Saray Ekibi!

İtiraf edeyim, Muharrem İnce’nin aday olmasını.. Olsa da böyle bir performans göstermesini beklemiyordum. Yanılmışım.

Kılıçdaroğlu, partideki rakibini aday gösterdi. Çok kritik bir eşiği, çok önemli bir adımla aştı.

Muharrem İnce de, dostunu düşmanını şaşırttı.

Yandaş medyaya, AKP’nin kurmaylarına bakıyorum da.. Muharrem İnce’ye karşı politika üretemiyorlar. Muharrem İnce’yi “neresinden tutacaklarını” bilemiyorlar! Nereden ve nasıl saldıracaklarını kestiremiyorlar. Alevi değil. Kavgacı değil. Hem Kürtler’e mesaj veriyor, hem ulusalcılara. Ezan okunurken susuyor. Kendisiyle de Erdoğan’la da alay edebiliyor.

Yandaş / yanaşma medya ne yapsın! Hiçbir şey bulamayınca, “ekibi yok” teşhisine sarıldı. İnce’nin ekibi yokmuş. Ekonomide, dış politikada, kültür – sanatta danışmanlarının kim olduğu belli değilmiş. Falan filan.

Bunları yazıp söyleyenlerin Saray danışmanlarını gördüğü yok herhalde!

Malum, Erdoğan’ın -son dönemin en mayınlı alanı- ekonomide danışmanları çok ilginç isimler.

Yiğit Bulut’u defalarca yazdım. Sizler de yakından biliyorsunuz. Tekrarlamaya gerek yok.

Son günlerde adı öne çıkan Cemil Ertem’e gelince..

Hazret, daha Mart sonunda yaptığı tespitle tarihe geçti: “Dolar 4’e çıktı algısı yanlış. 3.85’in üzerindeki çıkışlar oldukça spekülatif çıkışlar. Dalgalı kurda temellere uygun dengeye geleceğiz.”

Geldik beyefendi. Bu sözlerin üzerinden sadece bir buçuk ay geçti. Ama dolar, sizi duymamış olacak, 4.50 dolaylarında salınıp duruyor!

Bu “başdanışman” bey, Erdoğan’ın son İngiltere ziyaretini de aynı ferasetle takdim etti. Ona göre,”ziyaret ve özellikle iş çevreleriyle yapılan toplantı bazı “merkezleri” oldukça rahatsız” etmiş!

O ziyaret sırasında doların uçtuğunu.. Bunda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok sayan görüşlerinin de payı olduğunu.. Zaten gerek BBC gerekse Bloomberg yayınlarındaki soruların bile Türkiye’nin halini ortaya koyduğunu fark etmemiş.

* * *

Yüksek irtifada oksijen azlığından görüş bulanıklaşır ya! Bu beyefendilerde de öyle oluyor anlaşılan. Aşağıdaki satırlar da Erdoğan’ın muhteşem ekibinden Cemil Ertem Bey’e ait:

Erdoğan, hem iş çevreleriyle yaptığı toplantıda hem de sonrasında gerçekleşen canlı yayında, bütün sorulara içtenlikle cevap verdi; dileyen dilediğini sordu.”

Bizim buralarda iş çevreleri de gazeteciler de soru sormayı bilmiyor herhalde. Baksanıza, dileyen dilediğini sorabilirmiş.. Sorunca da Erdoğan içtenlikle cevap verirmiş.

Fotoğraf bu konuda size net bir fikir verecektir. Erdoğan Londra’da, özenle seçilip heyete dahil edilmiş Türk gazetecileri toplamış. O anlatmış, gazeteciler dinlemiş. Elbette “içtenlikle”!!!

* * *

Saray’ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, bu tabloya bakıp da “hakikaten bizimkiler elin İngilizi gibi soramıyor azizim” diye iç geçirmiş midir? Bilemem.

Kendisinin ekonomik alandaki liyakatı hakkında da bir fikrim yok.

Elbette, ekipce Türkiye’yi getirdikleri ekonomik / toplumsal yıkıma bakıp bir fikir sahibi oluyoruz. O ayrı!

Merak ettiğim, “nasıl bir insan” Türkiye’de medyaya / emekçilere / iş dünyasına yönelik baskının farkında olmaz? “Nasıl bir insan” bir an olsun durup “yahu sahiden Türkiye’de Erdoğan’a neden dileyen dilediği soruyu soramıyor” diye düşünmez? “Nasıl bir insan” inşaat sektöründen başka umudu kalmamış bir ülkede işlerin yolunda gittiğini, İngilizler’in, Kraliçe’nin falan bizi takdir ettiğini zanneder?

Geçiniz.

Muharrem İnce’nin de böyle bir ekibi olacaksa hiç olmasın daha iyi!!

