Almanya’da ırkçı liderin giysileri çalındı

Alman Meclisi’nde üçüncü büyük güç olan Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisi’nin Eş Genel Başkanı Alexander Gauland’ın evinin yakınlarındaki bir göle girerken giysileri çalındı.

DW Türkçe’nin haberine göre Gauland, Berlin yakınlarındaki Potsdam kentinde yaşanan olayla ilgili Salı günü Alman haber ajansı DPA’ya açıklamalarda bulundu. Olayın bir hafta önce yaşandığını kaydeden Gauland, “Kimliği belirsiz bir ya da iki kişi ben sudayken eşyalarımı kaptı” diye konuştu.

77 yaşındaki Gauland, “Pantolonumda ev anahtarım vardı ve bu yüzden evin tüm kilitlerini değiştirmek durumunda kaldım” dedi.

“Naziler burada yüzemez!”

“Gölde yüzen diğer insanlar polise haber vermiş ve ben kıyıya ulaştığımda polis oraya varmıştı” diyen Gauland, görgü tanıklarının kendisine hırsızların “Naziler burada yüzemez!” diye bağırdıklarını aktardıklarını belirtti. Gauland, “Dolayısıyla olay tamamen siyasi bir arka plana sahip” dedi.

Emniyet teşkilatının bir sözcüsü, hırsızlık olayının yaşandığını teyit etti. Sözcü, Gauland’ın hırsızların sözü edilen biçimde bağırdıkları iddiasıyla ilgili bir yorumda bulunmadı.

Gauland, birkaç gün önce AfD’nin gençlik örgütü Genç Alternatif’in (Junge Alternative) kongresinde “Hitler ve Naziler bin yıllık Alman tarihinde sadece bir kuş pisliğidir” ifadesini kullanmış, “Şanlı bir tarihimiz var ve sevgili dostlar bu, lanet 12 yıldan daha uzun sürmüştür” demişti.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Bakan Bak: Kredi derecelendirme kuruluşları bizi çekemiyor

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin büyümesine not veren uluslararası derecelendirme kuruluşlarını eleştirdi, “Kafalarına göre not veriyorlar. Esas önemli olan milletin verdiği not. Millet ne not veriyor, biz ona bakıyoruz” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ve AKP Rize Milletvekili adayı Muhammed Avcı, Rize’nin Güneysu ilçesinde esnaf ziyaretlerinde bulundu. Bak ve Yazıcı burada Fındıklı ilçesine geçti, seçim irtibat bürosunun açılışını gerçekleştirdi.

Burada konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin dev projeleri gerçekleştirmek için koşar adımlarla çalıştığını öne sürerek 16 yılda Türkiye’nin 3,5 kat büyüdüğünü ileri sürdü. Türkiye’nin büyümesine not veren uluslararası derecelendirme kuruluşlarına yönelik eleştirilerde bulunan Bak, “Kafalarına göre not veriyor. Esas önemli olan milletin verdiği not. Millet ne not veriyor, biz ona bakıyoruz. Birtakım kuruluşlar not veriyor. Batan, borç içerisindeki Yunanistan’a yüksek not veriyor. Büyüyen gelişen Türkiye’ye düşük not veriyorlar. Bölgedeki bu gücü, büyümeyi çekemiyorlar. Bütün planları bozan, milletin iradesine dayanamıyorlar. Türkiye’yi çekemeyenlerin her türlü darbe girişimine millet karşılık verdi. Bu millet tanka karşı göğsünü siper etmiştir. Dolayısıyla bu millete kimse operasyon yapmaya kalkmasın. Bu millet asla bu operasyonlara prim vermez. Gücümüzü biz milletten alıyoruz. Oradan, buradan değil sadece milletten. Karar da söz de milletin.” dedi.

