CNN Türk’te bir ayrılık daha

Doğan Yayın Grubu’nun Demirören Grubu’na satılmasından sonra işten çıkarmalar sürüyor. 2001 yılından beri kanal bünyesinde görev yapan sunucu Ahu Özyurt’un işine son verildi.

CNN Türk, Ahu Özyurt’la da yollarını ayırdı. 17 senedir CNN Türk’te birçok kademede görev yapan Ahu Özyurt, kanalda haftada iki akşam “Türkiye’nin Gündemi” programını, sabahları ise haftaiçi hergün “10’dan Sonra” programını sunuyordu.

CNN TÜRK VE KANAL D’DEN ŞİMDİYE KADAR AYRILANLAR

Önce CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş’ın işine son verildi. 2006 yılından bu yana Doğan Grubu’nda çalışan CNN Türk Programlar Koordinatörü Aslı Öymen’in kanalla yollar ayrıldı. Öymen, aynı zamanda “Afiş” adlı kültür sanat programını hazırlayıp sunmaktaydı.

CNN Türk Ekonomi Müdürü ve hafta içi her sabah ekrana gelen Parametre programının sunucusu Ebru Baki ile de yollar ayrıldı.

Ebru Baki sosyal medya hesabından da ayrılığına ilişkin bir fotoğraf paylaştı.

Ayrıca, cnnturk.com.tr Yayın Yönetmeni Umut Alphan ve CNN Türk Haber Programları Müdürü Cansel Poyraz’la da yollar ayrıldı.

Melis Alphan’ın da geçen ay Hürriyet’le yolları ayrılmıştı.

Saray Ekibi!

İtiraf edeyim, Muharrem İnce’nin aday olmasını.. Olsa da böyle bir performans göstermesini beklemiyordum. Yanılmışım.

Kılıçdaroğlu, partideki rakibini aday gösterdi. Çok kritik bir eşiği, çok önemli bir adımla aştı.

Muharrem İnce de, dostunu düşmanını şaşırttı.

Yandaş medyaya, AKP’nin kurmaylarına bakıyorum da.. Muharrem İnce’ye karşı politika üretemiyorlar. Muharrem İnce’yi “neresinden tutacaklarını” bilemiyorlar! Nereden ve nasıl saldıracaklarını kestiremiyorlar. Alevi değil. Kavgacı değil. Hem Kürtler’e mesaj veriyor, hem ulusalcılara. Ezan okunurken susuyor. Kendisiyle de Erdoğan’la da alay edebiliyor.

Yandaş / yanaşma medya ne yapsın! Hiçbir şey bulamayınca, “ekibi yok” teşhisine sarıldı. İnce’nin ekibi yokmuş. Ekonomide, dış politikada, kültür – sanatta danışmanlarının kim olduğu belli değilmiş. Falan filan.

Bunları yazıp söyleyenlerin Saray danışmanlarını gördüğü yok herhalde!

Malum, Erdoğan’ın -son dönemin en mayınlı alanı- ekonomide danışmanları çok ilginç isimler.

Yiğit Bulut’u defalarca yazdım. Sizler de yakından biliyorsunuz. Tekrarlamaya gerek yok.

Son günlerde adı öne çıkan Cemil Ertem’e gelince..

Hazret, daha Mart sonunda yaptığı tespitle tarihe geçti: “Dolar 4’e çıktı algısı yanlış. 3.85’in üzerindeki çıkışlar oldukça spekülatif çıkışlar. Dalgalı kurda temellere uygun dengeye geleceğiz.”

Geldik beyefendi. Bu sözlerin üzerinden sadece bir buçuk ay geçti. Ama dolar, sizi duymamış olacak, 4.50 dolaylarında salınıp duruyor!

Bu “başdanışman” bey, Erdoğan’ın son İngiltere ziyaretini de aynı ferasetle takdim etti. Ona göre,”ziyaret ve özellikle iş çevreleriyle yapılan toplantı bazı “merkezleri” oldukça rahatsız” etmiş!

O ziyaret sırasında doların uçtuğunu.. Bunda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok sayan görüşlerinin de payı olduğunu.. Zaten gerek BBC gerekse Bloomberg yayınlarındaki soruların bile Türkiye’nin halini ortaya koyduğunu fark etmemiş.

