye bir şeyi sevdiremezsiniz, sevdirmek istediğiniz şey, size göre dünyanın en temiz mesajı, en ulu ülküsü, en şerefli amacı olsa da.

Avrupa’da işsizlik martta değişmedi

Avro Bölgesi’nde işsizlik mart ayında yüzde 8,5 ve Avrupa Birliği’nde (AB) yüzde 7,1 seviyesinde gerçekleşerek önceki aya göre değişiklik göstermedi.

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) açıkladığı verilere göre, 19 üyeli Avro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış işsizlik, bu yılın mart ayında şubat ayına göre değişmeyerek yüzde 8,5 oldu. İşsizlik böylece Aralık 2008’den bu yana görülen en düşük seviyede kalmaya devam etti.

28 üyeli AB’de de mart ayında aylık bazda değişmeyen işsizlik yüzde 7,1’le Eylül 2008’den beri görülen en düşük seviyeyi korudu.

AB’de işsiz sayısı martta 17 milyon 481 bin olurken, bunun 13 milyon 824 bini Avro Bölgesi’nde yer aldı. İşsiz sayısı, bir önceki aya göre AB’de 94 bin ve Avro Bölgesi’nde 83 bin azaldı.

İşsiz sayısı, 2017’nin mart ayına göre de AB’de 1 milyon 930 bin ve Avro Bölgesi’nde 1 milyon 414 bin düştü.

Diğer yandan açıklanan veriler ayrıca, ABD’de şubat ayında yüzde 4,1 olan işsizlik oranının martta değişiklik göstermediğini ortaya koydu.

AB’de işsizlik Litvanya ve Estonya hariç tüm ülkelerde azaldı

AB’de mart ayında en düşük işsizlik yüzde 2,2 ile Çekya’da ölçüldü. Çekya’yı yüzde 3,3’le Malta ve yüzde 3,4’le de Almanya izledi. En yüksek işsizlik ise yüzde 20,6 ile Yunanistan (Ocak 2018 verisi), yüzde 16,1’le de İspanya’da ve yüzde 11’le de Hırvatistan’da kaydedildi. Bir yıl öncesine kıyasla mart ayında AB’de işsizlik oranı Litvanya ve Estonya hariç tüm üye ülkelerde geriledi. İşsizlik Litvanya’da değişmezken Estonya’da artış gösterdi.

AB’de genç işsizlik yüzde 15,6

Mart ayında 25 yaş altı genç işsiz sayısı AB’de 3 milyon 500 bin olurken, bunun 2 milyon 449 bini Avro Bölgesi’nde yer aldı. 2017’nin mart ayına göre genç işsiz sayısı, AB’de 409 bin ve Avro Bölgesi’nde 305 bin azaldı.

Genç işsizlik oranı ise AB’de 15,6 ve Avro Bölgesi’nde 17,3 olarak ölçüldü.

Mart ayında en düşük genç işsizliğe sahip ülkeler yüzde 6,1’le Almanya, yüzde 6,8’le Çekya ve yüzde 7 ile Hollanda olarak sıralanırken, en yüksek genç işsizlik yüzde 42,3’le Yunanistan (Ocak 2018 verisi), yüzde 35’le İspanya ve yüzde 31,7 ile de İtalya’da kaydedildi.AA