Cemil Barlas alay konusu oldu: FETÖ’cüler Erdoğan’ın diplomasını yok etmişler

Muharrem İnce’nin miting meydanlarından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a ‘diplomanı göster’ çağrısının ardından tekrar başlayan ‘diploma’ tartışmasına gazeteci Cemil Barlas da katıldı.

Katıldığı programda, “FETÖ’cüler Erdoğan’ın diplomasının orijinalini ele geçirip yok etmişler” ifadelerini kullanan Barlas sosyal medyada alay konusu oldu.

cemil-barlas-alay-konusu-oldu-feto-culer-erdogan-in-diplomasini-yok-etmisler-471456-1.

Muharrem İnce, Kırıkkale’de konuşuyor

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor.

Kırıkkale’de konuşan İnce’nin konuşmalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

  • Amerika’nın nüfusu 300 milyon, Türkiye’ninki 80 milyon; onların iki katı kadar milletvekilimiz var. İlk işimiz milletvekili sayısını indirmek olacak. Biz Amerika’dan daha mı büyüğüz, daha mı zenginiz! İlk önce buradan başlayacağız.
  • Kırıkkale bir Anadolu şehri ama son dönemlerde hep kaybediyor. MKE’ye bak, işçi sayısı kaça düşmüş, taşeronun hakkı verilmemiş. Bunu değiştireceğiz.
  • Türkiye’yi barıştıracağız, ekonomik olarak büyüyeceğiz, adil bölüşeceğiz.
  • Emekli arkadaşlarım, Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş dedik; hükümet de biner lira dedi. Yetmez ama tamam! O bin lira birkaç senede enflasyonda erir. Bir de hükümetlerin tercihine bırakılmamalıdır, kanunu olmalı kanunu. Size sözüm şu; bayramlarda birer asgari ücret alacaksınız.
  • Devlet fakir fukaraya yardım ettiğinde Erdoğan mı veriyor, Ak Parti mi veriyor? Benim cumhurbaşkanlığımda da TC verecek, devlet verecek. Bir tartışmadır gidiyor, ben meydanlarda iş, ekmek, aş diyorum; kadınlara sesleniyorum. Ne diyor Neşet Ertaş, “Kadın insandır, biz insanoğluyuz”. Kadının iş gücüne katılım oranı yüzde 32, bunu yüzde 50 yapmamız lazım. O yüzden de her mahalleye bir kreş açacağız. Çalışmak isteyen kadının çocukla ilgili problemi olmayacak. Çocuk kreşe, kadın işe! Her aileye bir ev, her eve bir maaş!
  • Nereden bulacaksın diyor parayı, 4 milyon Suriyeliye 40 milyar lirayı nereden bulduysan oradan, sarayına parayı nereden bulduysan oradan. Çiftçiye mazotu 3 liradan vereceğiz. Asgari ücret 2200 lira olacak. Polislere, öğretmenlere, hemşirelere, din görevlilerine sesleniyorum, eski bir devlet memuru olarak; ne zaman siz 3600’ü vereceğim dedi, ben konuştuktan sonra. 16 yıldır neden vermedin? Ona teklifim var; devleti o yönetiyor, bir KHK çıkarsın bugün, 3600’ü versin. Samimiyse gelsin yapsın.
  • Memleketi 16 senenin sonunda duvara çarptırmak üzere. Dolar, Euro nasıl düşer? Bir yabancı yatırımcı Türkiye’ye güvenmiyor, çünkü mahkemelere güvenmiyor. OHAL var, yargısı bağımsız değil diye güvenmiyor. O yüzden de yatırım yapmıyor. Cumhurbaşkanı seçildiğimde ayrımcılığı sona erdireceğiz, sen, ben, o yok, biz var biz. Tek adam değil, ortak aklı kullanacağız. Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getirince döviz düşecek, faizler inecek.
  • 16 yıldır aynı doktor, iyileştiremiyor. Hasta kanser oldu, kangren oldu. Doktoru gönderme zamanı. Dün, “Çıraklık, kalfalık, ustalık dönemim geçti, şimdi büyük ustalık dönemi” diyor. “Bana” diyor; “Büyük ustalık diploması verin.” Millet oy verir, diploma vermez. Diplomayı üniversite verir, o da varsa verir. 2016’da “Eyy” dedi “Marmara Üniversitesi Rektörü, çıkar diplomayı” dedi. 2 senedir çıkmadı. Ben telefon ettim, rica ettim hazırlar mısınız diye. 1 saat içinde hazırladılar. O 2 senedir bekliyor, üniversite vermeyince milletten istiyor
  • Ben dedim ki, 12 sene FETÖ’yle ortaklık yaptın. Şimdi gariban biri senin açtığın, izin verdiğin bankaya para yatırdı diye onu açlığa mahkum ediyorsun. Ben sordum, dedim ki, AK Parti’yi kurmadan önce konuşup onayını aldın mı? Dedi ki, almadım. Ben de dedim ki, hayır aldın, kimle gittiğini biliyorum çünkü en yakınındaki kişi aradı beni, beraber gittik ama bana zarar verir dedi. Senin cumhurbaşkanı seçileceğini biliyorum, seçilince açıkla dedi. Şimdi elimde bir kitap var, Nasuhi Güngör. Erdoğan’ın resmi var, dostu arkadaşı onun. Bunu aldı, TRT Haber Dairesi’ne başkan yaptı. Şimdi kitabın 89. sayfasını okuyorum: “Erdoğan 200 yılı Mayıs ayında ABD’ye yaptığı gezide, uzun süre orada yaşayan Fethullah Gülen’le de bir araya geldi. Erdoğan-Gülen görüşmesi muhtevasından çok, uzun yıllardır birbirine hayli mesafeli olan iki ekolün bir araya gelmesi açısından dikkat çekiciydi”.
  • Sayın Erdoğan, bana dava açmışsın 100 bin lira. Doymuyorsun paraya, illa para istiyorsun. E arkadaşına niye dava açmadın, onu niye tekzip etmedin. Gazete manşetlerinden devam edelim. Demiş ki, okullar için Putin’i aradı, ne için, FETÖ okulları için! Erdoğan: Cemaat ne istedi de geri çevirdik! Sıkı durun, 67 CHP milletvekili bir önerge verdi, 3’ünü görüyorum
  • Değerli Kırıkkaleli kardeşim, Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesi 2007’den bu yana tam 25 kat artmış. Ey benim fakir, garip kardeşim, Ak Partili kardeşim; senin gelirin 25 kat arttı mı! Onunki niye artıyor biliyor musun; senin yüzünden. Sen ona sorgusuz sualsiz oy verdikçe onun bütçesi 50 kat artacak.

Muharrem İnce: 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, oy oranlarına ilişkin ise “24 Haziran’da Sayın Erdoğan ile Muharrem İnce’nin oyları birbirine yakın çıkacak. Gördüğüm o. 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı. Bunu sizler de görüyorsunuz. Tabii ki diğer hepsi de rakiplerim ama Erdoğan ile benim oyum birbirine yakın.” değerlendirmesinde bulundu.

İnce, Habertürk canlı yayınında katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

“Seçmen Muharrem İnce’ye neden oy versin?” sorusu üzerine İnce, Türkiye’nin en önemli kaynağının insan gücü olduğunu belirtti. İnce, ülkenin yaş ortalamasının da 29 olduğunu anlatarak, “Yeni bir dönemde yeni bir isimle liyakatlı bir kadroyla tek adamlık yapmadan güçlü bir liderlik yaparak ortak akılla ortak iyiyi bulmak için çalışarak, uzmanlığı, liyakatı öne çıkartarak, şeffaflığı, hesap verebilirliği öne çıkartarak, kamuda yükselmeyi adil koşullara bağlayarak, kimseyi ötekileştirmeden, bu 29 ile çok şey başarabiliriz.” diye konuştu.