Yalovalı arkadaşları Muharrem İnce’yi anlattı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi, memleketi Yalova’da, çocukluk ve gençlik arkadaşları anlattı. Çocukluk yıllarını geçirdiği, hayvan otlattığı arkadaşı Recep Sert, çocukluklarının yoksulluk içinde geçtiğini söyledi. Gençlik yıllarında tanıştığı, birlikte dershane işlettiği, şimdilerde ise CHP’nin Yalova’dan 1’inci sıra milletvekili adayı olan arkadaşı Özcan Özel ise İnce’nin, oğlunun sünnet paralarıyla öğretmenlerin maaşını ödediğini anlattı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin memleketi Yalova’nın Elmalık köyünde yaşayan çocukluk ve gençlik arkadaşları, DHA muhabirine İnce’yle geçirdikleri yılları anlattı. Köydeki İstikam Tepe’de konuşan ilkokul arkadaşı Recep Sert, çocukluklarının yoksulluk içinde geçtiğini söyledi.

Sert, “Buralarda hayvan beklerdik, köyden buraya hayvanlarla gelirdik. En çok buraya gelmek isterdik; çünkü buraya geldiğimizde bütün arkadaşlarımızla birlikte olurduk. Mahalle futbol takımımız vardı; ama ayakkabımız, topumuz yoktu. Buraya karpuz- ekmek istedik Muharrem ile birlikte. Karpuzları köy meydanında satıp, o parayla top ve forma almak istiyorduk. O zamanlar ben 5’inci, Muharrem de 5’inci sınıfa gidiyordu. Ben İstanbul’a okumak için gidince karpuz işimiz yarım kaldı, forma alamadık. O hayalimiz bitti. Bir araya geldiğimizde çocukken yaptıklarımızı konuşuyoruz” dedi.

yalovali-arkadaslari-muharrem-ince-yi-anlatti-469823-1.

‘YILLARIN CUMHURBAŞKANI EDASINDA GÖRÜYORUM ONU’

İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili Sert, “Böyle bir şeyi düşünmek, herhangi bir arkadaşımız için bir hayaldi; ama bir bir oluyor. Milletvekili hayaldi, oldu. Şimdi cumhurbaşkanı olmaması için bir neden yok, bence olabilir. Şu anda diğer adayların hepsinden daha deneyimli görüyorum. Sanki yılların cumhurbaşkanı edasında görüyorum onu. Ben onu iyi tanıyorum, cumhurbaşkanı olduğu zaman çok iyi şeyler yapacağına inanıyorum” diye konuştu.

Recep Sert, Muharrem İnce’nin lakabının ‘şişko zeki’, kendisinin ise ‘yağlı’ olduğunu söyledi.

BERABER DERSHANE İŞLETTİLER

Muharrem İnce ile 1980’li yılların sonunda tanışan ve daha sonra birlikte dershane işleten arkadaşı Özcan Özel de siyasetle uğraşıyor. CHP Yalova’dan 1’inci sıra milletvekili adayı olan Özel, İnce ile ortak olarak ‘Tam’ isimli dershaneyi işlettikleri yıllarla ilgili şunları anlattı:

“Yalova’da bir dershaneye öğretmen olarak başvuruda bulunduğumuz zaman, 1986 yılında tanıştık. Ben daha tecrübeli bir matematik öğretmeni olduğum için işe alındım. Muharrem Bey, o zamanlar askerliğini yapmamıştı. O yüzden ben işe alındım, o alınmadı. Muharrem Bey, daha sonra Artvin’e gitti, 2 yıl görev yaptı. Sonra tekrar Yalova’ya geldi. O zamanlar dershaneyi biz satın almıştık. Muharrem Bey de Yalova’nın yetiştirdiği, kaliteli bir fizik öğretmeniydi. Biz onunla sözleşme yaptık. 1 yıl sonra da iş ortaklığımız başladı, üçüncü ortağımız oldu. Muharrem Bey çok hırslıydı. Cumhurbaşkanlığı noktasına kadar gelen bir arkadaşımız. Ben de diğer arkadaşım da çok hırslıydık. Dershane sayısını 4’e çıkardık.”