* * *

Yüksek irtifada oksijen azlığından görüş bulanıklaşır ya! Bu beyefendilerde de öyle oluyor anlaşılan. Aşağıdaki satırlar da Erdoğan’ın muhteşem ekibinden Cemil Ertem Bey’e ait:

Erdoğan, hem iş çevreleriyle yaptığı toplantıda hem de sonrasında gerçekleşen canlı yayında, bütün sorulara içtenlikle cevap verdi; dileyen dilediğini sordu.”

Bizim buralarda iş çevreleri de gazeteciler de soru sormayı bilmiyor herhalde. Baksanıza, dileyen dilediğini sorabilirmiş.. Sorunca da Erdoğan içtenlikle cevap verirmiş.

Fotoğraf bu konuda size net bir fikir verecektir. Erdoğan Londra’da, özenle seçilip heyete dahil edilmiş Türk gazetecileri toplamış. O anlatmış, gazeteciler dinlemiş. Elbette “içtenlikle”!!!

* * *

Saray’ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, bu tabloya bakıp da “hakikaten bizimkiler elin İngilizi gibi soramıyor azizim” diye iç geçirmiş midir? Bilemem.

Kendisinin ekonomik alandaki liyakatı hakkında da bir fikrim yok.

Elbette, ekipce Türkiye’yi getirdikleri ekonomik / toplumsal yıkıma bakıp bir fikir sahibi oluyoruz. O ayrı!

Merak ettiğim, “nasıl bir insan” Türkiye’de medyaya / emekçilere / iş dünyasına yönelik baskının farkında olmaz? “Nasıl bir insan” bir an olsun durup “yahu sahiden Türkiye’de Erdoğan’a neden dileyen dilediği soruyu soramıyor” diye düşünmez? “Nasıl bir insan” inşaat sektöründen başka umudu kalmamış bir ülkede işlerin yolunda gittiğini, İngilizler’in, Kraliçe’nin falan bizi takdir ettiğini zanneder?

Geçiniz.

Muharrem İnce’nin de böyle bir ekibi olacaksa hiç olmasın daha iyi!!

* * *

Saray ekibi ekonomiyi yönetemiyor, dış politika danışmanları çoktan pert oldu da Erdoğan siyasette toz mu attırıyor! Hadi canım siz de!

Hürriyet’te Nuray Babacan’ın -iç sayfalara küçücük sıkıştırılmış- müthiş haberi siyasi danışmanların nerelere / ne hallere geldiğini anlatıyor:

“İktidar partisi, seçim çalışmalarında vatandaşın nabzını tutmak ve ona göre politika geliştirmek için ‘anlık-günlük strateji’ belirleyecek.Tüm söylemler ve alınan kararlar, telefon anketiyle halka sorulacak. Kampanya boyunca kullanılacak söylem ve başlıklar, günün gelişen koşullarına, muhalefetin kullandığı dile ve gündem oluşturacak konulara göre belirlenecek. Yapılan konuşmaların ve geliştirilen söylemin ‘sosyal kırılganlık algısı’ anlık ölçülecek. Ona göre politika değiştirilecek veya geliştirilecek.”

* * *

Dünyada para bolken.. AB Erdoğan’ı desteklerken.. Liberaller, Gülen’le birlikte AKP’nin değirmenine su taşırken.. Bu ülkenin vatandaşlarının alın teriyle, vergisiyle yaratılmış ne kadar fabrika / tesis / banka varsa haraç mezat satılıp parasıyla gösteriş yapılırken.. Erdoğan’ı ASRIN LİDERİ diye takdim etmek kolaydı.

Hadi bakalım, şimdi “anlık politikalarla yürümeye çalışan” partiyi ve liderini parlatın da görelim!

Ha bir de Cemil Ertem parlatayım derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkında söyledikleri bugün tam da çağdaş bilimsel iktisat teorisinin konusudur. Aksi iddialar da bilim dışı safsatadan ibarettir” demez mi!

Ekonomistler bir gül bir gül..

Nohuta artık kıyma bile koyamayan vatandaş bir gül bir gül..

