‘Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday olacak’

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’e konuştu.

Karamollaoğlu, gazeteye yaptığı açıklamalarda, seçim listelerde sürpriz isimler olacak mı sorusuna, “Listede sürpriz bir iki isim olabilir. Bizim işimiz zor. Hem bize uyacak, hem de kamuoyunun biraz alakasını çekecek insanlar” yanıtını verdi.

HDP’den aday olmayan Altan Tan ile ilgili olarak da Karamollaoğlu, “Aday olacak herhalde. Bizim eski dönemde genel idare kurulu üyeliğimizi yaptı” dedi.

ALTAN TAN’DAN AÇIKLAMA

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, iddiaya ilişkin “Adaylık teklifinde bulundular, değerlendiriyoruz” açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu bugün Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada Altan Tan’ın kendi listelerinden seçime girebileceğinin işaretini vermişti.

“Teklifi değerlendiriyorum”

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, HDP’den tekrar milletvekili adayı olmayacağını açıklayan Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday gösterileceği iddialarına ilişkin şunları söyledi: “Saadet Partisi dindar, muhafazakar Kürtlerin bazılarına adaylık teklifinde bulundu. Bana da adaylık teklifinde bulundular. Bu teklifi değerlendiriyoruz. Ama daha son nokta konulmuş değil. Diğer arkadaşlarımızla birlikte bunu değerlendiriyoruz.

Şeriatçı Dayılar

İki dayı… Biri geçen haftanın mevzuu. Şirinler köyünün muhtarına benzediği doğru. Takkesi, cüppesi, terlikleri… ‘Kürtaj’ yapıyor. Bir canda, yandaşlığı, kabullenmişliği, muhbir vatandaş konseptini, içi boş tevekkülü görmek mümkün. Bir çözmecenin parçası gibiler. ‘Şirinler köyü muhtarını’, fenomenliği biraz daha eski bir dayı tamamlıyor. “Gazetelerin yazdığına inanmayın” diyor. “Ama resmi gazete bu…” “Olsun yine de inanmayın…” Canını verir, oyunu bildiğine vermekten geri durmaz.

•••

Sempatik olduklarını söylenemez. Hatta antipatikler. Şeriatçı dayılar üzerinden bir tartışma. Yenisi daha ön planda; ‘kürtaj yapan’… “Amcayı rahat bırakın, söylemlerini medyadan almış, duyguları istismar edilmiş birini hedef almak yanlış.” Kısmen doğru; ama Türk tipi liberal mantık kurgusunda eksikler var. Çünkü ‘şeriatçı dayılar’, bir neden midir yoksa sonuç mu kısmı tartışılır.

•••

‘Yeni dayı’dan hareketle… Neyi anlatıyor? Çok fazla şeyi… Basit değil yani. Dayı; romantik bir tartışmanın eskizi gibi; Devrim köyden mi başlamalı kentten mi? Dayı, 12 Eylül’ün toplumu nasıl silindir gibi ezdiğinin göstergesi. Dayı sendikalara kilit, fabrikalarda, iş yaşamında koca bir sınıfın örgütsüzleştirilmesi demek. Ranta dayalı özendirme, kolay yoldan köşe dönme, olmadı tevekküle yatay geçiş! Hak mücadelesinin din, toplum ahlakının televizyonla doldurulmasının nobran bir dışa vurumu.

•••

Dayı; hem rüzgar ekip fırtına biçmekle ortaya çıkan bir model, hem yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar tartışması. Binlerce yıllık geleneğin üzerine dökülen, ‘din elden gidiyor’ sosu. Dayı; ‘Zübük’ün mikrofonu, sloganı, oy deposu, her şeyi…

•••

Basit değil… Şeriatçı dayılar; seksenlerin ilk yarısında siyasetten elini ayağını çekip tavernanın ön masasından yer kapan, ikinci yarısında karısını gösteriş olsun diye kapatan küçük demir tüccarı. Apolitizmin nasıl olup da İslamlaşan siyasete döndüğünün yalın anlatımı. Dayı; Twitter’da ‘hayırlı cumalar’ mesajı. Kafa tokuşturma klişesi, “Allaha emanet ol” lafzı, dükkana asılan; “Cuma’ya gittim gelcem” yazısı.