Muharrem İnce, Özcan Özel ile birlikte 1990’lı yılların başında, Yalova’da ‘Tam’ isimli dershaneyi işletti. İnce, milletvekili olduğu 2002 yılında dershaneyi bıraktı.

yalovali-arkadaslari-muharrem-ince-yi-anlatti-469824-1.

SÜNNETTE TAKILANLARLA ÖĞRETMEN MAAŞLARINI ÖDEMİŞ

Muharrem İnce’nin, oğlu Salih Arda İnce’ye yaptığı sünnet düğününde takılan paralarla öğretmenlerin maaşını ödediğini anlatan Özcan Özel, şunları söyledi:

“Muharrem Bey, oğlunun sünnet düğününü yaptı ardından ay başı geldi. Kasada çok fazla para yok. Muharrem Bey, düz bir torbaya oğlu Salih’in düğün paralarını doldurdu, dershanedeki odamıza getirdi. Bozukları ben saydım, bütünleri o saydı. Kayda geçirdik paraları, sonra o parayla öğretmenlerimizin maaşlarını ödemiştik. Biz ortaktık, zaman zaman hesapları Muharrem Bey tuttu, zaman zaman ben tuttum. Hiçbir zaman birbirimize hesap sormadık; ama hiçbir zaman da birbirimizden şüphe etmedik. Muharrem Bey, hem fizik öğretmeni hem de dershanenin müdürüydü. Köyden kalan alışkanlığıyla sabah erkenden kalkar, dershane saat 08.00’de açılıyorsa Muharrem Bey saat 07.00’de gelir, hortumu takar, geçtiğimiz dershanenin önünü yıkardı; sanki bir dükkan açıyormuşuz gibi.”

(DHA)

Salda Gölü’nde festival yapılmasına çevrecilerden tepki

29 Haziran – 1 Temmuz tarihleri arasında Burdur’un Yeşilova ilçesi sınırlarında bulunan Salda Gölü’nde gerçekleşmesi planlanan Salda Gençli Festivali, çevrecilerin tepkisini çekti.

Selda Bağcan & Boom Pam, Can Bonomo, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Teoman, Manga, Ezhel, Hayko Cepkin gibi isimlerin katılacağı ve 3 gün sürecek festival, Salda Gölü’ne zarar vereceği yönüyle çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı.

Bembeyaz kumsalları ve turkuaz rengi suyuyla Türkiye’nin Maldivleri olarak nitelenen Burdur’daki Salda Gölünün, dünyada mars gezegeninin jeolojik yapısına benzerlik gösteren iki noktadan biri olduğu vurgulanıyor. 2 milyon yıllık geçmişe sahip olan ve Türkiye’nin en derin gölü olarak bilinen Salda’da gençlik festivali yapılması hakkında CNN Türk ‘Yeşil Doğa’ isimli programın yapımcısı ve sunucusu olan Güven İslamoğlu, Twitter’da paylaşım yaptı. İslamoğlu, paylaşımında, “Salda Gölü.Çok özel bir yer.30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış.Tanıtım içinmiş.Sahili mahvedecek tanıtım mı olur.Son interrail Mengen kampında gördük.Orman çöp deryasıydı.Burada ates yakarlarsa felaket olur.Gidin bir stadta yapın,doğayı rahat bırakın” dedi.

Salda Gölü.Çok özel bir yer.30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış.Tanıtım içinmiş.Sahili mahvedecek tanıtım mı olur.Son interrail Mengen kampında gördük.Orman çöp deryasıydı.Burada ates yakarlarsa felaket olur.Gidin bir stadta yapın,doğayı rahat bırakın. pic.twitter.com/Ehl4NaFH9q

— Güven İslamoğlu (@guvenislamoglu) May 24, 2018

“PAMUKKALE NEYSE SALDA DA ODUR”