* * *

Saray ekibi ekonomiyi yönetemiyor, dış politika danışmanları çoktan pert oldu da Erdoğan siyasette toz mu attırıyor! Hadi canım siz de!

Hürriyet’te Nuray Babacan’ın -iç sayfalara küçücük sıkıştırılmış- müthiş haberi siyasi danışmanların nerelere / ne hallere geldiğini anlatıyor:

“İktidar partisi, seçim çalışmalarında vatandaşın nabzını tutmak ve ona göre politika geliştirmek için ‘anlık-günlük strateji’ belirleyecek.Tüm söylemler ve alınan kararlar, telefon anketiyle halka sorulacak. Kampanya boyunca kullanılacak söylem ve başlıklar, günün gelişen koşullarına, muhalefetin kullandığı dile ve gündem oluşturacak konulara göre belirlenecek. Yapılan konuşmaların ve geliştirilen söylemin ‘sosyal kırılganlık algısı’ anlık ölçülecek. Ona göre politika değiştirilecek veya geliştirilecek.”

* * *

Dünyada para bolken.. AB Erdoğan’ı desteklerken.. Liberaller, Gülen’le birlikte AKP’nin değirmenine su taşırken.. Bu ülkenin vatandaşlarının alın teriyle, vergisiyle yaratılmış ne kadar fabrika / tesis / banka varsa haraç mezat satılıp parasıyla gösteriş yapılırken.. Erdoğan’ı ASRIN LİDERİ diye takdim etmek kolaydı.

Hadi bakalım, şimdi “anlık politikalarla yürümeye çalışan” partiyi ve liderini parlatın da görelim!

Ha bir de Cemil Ertem parlatayım derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkında söyledikleri bugün tam da çağdaş bilimsel iktisat teorisinin konusudur. Aksi iddialar da bilim dışı safsatadan ibarettir” demez mi!

Ekonomistler bir gül bir gül..

Nohuta artık kıyma bile koyamayan vatandaş bir gül bir gül..

O kadar olur yani!

İnce: 24’ünde cumhurbaşkanı olayım, 25’inde dolar düşecek

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyası kapsamında Kırklareli’nde konuşuyor. İnce, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın İngiltere temaslarını değerlendirirken, “Erdoğan İngiltere’de 3 gün kaldı, 16 yıl içinde bir ilde 3 gün kaldı mı; ne konuştunuz orada?” diye sordu.

1 yıldır Türkiye’de ABD’nin büyükelçisi olmadığını ilişkilerin katip düzeyinde sürdüldüğüne dikkati çeken İnce, “24 Haziran’da temaslar büyükelçi düzeyinde olacak. Şam’da da olacak” dedi.

Bugün Erdoğan’ın da katılacak Yenikapı’da düzenlenecek Kudüs mitingine değinen İnce, “Boykot yok, anlaşma iptali yok, Mavi Marmara için alınan paraları iade etmiyor, ne yapıyor miting yapıyor; miting Filistin için değil seçim için” tepkisini gösterdi.

İç fıstığın kilosunun 200 lirayı aşmasını değerlendiren İnce, Tarım Bakanı’na tepki gösterdi. İnce, Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya “Vicdansız” diyerek, “Antep fıstığı ithal edilir mi?” dedi.

İnce seçim çalışmaları kapsamında Kırklareli’nde konuştu:

“Ey aziz Türk milleti, kandırılma. O kandırılıyor olabilir, onu kandırıyor olabilirler. Sen oynanan filme kanma. 2 sene geçmiş üstünden daha istememiş bile.

Sayın Erdoğan Londra’ya gitti. Londra’da 3 gün kaldı. Şimdi size soruyorum, sayın Erdoğan Anadolu’da veya Trakya’da 16 yıl içinde, 3 gün bir şehirde kaldı mı? 3 gün İngiltere’de ne konuştunuz?

F-35 uçaklarını 6 senedir ABD’den istiyoruz. Parasını veriyoruz, uçağı vermiyor. Bu uçakların en belirgin özelliği, helikopter gibi yukarıdan aşağıya inebilmesi. Parasını verdiğimiz halde F-35’leri 6 senedir vermiyorsunuz? Bu soru 2.

Soru 3. Neden 6 senedir vermediğini uçakları, seçimden 3 gün önce veriyorsunuz? Sizin gözünüzü boyamak için aziz Türk milleti.