Muharrem İnce, Türkiye’de bazı köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü ifade ederek, “Şimdi onları bir büyük bela bekliyor. Vergiler ertelenmişti. 2019’a kadar bu köyler bu vergileri ödemeyecekti. Şimdi eğer Erdoğan seçilirse, o köylülere sesleniyorum 16 bin 544 köy, bin 578 belediye. Bunlar 2019’dan itibaren 5 ayrı vergi ödeyecekler, şu an farkında değiller. Bunu değiştirmemiz lazım.” dedi.

“Bu adamın neyine inanacaksın”

“Erdoğan-Gülen görüşmesi” iddiasına kaynak gösterdiği gazeteci Nasuhi Güngör’ün açıklamalarına ilişkin soru üzerine İnce, ” ‘Onlar bilgiye, belgeye dayanmadan yazdığım şeyler, dedikodu’ diyor. Beyefendinin bir tweeti daha var, 23 Ocak 2012. ‘Bunların hepsi olacak, endişe etmeyin. Yenilikçi Hareket kitabımda ve geçmişte yazdığım her şeyin de arkasındayım.’. Bu adam TRT Haber Dairesi Başkanı oluyor. Bu adamın neyine inanacaksın. Kitaba yazmışsın, tweet atmışsın, bugün yalanlıyorsun. Senin gibi bir adamı TRT’nin haber müdürü yapıyorlar. Yazık, günah.” ifadelerini kullandı.

Fetullah Gülen’in iadesine ilişkin CHP’nin Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurunun neticesinin sorulması üzerine İnce, şunları söyledi:

“Fetullah Gülen’in iadesiyle ilgili, ‘iadesi istenmedi’ demedim ben. ‘Usulüne uygun istenmedi’ dedim. Grup Başkanvekilimiz Özür Özel’i aradım. Adalet Bakanlığı’na yazmasını istedim. Bu konuda uzman bir iki avukat arkadaşımızla birlikte, avukat milletvekillerinden bir heyetle, Adalet Bakanlığı’na gitsinler, incelesinler benim iddiamı.Bekir Bozdağ ne dedi? ‘Gelsinler, gösterelim evrakları’ dedi. Ayın 25’inde Özgür Özel imzalı yazımız Adalet Bakanlığı’na gitti. Henüz ‘gelin, inceleyin’ demiyorlar. Bekir Bozdağ’ın açıklaması şu; ‘Kimseye gösteremeyiz, Muharrem İnce gelsin incelesin.’ Ben niye gidip inceleyecekmişim? Avukatlarım yok mu benim? Ben Cumhurbaşkanı adayıyım bu ülkede.”

İnce, “AYM’nin seçim kararı ne olur? Seçim iptal olur mu?” sorusuna ise seçimin iptalini beklemediğini belirterek, “CHP’nin itirazı sandık taşınmasına ve diğer maddelere. İttifaka, temel noktalara itirazımız yok.” yanıtını verdi.

“Bankaları yeniden yapılandıracağız”

Muharrem İnce, 24 Haziran’da sandıkları koruyacaklarını, 50 bin avukatın cübbeleriyleYSK’nın önüne gideceğini belirterek, sandık güvenliği konusunda endişe taşıdığını ancak milletin rahat olmasını, ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ekonomi alanında bir hafta içinde ne yapacaklarını belirlediklerini dile getiren İnce, Merkez Bankasıyla işe başlayacaklarını, bürokratların hepsini görevden almak gibi bir durumun olmayacağını, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Kalkınma Bankası ve Eximbank’ı sektörel bazda yeniden yapılandıracaklarını anlattı.

İnce, ekonomi alanında birlikte çalışacağı bir kurmay heyeti olduğunu, zamanı gelince onları da açıklayacağını ifade etti.

Seçilince Genelkurmay Bakanını görevden alacağını söylediğine ilişkin iddialar üzerine İnce, “Bana karşı aday olmak isteyen birinin bahçesine helikopterle inerse görevden alırım tabii.” dedi.

“Dış politika, ekonomi ve yargı üç sac ayağıdır”

Seçilmesi halinde restorasyon sürecinde kararname yetkisini de kullanacağını, bu sürecin de maksimum 2 yıl süreceğini belirten İnce, “Yargıyı düzeltmeden ekonomiyi düzeltmemiz mümkün değil. Dış politika, ekonomi ve yargı üç sac ayağıdır. Biri diğerini etkiler, tetikler. Demokrasiyi oturtmazsanız, hukuk devleti olmazsanız, mahkemelerinize saygı duyulmazsa yabancı yatırımcı size gelmez, güvenmez. Bugün ceza getirdiler yeni. Para getirmek serbest Türkiye’ye, para çıkarırsan yüzde 40 ceza var. Polisiye tedbirle ekonomi kalkınır mı?” şeklinde konuştu.

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra yetkilerini kullanacağını, ancak yasama yürütme ve yargıyı ayıracağını dile getirerek, “Yetkilerimi demokratikleşme, Türkiye’nin özgürleşmesi, şeffaflaşması üzerine kullanacağım. Yetkileri elimde toplamak yerine bir denetleme mekanizması olması lazım.” dedi.

Yargı, eğitim ve dış politika gibi her alanda bir uzlaşma ve barışmadan söz ettiğini dile getiren İnce, “Yüksek yargıçların bulunduğu bir toplantıya gittiğimde neden ayağa kalksınlar. Yüksek yargıçların bir cumhurbaşkanının karşısında ayağa kalkmasını doğru bulmuyorum.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adayı İnce, seçilmesi durumunda Olağanüstü Hali de hemen kaldıracaklarını ifade ederek, başörtüsü konusunun ise artık Türkiye’nin sorunu olmadığını söyledi. İnce, devletin işinin kıyafetle uğraşmak olmadığını, yetenekli ve liyakatlı olması durumunda AK Partili birinin de genel müdür olabileceğini kaydetti.

Aleviler konusundaki duruşunun da net olduğunu ifade eden İnce, Sunniler olarak Alevilere haksızlık edildiğini, Sivas Madımak’ta iki kez parti adına grup başkanvekili olarak açıklama yaptığını, söylediklerinin arkasında olduğunu vurguladı.

İnce, Anıtkabir’e her gittiğinde babasının mezarında olduğu gibi Fatiha suresini okuduğunu, Cumhurbaşkanı adayı olunca bu konunun haberleştirildiğini anlattı.

“Hepimiz birlikte bir şeffaflığın içinde olacağız”

Seçilmesi halinde cumhurbaşkanının hesap vereceği bir düzen olacağını belirten Muharrem İnce, “Cumhurbaşkanının hesap verdiği bir ülkede tarikatlar hesap mı vermeyecek? Hepimiz birlikte bir şeffaflığın içinde olacağız. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, valiler, kaymakamlar.” diye konuştu.

Dindar nesil yetiştirilmesine itirazının olmadığını, çocuklarını dindar olarak yetiştirmek isteyen ailelere devlet olarak yardımcı olacaklarını dile getiren İnce, şunları söyledi:

“Ama kindar nesil yetiştirilmesine engel olurum. Dün ilk öğretmenlik yaptığım imam hatip lisesini ziyaret ettim. İmam hatipler de bu ülkenin evladıdır, çocuklarıdır. Benim çocuklarımdır, onlar merak etmesinler. Fen lisesinde okuyanlar da benim çocuklarımdır. Onlara öğretmen şefkatiyle yaklaşıyorum ben. Hiç kimsenin böyle bir kaygısı olmasın. Bekir Bozdağ ortalığı bulandırmasın. Bu tür söylemler, ‘Yok başörtüsünü yasaklar, yok imam hatipleri kapatır.’ bunların hiçbirisi doğru değildir.”

