David Almond’un öykü kitabı Küçük Koşucular Türkçede

Çağdaş İngiliz edebiyatının 2010 Hans Christian Andersen ödüllü yazarı David Almond‘un büyüleyici öykü kitabı KÜÇÜK KOŞUCULAR Türkçede Günışığı Kitaplığı etiketiyle yayımlandı.

Okuma serüveninin başındaki çocuklar için sokakları denize çıkaran bir öykü anlatan yazar, başarı kavramını tartışmaya açıyor.

Basın bülteninden;

Koşun çocuklar, hayallerinize koşun!

Tüm dünyanın okuduğu İngiliz yazar David Almond’dan, okuma serüveninin başındaki çocuklar için unutulmayacak bir öykü! Hayat koşusuna yeni çıkmış bir çocukla, koşunun sonuna yaklaşmış bir ihtiyarı aynı mahallede buluşturan yazar, başarının ipi göğüslemekten çok, mutlu anılar biriktirmekten geçtiğini hatırlatıyor. Kuşak farkını ortak hayallerle ortadan kaldıran öykü, çocuklara cesaret aşılıyor. Her yaştan okurda iz bırakacak güçteki kitap, ödüllü illüstratör Salvatore Rubbino’nun özgün desenleriyle renkleniyor.

Liam, yakın arkadaşıyla birlikte, geleneksel Büyük Kuzey Gençler Koşusu’na hazırlanmaktadır. Rıhtım boyunca nasıl fırtına gibi koşacağını düşünüp, bitiş çizgisini nasıl göğüsleyeceğini hayal etmektedir. O gün, antrenman yapmak yerine, annesinin zoruyla yaşlı komşularını ziyarete gider. Komşuda gördüğü eski fotoğraflar ve dinledikleri, Liam’ın koşusuna yepyeni bir anlam kazandıracaktır…

David Almond: 1951’de İngiltere’de doğan Almond, 1998’de Garajdaki Giz (2004) adlı çocuk romanıyla ödüller aldı. Sinema, tiyatro ve operaya uyarlanan bu kitabını, 1999’da yine üst üste ödül kazanan Dünya Büyülü Bir Yer (2001), 2003’te savaş karşıtı söylemiyle dikkati çeken ve ödüller kazanan Alevler Arasında (2011) izledi. 2008’de My Dad’s a Birdman(Babam Bir Kuşadam) ile, 2010’da Slog’s Dad (Slog’un Babası) ve Ay’a Tırmanan Çocuk (2011) ile resimli çocuk kitaplarına yönelen Almond, aynı yıl, dünya çocuk edebiyatının en önemli ödülü olan Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazandı. 2012’de Piranalarla Yüzen Çocuk (2015) adlı çocuk romanının ardından, Half a Creature from the Sea (Denizden Gelen Kız, 2014) adlı kitabındaki bir öyküsü, 2015’te Küçük Koşucular(2018) adıyla desenli bir kitaba dönüştü. Almond, İngiltere’de çocukluğunun geçtiği kasabanın yakınındaki Newcastle-upon-Tyne’da ailesiyle birlikte yaşıyor.

Salvatore Rubbino: Londra’da büyüyen Rubbino, Kraliyet Sanat Koleji’nde (Royal College of Art) illüstrasyon dalında eğitim aldı. İlk çocuk kitabı A Walk in New York (New York’ta Bir Yürüyüş, 2009), Victoria ve Albert Müzesi İllüstrasyon Ödülleri’ne aday gösterilen bir dizi resmin ardından ortaya çıktı. İkinci kitabı A Walk in London(Londra’da Bir Yürüyüş, 2011) 2012’de Okul Kütüphaneleri Birliği’nin ödülünü aldı. Just Ducks (Yalnızca Ördekler, 2012) da 2013 Kate Greenaway Ödülü’ne aday gösterildi. Rubbino ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor.