Tam 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Türkiye, ABD’nin gözünde bir katiple idare edilecek bir ülkedir. Daha ilginci, Türkiye’nin Şam’da büyükelçisi yoktur. Yıllardır yok. 4 milyon Suriyeli Türkiye’de. Suriyelilere 40 milyar dolar harcamışız. Ama Suriye’de elçimiz yok. Nasıl çözeceğiz bu sorunları? 40 milyar dolar paramız gitmiş. Ev yapsak 2 milyon ev yapıyor. Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğunda, ABD ile ilişkiler büyükelçilik düzeyinde olacak. Suriye’de büyükelçimiz olacak. Bağımsız, onurlu, başı dik. Böyle çözeceğiz sorunları.

Bugün sayın Erdoğan miting yapıyor Filistin’le ilgili. Hiçbir itirazım yok. AK Parti Genel Başkanı’na yardımcı olmak istiyorum. Milletimizin önünde söz veriyorum. İsrail mallarını boykot edecek misin? Hayır. Anlaşmaları iptal edecek misin? Hayır. Mavi Marmara için aldığın 20 milyonu geri verecek misin? Hayır. Sadece miting yapacağım diyor. Miting Filistinliler, Müslümanlar için değil. O miting seçim içindir.

2008’den bu yana her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 lira emekli maaşı var. Türkiye’de en düşük emekli maaşıyla en yüksek maaş arasındaki fark 9 kat oldu. Finlandiya’da bu 2 kat. Türkiye’de 6500 liraya da var, 840 liraya da var.

Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğunda, hiç üretimi arttırmazsa sadece gelir dağılımını adaletli yapsak, herkesin maaşı 2 katına çıkar.

Yakında bayram geliyor. Bayram deyince aklımıza baklava geliyor. Fıstığın kilosu 220 lira olmuş. Bakan çıkmış böyle olursa dışardan alırız diyor. Fıstığın adı Antep Fıstığı, sende hiç vicdan yok mu? Tarım Bakanı’nın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. İki Trakya büyüklüğünde tarım alanı artık ekilmiyor. Buğday’ın artışı yüzde 11, mazotun artışı yüzde 27. 30 milyar para vermeleri gerekirken tarıma, 12 milyar verdiler. Türkiye Cumhuriyeti çiftçisine borçludur. O borcu bu köylü çocuğu hemen ödeyecek.

AK Partili annelere sesleniyorum. Sizin partiniz mi daha değerli, yoksa çocuğunuz mu? 24 Haziran üniversite sınavı vardı. Size soruyorum, seçimin tarihi mi önemli sınavın mı? Bu ülkenin çocuklarını düşünmeyip, kendi koltuğunuzu düşünüyorsunuz. Bu çocukların sınav tarihlerinden ne istiyorsunuz?

O şeker fabrikalarını alan iş adamlarına sesleniyorum. Sakın güvenmeyin. Yeniden gözden geçireceğiz, bunu herkes böyle bilsin.

Türkiye’de AKP ile birlikte bir örtülü ödenek tartışması başladı. Başbakanlar kullanırdı eskiden. Kanunu değiştirdiler, cumhurbaşkanı da kullanır oldu. Hem Binali Yıldırım, hem Erdoğan kullanıyor. Sıkı durun. 2018’in ilk 4 ayında 747 milyon örtülü ödenek kullanıldı. Nereye kullandın bunu bu kadar? Seçim çalışmalarına mı kullandın, bilelim? Benim cumhurbaşkanlığımda, istihbarat çalışmaları hariç, meclisteki iki büyük partiye göstereceğim örtülü ödenek harcamalarını.

2018’in ilk 4 ayında devlet 324 milyon lira kira ödemiş. Mesela araç kiralamaya 174 milyon harcamış. Nereden bulacaksın diyor parayı? Tasarruf edeceğim işte. Saray yaptın 2 milyar liraya. O paraya 100 bin ev yapılırdı, 100 bin ev.

Anneler size söz veriyorum, çocuklarınız temiz tuvaleti olan okula gidecek. Güven içinde okula gidecekler. Servis zulmü yaşamayacak, sınava girerken ücret ödemeyecek. Çocuklarınız uluslararası sınavlarda sonuncu olmayacak. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Hurafelere değil, bilime hazırlayacağız, bilime. Dindar nesil yetiştirecekmiş, senin haddine mi? Sana mı kaldı? Biz dinimize sadık değil miyiz? Senin dindar veya kindar bir nesil yetiştirmek gibi bir görevin yok ama bu çocuklara matematik öğretme görevin var. Bunu öğreteceksin.

Televizyonlarda tezek diyen, pislik diyen, çukur diyen bir cumhurbaşkanı değil, gelecekten bahseden bir cumhurbaşkanı olacak. 24’ünde cumhurbaşkanı olayım, 25’inde dolar düşecek, bundan emin olun. Neden düşecek? Uluslararası piyasalara güven vereceğiz. Bağımsız mahkemelerin olduğu bir Türkiye diyeceğiz. Merkez Bankası Başkanı’nı CHP Genel Merkezi’ne çağırmayacağız. Ekonomi Bakanı, kur artışını takmıyorum diyor. Ekonomi ciddi bir iştir, böyle bir şey diyebilir mi ekonomi bakanı? 2022’de olması gereken dolar seviyesi 2018’de gelmiş, uçuruma gidiyoruz. Buradan başı dik, onurlu, millete sevdalı bir politikayla çıkabiliriz ancak. Emin olun bunu başarabiliriz.”