•••

Bu yüzden dayıları rahat bırakmak değil, yüzleşmek zübüklerle beraber anlamlandırmak şart. ‘Kürtaj dayısı’ da, ‘gazeteler yalan yazıyor dayısı’ da bir yandan bugünün meselesi. Evet doğru; her ikisi de duyguları istismar edilen, medya ile uyutulan toplumun yüzleri. Toplum AKP ile mi bu hale geldi sorusu ise tartışmaya değer. Madımak, Maraş, Çorum, 6-7 Eylül utancı… Ama az ama çok her toplumun kötülük mayası vardır. Kötülük, hamur gibi yoğrulur, bir çatlak bulursadışarı kolay sızar. Kuralları yerle bir eden, ahlakı kendine yontan 16 yıllık iktidarın derinleştirdiği çatlaktır bu.

•••

Kötüdür ya da iyidir demek elbette doğru değil. Yargısız infazdır. Bir tanım koymamakla birlikte; asla düşündüğünden zerre taviz vermeyen, yandaşlığı, muhbirliği, güce tapınmayı bünyelerinde barındıran o dayılar enine boyuna, çatlağın derinliğidir. Ama dayılar mevzuu bir tarafıyla sanıldığından daha eskidir. Onlar; kapatılan köy enstitüleridir..

•••

Vallahi onlar, sosyal demokratın, solun kafa karışıklığıdır bir yanlarıyla. ‘Terliksi dayı’ CHP’de, çarşaflı kadına takılan göstermelik rozet, ‘yalan yazıyor dayısı’, HDP’de Altan Tan tartışmasıdır. Her ikisi de tavlanın altı kapısıdır. “53 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın hemen ardından yapılan seçimden sonra nasıl oldu da AKP’ye yüzde 65 oy çıktı?” sorusudur.

•••

Üstten bakmacı, alttan anlamacı, yandan kakmacı derin derin laflar bir yana… Dayılar bizim perişan çaresizliğimizdir.

Dayılar; ne ah zavallılar meselesidir, ne de Şükrü Erbaş’ın ‘Köylüleri niçin öldürmeliyiz’ şiridir. Gerçekçi bir bakıştır.

Dayılar zaman yok endişesi, elimizden geleni yapmalıyız kaygısıdır. Zübükle imtihanımız, toplumun istismarıdır.

•••

Kuran sallayarak oy istemek ‘suretiylen’ ruhu, okullara cihat dersleri sokup, üniversiteleri bölerek geleceği çalınan Türkiye’de, yarın vah zevallı dayıları değil, eli silahlı Pakistan modeli geneleri tartışacağız.

Dayı geliyor, dayı gidiyor…

Dayılara ne acımalı, ne de şirdeki gibi öldürmeliyiz. Artık onlara hayat veren rüzgarı durdurmalıyız. Basit bir tartışma değil, derin bir meseledir bu.

Financial Times, Türkiye’deki enflasyonu yazdı

Türkiye’de enflasyon yükselirken doların TL’ye karşı yeni bir rekor kırması yurt dışında da dikkat çekti.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, “Türkiye’nin para birimi, Perşembe günü verilerin enflasyonu Aralık’tan bu yana en yüksek düzeyde göstermesinin ardından rekor düşük düzeye geriledi” diye yazıyor.

Liranın yılın başından bu yana yüzde 10’a yakın değer kaybettiğinin altını çizen gazete, yıllık enflasyonun ise beş aylığın en yüksek düzeyi olan yüzde 10.85’e çıktığını belirtikten sonra şu yorumu yaptı:

“Veriler, birçok iktisatçının, liranın zayıflamasının, enflasyonu körükleyerek potansiyel bir değer kaybı sarmalı için sahne hazırlayacağı yönündeki kaygılarına vurgu yapıyor. Birkaç analiste göre, Türk hükümetinin Haziran ayı erken seçim öncesi harcamaları artıracak bir dizi kararı alması, ateşi körükledi.”

FT, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın enflasyonu yüzde 5’lik hedefe yaklaştırma çabası ile geçen ay başlıca politika faizlerinden birini yükselttiğini ancak bunun sadece kısa bir rahatlama sağladığını da yazdı. (ANKA)

Sarıbal: Benzersiz bir kriz geliyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, iktidarın ‘masallarına’ rağmen Türkiye’nin ekonomik krize doğru sürüklendiğini, söz konusu krizin 1994 ve 2001 yıllarında gelen krizlerden farklı ve daha ağır sonuçları olacağını söyledi.