68’den çıkarımlar- 2

68’e değinmek benim için yazıklanıp durduğum bir süreç. Sonuçta dünyayı yönetenlerin yine paçayı kurtardığı ama yinelemekten bıkıp usanmadığım, benim için dünyanın merkezine düşsel bir yolculuk sanki…

68’e yolculuğu geçen hafta kaldığımız yerden sürdürelim…

Hippi’lerin insancıl ve barışçıl bir yaşam biçimi vardı. Bu dönemin gençleri “make love, not war”(savaşma seviş) savsözünde kendini buldu. ‘68 dönemine müzik de damgasını vurmuştu. Rock ve folk olarak iki ana başlık altında toplanan, kökleri “insan hakları savaşımı”na dayanan protest müzik, siyasal içerikli bildirileri kitlelere ulaştırmada etkili bir rol oynamış ve bu günlere de ulaşan bir müzik kültürü yaratmıştı. Janis Joplin, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, The Doors, Joan Baez, Peet Seager gibi müzisyenler özellikle şiddet ve ırkçılık karşıtlığı ile öne çıktı. Çeşitli şenlikler(festivaller) düzenlendi. 15 ağustos 1969’da yapılan Woodstock Şenliğine katılım şaşırtıcıydı. Bu; 2 gece 3 gün süren, 500.000 kişinin katıldığı sevgi ve dayanışmanın, paylaşımın, ırkçılık ve savaş karşıtlığının yaşandığı en büyük etkinliklerden biriydi. Unutulmaz anlarından biri de Jimi Hendrix’in ABD ulusal marşını gitarıyla savaş sesleri çıkararak çalması olmuştu.

1968 eylemleri kısa ve uzun erimli bir dizi gelişmelere yol açtı. Çevre bilincinin ortaya çıkmasına neden oldu. “Çekirdeksel(nükleer) karşıtlığı” ve “silahların artışına karşı silahsızlanma” gibi konularda toplumsal bilinç ve kültür yaratıldı… Seçenekli(alternatif) yaşam biçimleri geliştirildi. Ortak(Komün) evler kuruldu. Ayrımlı(farklı) olanların varlığı olurlanmaya başlandı.Cinsel özgürleşme, 68’in en önemli sonuçlarından biriydi. Okullarda dirimbilim(biyoloji) dersinde insan gövdebilimi(anatomisi) öğretilmeye başlandı. Daha önce pornografi, nü resimler, sanatta çıplaklık suç sayılırken, bunlar sergilenmeye başlandı. Eski kültür paramparça olmaya, bireyin özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan cinsellik tabusu yıkılmaya başladı. Eşcinsellik, eşcinsel evlilik, seks işçiliği, bisexsüellerin ve lezbiyenlerin örgütlenme özgürlüğü gibi kazanımlar elde edildi. 68’in en büyük sonuçlarından biri kadın haklarında görüldü. Kadınlar evli olsun olmasın kürtaj olma, boşanma davası açma, kocalarının izni olmadan ehliyet alma ve yolculuk etme haklarını elde etti. Evlilik dışı cinsel yaşam özgürlüğü, seçme seçilme hakkı sağlandı. İnsanlar birlikte yaşamak için evlenme koşulunu, aile kurmayı istemediler. Geleneksel kadın rolü sayılan çocuk bakımı, mutfak işleri ve ev temizliği erkekler yanınca da yapılmaya başlandı. Eğitimde demokratik katılımcı yapı ve örgütlenme özgürlüğü gelişti. Savaşlara karşıtçılık(muhalefet) yükseldi. Üçüncü dünya ülkeleri ve ulusal bağımsızlık istemleriyle dayanışma yerleşti. Sırt çantası ile dış ülkelere gezi, çeşitli kültürler ve insanlarla tanışma eğilimi arttı. Giyim kuşamda tüketim yerine ikinci el ya da eskiler yeğ tutuldu. Askerlik yapmaya karşı duruş, sivil askerlik gibi açılımlar gerçekleşti.

68-den-cikarimlar-2-462869-1.