Yandaşlara uyarı: Haftaya kanalın önündeyim!

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, kendisine uygulanan medya sansürüne bir kez daha tepki gösterdi ve “Konuşmamı canlı yayında vermeyen kanallarının önünde haftaya miting yapacağım” ifadelerini kullandı. Amasya’da miting yapan İnce, konuşması sırasında bazı televizyonların canlı yayını kestiği haberinin gelmesi üzerine, “Dünyanın neresinde medya varsa röportaj yaptı. Bizim medya korkuyor gelemiyor. Şimdi Amasya’dan söylüyorum. Bu mitingi vermeyen hangi kanalsa önünde miting yapacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı olunca üç ay içinde yargıyı bağımsız ve tarafsız olarak yeni baştan düzenleyeceğini aktaran CHP adayı, ekonomideki son durumu ise şu sözlerle değerlendirdi; “Merkez Bankası Başkanı bağımsız, sen onu nasıl parti genel merkezine çağırırsın. Bunu yaparsan dış sermaye sana güvenmez. Dolar 4.50, avro 5.50. Binali Yıldırım’a soruyorlar ‘Dolar ne olacak’ diye? ‘Dolsa ne olur, dolmasa ne olur’ diyor. Ekonomi Bakanı ‘Kurlardaki artışla ilgilenmiyorum’ diyor. Millet fakirleşiyor, sen ilgilenmiyorsun. Bu cıvıklıktan kurtulacağız, devlet adamı olacağız.”

CHP Lideri’nden bağış
Öte yandan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İnce’nin seçim kampanyasına 13 bin lira bağışta bulundu. İnce, Amasyalılardan da seçim kampanyasına destek için açılması zorunlu banka hesabına para yatırmalarını isteyerek, “Benim hemşehride [Erdoğan] para çok, bende para yok. Ateşleyin bakayım ateşleyin” dedi.

Yeni Türkiye

“Yazlık saray için 40 bin ağaç kesildi” haberine erişim engeli geliye.

Gazeteciler hapiste kalıye. Zaten gazeteciler gazetecilik yapmıye.

OHAL’de toptan seçime gidiliye.

Yerli ve milli uçak, araba, ev, TOKİ, UFO, ne varsa zaten otomatik olarak geliye…

Özgürlükler azalıye. Grev yasaklanıyeah. Konvoyun sonu gelmiyeah. Hiçkimse bizi sevmiye. Almanya bizi kıskanıye.

İsrail yine bildiğini okuye. Bizimkiler üç günlük yas ilan ediye. Mavi Marmara ise çoktan satılıye. 20 milyon dolara sus pus oluniye. Dostlar alışverişte göriye.

Döviz çıkdırıye, kimse bir şey yapamıye, Merkez Bankası sessiz kalıye. Kimse bizi tabii ki sevmiye… Giden bir tek bizim yövmiye.

Toplum iyice ortadan bölüniye. Kimse kimseyi dinlemiye, kimseye de güvenmiye, dinlese bile inanmıye. Başımıza gelen hep eğitimsizlikten geliye.

Bizimkiler yalanlarla yaşıye, ekonomiyi söz vererek düzeltiye, Dolar’a yatırım yapan yaya kalıye deniliye ama maalesef olmıyye. İnsan ister istemez üzüliye.

Seçimle gidilirken, giderayak kimsenin kullanmayacağı lüks zırhlı ve konforlu makam arabaları alınıye, neden bu kadar masraf yapılıye?

Altımızda Merso, işler yine terso gidiye… Yerli tohum elden gidiye… Topraklarımız satılıye, geçmediği köprünün geçiş ücretini yine vatandaş ödiye. Bir de bununla gurur duyuliye…

Koylar imara açılıye, imar affı geliye, çalanın, çırpanın, orman yakanın yanına kar kalıye… Oylamalarda herkes pişkince sırıtıye…

Meclis güçten düşüye, hiçbir şeyi araştırmak istemiye, çoluk çocuk sefil oluye, bir sürü hayat kararıp gidiye…

Baştakiler her şeye kızıye. Yıllar önce tekme atan Yerkel özür diliye, sanki rüzgarın yönü değişiye…

Anneler gününde Tünel’e dantel kaplanıye, bunun ihalesinin ekmeğini kim yiyiye? Yol kenarlarını sevimsiz saksılar süsliye…

Meydanlar betona teslim oliye. Örovizyona bizden kimse katılamıye, bakanlarımız dövize zaten tavır koyiye…

Medya iyice sütlaca döniye. Gazeteciler işlerinden çıkarılıye, zaten herkes kısa yoldan zengin olmak istiye…

Benzine mazota sürekli zam geliye, çalışanın maaşı gün geçtikçe eriye, kimse bunları hak etmiye…

Seçimlere doğru normalde istifa etmesi gereken kimse istifa etmiye. İnsan iyice kıllanıye, bunlar acaba oy mu çalıye… Durduk yerde bıyıklı bir bakan çıkıp “Bir trafo tartışması, elektrik kesintisi başlamamalı” diye açıklama yapıye. Neden bunu şimdi yapıye?

YSK zaten “Sıkıntı yok, neden sıkıntı çıkmadan bizi darlıyorsunuz” diyiye. Ben en çok onlara güvenmiye. Gün geliyor “Güvenli olsun” diye zarf mühürliye, ertesi gün gelip “Ya o mühüre filan gerek yok” diyiye… Sana kim inanıye?

Devletin ajansı acayip haberler yapıye. yükselen dövize “Dolar 4.29’a geriledi” diyiye, e ben sana nasıl inanıye? Dolar son bir ayda 3.98^’d’den 4.29’a geriliye. Ben gerim gerim geriliye.

Her yağmurda meydanlar sel oliye, dere yataklarına yapılmış evleri su basıye, gariban vatandaş da buna Allah’ın işi diyiye…

Erkekler kadınlar için AVM açıye, kimse buna şaşırmıye. Adam gibi adam, adam gibi kadınlar yetişiye…

Evren Paşa işkenceyi kabul etmiye, bakanımız kurdaki artışı kabul etmiye, inanmayarak bir hayat geçiye.

Başbakan yardımcısı seçim sonrası “Gerçek iktidar Haziran ayının 24’ünde belli olacaktır… Onlar rüya görüyorlar, 24 Haziran bu rüyaların kabusa döndüğü yeni bir gün olacaktır” diye millete kabus vaadediye… Kimse bu uykudan uyanamıye.

Peki sen söyle güzel abim, güzel ablam: Boşa geçen ömre ne deniye?

Dolar/TL 4,16’yı gördü!

Dolar/TL kuru, Standart & Poors’un (S&P) Türkiye’nin notunu düşürdüğünü açıklamasının ardından yükselişini sürdürüyor.

Güne yükselişle başlayan kur, saat 14.40 itibarıyla 4,1645 seviyesinden işlem görüyor.

S&P’NİN KARARI NEYDİ?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P), Türkiye’nin yabancı para cinsi kredi notunu, bozulan mali disiplin ve yüksek seyreden enflasyonu gerekçe göstererek bir basamak düşürdü.

Türkiye’nin kredi notu BB seviyesinden BB- seviyesine çekildi ve notun görünümü durağan olarak belirlendi.

S&P’den yapılan açıklamada, “Notun düşürülmesi, krediye bağımlı biçimde büyüyen ve aşırı ısınan Türkiye ekonomisinde sert iniş riskine işaret ediyor” dendi.

2017’de %7,4 büyüyen Türkiye ekonomisi için S&P’den “Özel sektörden sıkıntı sinyalleri gelmeye başlamış durumda. Ülkeden sermaye çıkışı ve TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi bu trendi hızlandırabilir” dendi.

CARİ AÇIK VE BÜTÇE AÇIĞI VURGUSU

Ülkenin toplam borç yükünde kısa vadeli borçların ağırlığının artması da risk unsuru olarak yorumlandı.

Cari açık ve bütçe açığında görünümün kötüye gittiğini ifade eden S&P, Merkez Bankası’nın siyasi baskılarla mücadele ettiğini de ifade ederek enflasyon hedefinin 2012’den bu yana tutturulamadığına dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre enflasyon yüzde 10 seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın yılsonu için belirlediği hedef ise yüzde 5.

Piyasalar panik içinde: Sanayide alarm sesleri

Ekonomide üst üste kötü veriler gelmesi, hükümetin ekonomideki bozulma nedeniyle erken seçim kararı aldığına dönük algıyı güçlendirdi. Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nin kritik eşik olan 50 seviyesinin altına inmesi, sanayide endişenin büyüdüğünü ve çarkların durma noktasına geldiğini gösterdi. İstanbul’un nisan enflasyonunun yüzde 1,66’ya ulaşması, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan enflasyonunun da yüksek çıkacağı endişesini güçlendirdi.