Gazeteci Yusuf Yavuz’un yaptığı habere göre, Salda Gölü kıyısında yapılmak istenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katılması beklenen ‘Salda Gençlik Festivali’ne tepki gösteren Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Böyle bir yerde böylesine büyük bir kalabalıkla müzik festivali yapılması hakikaten akıllara ziyan bir şey. Bence bu etkinlik sağlıklı bir düşüncenin ürünü değil. Bunun adı tanıtım falan değil, gölü tahrip etmektir. Pamukkale travertenleri ne kadar değerliyse, Salda Gölünün bembeyaz kumsalları da aynı ölçüde, hatta daha fazla değerlidir. Pamukkale de insanların ayakkabılarıyla o beyaz travertenlerin üzerine girmelerine nasıl izin verilmiyorsa Salda için de bu böyle olmalı. Bırakın araçlarla girmeyi, ayakkabı ile bile girilmemesi gereken bir doğal mirastan bahsediyoruz. Salda Gölü’nün kıyısındaki o bembeyaz kumsallar, biyomineralizasyon diye adlandırdığımız bir olayın sonucu oluşuyor. Siz buraları çiğneyerek, ezerek karartacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.

Gölde yapılacak festivalin programı şöyle:

Bir festivalden çok daha fazlası.
.
Huzur, mutluluk, müzik, eğlence ve sosyal sorumluluk. Hepsi bir arada.
.#saldafest#saldagençlikfestivali#vosvos#festival#kamp#çadır#doğa#konser#karavan#gezi#tatil#müzik#bilet#haykocePKİN#teoman#zrf2018#EngellilerHaftasıpic.twitter.com/0wLRjEwLer

— Salda Gençlik Festivalii (@saldafestt) May 10, 2018

Salda Gölü’nde gençlik festivali yapılmasına ilişkin yapılan paylaşımlardan bazıları şöyle:

3 kamyon çöpü bırakıp gitmişlerdi.Belediye toplayacaktı demislerdi.Yiyecegi içeceği sen taşı çöpünü belediye toplasın.Salda da aynısı olacak. pic.twitter.com/1fGeasPBSE

— Güven İslamoğlu (@guvenislamoglu) May 24, 2018

Tanıtımında bile ‘bembeyaz kumsalları ve BAKİR doğası’ ile tanıtılan bir yeri, bir kez daha 50 bin kapasiteli festival ve kamp alanına dönüştürmek karlı bir doğa cinayetidir. Salda Gölü’nü rahat bırakı[email protected]@paaugezipic.twitter.com/b4edf3C4X9

— Tugce MadayantiⓋ (@madayantii) May 24, 2018

Boyle bir güzelliği bile bile yok edriyoruz.kimse de cevre bilinci yok.keske hic kesfedilmeseydi diyorum.salda da yasayan biri olarak cook uzuluyorum.gol kenarına arabayla inenler,beyaz kumsalda ates yakanlar, bira şisesi atanlar ..cok acı pic.twitter.com/PbV8ys1MCR

— emi (@emikaragoz1) May 24, 2018

68’den çıkarımlar- 2

68’e değinmek benim için yazıklanıp durduğum bir süreç. Sonuçta dünyayı yönetenlerin yine paçayı kurtardığı ama yinelemekten bıkıp usanmadığım, benim için dünyanın merkezine düşsel bir yolculuk sanki…

68’e yolculuğu geçen hafta kaldığımız yerden sürdürelim…

Hippi’lerin insancıl ve barışçıl bir yaşam biçimi vardı. Bu dönemin gençleri “make love, not war”(savaşma seviş) savsözünde kendini buldu. ‘68 dönemine müzik de damgasını vurmuştu. Rock ve folk olarak iki ana başlık altında toplanan, kökleri “insan hakları savaşımı”na dayanan protest müzik, siyasal içerikli bildirileri kitlelere ulaştırmada etkili bir rol oynamış ve bu günlere de ulaşan bir müzik kültürü yaratmıştı. Janis Joplin, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, The Doors, Joan Baez, Peet Seager gibi müzisyenler özellikle şiddet ve ırkçılık karşıtlığı ile öne çıktı. Çeşitli şenlikler(festivaller) düzenlendi. 15 ağustos 1969’da yapılan Woodstock Şenliğine katılım şaşırtıcıydı. Bu; 2 gece 3 gün süren, 500.000 kişinin katıldığı sevgi ve dayanışmanın, paylaşımın, ırkçılık ve savaş karşıtlığının yaşandığı en büyük etkinliklerden biriydi. Unutulmaz anlarından biri de Jimi Hendrix’in ABD ulusal marşını gitarıyla savaş sesleri çıkararak çalması olmuştu.