Sarıbal, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü olduğunu anımsatarak, basın emekçilerine özgürlük temennisinde bulundu. Bazı üniversitelerin bölünmesinin öngörüldüğü tasarıya da değinen Sarıbal, tarihsel belleğini yitiren üniversitelerin, niteliklerini de yitireceklerini söyledi. Sarıbal, “Yeni üniversitelere ‘evet’ ancak üniversitelerin bölünmesine karşıyız” ifadesini kullandı.

Yapılan son düzenlemeler sonucunda, nüfus müdürlüklerinin işlerinin arttığını, buna karşın personel ve mekân sıkıntısı yaşandığını anlatan Sarıbal, bu sorunun giderilmesi gerektiğini vurguladı.

Sarıbal, 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de, gübre ve gübre hammaddelerine ilişkin karar yayımlandığını hatırlatarak, bu maddelere ÖTV getirildiğini ve çiftçiler için ek bir masraf oluştuğunu söyledi.

Dolar bazında küçüldük
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) 2017’de yüzde 7,4 büyüdüğünün açıklandığını, ancak milli gelirin dolar bazında azaldığına değinen Sarıbal, “2016’da 863 milyar dolar olan GSYH, 2017’de 851 milyar dolara geriledi. Kişi başına düşen gelir 2016’da 10 bin 883 dolar iken 2017’de 10 bin 597 dolara düştü” diye konuştu. Türkiye’nin döviz açığının da büyüdüğüne ve cari açığın 47,1 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Sarıbal, cari açığın sıfır olması gerektiğini kaydetti.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de değinen Sarıbal, “AKP ve saray iktidarının masallarına rağmen gelmekte olan ekonomik kriz, ne 1994 ne de 2001 krizine benzememekte” iddiasında bulundu.

Aydın Doğan veda etti

Aydın Doğan ilk olarak Posta Gazetesi, Fanatik Gazetesi ve Medyanet’in bulunduğu Trump Towers’a gitti. Aydın Doğan’ın yanında kızları, Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi Vuslat Doğan Sabancı da yer aldı.

Aydın Doğan, çalışanlar tarafından Trump Towers girişinde alkışlarla karşılandı.

Aydın Doğan kendisini dışarıda bekleyen çalışanlara sarılarak tek tek tokalaştı. Dışarıdaki karşılama töreninin ardından Aydın Doğan , Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, Fanatik Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Necil Ülgen ve gazete çalışanlarıyla sohbet etti. Aydın Doğan kısa bir konuşma yaptı.

‘HİÇ BİR BASKI ALTINDA KALMADAN…’

“Bu meslekte 40 yıl gazete sahipliği yapan tek kişi herhalde tek kişi benim” diyen Aydın Doğan, “Yoruldum. Gönlümüzle, kendi rızamızla, hiç bir baskı altında kalmadan sizlerden ayrılıyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Aydın Doğan çalışanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

İKİNCİ DURAĞI HÜRRİYET GAZETESİ OLDU

Aydın Doğan daha sonra Doğan Haber Ajansı, Hürriyet Gazetesi ve Hürriyet Daily News’in bulunduğu Bağcılar’daki Hürriyet Dünyası binasına geçti. Aydın Doğan çalışanlar tarafından karşılandı.

Burada düzenlenen törende Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi Vuslat Doğan Sabancı ve Doğan TV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da yer aldı.

‘GEMİYİ BATIRMAMAK İÇİN ÇOK ÇİLE ÇEKTİM’

Aydın Doğan konuşmasında Demirören ailesiyle önümüzdeki günlerde biraraya gelerek devir töreni gerçekleştirileceğini kaydetti.

Aydın Doğan, “40 yılda dalgalarla boğuştum, gemiyi batırmamak için çok çile çektim. Gemiyi limana salimen getirmek için uğraştım ve gemi, Türk basınının amiral gemisi olarak salimen limana ulaşmıştı. Hürriyet’ten ayrılırken üzülüyorum ama onurlu bir şekilde gelenlerin de devam ettirmesini diliyorum” dedi. Aydın Doğan çalışanların alkışları arasında Hürriyet gazetesi binasından ayrılarak Kanal D ve CNN Türk’ün bulunduğu Doğan Medya Center’e geçti.