Toplumda köktenci görüşler geliştirmenin gücü, denilebilir ki bir yokluk sonucu, kendisi bir sınıf olmayan, zaman içinde sürekli olmayan bir tabakaya, öğrencilerin omuzuna düştü. Onlar demokrasinin anlamını genişletmek, doğrudan eylemle halkın gücünü arttırmak, yeni siyasi arayışlar-kuramlar geliştirmek, bireyi köktencileştirmek için savaşım verdiler. Ne var ki 68 devinimi(hareketi), son çözümlemesinde(tahlilde), toplumsal tabakaları eyleme geçiremedi, özellikle kurulu düzenin güçlü(iktidar) yapılarına tehdit yöneltebilecek işçi sınıfıyla bağ kuramadı…

Benim yetersiz özetlemelerim nereye kadar? Oysa çok değerli çalışmalar var; 1968 İsyancı Bir Öğrenci Kuşağı(Ronald Fraser/ Belge Yayınları, 1988) yanı sıra diğer bir kaçı: Küresel İsyan ‘68(Mete Kızık/ Günizi Yayıncılık, 2008), Bizim 68’liler(Şükran Soner/ Cumhuriyet Kitapları, 2009), 68 Kuşağı Gençlik Olaylarının Uluslararası Boyutu(Feryat Bulut, 2011), Türkiye ve Fransa’da 1968(Emine Öztürk/ Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2017), vd.

68 Kuşağı, yazmakla ve üzerinde düşünmekle bitmeyecek 50 yıllık bir destan…

Fener Rum Patriği Bartholomeos Gökçeada’da

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde 1946-1952 yılları arasında öğrenim gördüğü Rum İlkokulunda, kendisinin tasvir edildiği heykelin açılış törenine katıldı.

Bir dizi ziyaret ve tören için özel uçakla memleketi Gökçeada’ya gelen Bartholomeos, doğduğu köy olan Zeytinliköy’de düzenlenen törene katıldı.

Patrik Bartholomeos burada, 1946-1952 yılları arasında ilkokul eğitimi aldığı Rum İlkokulunda Mimar Fulin Muslubaş Güzeldere ve Helkeltraş Pınar Cauoki tarafından hazırlanan ve kendisinin öğrencilik yıllarındaki halinin tasvir edildiği heykel ve patrikliğinin 25. yılını simgeleyen madalyonun açılışını gerçekleştirdi.

Törende konuşma yapan Bartholomeos, Gökçeadalı olduğunu ve buranın gönlünde eşsiz bir yeri bulunduğunu dile getirdi.

Bartholomeos, şunları söyledi:

“Değerli Güzeldere ve Cauoki, memleketimiz Gökçeada’ya kazandırdığınız eserler bizleri duygulandırmaktadır. Önce eski günlerin güzelliğini hatırlatan çeşmeyi yaptırdınız, şimdi de okulumuzun önünde bizlerin çocukluk yaşlarındaki halini tasvir eden bu güzel heykeli. Kitaplar o yaşlardan itibaren en iyi dostumuz olmuş ve bu alışkanlık bu yaşımızda bile aynen devam etmektedir. Biz bu köyden çıktık, bu okulda okuduk. Ve dünyanın engin sularına burada bu mütevazi eğitim kurumunda edindiğimiz bilgilerle açıldık. Heykelimizin okuduğumuz ilkokulun önüne yerleştirilmesini çok anlamlı bulmaktayız. Dileğimiz bu güzel eserin çocuklarımıza her zaman okumanın ve önemini işaret ederek insanlığa faydalı gençlerin yetişmesine katkı sunmasıdır. Çok çok teşekkür ederiz.”

Patrik, tören sonunda katılımcılar ile sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.