“Erdoğan bana ekonomi öğretsin istiyorum”

Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnce, “Sayın Erdoğan meydanlarda ekonomist olduğunu söylüyor. Ben tartışalım diyorum. Bana ‘bu köprüleri sen yapamazsın’ diyor. Ben de diyorum ki ‘Sayın Erdoğan bana bir televizyon kanalında ekonomi öğretir misin?’ Gel bir televizyon kanalına çıkalım, tartışalım. Bana ekonomi öğretmesini istiyorum. Millet de seyretsin, kim kime öğretiyor görsün.” diye konuştu.

İnce, elektrikli otomobil üretmekten sanayi 4.0’dan yana olduklarını, tarım ve hayvancılığı da ileri noktalara taşımayı amaçladıklarını söyleyerek, “Bizim derdimiz tarımı ayağa kaldırmak. Bir köylü çocuğu olarak hayvancılıkla uğraşanları ayağa kaldırmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Nasıl bir ekonomik model öneriyorsunuz? Müdahaleci, korumacı bir Türkiye mi istiyorsunuz?” sorusu üzerine İnce, şöyle konuştu:

“Şimdi bakın CHP’yi tanımayan ve bilmeyenlerin sözüdür bu. Bilmemesi de çok normal. CHP’nin altı okundan birisi devrimciliktir. Her şey devrimcilik üzerine kurulmuştur. İkinci ok, laiklik okudur. Üçüncü ok, altında bir çentik vardır. En büyük devletçiliktir. O çentik nedir biliyor musunuz? Özel sektördür. Yani özel sektör tetikleyecek demektir. Bunu bilmeyen tarih ve CHP cahilleri böyle anlatır. Tabi ki, devletin yapması gereken işler olacak. Yapacak devlet bazı şeyleri. Piyasayı neden kontrol edelim? Piyasa hukuk devletiyle kendisini kontrol eder. AK Parti döneminde 265 stadyum yapıldı. Stadyumum gerekli midir? Tabii gereklidir. Gerektiğinde biz de yapacağız. Ama bazılarını bir iki milyon harcayarak onarıp yapacakken 265 stadyum. Ama stadyumun üretime hiçbir katkısı yok. Haftada iki, ayda sekiz saat çalışıyor. Benim tercihim 265 fabrika yapmaktır.”

Miting alanında dile getirdiği vaatleri hangi bütçeyle ve hangi kaynaklarla gerine getireceğinin sorulması üzerine ise İnce, yıllardır dersine çok iyi çalıştığını belirterek, “Kamu İhale Kanunu’nu 180 defa değiştirdiler. Kamu İhale Kanunu’nu düzeltirsek paranın yarısını orada bulacağız.” dedi.

“Sayın Erdoğan ile oyumuz birbirine yakın olacak”

İnce, oy oranlarına ilişkin ise “24 Haziran’da Sayın Erdoğan ile Muharrem İnce’nin oyları birbirine yakın çıkacak. Gördüğüm o. 4 Mayıs’tan bu yana oylarımız korkunç derecede arttı. Bunu sizler de görüyorsunuz. Tabii ki diğer hepsi de rakiplerim ama Erdoğan ile benim oyum birbirine yakın.” değerlendirmesinde bulundu.

İnce, ikinci tura kaldıklarında muhafazakar seçmenin de kendisine oy vereceğini savunarak şunları kaydetti:

“Yerli ve milli ise Erdoğan’dan daha milliyim. Her şeyim belli. Milletin gözü önünde. Şatafattan uzak. Sarayda yaşamayacağım. Kedi evimde yaşayacağım. Şeffaf bir yönetim, hukuk devleti, özgürlükler ve isteyen istediği gibi giyinecek. Merkez Bankası korkutulmayacak. Yabancı yatırımcılar güven duyacak. Ben sadece CHP’lilerin cumhurbaşkanı olmayacağım ki. Bu partimden ayrı düştüğüm anlamına da gelmez. Cumhurbaşkanlığını tarafsız yapacağız. 3B ve 3Y diyorum. Barışacağız, bölüşeceğiz ve büyüyeceğiz. Yönümüz, yöntemimiz ve yönetimimiz belli olacak.”

Meydanlarda “Göreve geldiğimde Genelkurmay Başkanı’nı görevden alırım diyorsunuz. Peki MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı da görevden alacak mısınız?” sorusu üzerine Muharrem İnce, şöyle konuştu:

“Ben meydanlarda şöyle söyledim: Benim cumhurbaşkanlığımda aday olacak birinin bahçesine helikopterle inerse onu hemen görevden alırım dedim. Cümlem aynen böyleydi. Cümlemin arkasındayım. Ben kişileri tartışmadım. Olayı ortaya koydum. Böyle bir olay olursa görevden alırım. Böyle bir şeyi Hakan Fidan da yaparsa onu da görevden alırım. Türkiye’yi siyasi irade yönetecek. Seçilmişler yönetir. Millet iradesi hiç itirazım yok.”

“3 başkan yardımcısı olacak”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce, Millet Bahçesi Projesi’ni desteklediğini ifade ederek, “Ben de öyle yapacağım ama onlar kazanırsa asla yapmayacak. Bir kenarını bahçe yaparlar ama oraya TOKİ girmeden, rezidans olmadan bırakmazlar.” dedi.

Muharrem İnce, 24 Haziran’da seçilmesi halinde 3 başkan yardımcısı olacağını, bakanlıklar arasında gençler ve girişimcilikle ilgili yeni bir bakanlığın yer alacağını aktardı.

“Bir partinin genel başkanının, yardımcınız olma ihtimali var mı?” sorusu üzerine İnce, “Karşımda rakip olan birine seni yardımcım yapacağım demek, siyasi nezaketsizliktir.” yanıtını verdi.

İnce, ikinci tura kalırsa, başkan yardımcılarını 8 Temmuz’dan önce açıklayacağını ifade etti.

Hukuk alanında nasıl bir değişikliğe gideceğine ilişkin soruya İnce, “Adalet Bakanı ve müsteşarı, Hakimler Kurulunda ve Savcılar Kurulunda olmayacak. Seçildiğimde, birinci sınıf hakimlerle konuşma yapmayı düşünüyorum. Yargıtay’da, Danıştay’da seçimler olurken, gazetelerde boy boy haberler gördük. 8 tanesi sosyal demokrat, 13 tanesi muhafazakar, 4 tanesi ülkücü… Bu haberlerden utanmadınız mı diyeceğim? Nasıl olur da hakimlerin dünya görüşlerini, ideolojilerini biliyoruz. Kontenjanınız mı var?” yanıtını verdi.

“Adalet sağlanamazsa, yeni aflar gündeme gelir”

İnce, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda çok hızlı bir şekilde adil bir yargılama sürecine girebileceklerini dile getirerek, “FETÖ’cüler önce askerleri hapse attı, şimdi FETÖ’cüler hapiste. Sonra bunların işbirlikçileri hapse girecek. Sırayla bu işler, o yüzden adalet hepimize lazım. Erdoğan’a da bana da size de.” diye konuştu.

“Şu an iktidarda olanlardan mı bahsediyorsunuz işbirlikçi diye?” sorusu üzerine İnce, “Onların işbirlikçileri kimse, onları oraya kim getirdiyse… Akın Öztürk’ü Hava Kuvvetleri Komutanı yapmak için, önündeki 60 generali emekliye sevk edip… Kim ortaklarıysa çıkacak ortaya.” dedi.

Adalet sağlanmazsa, yeni afların gündeme geleceğini belirten İnce, bunun doğrusunun adaleti sağlamak olduğunu, merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın deyimi ile affın “pansuman bir tedbir” olduğunu dile getirdi.

Adil bir yargı sistemi kurduklarında, FETÖ’cü hakim ve savcıları yargılarken “kiminle işbirliği yaptınız” diye soracaklarını anlatan İnce, “Sormayalım mı? Kapatalım mı? Buintikam, rövanş değil ki. Bunu sormak bizim görevimiz değil, yargının görevi. Biz yargının bağımsız, tarafsız, adil düzenini kuracağız.” dedi.