Kulis: ‘Gül aday olursa, ikinci turda AKP’lilerden çözülecek

Milli Gazete yazarı Ahmet Yavuz, AKP içerisindeki bir milletvelinin sözlerini aktardı. Buna göre milletvekili, muhalefetin ilk turda ortak aday göstermemesi gerektiğini bildirerek, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün aday olması durumunda ise sonucun “çok farklı” olacağını söyledi. Yavuz’un yazısında göre Gül’ün ikinci tura kalması durumunda AKP’li seçmen ve partililer içinde çözülecek çok kişi olacağı iddia edildi.

Yavuz’un “İçerideki muhalif vekilin analizi” başlığıyla (10 Nisan 2018) yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Ben muhalefetin yerinde olsam ilk turda ortak aday göstermem. Bu durumda ilk turda CHP adayı 25, HDP 10, İYİ Parti 10 ve mesela platformun adayı Gül olursa sonuç daha da farklı olabilir. İkinci tura kalırsa da, burada çözülecek çok kişi var!” Şok halimi belli etmemeye çalıştım ama… “İnşallah böyle yapmazlar!” diye ekledi.

Bu analizi, önemli bir iktidar vekilinden bizzat duyunca şok olmamak mümkün mü! Bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, sadece dışarıda değil, içeride de muhalifler var.”

Alman hükümetinden Suriye’ye: Seyirci kalamayız

Alman hükümeti, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Nisan ayı başında imzaladığı ve hükümete yeni imar planları için yetki veren kararnameye sert tepki gösterdi.

Hükümet sözcü vekili Ulrike Demmer kararname nedeniyle son derece endişeli olduklarını belirterek “Suriye rejimi ve müttefiklerinin bilinçli bir şekilde muhalif bölgeleri abluka altına aldığını, bombaladığını, insanları açlığa terk ederek evlerini terk etmeye zorladığını” ileri sürdü.

DW Türkçe’nin haberine göre Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana 11 milyonu aşkın Suriyelinin evini terk etmek zorunda kaldığına ve beş milyon kişinin yurt dışına kaçtığına dikkat çeken Demmer, “Şimdi ise derme çatma bahanelerle ülkeden kaçmış insanların malı mülkü ellerinden alınmaya çalışılıyor” dedi. Hükümet sözcü vekili, bu durumun sığınmacıların ülkelerine dönmelerini zorlaştıracağını da belirterek, “Rejimin bu girişimi karşısında seyirci kalmamız beklenemez” diye konuştu. Alman hükümetinin konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyi ve BM’ye üye ülkelerle görüşmeler yürüttüğü de bildirildi.

Süddeutsche Zeitung, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 4 Nisan’da imzaladığı bir kararnameyle hükümete yeni imar planları yapma yetkisi verdiğini, resmi kadastrosu bulunmayan ya da savaşta tahrip olan yapıların durumunun söz konusu bölgelerdeki uzman komitelerinde açıklığa kavuşturulacağını bildirmişti. Kararnameye göre, imar planının oluşturulması sonrasında arazi, bina ve daire sahiplerinin 30 gün içinde söz konusu mülkün kendilerine ait olduğunu gösteren kanıt ibraz etmesi gerekiyor.

Gazete, Dünya Bankası verilerine göre Suriye topraklarının sadece yaklaşık yarısının kadastrosu bulunduğuna dikkat çekerek, kararnamenin özellikle kent ve imar planlaması olmayan kaçak yapılaşmanın olduğu bölgelerde sorunlara yol açacağını belirtti. 2004 yılı verilerine göre Suriye’de dairelerin yüzde 40’ının kaçak yapılaşma bölgelerinde bulunduğu, bu tür bölgelerde ağırlıklı olarak cihatçı ailelerinin yaşadığı kaydediliyor.

Norveç Mülteciler Konseyi verilerine göre komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin üçte ikisi Suriye’deyken kendi ev ya da dairesinde oturmasına rağmen sadece yüzde 17’sinin elinde tapu bulunuyor.

Kararnamede ağırlıklı olarak Halep, Şam, Humus gibi büyük kentlerin dış mahalleleri ya da kent yakınlarındaki arazilerin etkileneceği belirtiliyor. 2011 yılı Mart ayında başlayan iç savaş süresince 5 milyon 100 bin Suriyeli yurtdışına kaçarken 6 milyonu aşkın Suriyeli ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı.