İngiltere, Fransa ve Almanya’dan ABD’ye mektup: ‘İran’a yaptırımlardan bizi muaf tut’ dediler

İngiltere, Fransa ve Almanya’nın ABD’ye yolladıkları mektupta İran’a karşı uygulanacak yaptırımlardan Avrupalı şirketlerin muaf tutulmasını istedikleri belirtildi.

Bir süre önce ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmuş ve İran’la ticaret yapan şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanmasının önünü açmıştı. ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya gönderildiği belirtilen mektupta, İran’ın uluslararası para transferi yapılmasına olanak tanıyan SWIFT sisteminden çıkarılmaması da istendi.

Avrupa harekete geçiyor
Bu arada Avrupa Komisyonu, ABD’nin Avrupa çelik ve alüminyum ürünlerine getirdiği gümrük vergilerine misilleme olmak üzere, Avrupa Birliği’nin de temmuzdan itibaren belirli Amerikan mallarına ek vergi uygulamaya hazır olduğunu açıkladı.

AB üyeleri, Washington’un attığı adımın yasal olmadığı görüşünde olan Komisyon’un, karşılık olarak 2.8 milyar avro (3.3 milyar dolar) değerinde Amerikan ihraç malına yeni vergi getirmesine toplu destek veriyorlar.

Komisyon üyesi Maros Sefcovic dün yaptığı basın toplantısında, “Komisyon gerekli prosedürü üye ülkeler ile eşgüdüm içinde haziran sonundan önce tamamlamayı ve böylece yeni vergilerin Temmuz’da uygulamaya girmesini öngörüyor” dedi.

Fransa’dan İran’a ‘kırmızı çizgi’ uyarısı
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ABD’nin İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası uranyum zenginleştirme planlarını açıklayan Tahran’a, “kırmızı çizgiyi aşmak üzere” olduğu uyarısında bulundu.

Europe 1 radyosuna konuşan Le Drian, “Kırmızı çizgiye yaklaşmak her zaman tehlikelidir” diyerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası anlaşmayı kurtarma planlarının değişmediğini vurguladı.

Le Drian’ın değerlendirmeleri, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile önceki gün görüşen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun nükleer anlaşmaya dair açıklamalarının ardından geldi.

Dolar güne nasıl başladı?

Dolar/TL, dün son 2 haftadaki en düşük seviyesi olan 4.4477’ye kadar gerilekten sonra günü 4.47 civarında tamamlamış ve TL dün dolar karşısında yüzde 2 civarında değer kazancı ile benzer para birimlerinden pozitif ayrıştı. ancak sonrasında Dolar/TL bugün ise güne 4.47 civarında başladıktan sonra yönünü yukarı çevirdi.

Dün öğleden sonra artan satış baskıyla dolar kuru bir ara 4.54 TL’yi test etti.

Bankacılar ABD’nin gümrük vergisi adımları, lokallerin döviz alımları ve bankacılık hisselerinde yüzde 5’e ulaşan kayıpların kuru baskılayan unsurlar olarak ön plana çıktığını belirttiler.

Dün hisse senetlerinde yaşanan çıkışlarla birlikte BIST 100 endeksi yüzde 3, bankacılık endeksi ise yüzde 4.5 civarında kayıp yaşamıştı.

Bir bankanın döviz masası işlemcisi, son iki günde TL kuvvetli bir pozitif ayrışma yaşadığını belirtmiş ancak akşam saatlerinde ABD’nin AB’ye yönelik gümrük vergisi muafiyetinin kaldıracağını açıklamasıyla küresel bazda endişeleri artırdığını söyledi.

Dolar / TL, haziran ayının ilk, haftanın son gününde 4.53 TL ile güne başladı. Euro ise İspanya ve İtalya’daki gelişmeler öncesinde 5.29 TL’den seyrediyor.

Dolar/TL yeniden yükselişte: 4,62

Önceki gün 4,44’e kadar gerileyen Dolar/TL kuru yeniden yükselişe geçti.

Kur bugüne 4,55 seviyelerinde başlamasının ardından yükselişini hızlandırdı ve yüzde 2’nin üzerinde artışla 4.62’yi de geçti.

Pazartesi günü açıklanacak enflasyon verisine nasıl tepki verileceğine dair endişelerin kurun yükselişinde etkili olduğu belirtiliyor.