“Suriye’ye büyükelçi göndereceğiz”

Seçilirseniz ABD’ye mi yaklaşacaksınız yoksa bölgesel ittifakı mı işleteceksiniz?” sorusu üzerine İnce, Suriye’ye büyükelçi göndereceklerini, 4 milyon Suriyeli’yi barışçıl yollarla göndermenin birinci hedefleri olduğunu söyledi.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini vurgulayan İnce, bu ülke için yeni bir anayasa gerektiğini, BM gözetiminde Suriye’de ve Suriye dışında yaşayanların katıldığı bir seçim yapılması gerektiğini ifade etti.

‘Barış istedik hedef gösterildik’

Rıfat Kırcı

Barış Bildirisi’ne imza attıkları için akademiden ihraç edilen akademisyenlerden Kuvvet Lordoğlu ve Filiz Arıöz, ihraç sürecini ve sonrasını anlatan öykülerden oluşan ‘Akademisyenlerden KHK Öyküleri’ kitabını hazırladılar. Tıp, kimya, hukuk gibi farklı alanlardan doktorun öykülerinin yer aldığı çalışma üzerine konuştuk.

»Kitabı hazırlama fikri nasıl oluştu?
Kuvvet Lordoğlu:
Fikir KHK’lı arkadaşımız Filiz Arısöz’ün kendi öyküsünü yayımlama girişimi ile başladı. Diğer KHK’lı arkadaşlara e-mail ile ulaşıp, öykü kitabına katkı sunmak isteyenler davet edildi. Belirli aralıklarla toplanıp öykü yazımına giriştik. Bu arada profesyonel olarak metin yazarlığı yapan arkadaşlardan da destek aldık.

‘Unutmayayım diye yazmalıyım’
Filiz Arıöz: KHK sonrasında “Olmaz böyle saçmalık, geçecek! Bugün yarın bitecek” diye düşünerek günler aylar geçiyordu ama bu büyük yanlıştan bir türlü dönülmüyordu. Üstelik kötülüklerine devam ediyorlardı; TÜBİTAK ayrı uğraşıyordu, pasaportlarımızı vermiyorlardı, sigortalı işe giremiyorduk. Psikolojik olarak çok zor bir süreç içerisindeydik. “Çok öfkeliyim ve tüm bunları yazmalıyım” diye düşündüm. “Unutulmasın, unutmayayım” diye “Yazmalıyım” dedim kendime.

»Akademisyenlerden KHK Öyküleri kolektif bir çalışma, ayrıca kitabın kapak tasarımı kitabın yazarlarından Didem Dayı’ya ait, siz de kitabın hem hazırlayanı hem de yazarlarındansınız. Kitabın hazırlanması nasıl bir süreçti?
F.A.:
Uzun yıllardır notlar aldığım diğer yazılarımı, birgün toparlar öykü ya da roman haline getiririm diye sakladığım yazılarımla birleştirip işte tam zamanı diye düşündüm. Düşüncemi bir arkadaşımla paylaştım o da hemen editör arkadaşını arayıp benimle ilgili konuşmuş. Editör beni aradı buluştuk. Yazdıklarımın, anlattıklarımın kitap olabileceğini yazmaya devam etmemi destek olacağını söyledi ayrıldık. Eve dönerken aradı, ortağı ile konuşmuş o da KHK sürecinin ayrı bir kitap olmasının daha uygun olabileceğini söylemiş. Bu süreci yaşayan 10-15 akademisyene ulaşabilir misiniz? diye sordu. Bu öneri beni o kadar heyecanlandırdı ki anlatamam. Önemli bir proje… Üniversitedeyken yapmaktan çok zevk aldığım projelerim gibi. Hemen sıvadım kolları önce bu süreçte tanıdığım hocalarıma arkadaşlara ulaştım. Bu fikrimi paylaştığım arkadaşların önerdiği kişilere ulaştım sendika ve dayanışma gruplarına mail gönderdim ve böylece yola çıkmış olduk. İyi ki de çıkmışız. Özdemir Hocam benim ısrarlarıma çok maruz kaldı. İyi ki ısrar etmişim o da ‘iyi ki etmişsin’ diyor. KHK Öyküleri kolektif bir çalışma, ayrıca kitabın kapak tasarımı kitabın yazarlarından olan Didem Dayı’ya ait. Değerli edebiyatçılarımız Sema Kaygusuz, Ercan Kesal ve Burhan Sönmez’in katkılarına değinmemek olmaz. Sağ olsunlar kendileri ile iletişime geçer geçmez öyküleri hızla okuyup kitabımızın arka kapağında ve içindeki o güzel umut ve duygu dolu yazılarını kaleme aldılar.

baris-istedik-hedef-gosterildik-467665-1.

“Tarih olmadan tarih yazmak hatalıdır”
»Akademisyenlere yapılan ihraçlar tarihe geçecek. Peki bu kitabın tarihteki yeri ne olacak?
K.L.:
Kitabın tarihteki yeri için beklemek gerekir. Belki on yıl sonra bu dönemi tarihselleştirecekler açısından bir belge niteliği olabilir. Borges ‘in deyimi ile “Tarih olmadan tarih yazmak hatalıdır”.

F.A.: Barış istedik terörist ilan edildik, hedef gösterildik. Yanı başımızda yaşanan insanlık dramına seyirci kalmak istemedik, dondurucuda ve sokakta günlerce kalan cesetleri görüp kafamızı çeviremedik… Durdurun bu savaşı dedik. Bunu belkide en etkisiz yollardan olan barışı talep eden bir bildiriye onay vererek yaptık. Hızla işten atma ve soruşturma açma sürecini başlatan üniversitelerin yanında hala soruşturma açmamış olan üniversiteler de var. Yani tüm bu yaşatılanlar keyfi. İfade özgürlüğü kapsamındaki bu imzanın suç olamayacağı anayasa maddesiyle de onaylı. Bir yıl önceki imza metni bahane gösterilerek açılmış olan soruşturmalar sürerken denk geldi OHAL ve KHK. 15 Temmuz sürecinin de aktif mağdurları olduk. Bizlerin, ne terörist ne de herhangi bir örgütün hatta FETÖ gibi gerici bir yapılanmanın içinde olamayacağı ve her zaman karşısında olduğu bilinmesine rağmen suça kanıta gerekte kalmadı. Listele, talep et, gönder ve oldu bitti. Muhalif, kendilerine biat etmeyecek akademisyenlerden böylelikle kurtuldular. Bu da yetmedi imza metninden başka hiç bir belgesi olmayan, asla kabul edemeyeceğimiz iddialarla ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyoruz.

Bizler öykülerimizde bu hukuksuzlukları anlattık. Bu yaşatılanların sadece bizim maduriyetimiz olmadığını, bu keyfi hukuksuz uygulamaların insan eliyle nasıl bu kadar fütursuzca yapılabildiğini, haklarımızın yasalar da var olsa bile toplum olarak birbirimize ve demokrasiye sahip çıkmazsak nelerin yaşatılabileceğini göstermek, hafıza oluşturmak ve evet tarihe önemli bir not düşmek için yazdık bu öyküleri…

Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından ‘Gülen kırmızı bültenle

Fethullah Gülen’in kırmızı bülten ile aranmadığına ilişkin Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün yazısına İçişleri ve Adalet Bakanlıklarından yalanlama geldi.

İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yaptığı yazılı açıklama ile “FETÖ silahlı terör örgütü mensuplarının yakalanarak ülkemize getirilmesi sürecindeki Kırmızı Bülten işlemlerinde yetersizlik ve ihmal bulunduğu” iddialarını yalanladı.

Yapılan ortak açıklamada, Saygı Öztürk’ün iddiaları reddedilerek başlatılan sorgulama ve kovuşturmaların titizlikle yürütülmeye devam edildiği belirtildi. İçişleri ve Adalet bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklama şu şekilde:

“20 Mayıs 2018 tarihli Sözcü gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısında yer verilen, kaçak FETÖ silahlı terör örgütü mensuplarının yakalanarak ülkemize getirilmesi sürecindeki Kırmızı Bülten işlemlerinde yetersizlik ve ihmal bulunduğu iddiaları üzerine aşağıdaki açıklamanın kamuoyu ile paylaşılması ihtiyacı duyulmuştur.
FETÖ terör örgütünün yönetici ve üyeleri hakkında adli merciler tarafından başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar büyük bir titizlikle sürdürülmektedir. Başta terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen olmak üzere firari örgüt yönetici ve üyelerinin yakalanarak ülkemize getirilmeleri ve adli makamlar önüne çıkarılabilmeleri için gerekli işlemler Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları tarafından koordineli olarak yürütülmektedir.

“Yurt dışına kaçan terör örgütü üyelerinin yakalanması ve ülkemize getirilmesi amacıyla iade talepleri yanında INTERPOL kanalları da kullanılmaktadır. INTERPOL uluslararası suçlularla mücadele eden ülke polis teşkilatlarının işbirliği amacıyla kurduğu uluslararası bir teşkilattır. FETÖ silahlı terör örgütü yönetici ve üyelerinin yakalanıp Ülkemize getirilmeleri amacıyla; öncelikli olarak terör örgütü ile irtibatlı şahıslara ait pasaportlar yetkili makamlarımızca iptal edilerek INTERPOL Veri Tabanına aktarılmış; adli makamlardan gelen Kırmızı Bülten talepleri sisteme girilmiştir.

‘TALEPLER ASKIDA BEKLETİLEREK NİHAYETİNDE REDDEDİLMİŞTİR’

“Ancak INTERPOL Genel Sekreterliği, 15 Temmuzdan sonra aktarmış olduğumuz pasaport iptallerini veri tabanından kaldırmış; ayrıca yeni veri ekleme yetkimizi askıya almıştır. Öte yandan, Kırmızı Bülten düzenlenmesi amacıyla 2016 yılından itibaren sisteme girilen FETÖ üyeleri hakkındaki talepler, en başından beri INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından askıda bekletilerek sisteme girilmemiş ve nihayetinde reddedilmiştir.

‘İDDİALAR GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR’

“INTERPOL kanallarının etkin kullanılamamasının en temel nedeni, FETÖ silahlı terör örgütünün kanlı ve kirli eylemlerini, INTERPOL’ün ısrarla terör fiili olarak nitelendirmemesidir. 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain terör saldırıları, 251 vatandaşımızı şehit olmasına ve 2194 vatandaşımızı yaralanmasına neden olan olaylar INTERPOL tarafından yok sayılmaktadır. Yurt dışına kaçan FETÖ terör örgütü üyelerinin yakalanarak ülkemize getirilmesinde Kırmızı Bültene ilişkin işlemlerde özensizlik veya ihmalden kaynaklanan sorunlar bulunduğu iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.”

‘HER TÜRLÜ GİRİŞİM ARALIKSIZ DEVAM ETTİRİLMEKTEDİR’

“INTERPOL’ün yukarıda aktarılan olumsuz tutumuna rağmen, terör örgütü mensuplarına Kırmızı Bülten düzenlenmesine yönelik çalışmalar adı geçen teşkilatın İcra Kurulu ve Genel Kurulu nezdinde sürdürülmektedir. Diğer yandan bulundukları ülke belli olan firari örgüt mensuplarının ülkemize getirilmeleri için suçluları iadesine ilişkin andlaşmalar ve mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde her türlü girişim aralıksız devam ettirilmektedir.

“Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, yurtdışına kaçan FETÖ silahlı terör örgütü üyelerinin yakalanarak Ülkemize getirilmesinde Kırmızı Bültene ilişkin işlemlerde, disiplin ve koordinasyon içinde çalışmaya devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İnce’den Bozdağ’a ‘Gülen’in iadesi’ yanıtı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor. Tekirdağ’da konuşan İnce’nin açıklamalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Önümüzde bir seçim var ter akıtma seçimi. Sandık görtevlileri var ya bu memleketin geleceği onlara teslim onlara. O gün acıkmak, yorulmak yok.

“Bu ülkede en zor durumda olan basın, acıyorum hallerine”

-Bu ülkede en zor durumda olanlar kimler? Çiftçi mi, esnaf mı, işçi mi? Bunların hiçbiri değil. En zor durumda olan basın… Acıyorum hallerine. Bakın İngiliz, ABD, Japon, Alman gazetecileri röportaja geliyor. Gelip Türkiye’de bir değişim oluyor galiba deyip benimle konuşmak istiyorlar. Türk medyasına bakıyorum “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı” yazıyor. İnsafsızlar, vizdansızlar… Şu anda burada 20 civarında milletvekili arkadaşım var. Partinin Grup Başkanvekili arabanın içinde yatıyor. Bana getirilen suya sıcak mı soğuk mu diye bakıyorlar. Partinin genel başkanıyla her akşam durum değerlendirmesi yapıyoruz.

Bekir Bozdağ’a: Senden mi korkacağım!

-Şimdi biz dedik ki biz seçildiğimiz takdirde yargıyı 3 ay içinde düzelteceğiz. 3 ay sonra ABD’ye diyeceğiz ki ‘Bak benim ülkemde artık adaletli bir yargı var.’ Mahkemelerim bağımsız. FETÖ’yu iade et. Etmiyorum derse. ABD askerleri Noel’i, 24 Aralık’ta Washington’da kutlar. ABD’lilerden cevap geldi: Bizden Türkiye Cumhuriyeti olarak FETÖ’yü isteyen düzgün bir talep yok. Yani bizden usulüne uygun bir şekilde istenmedi. Bugün Bekir Bozdağ açıklama yapmış. Demişki, “Muharrem İnce’ye birileri yalan söylüyor. Türk mü yabancı mı söyleyen… Bekir Bozdağ beni dinliyorsundur sen zaten kim olduğunu biliyorsundur. Senden mi korkacağım. Ama bir şey söyliyeyim mademki usulüne uygun olarak iadesini istediniz ben bu ülkenin milletvekiliyim. Bana bunun belgesini göster. Ben sana benim ekibimdeki hukukçulardan bir heyet göndereceğim. Bu heyete o belgeleri bir göster bakalım. Bugün ABD’liler tekrar beni aradılar dediler ki, ‘120 koli gönderdiler bize’ çoğunluğu gazete küpürü. Hatta diyorlar İngilizce tercümesi bile yapılmamış baştan sağma. Yani iade edilmesini istemiyorlar. Niye istemiyorlar. Ortaklık var. Yani ey aziz milletim istiyormuş gibi yapıyorlar. Madem istedin ben şimdi bunun belgesini istiyorum.

-Arkadaş dünya lideri. 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Katip düzeyinde idare ediyoruz.

“Senin derdin Filistin değil; insanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin”

-Bugün Filistin’le ilgili seçim yapıyor. Acaba Filistin mi, seçim mitingi mi? Hangisi? İsrail’e dik durmak istiyorsan Mavi Marmara’dan aldığın parayı iade et, büyükelçiyi geri çek, boykot et. Yok bunları yapamam. Ne yaparsın, miting. Senin derdin Filistin değil. İnsanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin.

-Dolar 4.5 lira oldu ama Erdoğan ağzına bir kez almıyor. Hemen dönüyor dış güçler diyor. Bizi dolarla terbiye edemezsin diyor. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın. Bir yandan bizi dolar üzerinden terbiye ediyorlar diyorsun, dönüyorsun kumpas kuruyorlar diyorsun. Demek ki sen de onun ortağısın, beraber yapıyorsun.

“İkinci tura oynuyordum; vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım”

-Genel başkan beni aday gösterdiğinde ikinci tura oynuyordum. Şimdi vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım. Zayıf olduğumuz yerler var, orayı Tekirdağ’dan dengelememiz lazım. Yüzde 75 mesela, olur mu? Belediye başkanımız çık diyor. 80 o zaman. Fazla da atmayalım 80’e razıyım.

-Dediler ki milli gelirin yüzde 1’ini tarımı desteklemeye ayıracağız, yarımı geçmediler. 30 milyar vereceklerdi, 12.7 milyar verdiler. Türkiye devleti çiftçisine borçludur. Bu köylü çocuğu bu borcu ilk fırsatta ödeyecektir. Söz veriyorum size.

“İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!”

-Meydanlarda diyor ki, ben milli bir adamım. Ayran da diyor milli bir içecektir. İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!

-Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor. Kime ey dediyse sonunda paralarımız gitti.

“Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım”

-Erdoğan’ı yargılayacak mısın diyorlar, benim öyle bir görevim yok. Ama şunu yapacağız, bağımsız bir yargı kuracağız. Şu anda mevcut yüksek yargıdakiler bu işi yapabilir mi, asla yapamazlar. Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım. Rahat açıp kapayacaklar.

“Marka patenti her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz!”

-Benim insanım bir Alman’a göre daha mı az zeki, Fransız’a göre daha az mı çalışıyor? Peki neden daha az kazanıyor? Bir televizyondan Türkiye 10 Euro kazanıyor, 50 lira. Bir otomobilden 100 Euro kazanıyor, çerez parası. Peki nereye gidiyor bu para? Tasarıma, patente, markaya gidiyor. Açık açık konuşayım, sen BMW, Mercedes yapıyorsun; para sende kalmıyor. 100 marka arasında tek Türkiye markası yok. Bizim marka üretmemiz, patentimiz, teknolojimiz olması lazım. Bu markayı patenti kindar nesiller yapamaz, bunu özgüveni yüksek, eleştirel bakabilen zeki çocuklar yapar. Kimler yapar biliyor musunuz? Her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz, ben onlara fizik anlattım. O çocuklar yapacak. 5 bin polisle ODTÜ’ye girdin, o zaman sana dedim ki 5 bin polis değil 500 puanla girilir.

-Soruyor diyor ki, sen bu paraları nereden bulacaksın. Türkiye’de Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında hiç fabrika açılmasa, üretim artmasa, her şey olduğu gibi kalsa, sadece geliri adaletli dağıtsam maaşlarınız iki katına çıkar.

“Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba”

-Önümüz bayram. Bayram deyince aklınıza baklava gelir. Baklavacılar fıstıklı yapamıyor, çünkü pahalı. Tarım Bakanı ithal ederim diyor. Fıstığın adı ne, Antep fıstığı. İnsan Antep fıstığını ithal edeceğim demeye utanır. Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. Bize diyor ki, bayramda kursağında baklava değil, sırtında oklava olacak diyor. O zaman bizim hep birlikte bir şey yapmamız lazım. Ne yapacağız? Sandıkta görevimizi yapacağız.

-Türkiye’de her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 liraya emekli maaşı var. En yüksekle arasındaki fark 9 kat. Finlandiya’da bu 2 kat. Büyük dengesizliklerden biri bu. 1990’lı yıllarda ücretlile milli gelirden yüzde 37 pay alıyorlardı, şimdi yüzde 17. Dolar 4.5 lira, Euro 5.5 lira, yüzde 12 enflasyon, 53 milyar dolar cari açık, gençlerin yüzde 20’si eksik. Yani kamyon duvara çarpmaya doğru gidiyor. 16 senedir yapamamış, şimdi manifesto hazırlamış. Ya senin geleceğe dair söz söylemeye hakkın yok ki. Muharrem İnce yarın gelecek bildirgesini, manifestosunu açıklayacak. Yarın 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gün. Böyle anlamlı bir günde İnce’nin gelecek bildirgesini Samsun’dan açıklayacağım. Samsun’da miting yapıp Sinop’a gideceğim, sonra Adana’ya geçeceğim.

-Herkesin güvenmesini istiyorum. Canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın, umutsuz olmayın. Umutlarınızı yeşertin.

CHP’li Özel: İsrail’e karşı miting değil, icraat yapın

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, yasal düzenlemelerle karşılanmayı bekleyen geniş toplumsal talepler dururken, AKP ve MHP’nin birlikte hareket ederek Meclisi kapattığını ifade etti.

“En önemli konu” denilen çocuklara yönelik cinsel istismara ilişkin yasal düzenleme bile gündeme getirilmeden Meclisin kapatıldığını aktaran Özel, “Çocuk istismarı konusunda Recep Tayyip Erdoğan’ın, Binali Yıldırım’ın ve Devlet Bahçeli’nin söylediği her şey kendi heybelerinde günah, kusur olarak onlar seçim meydanlarında yürüdükçe sırtlarından çekecek.” diye konuştu.

Özel, yeni dönemde Meclisin, sistem değişikliği ile ortadan kaldırıldığını ileri sürdüğü itibarını, geri kazandıracak bir seçim sonucu beklediklerini bildirdi.

“Tek başına ‘Af’ dedi, öyle kaldı”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medya üzerinden yaptığı afla ilgili paylaşımına de değinen Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Toplumsal mutabakat yok, siyasi mutabakat yok, hiçbir partiyle temas yok. Ve hatta Genel Kurulda MHP’nin grup önerisi bile yok, diyor ki ‘Bu gündemdeki kanunu bitirelim, gidelim.’ E hani af? Sayısal ağırlığı kalmadığı gibi siyasal ağırlığı da kalmamış durumda. Cezaevlerinde yatan bütün vatandaşlarımız ve onların değerli aileleri ya da cezaevlerinde yatanların çıkmasının kendisine sorulmamasından rahatsız olan bütün vatandaşlarımız; duyduğunuz bütün heyecan, rahatsızlık, uykusuzluk, hepsi Devlet Bahçeli’nin seçim için, oy için sizin duygularınızı istismarıydı. Çünkü Meclise teklif dahi etmedi. Teklif dahi etmeden Meclisi kapattırdı. Samimi değildi, kandırmaya çalışıyordu. Sarayın borazanlığını yapmak borazanın çıkardığı sesin şiddetiyle değil, borazanı kimin üflediğiyle ilgiliymiş. Borazan tek başına ses çıkaramıyormuş. Tek başına ‘Af’ dedi, öyle kaldı.”

“İsrail’e tepkiler yetersiz”

Özgür Özel, İsrail’in Gazze’deki katliamı sonrasında Türkiye’nin gösterdiği tepkinin yeterli olmadığını savunarak, İsrail’in Ankara Büyükelçisinin bir süreliğine ülkesine gönderilmesinin de göstermelik olduğunu belirtti.

Özel, “Bu aslında şu demek; ‘İçeride toplumun gazını alalım, büyükelçiliğin önünde topluluk azalsın, Beyazıt Meydanı boşalsın, sen yine gelirsin kardeşim. Biz dostuz’ demek. İsrail Büyükelçisinin, istenmeyen adam ilan edemeden, kalıcı olarak yollamadan bir süreliğine ülkesine gitmesi istendi.” dedi.

CHP’nin, Türkiye İle İsrail arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanunun iptaline yönelik talebinin de Genel Kurulda kabul edilmediğini hatırlatan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın İstanbul’da İsrail’e karşı düzenleyeceği mitinge de değindi.

Özel, “Miting taleptir, siyasi gücü, yürütme gücü olmayanın yürütmeyi etkileme çabasıdır. Yürütmenin bütün gücünü, hatta fazlasını elinde tutan birinin miting yapması, vatandaşı oyalamaktan başka bir şey değildir. Miting yapmayın, icraat yapın. Miting yapmayın, yaptırım uygulayın.” ifadesini kullandı.