Bunun yanında, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin Türkiye’nin kredi notunu indirmesi de eklenince lirada erime hız kazandı. Dolar 4 lira 16 kuruşu geçerken, avro yine 5 liraya yükseldi. Borsada kayıplar yüzde 1’e dayandı.

Son 24 saat içinde piyasalarda şok dalgası yaşanmasına neden olan ekonomik gelişmeler şöyle sıralandı:

İstanbul’da fiyatlar yine yükseldi
» İstanbul Ticaret Odası verilerine göre, İstanbul’da nisan ayında perakende fiyatlar yüzde 1,66, toptan fiyatlar da yüzde 1,94 arttı. Nisan ayında giyim harcamaları kadın giyimi grubunda yer alan elbise, yüzde 32,98 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu. İstanbul’un enflasyonunda yaşanan artış, bugün açıklanacak olan Türkiye’nin nisan ayı enflasyon verisinin yüksek geleceği beklentisini güçlendirdi.

Sanayi kritik eşiğin altına indi
» İstanbul Sanayi Odası verileri, Türkiye’de sanayinin alarm seviyesine geldiğini gösterdi. İSO’nun açıkladığı Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) nisanda, mart ayındaki 51.8 düzeyinden 48.9 düzeyine geriledi ve sanayide beklentiler negatife düştü. Endeksteki düşüşte toplam yeni siparişler ve istihdamdaki gerileme etkili oldu. Anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan ekonomist Gabriella Dickens, “Türkiye İmalat PMI, nisan ayında sektörün daha zorlu koşullarda faaliyet gösterdiğine işaret etti. Bu durum toplam yeni sipariş hacmi ve istihdamdaki yavaşlamadan kaynaklandı” dedi.

S&P not indirdi
» Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s (S&P), Türkiye’nin kredi notunu ‘BB’den ‘BB-‘ye, yerli para cinsinden notunu ‘BB+’dan ‘BB’ye düşürdü. Not görünümü ise durağan olarak belirlendi. Kurdaki değer kaybının ve oynaklığın finansal istikrara yönelik bir risk olduğu belirtilerek, Türkiye’deki yüksek enflasyon ile birlikte kötüleşen cari ve mali açık gibi “makro ekonomik dengesizliklere” işaret edildi. Kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin mali pozisyonunun zayıfladığına da dikkat çekilerek, ekonominin aşırı ısındığı vurgulandı. S&P Kıdemli Direktörü Frank Gill, Bloomberg HT’ye yaptığı açıklamada, not indirimi kararının seçimle ilgisi olmadığını söyledi.

Borsa ve lira dipte
Hükümetin erken seçim kararı almasının ardından piyasalarda oluşan geçici iyimserlik de, ekonomideki bozulmanın şiddetlendiğini gösteren verilerle birlikte yerini panik ortamına bıraktı. Yılın başında 120 bin seviyelerine kadar yükselen Borsa İstanbul dün itibariyle 104 binin de altına geriledi. Dolar 4,16 TL’ye çıkarak yeniden rekoruna yaklaştı. Piyasa faizleri de sert yükseldi. Yaşanan şok karşısında hükümet kanadı ise kamuoyuna ekonominin sağlam olduğunu söylemekle yetindi.

Enflasyon beklentiyi aştı, dolar/TL rekor kırdı!

Güne 4.16 seviyesinde başlayan ve enflasyon rakamları açıklanmadan önce 4.17 civarında olan dolar/TL, enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi sonrasında 4.23’ü geçerek rekor kırdı.

Dünyanın aktardığına göre Dolar/TL, haftaya başladığı 4.05’li seviyelerden dün sert yükselişle tarihi zirvesine yaklaştıktan sonra bugün güne 4.16 civarında başladı. Enflasyon rakamlarını açıklanmadan önce 4.17’de olan kur, enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi sonrasında 4.2310’a kadar çıktı.

S&P’nin not indiriminin de etkisiyle dün gece saatlerinde 4.1880’e kadar yükselerek 4.1955 seviyesindeki tarihi zirvesine yaklaşan dolar/TL bu sabah 4.16 civarında güne başlamıştı.

Kur, saat 10.04’de 4,20’den işlem gördü.

Ekonomi dikiş tutmuyor!

24 Haziran’a doğru hızla yol alırken, ekonomi de raydan çıkmak üzere. Nisan ayı tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 1.87 arttı. Enflasyonun artık dikiş tutmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Sırf enflasyon mu? Dolar bu satırlar kaleme alınırken 4.20’ye dayanmıştı. Gösterge faiz, yani 2 yıllık devlet tahvilinin getirisi de 15’e sıçramıştı… İşsizliğin tek hanelere kolay kolay inmeden yüzde 10’un üzerine demir attığı da zaten biliniyordu.

İsterseniz son enflasyon rakamlarını alışıla geldiği üzere 10 maddede değerlendirelim.