O kadar olur yani!

İnce: 24’ünde cumhurbaşkanı olayım, 25’inde dolar düşecek

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyası kapsamında Kırklareli’nde konuşuyor. İnce, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın İngiltere temaslarını değerlendirirken, “Erdoğan İngiltere’de 3 gün kaldı, 16 yıl içinde bir ilde 3 gün kaldı mı; ne konuştunuz orada?” diye sordu.

1 yıldır Türkiye’de ABD’nin büyükelçisi olmadığını ilişkilerin katip düzeyinde sürdüldüğüne dikkati çeken İnce, “24 Haziran’da temaslar büyükelçi düzeyinde olacak. Şam’da da olacak” dedi.

Bugün Erdoğan’ın da katılacak Yenikapı’da düzenlenecek Kudüs mitingine değinen İnce, “Boykot yok, anlaşma iptali yok, Mavi Marmara için alınan paraları iade etmiyor, ne yapıyor miting yapıyor; miting Filistin için değil seçim için” tepkisini gösterdi.

İç fıstığın kilosunun 200 lirayı aşmasını değerlendiren İnce, Tarım Bakanı’na tepki gösterdi. İnce, Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya “Vicdansız” diyerek, “Antep fıstığı ithal edilir mi?” dedi.

İnce seçim çalışmaları kapsamında Kırklareli’nde konuştu:

“Ey aziz Türk milleti, kandırılma. O kandırılıyor olabilir, onu kandırıyor olabilirler. Sen oynanan filme kanma. 2 sene geçmiş üstünden daha istememiş bile.

Sayın Erdoğan Londra’ya gitti. Londra’da 3 gün kaldı. Şimdi size soruyorum, sayın Erdoğan Anadolu’da veya Trakya’da 16 yıl içinde, 3 gün bir şehirde kaldı mı? 3 gün İngiltere’de ne konuştunuz?

F-35 uçaklarını 6 senedir ABD’den istiyoruz. Parasını veriyoruz, uçağı vermiyor. Bu uçakların en belirgin özelliği, helikopter gibi yukarıdan aşağıya inebilmesi. Parasını verdiğimiz halde F-35’leri 6 senedir vermiyorsunuz? Bu soru 2.

Soru 3. Neden 6 senedir vermediğini uçakları, seçimden 3 gün önce veriyorsunuz? Sizin gözünüzü boyamak için aziz Türk milleti.

Tam 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Türkiye, ABD’nin gözünde bir katiple idare edilecek bir ülkedir. Daha ilginci, Türkiye’nin Şam’da büyükelçisi yoktur. Yıllardır yok. 4 milyon Suriyeli Türkiye’de. Suriyelilere 40 milyar dolar harcamışız. Ama Suriye’de elçimiz yok. Nasıl çözeceğiz bu sorunları? 40 milyar dolar paramız gitmiş. Ev yapsak 2 milyon ev yapıyor. Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğunda, ABD ile ilişkiler büyükelçilik düzeyinde olacak. Suriye’de büyükelçimiz olacak. Bağımsız, onurlu, başı dik. Böyle çözeceğiz sorunları.

Bugün sayın Erdoğan miting yapıyor Filistin’le ilgili. Hiçbir itirazım yok. AK Parti Genel Başkanı’na yardımcı olmak istiyorum. Milletimizin önünde söz veriyorum. İsrail mallarını boykot edecek misin? Hayır. Anlaşmaları iptal edecek misin? Hayır. Mavi Marmara için aldığın 20 milyonu geri verecek misin? Hayır. Sadece miting yapacağım diyor. Miting Filistinliler, Müslümanlar için değil. O miting seçim içindir.

2008’den bu yana her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 lira emekli maaşı var. Türkiye’de en düşük emekli maaşıyla en yüksek maaş arasındaki fark 9 kat oldu. Finlandiya’da bu 2 kat. Türkiye’de 6500 liraya da var, 840 liraya da var.

Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğunda, hiç üretimi arttırmazsa sadece gelir dağılımını adaletli yapsak, herkesin maaşı 2 katına çıkar.