Samsun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla düzenlenen fener alayının bu yıl valilikçe iptal edilmesini de eleştiren Özel, bu kararın vicdanlardan döneceğini belirtti.

“19 Mayıs akşamı fener alayını iptal eden vali, Samsun’un valisi olamaz.” ifadesini kullanan Özel, Vali Osman Kaymak’ı istifaya davet etti.

“Akla zarar, deli saçması, zırvalar”

Özel, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bahçeli’nin bir röportajında yer alan, af talebinin gerekçeleriyle ilgili soru üzerine Özel, gerekçelerin “akla zarar, deli saçması zırvalar” olduğunu iddia etti.

Bahçeli’nin, FETÖ ve cezaevleriyle ilgili sözlerine de değinen Özel, “Bu tamamen işkembeyi kübradan atıp da sonra gerekçelendirilmeye çalışılırken karşı karşıya kalınan acziyeti gösterir. Devlet Bahçeli’nin bu planına bir FETÖ planı diyemeyiz. Ama FETÖ’cü akılla üretilmiş bir plandır. Saraydan buna diyorlar ki ‘FETÖ böyle bir şey planlamıştır.’ Ona bu bilgi notunu yollayanlara bir baksın. Bu FETÖ’cü bir akıl.” ifadesini kullandı.

Özel, Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’deki davada 32 ay hapis cezasına mahkum edilmesiyle ilgili soruyu yanıtlarken de konuyla ilgili genel başkan yardımcılarının ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını, ancak davanın Türkiye açısından bir utanç davası olduğunu söyledi.

“İnce, Turgut Özal’ın icraat makamından gidişini kast ediyor”

Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili, “Demirel nasıl gittiyse, Özal nasıl gittiyse Erdoğan da öyle gidecek” şeklindeki sözlerinin, Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı sırasında hayatını kaybetmesi ve ölümüne ilişkin bazı şüphelerin dile getirilmesi dolayısıyla tepkilere neden olduğu da ifade edilerek, değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları aktardı:

“Turgut Özal’ın icraat makamından, yani hükümetten gidişini kast ediyor Sayın İnce. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı makamı ile o günkü Cumhurbaşkanlığı makamı aynı değil. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı ile o günkü Cumhurbaşkanlığını özdeşleştirip, ‘görevi başında ölmüştü’ haksız bir yorum, çarpıtma. İnce, demokratik yollardan görevi bırakmayı tarif ediyor. Zaten öyle olmasa sadece ‘Özal’ der. Gösterilen tepkilerin tamamı da siyasi amaç içeren haksız yargılardır.”

Özel, Bahçeli’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için toplanan 100 bin imza ve FETÖ’ye ilişkin açıklamalarıyla ilgili bir soruya ise şu yanıtı verdi:

“Bahçeli siyasi argüman üretmeyi, icraata yönelik vaatlerde bulunmayı terk edeli çok oldu. Elinde bir FETÖ çamuru var, ondan kar topu yapmış önüne gelenin yüzüne atıp, alnına kara sürmeye çalışıyor.” (AA)

Muharrem İnce, Çorum’da

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyasına devam ediyor.

İnce’nin Çorum’da yaptığı mitingdeki konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

  • Bütün dünyanın şunun bilmesini isterim. Siz bu dünyanın insanları, Mısır’a gidiyorsunuz piramitleri görmeye. O piramitlerin yapıldığı dönemle Hititlilerin yaşadığı dönem aynı. Mısır’da piramitlerin yapıldığı dönemde bir suç işlendiğinde kısasa kısas varken, Çorum’da tazminat yöntemi vardı. 3 bin 500 yıl önce Mısır’ın önündeydi Çorum. Bugün de önünde olmalı. Mısır’a gidiyorsa piramitleri görmeye, önce Çorum’a gelmelidir.

İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım İnce: Mitingi vermeyen kanalların önünde miting yapacağım

  • 3 bin 500 yıl sonra Çorum hak ettiği yerde olacak. Havaalanını yapacağız, demiryolunu yapacağız. Kayseri’yle Çorum Anadolu kaplanlarıydı. Kaplan kükrüyor mu? Yeniden kükreteceğiz.
  • Ayın 19’unda Samsun’da açıklayacağım manifestomu. Genel Merkez de 24’ünde açıklayacak. Benim danışmanlar diyor, mazotu 3 liradan yapabiliriz; onlar diyor 3.5 lira yapabiliriz. Aradaki anlaşmazlığı çözeceğiz, 3 liradan az olmayacak, 3.5 liradan çok olmayacak.
  • Tek olan şey bir grubun olamaz. Tek olan şey hepimizindir. Bayrak tektir, CHP’nin de AKP’nin de. Cumhurbaşkanı da tektir, herkesin cumhurbaşkanıdır. Ben Çorum’dan Ak Partili analara, bacılara sesleniyorum. Size söz veriyorum çocuklarınızı iyi okullarda okutacağız.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Pasaportunuz Kapıkule’den sonra iş yapacak, işe yarayacak. Ezdirmeyeceğim sizi Avrupa’da söz. Her yıl 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğiz. Üniversiteliler, size 19 Mayıs ve 29 Ekim’de iki kere burs vereceğiz. O 500’er lira parayı ne ben ne CHP verecek; bugün verilenleri Ak Parti’nin vermediği gibi. Türkiye Cumhuriyeti devleti verecek size o parayı.
  • Gençler, üniversitede okurken 475 lira kredi alıyorsunuz. Okul bitince işsiz kalıp babanızdan harçlık alıyorsunuz. Size meydanlarda tezek, pislik diyen bir cumhurbaşkanı değil; meydanlarda size öğretmen, abiniz gibi davranan birisi olacağım. Okul bitti, kredi ne olacak? İşe giremediği takdirde, o 475 lirayı iki yıl boyunca devlet sana ödeyecek, söz veriyorum.
  • Esnaf kardeşim, kan ağladığını biliyorum. Emeklilerin geçinemediğini biliyorum. Bayramlarda bin lira dediler. Yalan. 300 lira, 500 lira, 1000 lira alan var. Kademeli, herkese bin lira yok. Teşekkür ederiz, keşke herkese bin lira deselerdi.
  • Haksızlıklar var Türkiye’de. Subay emekli oluyor tazminat alıyor, astsubay almıyor. O da bu memleketin evladı değil mi? Polisler bağırıyor, 3600’ü vermiyorsun. Sendika hakkı vermiyorsun. Memur 40 saat çalışıyor. Mesai yaparsa mesaisini alıyor, polis alamıyor. Angarya bu, Türkiye Cumhuriyeti angarya yapamaz. 40 saatin üzerinde çalışırsa hakkını vereceksin.
  • 18 yaşında çalışmaya başlamış, 30 sene prim ödemiş. Gelmiş 48 yaşına, “Olmaz” diyor. Bu sorunları da en kısa zamanda çözeceğiz.
  • Ey Ce-Ha-Pe, sen köprü yaptın mı diyor. Ey Erdoğan, sen hiç şeker fabrikası, TEKEL, Petkim, Tüpraş yaptın mı! Köprü yapmak kolay iş. 50 sene önce Demirel yaptı birinci köprüyü, ikinciyi Özal, üçüncüyü de Erdoğan yaptı. Dördüncüyü de İnce yapar. Ben gönüllerde köprü kurmak istiyorum gönüllerde. Edirne’de miting yaptım, bir sonraki gün Hakkari’ye gittim. Oradan Rize’ye, Antalya’ya geçtim. Türklerle Kürtlerin arasında bir gönül köprüsü kurmak istedim. Sünniler, Aleviler, Şafiler arasında gönül köprüsü kurmak istedim. Bu milleti barıştırmak, uzlaşmak istiyorum.