İhracat rakamları açıklandı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) mayıs ayı ihracat rakamlarını açıkladı. Buna göre mayıs ayı ihracatı yüzde 12.2 artışla 13 milyar 956 milyon dolar oldu.

Yılın ilk 5 ayında ihracat yüzde 9,3 artışla 69 milyar dolara çıkarken, son 12 ayda ise bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artışla 161,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Kurlar aynı olursa yılbaşından itibaren otomobiller Osman Gazi için 360 TL ödeyecek

Türk Lirası’nın (TL) günden güne eriyerek değer kaybetmesi ve bunun karşılığında da dolar ve avronun TL karşısında durdurulamayan yükselişi günlük hayatı derinden etkiliyor.

Yüksel yüzünden özellikle dolar ve avro ile iş yapan şirketler büyük ölçüde etkilenirken, kurdaki artış yurttaşın ise cebini yakmaya devam ediyor. Hürriyet gazetesi yazarı Uğur Gürses, “Boğaziçi Köprüsü’nden ilk geçiş 12.76 TL’ydi” başlığıyla kaleme aldığı yazısında, “Bugünkü kurlar kalıcı olursa yılbaşından itibaren de “gidiş dönüş” bedeli otomobiller için 360 TL, minibüsler için 576 TL olacaktır. KDV’sini saymıyorum bile” ifadelerine yer vererek durumun gidişatı hakkındaki tahminlerini yazdı.

“Böyle bir köprü modelinin ekonomik dışsallığı tartışılmaz biçimde yoktur. Demirel’in 45 yıl önce açtığı köprünün geçiş bedelinden 40 kat daha pahalı olacaktır” diyen Gürses, Demirel ve Özal’ın yaptığı iki köprü için şu mukayeseyi yaptı: “Özetle; İstanbul’da Demirel ve Özal’ın yaptığı iki boğaz köprüsünden “gidiş-dönüş” otomobiller için 8.25 TL, minibüsler için 11.25 TL ödenirken, Osman Gazi’den geçen araç sürücülerine “gidiş-dönüş” otomobiller için 143 TL ve minibüsler için 229 TL ödenmektedir. Osman Gazi Köprüsü’nden “gidiş-geliş” geçen bu sürücüler için ilave olarak bir de devlet vergi mükelleflerinin cebinden ayrıca fark olarak 157 TL ve 251 TL ödemektedir”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

FT’de dikkat çeken analiz: Türkiye’de gerçek enflasyon yüzde 39

Halkın belini büken enflasyonun Türkiye İstatistik Kurumu tarafından düşük gösterildiğine dair iddialar sürerken, Financial Times’ta yayımlanan bir analiz, gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu öne sürdü. SoL Haber’in aktardığına göre, FT’de Jamie Powell imzasıyla yayımlanan yazıda ABD’li iktisat profesörü Steve Hanke, Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybının ardından gerçek enflasyonun yıllık yüzde 39.2’ye ulaştığını belirtti. Yazıda, söz konusu rakamın, resmi rakamın 3.6 katı olduğu vurgulanırken, Hanke enflasyonla mücadele etmek için faizlerin yüzde 40’ın üzerine çekilmesi gerektiğini öne sürdü.

Powell’ın yazısına göre Hanke, ‘Satın Alma Gücü Paritesi’ne dayanan metodolojisinden enflasyonu ‘döviz kuru değişimi’ni baz alarak hesapladı. ‘Satınalma Gücü Paritesi’ (SGP) yöntemine göre, Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘Kırılgan Beşli’ için yapılan 1996-2013 dönemini kapsayan bir çalışma, Türkiye için SGP yöntemiyle enflasyon hesaplamanın çok geçerli olmadığını ortaya koyuyor. SGP metodolojisi literatürde de tartışılan bir hesaplama. Ancak Türkiye’de son iki yılda petrol ve demir cevheri fiyatları başta olmak üzere emtia fiyatlarının dolar bazındaki artışı ve kurdaki gelişmelerden ötürü enflasyonun hesaplananın üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

‘Borç alan emir alır’

Yalçın Karatepe [email protected]

Erdoğan uzun süreden beri seçim meydanlarında Türkiye’nin IMF’ye borç verecek bir duruma geldiğini söylüyor. En son salı günü Çorlu’da yaptığı konuşmada “IMF 5 Milyar Avro borç istedi. Arkadaşlar verelim mi? Dediler. Verin dedim. Borç alan emir alır dedim. Baktılar ki bu Türkler çılgın Türkler şaşırdılar ve vazgeçtiler” dedi. Sayın Erdoğan’ın borç alanlara ilişkin burada çok doğru bir tespiti var: Borç alan emir alır. Bütün kredi ilişkilerinde de durum böyledir; borç veren kuralı koyar. Borç alan eğer konulan kurala uymak istemez ise kaynağa ulaşamaz. Bu doğru tespitten hareket ederek Türkiye’de son zamanlarda yaşanan döviz ve faiz ilişkisini ve Erdoğan’ın bu ilişkindeki rolünü değerlendirmek gerekir.

Erdoğan’ın faiz konusundaki görüşleri, katılmasam da, gayet açık ve nettir. Uzun zamandan beri bütün ekonomi kuramlarının aksine, yüksek faizin yüksek enflasyona yola açtığını, bu nedenle de faizlerin indirilmesi gerektiğini hemen bütün konuşmalarında söylüyor. Tabii söyledikleri sadece bir siyasetçinin görüş beyan etmesi olarak yorumlanmamalıdır.

CB Erdoğan’ın faizlere ilişkin görüşünün bir de sonucu vardır. Her ne kadar kanununda bağımsız olduğu yazıyor olsa da Merkez Bankası’nın (MB) faiz politikasını belirlerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu görüşlerinin etkisi altında kaldığını ve serbestçe politika geliştiremediğini tahmin edebiliriz. En azından geçen haftaya kadar durum böyleydi.
Türkiye ekonomisinde 16 yıldır uygulanan yanlış ekonomik politikalara bağlı olarak enflasyon, cari açık, bütçe açığı gibi ekonomik göstergeler bozulmuştur. Bu bozulmaya bağlı olarak derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin çok altına düşürmüş ve Türkiye’den sermaye çıkışı yaşanmaya başlamıştır. Yüklü miktarda kısa vadeli dış borç ödemesi yapacak olan ve artan cari açığı finanse etmek için yabancı kaynağa ihtiyaç duyan Türkiye için bu gelişmeler TL’nin özellikle dolar karşısında hızla değer kaybetmesine yol açmıştır.

TL hızlı değer kaybederken TCMB başlangıçta bu sürece seyirci kalmış, kullanabileceği araçları etkin biçimde kullanmamıştır. Kur artışını önleyebilmek için önce bankaların kendisinde yabancı para olarak tuttuğu munzam karşılıkların bir kısmını serbest bırakmış ancak bu yeterli olmamıştır. Piyasanın Merkez Bankası’nın faizler üzerinden de bir hamle yapma beklentisi giderek artmıştır. Ancak bu beklenti uzun süre karşılık bulmamıştır. Özellikle CB Erdoğan’ın İngiltere’ye yaptığı ziyarette Bloomberg televizyonuna verdiği mülakatta açık bir biçimde ifade ettiği “Seçimlerden sonra faiz politikasında daha aktif bir rol alacağım” açıklamasıyla birlikte TCMB’nin bağımsızlığı ve politika üretmekte yetersiz kaldığı inancı piyasalarda hakim olmuş ve TL’deki düşüş hızlanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda geçen hafta dolar 4,92 TL’ye kadar yükseldi.

Kamuoyunun yakından takip ettiği bir gösterge olan dolar kurundaki bu artış MB’nin geçen hafta geç likidite penceresi (GLP) faiz oranlarında 300 baz puanlık bir artışa giderek %16,5’a yükseltmesine yol açtı. Faiz artırımının çok geç ve yetersiz olduğunu düşünen piyasa aktörlerinin beklentisini karşılanmadığını gören TCMB, Pazartesi günü aldığı kararla piyasanın uzun süreden beri talep ettiği faiz oranlarında da sadeleşmeye gitti. Kayıtlarda %8 olarak görünen politika faiz oranını 850 baz puan artırarak GLP oranı olan %16,5’e yükseltti.

Bu hafta Londra’da yabancı yatırımcılar ile bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, haziran ayında yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında Mayıs ayı enflasyon rakamlarına bağlı olarak yeniden faiz artırımına giderebilecekleri yönünde açıklamalarda bulundular. Peki bu açıklamayı yaptıkları yabancı yatırımcılar kimlerdir? 2002 yılının sonunda 114 milyar olan toplam dış borcun bugün itibariyle 453,2 milyar dolara çıkarken borç verenlerdir. Diğer bir ifade ile AKP döneminde ortaya çıkan yaklaşık 340 milyar dolarlık dış borç artışını fonlayanlardır. Erdoğan’ın “Borç alan emir alır” diye tanımladığı ilişkideki borç verenlerdir. Ve borç verenler borç alanlara istediklerini yaptırmışlardır. Sonuç olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan doğru bir tespit yapmıştır.