1968 eylemleri kısa ve uzun erimli bir dizi gelişmelere yol açtı. Çevre bilincinin ortaya çıkmasına neden oldu. “Çekirdeksel(nükleer) karşıtlığı” ve “silahların artışına karşı silahsızlanma” gibi konularda toplumsal bilinç ve kültür yaratıldı… Seçenekli(alternatif) yaşam biçimleri geliştirildi. Ortak(Komün) evler kuruldu. Ayrımlı(farklı) olanların varlığı olurlanmaya başlandı.Cinsel özgürleşme, 68’in en önemli sonuçlarından biriydi. Okullarda dirimbilim(biyoloji) dersinde insan gövdebilimi(anatomisi) öğretilmeye başlandı. Daha önce pornografi, nü resimler, sanatta çıplaklık suç sayılırken, bunlar sergilenmeye başlandı. Eski kültür paramparça olmaya, bireyin özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan cinsellik tabusu yıkılmaya başladı. Eşcinsellik, eşcinsel evlilik, seks işçiliği, bisexsüellerin ve lezbiyenlerin örgütlenme özgürlüğü gibi kazanımlar elde edildi. 68’in en büyük sonuçlarından biri kadın haklarında görüldü. Kadınlar evli olsun olmasın kürtaj olma, boşanma davası açma, kocalarının izni olmadan ehliyet alma ve yolculuk etme haklarını elde etti. Evlilik dışı cinsel yaşam özgürlüğü, seçme seçilme hakkı sağlandı. İnsanlar birlikte yaşamak için evlenme koşulunu, aile kurmayı istemediler. Geleneksel kadın rolü sayılan çocuk bakımı, mutfak işleri ve ev temizliği erkekler yanınca da yapılmaya başlandı. Eğitimde demokratik katılımcı yapı ve örgütlenme özgürlüğü gelişti. Savaşlara karşıtçılık(muhalefet) yükseldi. Üçüncü dünya ülkeleri ve ulusal bağımsızlık istemleriyle dayanışma yerleşti. Sırt çantası ile dış ülkelere gezi, çeşitli kültürler ve insanlarla tanışma eğilimi arttı. Giyim kuşamda tüketim yerine ikinci el ya da eskiler yeğ tutuldu. Askerlik yapmaya karşı duruş, sivil askerlik gibi açılımlar gerçekleşti.

68-den-cikarimlar-2-462869-1.

Toplumda köktenci görüşler geliştirmenin gücü, denilebilir ki bir yokluk sonucu, kendisi bir sınıf olmayan, zaman içinde sürekli olmayan bir tabakaya, öğrencilerin omuzuna düştü. Onlar demokrasinin anlamını genişletmek, doğrudan eylemle halkın gücünü arttırmak, yeni siyasi arayışlar-kuramlar geliştirmek, bireyi köktencileştirmek için savaşım verdiler. Ne var ki 68 devinimi(hareketi), son çözümlemesinde(tahlilde), toplumsal tabakaları eyleme geçiremedi, özellikle kurulu düzenin güçlü(iktidar) yapılarına tehdit yöneltebilecek işçi sınıfıyla bağ kuramadı…

Benim yetersiz özetlemelerim nereye kadar? Oysa çok değerli çalışmalar var; 1968 İsyancı Bir Öğrenci Kuşağı(Ronald Fraser/ Belge Yayınları, 1988) yanı sıra diğer bir kaçı: Küresel İsyan ‘68(Mete Kızık/ Günizi Yayıncılık, 2008), Bizim 68’liler(Şükran Soner/ Cumhuriyet Kitapları, 2009), 68 Kuşağı Gençlik Olaylarının Uluslararası Boyutu(Feryat Bulut, 2011), Türkiye ve Fransa’da 1968(Emine Öztürk/ Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2017), vd.