Yakında bayram geliyor. Bayram deyince aklımıza baklava geliyor. Fıstığın kilosu 220 lira olmuş. Bakan çıkmış böyle olursa dışardan alırız diyor. Fıstığın adı Antep Fıstığı, sende hiç vicdan yok mu? Tarım Bakanı’nın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. İki Trakya büyüklüğünde tarım alanı artık ekilmiyor. Buğday’ın artışı yüzde 11, mazotun artışı yüzde 27. 30 milyar para vermeleri gerekirken tarıma, 12 milyar verdiler. Türkiye Cumhuriyeti çiftçisine borçludur. O borcu bu köylü çocuğu hemen ödeyecek.

AK Partili annelere sesleniyorum. Sizin partiniz mi daha değerli, yoksa çocuğunuz mu? 24 Haziran üniversite sınavı vardı. Size soruyorum, seçimin tarihi mi önemli sınavın mı? Bu ülkenin çocuklarını düşünmeyip, kendi koltuğunuzu düşünüyorsunuz. Bu çocukların sınav tarihlerinden ne istiyorsunuz?

O şeker fabrikalarını alan iş adamlarına sesleniyorum. Sakın güvenmeyin. Yeniden gözden geçireceğiz, bunu herkes böyle bilsin.

Türkiye’de AKP ile birlikte bir örtülü ödenek tartışması başladı. Başbakanlar kullanırdı eskiden. Kanunu değiştirdiler, cumhurbaşkanı da kullanır oldu. Hem Binali Yıldırım, hem Erdoğan kullanıyor. Sıkı durun. 2018’in ilk 4 ayında 747 milyon örtülü ödenek kullanıldı. Nereye kullandın bunu bu kadar? Seçim çalışmalarına mı kullandın, bilelim? Benim cumhurbaşkanlığımda, istihbarat çalışmaları hariç, meclisteki iki büyük partiye göstereceğim örtülü ödenek harcamalarını.

2018’in ilk 4 ayında devlet 324 milyon lira kira ödemiş. Mesela araç kiralamaya 174 milyon harcamış. Nereden bulacaksın diyor parayı? Tasarruf edeceğim işte. Saray yaptın 2 milyar liraya. O paraya 100 bin ev yapılırdı, 100 bin ev.

Anneler size söz veriyorum, çocuklarınız temiz tuvaleti olan okula gidecek. Güven içinde okula gidecekler. Servis zulmü yaşamayacak, sınava girerken ücret ödemeyecek. Çocuklarınız uluslararası sınavlarda sonuncu olmayacak. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Hurafelere değil, bilime hazırlayacağız, bilime. Dindar nesil yetiştirecekmiş, senin haddine mi? Sana mı kaldı? Biz dinimize sadık değil miyiz? Senin dindar veya kindar bir nesil yetiştirmek gibi bir görevin yok ama bu çocuklara matematik öğretme görevin var. Bunu öğreteceksin.

Televizyonlarda tezek diyen, pislik diyen, çukur diyen bir cumhurbaşkanı değil, gelecekten bahseden bir cumhurbaşkanı olacak. 24’ünde cumhurbaşkanı olayım, 25’inde dolar düşecek, bundan emin olun. Neden düşecek? Uluslararası piyasalara güven vereceğiz. Bağımsız mahkemelerin olduğu bir Türkiye diyeceğiz. Merkez Bankası Başkanı’nı CHP Genel Merkezi’ne çağırmayacağız. Ekonomi Bakanı, kur artışını takmıyorum diyor. Ekonomi ciddi bir iştir, böyle bir şey diyebilir mi ekonomi bakanı? 2022’de olması gereken dolar seviyesi 2018’de gelmiş, uçuruma gidiyoruz. Buradan başı dik, onurlu, millete sevdalı bir politikayla çıkabiliriz ancak. Emin olun bunu başarabiliriz.”

Yandaşlara uyarı: Haftaya kanalın önündeyim!