Piyasa yeni bir faiz artışı bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyareti sırasında para politikasında daha etkin bir rol oynayacağını açıklamasıyla hızla yükselen döviz kuru, Merkez Bankası’nın (MB) faiz artışı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Londra’da yatırımcılara verdikleri taahhütlerin ardından geriledi ancak piyasada faiz artırımı beklentisi sürüyor. TCMB’nin faiz artırımı ve Londra’da yatırımcılara verilen sözler, piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Bu sözler çerçevesinde MB’nin 7 Haziran’da yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak 24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi, iktidarın faiz artırımına yanaşıp yanaşmayacağı en kritik soru olarak ortaya çıkıyor.

Deutche Welle’nin haberine göre, eski FED Araştırma Grubu Direktörü Erkin Şahinöz “Merkez, biraz daha cesaretli hareket ederek piyasa faizinin üzerine çıkmalı. Banka’nın 7 Haziran’da 1.5 puan daha faiz artırması şart. Bu yönde adım atarsa etki yaratır. Atmazsa kur üzerinde yukarı yönlü baskının artmasına neden olur” dedi.

TCMB 23 Mayıs’ta 300 baz puanlık faiz artışı yaparak geç likidite penceresi borç verme faiz oranını yüzde 16.5’e yükseltmişti. TCMB faiz artışı sonrası 28 Mayıs’ta yaptığı bir açıklama ile para politikasında sadeleşmeye giderek mevcut fonlama faizi yüzde 16.5’i 1 Haziran itibariyle politika faizi haline getirdi.

Londra ziyareti öncesi TCMB’nin 23 Mayıs’taki 300 baz puanlık faiz artırım kararı öncesi 4.9290 ile tarihi zirveyi test eden Dolar/TL, 4,72’ye gerilerken, ikilinin temaslarından sonra 4,47’ye kadar düştü.

Hükümetin mücadele politikası yok
GlobalSource Partners Türkiye Danışmanı Atilla Yeşilada ise, Londra’da yatırımcılara “çok somut taahhütler verildiğini” hatırlattı ve bunların yerine getirilmesi halinde, Türkiye’ye yatırımcı ilgisinin artacağını, ancak söz konusu taahhütlerin yerine getirileceği konusunda, “derin şüpheleri” olduğunu vurguladı.

Enflasyon ve cari açıkla nasıl mücadele edileceğine dair, hükümetin bir politikası olmadığını belirten Yeşilada, “Seçimden sonra olacağına dair de hiçbir hazırlık yok. AKP seçim beyannamesinde enflasyonu tek hanede tutacağını söylüyor. Enflasyonla mücadele bu değildir. Cari açıkla mücadelenin yolu bütçe harcamalarını kesmektir. Şu anda seçmene bütçeden 1 yılda 50 milyar TL dağıtıldı. Bunları nasıl geri alacaksınız. Bu soruların cevabı yok” diye konuştu.
Seçmenin çok uzun süre her şeyin iyi gittiğine inandırıldığını söyleyen Yeşilada, “Tarif ettiğim ortam içinde TL’nin değer kazanması ve yabancı yatırımcının çıkışının engellenmesi çok zor. Siyasetin bu tür fedakarlığı yapacak ve seçmene acı reçete yutturacak kadar güçlü ve basiretli olduğuna inanmıyorum” değerlendirmesini yapıyor.

Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu, dövizdeki yükselişten şikayetçi

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Ankara yapılan Olağan Genel Kurulu’nun ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin tesis olarak EURO 2024’e hazır olduğunu ifade eden Ahmet Ağaoğlu, “Türkiye her yıl bir olimpiyat organizasyonu yapabilecek güce sahip. 2020 Olimpiyatları bizim hakkımızdı. Bu organizasyonun aynı yere verilmesi doğru değil. Bu organizasyonun dünyada dolaşması lazım. 2024’ün kesinlikle Türkiye’de yapılması lazım. Artık yeter. Biz tesis olarak hazırız” diye konuştu.