68 Kuşağı, yazmakla ve üzerinde düşünmekle bitmeyecek 50 yıllık bir destan…

Gençlik örgütleri: Deniz’lere sözümüz faşizm yenilecek!

ZEYNEP KURAY

Gençlik örgütleri, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde ’68 kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı Taksim’den Dolmabahçe’ye yaptıkları yürüyüşle andı. Dayatılan tek adam rejimini 68 kuşağından aldıkları direniş ruhuyla yeneceklerini vurgulayan Gençlik örgütleri, “Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek biz kazanacağız” dedi.

68 Kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde Taksim’den 6’ıncı Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye yapılan yürüyüşlerle anıldı. EMEP ve CHP’nin anma etkinlikleri sonrası Dolmabahçe’ye omuz omuza yürüyen gençlik örgütleri, faşizmi yenme sözü verdi. MKM önünde başlayan yürüyüşte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın fotoğraflarını taşındı, “ 1968-2018 bitmedi sürüyor kavga” yazılı pankart açıldı. Devlet tarafından katledilen 68 kuşağı önderlerinin isimlerini teker teker sayılıp, “Yaşıyor” diye haykırdığı yürüyüşte, hep bir ağızdan, “Deniz, Yusuf, Hüseyin sürüyor sürecek mücadelemiz”, “ Emperyalistler, işbirlikçiler 6’inci Filo’yu unutmayın”, “ Emperyalizme karşı Deniz olmalı”, “ Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “ Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

‘68’LERİN DİRENİŞ RUHUYLA KAZANACAĞIZ!’

Polis ablukası altında Dolmabahçe’ye gelen gençler, çevredeki yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan şahsında hayatını kaybedeb devrimciler adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan gençlik örgütleri adına açıklama Cansu Eski tarafından okundu. Eski, ülkenin KHK’lerle yönetildiği, OHAL şeklini aldığı, üniversitelerin bölünmeye çalışıldığı bir ortamda 68 kuşağının kendilerine bıraktığı mücadele mirasından aldıkları güçle direndiklerini vurguladı. Başka bir dünya yaratmak için yola çıkan Deniz’lerin 12 Mart faşist rejimi tarafından idam edildiğini hatırlatan Eski, “Deniz ve Yusuf daha 25 yaşındaydı. Hüseyin ise 23’ündeydi. Cellatlarının adı tarih içerisinden silinip giderken, üç fidan kavgamızın bayrağı olup kaldı mücadelemizin satır başlarında…”

“Yalınayak idama giden Hüseyin İnan’ın, korkusuz Yusuf Aslan’ın ve son sözünü, “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” olan “Deniz Gezmiş’in yoldaşlarıyız” diyerek sözlerini sürdüren Eski, “Tek adam rejimin baskı ve zulmü varsa, bizlerin de 68’lerden gelen direniş ruhu var. Bizler yine devrimci tarihimizden aldığımız derslerden biliyoruz ki zaferin büyüklüğü kavganın zorluğunda gizlidir. Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek, biz kazanacağız” dedi.

genclik-orgutleri-deniz-lere-sozumuz-fasizm-yenilecek-460357-1.

Anma gençlerin hep bir ağızdan Gündoğdu Marşı’nı seslendirmesiyle sona erdi.

Yürüyüş ve anmayı düzenleyen Gençlik örgütleri: Diren Üniversite, SDGF, Dev-Lis, LÖP, Öğrenci İnisiyatifi, Genç-Sen LÖP, Öğrenci Faaliyet, Liseli Direnişçi Genlik, Kaldıraç.