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, kendisine uygulanan medya sansürüne bir kez daha tepki gösterdi ve “Konuşmamı canlı yayında vermeyen kanallarının önünde haftaya miting yapacağım” ifadelerini kullandı. Amasya’da miting yapan İnce, konuşması sırasında bazı televizyonların canlı yayını kestiği haberinin gelmesi üzerine, “Dünyanın neresinde medya varsa röportaj yaptı. Bizim medya korkuyor gelemiyor. Şimdi Amasya’dan söylüyorum. Bu mitingi vermeyen hangi kanalsa önünde miting yapacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı olunca üç ay içinde yargıyı bağımsız ve tarafsız olarak yeni baştan düzenleyeceğini aktaran CHP adayı, ekonomideki son durumu ise şu sözlerle değerlendirdi; “Merkez Bankası Başkanı bağımsız, sen onu nasıl parti genel merkezine çağırırsın. Bunu yaparsan dış sermaye sana güvenmez. Dolar 4.50, avro 5.50. Binali Yıldırım’a soruyorlar ‘Dolar ne olacak’ diye? ‘Dolsa ne olur, dolmasa ne olur’ diyor. Ekonomi Bakanı ‘Kurlardaki artışla ilgilenmiyorum’ diyor. Millet fakirleşiyor, sen ilgilenmiyorsun. Bu cıvıklıktan kurtulacağız, devlet adamı olacağız.”

CHP Lideri’nden bağış
Öte yandan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İnce’nin seçim kampanyasına 13 bin lira bağışta bulundu. İnce, Amasyalılardan da seçim kampanyasına destek için açılması zorunlu banka hesabına para yatırmalarını isteyerek, “Benim hemşehride [Erdoğan] para çok, bende para yok. Ateşleyin bakayım ateşleyin” dedi.

Sıkıldım!

Sevgili okur, sen bu satırları okurken ben çiçeği burnunda bir milletvekili aday adayı olarak sokakta seçmeni dinliyor ve oy kullanmanın bir şeyi değiştirmediğini düşünenleri ‘bu kez gerçekten değiştirecek’ diyerek ikna etmeye çalışıyor olacağım. Açıkçası aday gösterilir miyim gösterilmez miyim, gösterilirsem hangi ilin listesinde nereye adım yazılır bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: Olur da bir şekilde Ankara siyasetinin bir parçası olursam canınızı hiç sıkmayacağım. Can sıkıntısı çok fena bir şey. Bunu onlarca yıl aynı konuşmaları aynı isimlerden dinlemek zorunda kalanlar çok iyi bilir.

Pazartesi yazılarımı gazetemiz BirGün basılmak üzere matbaaya zamanında gidebilsin diye Pazar öğle saatlerine kadar göndermek durumundayım. Bunun için bu yazılar çoğu zaman Cumartesi geceleri bilgisayara dökülüyor. Bu yazı da Cumartesi gecesi yazıldı. Bilgisayarın başına oturduğumda anketler, son dakika haberleri, açıklamalar, küresel gelişmeler, ekonomi cephesinden son notlar arasında gezinirken sıkıldığımı fark ettim.

Yazıyı yazdığım Word penceresini simge durumuna küçültüp ekranda Youtube’u açtım. Arama kısmına Eurovision Live yazıp 6 yıldır katılmadığımız yarışmanın bu yılki finalini canlı olarak izlemeye başladım. Bu yıl Portekiz’de yapılan yarışmayı izleyen milyonlarca insan, farklılıkların uyum içinde bir arada, tatlı bir rekabet halinde, farklılıklarını kutlamasına tanıklık etti.

Çok eğlendiler. Çok kıskandım. Çok renkliydiler. Çok gençtiler. En çok da kendileriyle dalga geçtiler. İrlanda’nın yarı finaldeki şovunu sansürleyen Çin Televizyonuna, ‘sansürlersen biz de sana yayın izni vermeyiz’ dediler, Eurovision’un sansüre, yasaklara, ayrımcılığa karşı bir platform olduğunun da altını çizdiler.

Biz de uzaktan baktık öyle. ‘Aman canım bir eksiğimiz de komşunun komşuya oy verdiği şu eski yarışma olsun’ derseniz ben de size şunu sormak isterim: Sertab Erener’in eşsiz sesi ve sahne şovuyla makus talihimizi yendiği o yıl, o akşam yüreğiniz her zamankinden hızlı atmamış mıydı?