“HER POZİSYONDA VAR’A BAKARSAK MAÇ BİTMEZ”

VAR sistemiyle ilgili de konuşan Ağaoğlu, “Her şüphe duyulan veya tartışmalı pozisyonda gözümüzü Video Hakem Sistemi (VAR) sitemine çevirirsek bu maçlar bitmez. Bu sınırlı sayıda pozisyonlarda uygulanmalı. Hatta ceza sahası içerisindeki pozisyonlar haricindeki pozisyonlarda bana göre VAR’a başvurulmasına gerek yok” ifadelerini kullandı.

“DÖVİZDEKİ DALGALANMA MALİYETLERİ YUKARI TAŞIDI”

Son dönemlerde dövizde gerçekleşen dalgalanmasının kulüplerin maliyetini arttırdığını belirten Ahmet Ağaoğlu, “Doğal olarak yabancı transferlerin yabancı para birimi karşılığında sözleşme imzalamaları olmakta. Özellikle bu son dönemdeki dövizde gerçekleşen dalgalanma, kulüplerin bu anlamdaki maliyetini oldukça yukarlara taşıdı. Biz gelirleri Türk parası olup giderlerinin tamamına yakınının, dolar veya Euro cinsinden olan bir endüstri haline geldik. Buda ekonomik anlamda çok sıkıntılar yaşatıyor. Son bir ay içerisinde profesyonel kadro maliyetimizde 15 milyon Türk lirası bir artış meydana geldi. Zaten 1 milyar liralık borç sınırına dayanmış bir kulüp düşünün, günlük kur farkı ve faiz gideri günlük 750 bin lira civarında yaşandı. Böyle bir gerçek var. Tabi federasyonun bu konu hakkında yapabileceği bir şey yok. Kulüplerin bu konuda önlemler alması lazım. Bizde bundan hareket ederek ciddi bir tüzük değişikliğine gidiyoruz. Burası Türkiye Cumhuriyeti ve buranın para birimi Türk lirası” şeklinde konuştu.

“MALİYETLER TRABZONSPOR’UN KARŞILAYABİLECEĞİ MALİYETLER DEĞİL”

Takımdaki bazı oyuncuların maliyetlerinin fazla olduğunu belirten Ağaoğlu, “Hem Burak hem de diğer futbolcularımız Trabzonspor’un sözleşmeli futbolcularıdır. Futbolcularımız ile ilgili herhangi bir kulübün herhangi bir düşüncesi varsa öncelikle konuşmaları gereken yer Trabzonspor Kulübüdür. Biz sadece Burak’la değil diğer tüm futbolcularla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Maliyetler çok büyük ve bunları Trabzonspor’un karşılayabileceği maliyetler değil. Menajerlere, “Eğer indirim yapmıyorsanız bu bize satmış olduğunuz fiyatlarda kendilerine kulüp bulun dedim” dedi. DHA

Muharrem İnce, Kırıkkale’de konuşuyor

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor.

Kırıkkale’de konuşan İnce’nin konuşmalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