ERDOĞAN’A ‘MERKEZ BANKASI BAŞKANI’ TEPKİSİ

  • Doları durduramıyorlar. Ne oluyor? Binali Yıldırım’a soruyorlar, “Dolsa ne olur, dolmasa ne olur” diyor. Ekonomi Bakanı, kurun yükselmesini tanımıyor. Batırıyorlar bizi batırıyorlar. Merkez Bankası Başkanı’nı Ak Parti Genel Merkezi’ne çağırıyorlar. Ayıp ya, ayıp. Bağımsız bir kuruluşun başkanını nasıl parti genel merkezine çağırırsın! Sen bunu yaparsan Avrupa’daki yatırımcı sana güvenmez. Para güvenli bir liman arar. Türkiye’de işlerin doğru gitmediğini, MB Başkanı’nın talimatla çalıştığını görünce para kaçar.
  • Bizim dönemimizde komiser olmak için FETÖ’cü olmak gerekmeyecek. Adil davranacağız. Herkes diyecek ki, “Ben doğru iş yaparsam müdür olurum, vali olurum”. Herkes buna inanacak ve aidiyet duygusu artacak. Bayrağını, milletini daha çok sevecek.
  • Passolig’i niye kurdular. Statlara gidince Erdoğan’ı protesto ediyorlar. Kaldıracağız. Cumhurbaşkanı olduğumda, stadyuma girdiğimde Ak Partililer de beni alkışlayacak. Sen tezek de, pislik de; testinin içinde ne varsa ağzından o akar.
  • Gelişmiş ülkelerde enflasyon yüzde 3, Türkiye’de yüzde 11. Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20. Batıyoruz. Buradan nasıl kurtulacağız? Bir, Türkiye’yi hukuk devleti yapacağız. Bunu başardıktan sonra liyakat sistemini kuracağız. İdeolojik saplantılarımıza esir olmayacağız ve özgür yurttaşlar yetiştireceğiz.
  • Bakın şu anda Türkiye televizyon yapıyor, bir televizyondan 10 Euro kazanıyoruz. Otomobil yapılıyor, bir tanesinden 100 Euro kazanıyoruz. Fason çalışıyoruz fason. Boşa çalışıyoruz, bir işe yaramıyor. Hikaye onlar. Çünkü marka, teknoloji, tasarım bize ait değil. Mercedes’i üretiyoruz ama parayı yine Avrupa kazanıyor. Peki nasıl yapacağız? Ar-Ge’yle çıkacağız bir. Gençleri tasarım, teknoloji konusunda yetiştireceğiz. Marka olacağız marka.
  • Cumhurbaşkanını eleştireceksiniz benim dönemimde. Eleştirdiniz diye sabahın 5’inde evinize polis gelmeyecek. Cumhurbaşkanı eleştiriden korkmayacak. Cumhurbaşkanı millete hakaret etmeyecek, millet de ona etmeyecek.

‘MUTLU İNSANLAR ÜLKESİ OLACAĞIZ’

  • Yurtdışına göndereceğimiz 10 bin öğrenci, güneş enerjisini depolamayı öğrenecek. Kullanacağız bu enerjiyi.
  • Mutlu insanlar ülkesi olacağız. Fakirlikten kırılıyoruz. Asgari ücretle zor iş buluyor çocuklarımız.
  • Şimdi bir kampanya yapıyoruz. Önce ben sınava gireceğim, sonra siz. Bir uçak kiraladık, küçük bir uçak. Su yakmıyor, benzin yakıyor. Bizim hemşehri atlıyor devletin uçağına, 300 koruma. Biz de kiralayıp kendimiz geziyoruz. Sizin de katkı sağlamanız lazım biraz. Bankaya para yatıracak mısınız bana? Çok yatırmayın, kendinizi zora sokmayın. Ateşleyin bakalım biraz, banka önlerinde kuruğa girin biraz. 5 lira, 10 lira neyse… Bakalım örtülü ödenekle mi kampanya daha güzel yapılıyor, milletin 50, 100 lirasıyla mı? Yalnız TC kimlik numaralarını yazın, yazmazsanız Hazine’ye gidiyormuş. Fırına biraz odun atın, ateşleyin biraz. Cebe atmayacağız ama haberiniz olsun. Kampanyada kullanacağız.

TRT’YE SESLENDİ: VERDİĞİMİZ PARALAR HARAM OLSUN

  • TRT’ye bir yuh çekin de göreyim. Bir şey söyleyeceğim. Hepimiz elektrik faturası ödüyoruz değil mi, içinde TRT payı var. Hepimiz para veriyoruz, TRT’yi yöneten zat, sana sesleniyorum. Orası babanın çiftliği değil, sana ben para ödüyorum, Çorumlular para ödüyor. Buradan hep birlikte: Haram olsun mu? (Harım olsun, cevapları) TRT, sana verdiğimiz bu paralar haram olsun. Boynunda kalsın, boğazında kalsın, zıkkım olsun. Size öyle bir haddinizi bildireceğim ki, göreceksiniz! Siz kimsiniz, ne zannediyorsunuz kendinizi! Kinim, rövanş, intikam duygum yok ama iki konuyu ciğerime yazdım. Bir, Soma’da yere düşen o madenciye tekme atan vardı ya, onu ciğerime yazdım. İki, TRT’yi de onun yanına yazdım. TRT Genel Müdürü, sana sesleniyorum. Seni ciğerime yazdım, kalbimin bir kenarına yazdım. Bu fakir milletin hakkını Recep Tayyip Erdoğan’a yedirerek yaptığın bu yayıncılığı sana yedireceğim! Adalet olacak bu memlekette!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yargılamak benim işim değil. Benim işim adil yargı düzeni kurmak. O yargı ister beni yargılar, ister Erdoğan’ı yargılar. Benim cumhurbaşkanlığımda bir salona girdiğimde yüksek yargıçlar ayağa kalkmayacak. Yüksek yargıçlar benimle Yalova’ya gelip elma toplamayacak; adalet dağıtacaklar adalet! Dağıtmazlarsa cüppelerinin önüne çıtçıt yaptıracağız!
  • Filistin’de Müslüman kardeşlerimiz vahşice öldürülüyor. Buradan ilan ediyorum. 24 Haziran’da cumhurbaşkanı olduğumda 3 ay içinde yargı düzenini değiştireceğiz, adil bir yargı düzeni kuracağız ve Amerika’ya diyeceğiz ki FETÖ’yü bize iade et. Etmezsen, 24 Aralık Noel günü İncirlik’teki askerlerini Washington’a göndeririz diyeceğiz. Amerika bizim eski müttefikimiz ama PKK’ya destek verirse gereğini yaparız. Almanya’yla kavga etmek istemiyoruz, milyonlarca vatandaşımız yaşıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz, yeni bir Anayasa, yeni bir seçim olsun. İtirazımız yok. Bizim dünyada saygın bir ülke olmak gibi kaygımız var. Ey Amerika diye posta koyuyor, sonra gidip 11 milyon dolarlık uçak alıyor. Ey Rusya diye posta koyuyor, domatesler gitmiyor, turistler gelmiyor. Ey Hollanda diye posta koyuyor, Petrol Ofisi’ni satıyoruz.
  • Dış politikada yanlışlıklarımız. İç politikayla, dış politikanın karışık yapılmasından kaynaklandı. Bu dört ayda, 750 milyon lira örtülü ödenek kullandı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım. Yazık, günah! Söz veriyorum, benim cumhurbaşkanlığımda bu 3’te birin altına düşecek.
  • Kazanınca sarayda oturmayacağım. Bu ülkenin yüksek puan almış, zeki çalışkan öğrencilerine vereceğim. Devletin işleri için Çankaya Köşkü’nü kullanacağım. Ben 14 sene kirada oturdum Ankara’da, 1.5 sene oldu bir daire alalı. Evime doymadım, evimde oturacağım. Bana göre dünyanın sarayı, helal parayla alınmış bir yer. Evimden falan çıkamam. Bıkarsam 3-5 sene sonra bakarız. Bana göre saray zaten orası.