1- Nisan ayı enflasyonu yüzde 1.87 gelince, son 1 yılın enflasyonu da yüzde 10.85’e sıçradı. Bu durumda 2018’in ilk 4 ayında tüketici fiyatları yüzde 4.69 artmış oldu. Böylelikle, “2018’de enflasyon inişe geçecek” iddiasının dayanağı bulunmadığı kanıtlandı.

2- Enflasyonu farklı göstergelerle izleyip, mevsimsel dalgalanmaların fazlaca etkilediği kalemleri ayıklayarak, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabileceği düşünülüyor. Bu kapsamda Türkiye İstatistik Kurumu’nun yakından izlediği B endeksi (işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç) ve C endeksi ( B’ye bir tek gıdayı ekliyor) sırasıyla aylık yüzde 2.27 ve yüzde 2.63 arttılar. Son 1 yılın değişimleri de yüzde 11.61 ile yüzde 12.54 düzeyinde manşet enflasyonun (yüzde 10.85) üzerinde gerçekleşti. Üzgünüz ki, hükümet yetkililerine buradan da bir teselli fırsatı yaratmadı.

3- Enflasyonda döviz kuru geçişkenliğinin, yani döviz kurundaki değişimin fiyatlara yansımasının etkileri görülmeye başladı. Bu etki genelde yüzde 15 varsayılıyordu. Yani döviz kurunun yüzde 10 değer kaybı enflasyonu yüzde 1.5 yukarı çekiyordu. Geçtiğimiz yıl Merkez Bankası, yüzde 15 gibi sihirli bir oran bulunmadığını, ekonomide ısınma dönemlerinde yüzde 25’ler bile görülürken, soğuma sırasında bu oranın yüzde 10’a inebileceğini söylemişti. O zaman durum daha da vahim: Madem ekonominin motoru KGF kredileri benzer uygulamalarla aşırı ısındırıldı, şimdi döviz kuru enflasyonu daha fazla hoplatacak.

4- 2017’de Mayıs-Eylül arası 5 aylık dönemde tüketici fiyatları toplam yüzde 1.50 oynamış, aylık ortalama artış yüzde 0.30’da kalmıştı. Bu da önümüzdeki aylarda baz etkisinin, yıllık enflasyonu daha da yukarı taşıma tehlikesinin bulunduğunu gösteriyor.

5- Yıllık üretici fiyat endeksi (ÜFE) de, 2018 Nisan’da yüzde 2.60 arttı. Bu sonuç yıllık ÜFE’yi yüzde 16.37’ye taşıdı. Ara mallarında ise, yıllık değişim yüzde 20.43’ü buldu. Bunların anlamı, önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonu dinamiğiyle, yurttaşın cebini daha fazla yakacak sonuçların ortaya çıkacak olmasıdır.

6- Fiyatı, aylık en çok artış gösteren maddelere hızla bir göz atınca, ceket yüzde 28.52, elbise yüzde 26,96 dikkat çekiyor; pekâlâ onları bir geçelim, eskilerle idare edelim diyebilirsiniz. Bir salata sever olarak benim için maruldaki yüzde 20 sıçrama çok kritik. Tatil geliyor, yurt dışı turlara bir bakmaya niyetlenirseniz, artış yüzde 13.64; bari yurt içine döneyim derseniz, yüzde 10.75; beni sadece Umre ilgilendirir diyen muhafazakar yurttaşın durumu da parlak değil: Değişim yüzde 11.30. “Bunlar benim neyime, soğan-ekmekle idare ederim” mesajı veren kanaatkâr kesime dahi iyi bir haber yok, kuru soğan yüzde 8.92 fırlamış.

7- Bu arada 30 Nisan Pazartesi günü Enflasyon Raporu açıklandı. Fiyat istikrarını sağlamakla sorumlu Merkez Bankası’nın (MB) 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 8.40. Anlaşılan başka bir alemde, moda ifadeyle “alternatif gerçeklik” ortamında yaşıyorlar. Ne var ki, onlar da enflasyonun yükseliş trendini itiraf ediyorlar. MB 2018 tüketici fiyatları için, Ekim 2017’de yüzde 7, Ocak 2018’de yüzde 7.9 öngörüsünde bulunurken, şimdi oranı yüzde 8.40’a çekiyorlar. Bu arada 30 Nisan’da erişime açılan IMF Gözden Geçirme Raporu da, 2018’de yüzde 10.9’luk bir tüketici enflasyonu öngörüyor

ekonomi-dikis-tutmuyor-459463-1.