Törene, Yunanistan’ın Türkiye Büyükelçisi Petros Mavroidis, Yunanistan’ın Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Kyriakos Mitsotakis’in eşi Mareva Grobovski Mitsotakis, Selanik İmrozluları Derneği Başkanı Pavlos Stavrotidis, Atina İmrozlular Derneği Başkanı Stelios Pulados, Avusturya Metropoliti Arsenios, Gökçeada Metropoliti Krilyos Dragonis ile çok sayıda davetli katıldı.

Demirbilek: Ulusal meslek tanımlarımız sektörün kalitesini

DERYA AYDOĞAN [email protected]

İki haftadır devam eden ‘Kamera arkası ekiplerinin sıkıntıları’ röportaj serimizin bu hafta son bölümüne geldik. 1 Mayıs tarihinde TRT için çekilen ‘1 Hadis 1 Film’ dizi projesinin setinde meydana gelen kazayla ilgili son durumu da sendikadan öğrendik. Sinema Tv Sendikası’ndan Genel Koordinatörü Sinem Çetinkaya ve Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Demirbilek’e merak ettiklerimizi sorduk.

»Genellikle yapımcılar kanaldan ücret alamadığını söylüyor. Televizyon kanalları ile görüşüyor musunuz?
Sinem:
Kanal ve yapımcı arasında bir top çevrildiğini düşünüyoruz. Zaman zaman kanallarla da görüşüyoruz. Yapımcı kanalı, kanal da RTÜK’ü gösteriyor. Herkes başkalarının sorumluluğunu yerine getirmediğini söylüyor. Oyuncular çok para alıyor gibi bahaneler buluyorlar. Bir yandan da reklam verenler yüzünden oluyor deniliyor. Kimse şurada da benim hatam var demiyor.

»Bu sektöre başladığınızdan beri değişimine şahit olduğunuz olumlu neler var?
Ufuk:
Değişimine şahit olmaktan çok değişimin öznesi olduğum çok güzel şeyler de oldu. Mesela, ulusal meslek standartlarımız. Sektörümüzde birbirinden farklı birimler vardı, teknik açıdan kamera ses ve ışık, sanat, reji, kostüm gibi. Biz reji olarak Ulusal Meslek Standartlarımızı yani meslek tanımlarımızı yaptık. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) ile görüştük. Daha önce bir iki kez yapılmaya çalışılmış ancak yapılamamış bir konuydu bu meslek tanımları, biz sendika olarak reji birimi için bunu gerçekleştirdik. Bunu ilk defa yapıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Meslek tanımları 14 aylık bir süreçte tamamlandı ve resmi gazetede yayımlandı. Reji birimi ile görüntü birimi de bunu yaptı. Sanat ve kostüm birimleri de yapıyor.

»Bunu yapmanın sağladığı avantaj nedir? Neden önemli?
Ufuk:
Örneğin zaman zaman hak gaspından kaynaklı açılan davalar var ve mahkemeler yapmış olduğumuz mesleği tam olarak tanımlayamıyor böyle durumlarda. Artık bu değişti ve mahkeme artık bu meslek şu anlama geliyor, içeriği de şudur diyor. Ulusal meslek standartları yine ilerde Türkiye’de çalışan arkadaşların Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde çalışabilmesinin önünü açıyor. Bununla ilgili bir akreditasyon süreci olacak. Sendika olarak amacımız şu, meslek standartlarını tamamladıktan sonra yetkilendirilmiş belge kuruluşu olmak istiyoruz çünkü bir araba tamircisinin de bir sıvacının da bu ülkede meslek tanımı var. Yetkilendirilmiş belge kurulu olursak eğer, sektörümüzde yaygın bir görüş var ya, insanlar işlerini iyi yapmıyorlar kalifiye eleman sayısı az gibi şikâyetlerin de önüne geçeceğiz. MYK’nın bize aktardığı bazı bilgiler var, MYK belgeleri 5 yıllık bir geçici süreye sahip olacak ve 5 yılda bir teorik ve pratik olarak sınava girilerek, güncellenecek. Bu sektörün kalitesini artıran bir şey olacak. Bu anlamda umutluyuz. Bu tarz çalışmalar geceden sabaha olabilen şeyler değil o yüzden zaman ve sabır isteyen konular.