Sahi Akp’nin iktidara geldiği 2002 yılıydı değil mi o yıl? Durun youtube’u simge durumuna küçültüp vikipedi’yi açayım da bir bakayım. Sahi vikipedi’ye giremiyoruz değil mi? Durun o zaman Vpn’imi açık konuma getireyim önce.
Bak iyi oldu vikipedi’ye baktığım. Doğrusu 2002 değil 2003’müş. Akp’nin Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne tam üye yapma vaadiyle daha çok demokrasi ve insan haklarına saygı manifestoları yazdığı yıllar! Hoş 15 yıl sonra bugün bile aynı vaatleri sıralamakta bir beis görmüyor Reis.

Oysa geldiğimiz noktada modern dünyayla bağlarını neredeyse tamamen koparıp yalnızlaşmış güzel ülkemizde ağır mı ağır bir içine kapanma durumu var. İçine kapanmış, bütün enerjisini 16 yıllık iktidarının devamını sağlamaya harcayan parti devletiyle, baskılarla, cezalarla, yasaklarla sürekli olağanüstü hal yaşatılan bir ülke.

Muhafazakârlaşmakta sınır tanımayan bir toplum. Ekranlarda sil baştan yazılan resmi tarih anlatıları ve dizilerle Abdülhamit’i özleyen, Reis’in işaretini gözleyen, Ankara’daki Saray’ın küçük birer kopyası halinde inşa edilen okullarda niteliksiz eğitime mahkum edilenler…

Mahkûm edilen demişken, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin başına gelenleri ve Boğaziçi demişken ODTÜ’de daha birkaç gün önce yasaklar ve tehditler altında onur yürüyüşü yapan o cesur öğrencileri de anmadan geçmeyelim.
Akademiden sürülmüş akademi, düşünmekten men edilmiş üniversite! Of sıkıldım. Açayım Eurovision’u ve bir sahne şovu daha izleyeyim bari. 10 puanım kendi gibi davranmaktan korkmayana, cesur olana, farklı olana. 12 puanımsa ‘tamam, sıkıldık, yeter, değiştireceğiz’ diyen gençlere.

Gençler, tek bir oyla değişecek her şey ve tek bir kedi bile trafolara giremeyecek bu kez emin olun. Bunu hep beraber başaracağız. Everyway that we can…

Financial Times, Türkiye’deki enflasyonu yazdı

Türkiye’de enflasyon yükselirken doların TL’ye karşı yeni bir rekor kırması yurt dışında da dikkat çekti.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, “Türkiye’nin para birimi, Perşembe günü verilerin enflasyonu Aralık’tan bu yana en yüksek düzeyde göstermesinin ardından rekor düşük düzeye geriledi” diye yazıyor.

Liranın yılın başından bu yana yüzde 10’a yakın değer kaybettiğinin altını çizen gazete, yıllık enflasyonun ise beş aylığın en yüksek düzeyi olan yüzde 10.85’e çıktığını belirtikten sonra şu yorumu yaptı:

“Veriler, birçok iktisatçının, liranın zayıflamasının, enflasyonu körükleyerek potansiyel bir değer kaybı sarmalı için sahne hazırlayacağı yönündeki kaygılarına vurgu yapıyor. Birkaç analiste göre, Türk hükümetinin Haziran ayı erken seçim öncesi harcamaları artıracak bir dizi kararı alması, ateşi körükledi.”

FT, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın enflasyonu yüzde 5’lik hedefe yaklaştırma çabası ile geçen ay başlıca politika faizlerinden birini yükselttiğini ancak bunun sadece kısa bir rahatlama sağladığını da yazdı. (ANKA)

Ekonomi dikiş tutmuyor!

24 Haziran’a doğru hızla yol alırken, ekonomi de raydan çıkmak üzere. Nisan ayı tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 1.87 arttı. Enflasyonun artık dikiş tutmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Sırf enflasyon mu? Dolar bu satırlar kaleme alınırken 4.20’ye dayanmıştı. Gösterge faiz, yani 2 yıllık devlet tahvilinin getirisi de 15’e sıçramıştı… İşsizliğin tek hanelere kolay kolay inmeden yüzde 10’un üzerine demir attığı da zaten biliniyordu.