  • Amerika’nın nüfusu 300 milyon, Türkiye’ninki 80 milyon; onların iki katı kadar milletvekilimiz var. İlk işimiz milletvekili sayısını indirmek olacak. Biz Amerika’dan daha mı büyüğüz, daha mı zenginiz! İlk önce buradan başlayacağız.
  • Kırıkkale bir Anadolu şehri ama son dönemlerde hep kaybediyor. MKE’ye bak, işçi sayısı kaça düşmüş, taşeronun hakkı verilmemiş. Bunu değiştireceğiz.
  • Türkiye’yi barıştıracağız, ekonomik olarak büyüyeceğiz, adil bölüşeceğiz.
  • Emekli arkadaşlarım, Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş dedik; hükümet de biner lira dedi. Yetmez ama tamam! O bin lira birkaç senede enflasyonda erir. Bir de hükümetlerin tercihine bırakılmamalıdır, kanunu olmalı kanunu. Size sözüm şu; bayramlarda birer asgari ücret alacaksınız.
  • Devlet fakir fukaraya yardım ettiğinde Erdoğan mı veriyor, Ak Parti mi veriyor? Benim cumhurbaşkanlığımda da TC verecek, devlet verecek. Bir tartışmadır gidiyor, ben meydanlarda iş, ekmek, aş diyorum; kadınlara sesleniyorum. Ne diyor Neşet Ertaş, “Kadın insandır, biz insanoğluyuz”. Kadının iş gücüne katılım oranı yüzde 32, bunu yüzde 50 yapmamız lazım. O yüzden de her mahalleye bir kreş açacağız. Çalışmak isteyen kadının çocukla ilgili problemi olmayacak. Çocuk kreşe, kadın işe! Her aileye bir ev, her eve bir maaş!
  • Nereden bulacaksın diyor parayı, 4 milyon Suriyeliye 40 milyar lirayı nereden bulduysan oradan, sarayına parayı nereden bulduysan oradan. Çiftçiye mazotu 3 liradan vereceğiz. Asgari ücret 2200 lira olacak. Polislere, öğretmenlere, hemşirelere, din görevlilerine sesleniyorum, eski bir devlet memuru olarak; ne zaman siz 3600’ü vereceğim dedi, ben konuştuktan sonra. 16 yıldır neden vermedin? Ona teklifim var; devleti o yönetiyor, bir KHK çıkarsın bugün, 3600’ü versin. Samimiyse gelsin yapsın.
  • Memleketi 16 senenin sonunda duvara çarptırmak üzere. Dolar, Euro nasıl düşer? Bir yabancı yatırımcı Türkiye’ye güvenmiyor, çünkü mahkemelere güvenmiyor. OHAL var, yargısı bağımsız değil diye güvenmiyor. O yüzden de yatırım yapmıyor. Cumhurbaşkanı seçildiğimde ayrımcılığı sona erdireceğiz, sen, ben, o yok, biz var biz. Tek adam değil, ortak aklı kullanacağız. Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getirince döviz düşecek, faizler inecek.
  • 16 yıldır aynı doktor, iyileştiremiyor. Hasta kanser oldu, kangren oldu. Doktoru gönderme zamanı. Dün, “Çıraklık, kalfalık, ustalık dönemim geçti, şimdi büyük ustalık dönemi” diyor. “Bana” diyor; “Büyük ustalık diploması verin.” Millet oy verir, diploma vermez. Diplomayı üniversite verir, o da varsa verir. 2016’da “Eyy” dedi “Marmara Üniversitesi Rektörü, çıkar diplomayı” dedi. 2 senedir çıkmadı. Ben telefon ettim, rica ettim hazırlar mısınız diye. 1 saat içinde hazırladılar. O 2 senedir bekliyor, üniversite vermeyince milletten istiyor
  • Ben dedim ki, 12 sene FETÖ’yle ortaklık yaptın. Şimdi gariban biri senin açtığın, izin verdiğin bankaya para yatırdı diye onu açlığa mahkum ediyorsun. Ben sordum, dedim ki, AK Parti’yi kurmadan önce konuşup onayını aldın mı? Dedi ki, almadım. Ben de dedim ki, hayır aldın, kimle gittiğini biliyorum çünkü en yakınındaki kişi aradı beni, beraber gittik ama bana zarar verir dedi. Senin cumhurbaşkanı seçileceğini biliyorum, seçilince açıkla dedi. Şimdi elimde bir kitap var, Nasuhi Güngör. Erdoğan’ın resmi var, dostu arkadaşı onun. Bunu aldı, TRT Haber Dairesi’ne başkan yaptı. Şimdi kitabın 89. sayfasını okuyorum: “Erdoğan 200 yılı Mayıs ayında ABD’ye yaptığı gezide, uzun süre orada yaşayan Fethullah Gülen’le de bir araya geldi. Erdoğan-Gülen görüşmesi muhtevasından çok, uzun yıllardır birbirine hayli mesafeli olan iki ekolün bir araya gelmesi açısından dikkat çekiciydi”.
  • Sayın Erdoğan, bana dava açmışsın 100 bin lira. Doymuyorsun paraya, illa para istiyorsun. E arkadaşına niye dava açmadın, onu niye tekzip etmedin. Gazete manşetlerinden devam edelim. Demiş ki, okullar için Putin’i aradı, ne için, FETÖ okulları için! Erdoğan: Cemaat ne istedi de geri çevirdik! Sıkı durun, 67 CHP milletvekili bir önerge verdi, 3’ünü görüyorum
  • Değerli Kırıkkaleli kardeşim, Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesi 2007’den bu yana tam 25 kat artmış. Ey benim fakir, garip kardeşim, Ak Partili kardeşim; senin gelirin 25 kat arttı mı! Onunki niye artıyor biliyor musun; senin yüzünden. Sen ona sorgusuz sualsiz oy verdikçe onun bütçesi 50 kat artacak.