8- Hatırlanırsa geçtiğimiz hafta Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi’nden verdiği faizleri 75 puan yukarı çekerek, yüzde 13.50’ye yükseltmişti. Bir an için “faizler enflasyonun nedenidir” tezi unutuldu. Çünkü bu faizlerin doları gemleyeceği, ekonomi soğutma etkisinin 3-6 ay arasında, seçim sonrasında ortaya çıkacağı düşünülüyordu. O zaman da, “At bir kez daha Üsküdar’ı geçmiş” olacaktı. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı!

9- Çünkü açıklanan dış ticaret rakamları bir kez daha vahim tabloyu ortaya koydu. Hükümet “ihracat patladı” hamasetiyle övüne dursun, martta ihracat yüzde 12.7 artışla 21.4 milyar dolara yükseldi. Böylelikle mart dış ticaret açığının 5.9 milyar dolara, yılın ilk üç ayında da 20.7 dolara çıktığı anlaşıldı.

10- Arkasından Binali Yıldırım’ın, “her dini bayramda emeklilere 1000 TL ikramiye” müjdesi geldi. Bu vaadin yıllık tutarı 24 milyar TL’yi buluyor. IMF’nin yüzde 3.3 öngördüğü bütçe açığını otomatikman yüzde 0.77 yukarı çekiyor. Yanlış anlaşılmasın, bizim emekli yurttaşlarımızın cebine konacak paradan bir şikâyetimiz olmaz. Ne var ki, yıllarca küresel sermayeye “mali disiplin” üzerinden mesaj verenler açısından sorun yaratabilir. Nitekim piyasaların halinden durum anlaşılıyor. Özetle, döviz kurunu, faizi, enflasyonu dizginleyemeyen AKP’nin tırmanan bütçe açığıyla birlikte son kalesi de çöktü.

Sarıbal: Benzersiz bir kriz geliyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, iktidarın ‘masallarına’ rağmen Türkiye’nin ekonomik krize doğru sürüklendiğini, söz konusu krizin 1994 ve 2001 yıllarında gelen krizlerden farklı ve daha ağır sonuçları olacağını söyledi.

Sarıbal, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü olduğunu anımsatarak, basın emekçilerine özgürlük temennisinde bulundu. Bazı üniversitelerin bölünmesinin öngörüldüğü tasarıya da değinen Sarıbal, tarihsel belleğini yitiren üniversitelerin, niteliklerini de yitireceklerini söyledi. Sarıbal, “Yeni üniversitelere ‘evet’ ancak üniversitelerin bölünmesine karşıyız” ifadesini kullandı.

Yapılan son düzenlemeler sonucunda, nüfus müdürlüklerinin işlerinin arttığını, buna karşın personel ve mekân sıkıntısı yaşandığını anlatan Sarıbal, bu sorunun giderilmesi gerektiğini vurguladı.

Sarıbal, 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de, gübre ve gübre hammaddelerine ilişkin karar yayımlandığını hatırlatarak, bu maddelere ÖTV getirildiğini ve çiftçiler için ek bir masraf oluştuğunu söyledi.

Dolar bazında küçüldük
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) 2017’de yüzde 7,4 büyüdüğünün açıklandığını, ancak milli gelirin dolar bazında azaldığına değinen Sarıbal, “2016’da 863 milyar dolar olan GSYH, 2017’de 851 milyar dolara geriledi. Kişi başına düşen gelir 2016’da 10 bin 883 dolar iken 2017’de 10 bin 597 dolara düştü” diye konuştu. Türkiye’nin döviz açığının da büyüdüğüne ve cari açığın 47,1 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Sarıbal, cari açığın sıfır olması gerektiğini kaydetti.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de değinen Sarıbal, “AKP ve saray iktidarının masallarına rağmen gelmekte olan ekonomik kriz, ne 1994 ne de 2001 krizine benzememekte” iddiasında bulundu.

Dolar/TL’de yeni rekor!

ABD’de açıklanan imalat PMI verisi sonrası dolar, enflasyon verisi sonrası gördüğü 4.2310 tarihi rekoru da aşarak 4.2366 lira ile yeni tarihi rekor düzeye tırmandı

Enflasyon sonrası 5.0709 lirayı gören euro, 5.04 – 5.05 lira aralığına döndoükten sonra, ABD vedisiyle yeniden 5.06 lirayı geçti.

Euro/dolar paritesi de günlük yüzde 0.15 artışla 1.19 – 1.20 düzeyinde seyrediyor.

Dolarda önceki tarihi rekor önceki hafta çıktığı 4.1938 lira düzeyindeydi. Aynı hafta, euro da 5.1941 lira ile tarihi rekor düzeye yükselmişti.

Borsa İstanbul Endeksi (BİST100) güne 104 bin 735 puan ile yatay başladıktan sonra, yüzde 1.25 düşüşle 103 bin 419 puana kadar geriledi.