İsterseniz son enflasyon rakamlarını alışıla geldiği üzere 10 maddede değerlendirelim.

1- Nisan ayı enflasyonu yüzde 1.87 gelince, son 1 yılın enflasyonu da yüzde 10.85’e sıçradı. Bu durumda 2018’in ilk 4 ayında tüketici fiyatları yüzde 4.69 artmış oldu. Böylelikle, “2018’de enflasyon inişe geçecek” iddiasının dayanağı bulunmadığı kanıtlandı.

2- Enflasyonu farklı göstergelerle izleyip, mevsimsel dalgalanmaların fazlaca etkilediği kalemleri ayıklayarak, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabileceği düşünülüyor. Bu kapsamda Türkiye İstatistik Kurumu’nun yakından izlediği B endeksi (işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç) ve C endeksi ( B’ye bir tek gıdayı ekliyor) sırasıyla aylık yüzde 2.27 ve yüzde 2.63 arttılar. Son 1 yılın değişimleri de yüzde 11.61 ile yüzde 12.54 düzeyinde manşet enflasyonun (yüzde 10.85) üzerinde gerçekleşti. Üzgünüz ki, hükümet yetkililerine buradan da bir teselli fırsatı yaratmadı.

3- Enflasyonda döviz kuru geçişkenliğinin, yani döviz kurundaki değişimin fiyatlara yansımasının etkileri görülmeye başladı. Bu etki genelde yüzde 15 varsayılıyordu. Yani döviz kurunun yüzde 10 değer kaybı enflasyonu yüzde 1.5 yukarı çekiyordu. Geçtiğimiz yıl Merkez Bankası, yüzde 15 gibi sihirli bir oran bulunmadığını, ekonomide ısınma dönemlerinde yüzde 25’ler bile görülürken, soğuma sırasında bu oranın yüzde 10’a inebileceğini söylemişti. O zaman durum daha da vahim: Madem ekonominin motoru KGF kredileri benzer uygulamalarla aşırı ısındırıldı, şimdi döviz kuru enflasyonu daha fazla hoplatacak.

4- 2017’de Mayıs-Eylül arası 5 aylık dönemde tüketici fiyatları toplam yüzde 1.50 oynamış, aylık ortalama artış yüzde 0.30’da kalmıştı. Bu da önümüzdeki aylarda baz etkisinin, yıllık enflasyonu daha da yukarı taşıma tehlikesinin bulunduğunu gösteriyor.

5- Yıllık üretici fiyat endeksi (ÜFE) de, 2018 Nisan’da yüzde 2.60 arttı. Bu sonuç yıllık ÜFE’yi yüzde 16.37’ye taşıdı. Ara mallarında ise, yıllık değişim yüzde 20.43’ü buldu. Bunların anlamı, önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonu dinamiğiyle, yurttaşın cebini daha fazla yakacak sonuçların ortaya çıkacak olmasıdır.

6- Fiyatı, aylık en çok artış gösteren maddelere hızla bir göz atınca, ceket yüzde 28.52, elbise yüzde 26,96 dikkat çekiyor; pekâlâ onları bir geçelim, eskilerle idare edelim diyebilirsiniz. Bir salata sever olarak benim için maruldaki yüzde 20 sıçrama çok kritik. Tatil geliyor, yurt dışı turlara bir bakmaya niyetlenirseniz, artış yüzde 13.64; bari yurt içine döneyim derseniz, yüzde 10.75; beni sadece Umre ilgilendirir diyen muhafazakar yurttaşın durumu da parlak değil: Değişim yüzde 11.30. “Bunlar benim neyime, soğan-ekmekle idare ederim” mesajı veren kanaatkâr kesime dahi iyi bir haber yok, kuru soğan yüzde 8.92 fırlamış.

7- Bu arada 30 Nisan Pazartesi günü Enflasyon Raporu açıklandı. Fiyat istikrarını sağlamakla sorumlu Merkez Bankası’nın (MB) 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 8.40. Anlaşılan başka bir alemde, moda ifadeyle “alternatif gerçeklik” ortamında yaşıyorlar. Ne var ki, onlar da enflasyonun yükseliş trendini itiraf ediyorlar. MB 2018 tüketici fiyatları için, Ekim 2017’de yüzde 7, Ocak 2018’de yüzde 7.9 öngörüsünde bulunurken, şimdi oranı yüzde 8.40’a çekiyorlar. Bu arada 30 Nisan’da erişime açılan IMF Gözden Geçirme Raporu da, 2018’de yüzde 10.9’luk bir tüketici enflasyonu öngörüyor

ekonomi-dikis-tutmuyor-459463-1.

8- Hatırlanırsa geçtiğimiz hafta Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi’nden verdiği faizleri 75 puan yukarı çekerek, yüzde 13.50’ye yükseltmişti. Bir an için “faizler enflasyonun nedenidir” tezi unutuldu. Çünkü bu faizlerin doları gemleyeceği, ekonomi soğutma etkisinin 3-6 ay arasında, seçim sonrasında ortaya çıkacağı düşünülüyordu. O zaman da, “At bir kez daha Üsküdar’ı geçmiş” olacaktı. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı!

9- Çünkü açıklanan dış ticaret rakamları bir kez daha vahim tabloyu ortaya koydu. Hükümet “ihracat patladı” hamasetiyle övüne dursun, martta ihracat yüzde 12.7 artışla 21.4 milyar dolara yükseldi. Böylelikle mart dış ticaret açığının 5.9 milyar dolara, yılın ilk üç ayında da 20.7 dolara çıktığı anlaşıldı.

10- Arkasından Binali Yıldırım’ın, “her dini bayramda emeklilere 1000 TL ikramiye” müjdesi geldi. Bu vaadin yıllık tutarı 24 milyar TL’yi buluyor. IMF’nin yüzde 3.3 öngördüğü bütçe açığını otomatikman yüzde 0.77 yukarı çekiyor. Yanlış anlaşılmasın, bizim emekli yurttaşlarımızın cebine konacak paradan bir şikâyetimiz olmaz. Ne var ki, yıllarca küresel sermayeye “mali disiplin” üzerinden mesaj verenler açısından sorun yaratabilir. Nitekim piyasaların halinden durum anlaşılıyor. Özetle, döviz kurunu, faizi, enflasyonu dizginleyemeyen AKP’nin tırmanan bütçe açığıyla birlikte son kalesi de çöktü.

Abdulkadir Selvi, Erdoğan’ın yeni planını yazdı: Birçok isim

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni planının Bakanlar Kurulu ve parti yönetiminde ciddi bir değişikliğe gitmek olduğunu iddia etti.

Selvi, “Erdoğan’ın yeni oyun planı” başlığıyla bugün yayımlanan yazısında, “Erdoğan 2019 seçimlerine farklı bir strateji ile hazırlanıyor. Şimdiye kadar olan süreyi AK Parti’de değişim dönemi olarak değerlendirdi. Yerel yönetimlerde ve teşkilatlarda köklü değişiklikler yaptı. Böylece metal yorgunluğundan diriliş aşamasına gelindi. Bu arada MHP ile ittifakı gerçekleştirip en önemli adımlardan birini attı. AK Parti’yi 2019 seçimlerine taşıyacak olan kadroların seçiminde iki aşama kaldı. 1- Büyük kongrede yeni MKYK seçilecek. 2- Bakanlar Kurulu değişecek. Bakanlar Kurulu’nda ve parti yönetiminde önemli değişiklikler bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın 2019 planının ikinci ayağında ekonominin yer aldığını söyleyen Selvi şöyle devam etti: “Dikkatinizi çektiyse son zamanlarda Erdoğan’ın konuşmalarında ekonomi daha ağırlıklı olarak yer almaya başladı. Seçimi kazanmanın yolunun ekmeği büyütmekten geçtiğini biliyor. O nedenle 2018 yılını icraat, büyüme ve istihdam yılı olarak ilan etmişti. Ekonomiyle ilgili çalışmalar hızlandı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin hazırladığı süper teşvikler Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Erdoğan’ın katılacağı bir programla açıklanacak. 7 sektörü esas alan proje bazlı teşviklerin toplamı 130 milyar TL.”

Yazının tamamı