Sinem: Sözünü ettiğimiz MYK belgesine alaylı da okullu da sahip olabilecek. “Benim yeğenim sana asistanlık yapsın” veya “falancanın kızı/oğlu” deniyor ya bazen, bu ve benzer şekilde feodal ilişkilerle kurulan ekiplerin de önüne geçmeyi sağlayacağız; çünkü bu durum aynı zamanda niteliksiz çalışmayı da beraberinde getiriyor.

***

Dizi çekimi süresiz durduruldu

Sinema Tv Sendikası Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Demirbilek’e son gelişmeleri sorduk.

»1 Hadis 1 Film dizisinin setindeki kazada, yanan çocuğun ve yardımcı oyuncunun sağlığı nasıl?
Ufuk: Çocuk M. Ç., Ankara Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Hematoloji ve Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi / Ankara Dış Kapı Çocuk Hastanesi Yanık Yoğun Bakım Servisi’nde. Vücudunun yüzde 48’i yanmış durumda. Yanık ciğerlerine kadar sirayet etmiş. 20’li yaşlarda olan figüran, Muhammet Sinan Şenol’un durumu da idda edildiği gibi hafif değil. Konya’da tedavi görüyor. Ağır yaralı. Kolundan operasyon geçirdi. Boynunda ve yüz çevresinde yanıklar var. Durumu, ciddi..

»TRT’den yetkililerle buluştunuz, neler yaşandı?
Ufuk:Yaralılarla ilgili bilgileri kendileriyle paylaştık. TRT olarak mağdurların her türlü yanında olduklarını ve bu sürecin takipçisi olacaklarını belirttiler. 1 Hadis 1 Dizi setini süresiz olarak durdurduklarını ifade ettiler. TRT olarak, setlerdeki çalışma ortamının sıfır riskle icra edilebilmesi için, Sinema Televizyon Sendikası ve Oyuncular Sendikası ile ortak hareket etmenin önemine vurgu yaptılar. Çalışma süreleri, iş sağlığı/güvenliği ve sözleşmelerin içerikleri başta olmak üzere, birçok konunun yeniden ele alınması için, tekrardan bir araya gelinmesi kararlaştırıldı.

Oyuncu Pervin Bağdat: Bu yumruğu sette bir kazada yemiştim…

Oyuncular Sendikası, 1 Mayıs’ta TRT’de yayınlanan “Bir Hadis Bir Film” dizisinin Konya’daki setinde meydana gelen ve bir çocuğun ağır yaralandığı kazaya ilişkin yaptığı açıklama sonrasında bugün de sosyal medya kampanyası başlattı.

Filhakika Yapım tarafından TRT için çekilen “Bir Hadis Bir Film” dizisinin setinde küçük bir çocuğun yanarak ağır yaralanması, set işçilerinin çalışma koşullarını tekrar gündeme getirdi. Oyuncular Sendikası tarafından yapılan açıklamada, Konya’daki sette güvenlik önlemi alınmadığını söyleyen sendika başkanı Demet Akbağ, “Can güvenliğimiz yok” diyerek isyan etmişti. Konuya ilişkin başlatılan sosyal medya kampanyasında ise çok sayıda paylaşım yapıldı.

Set işçileri #öncecangüvenliği etiketiyle başlattıkları kampanyayla set ortamlarında işçi güvenliğinin oluşturulmasını talep ediyor.

Oyuncu Pervin Bağdat #öncecangüvenliği etiketiyle yaptığı paylaşımda “Bakın bir sinema filmi çekimlerinde yaşanan kaZada yumruk yemiştim;malesef ne ambulans ne buz vardı sette..aaa buzluktan bezelye getirmişlerdi ama” ifadelerini kullandı.

Diğer paylaşımlardan ise bazıları şöyle:

Dünyanın ikinci dizi ihracatçısı olmakla övünebilmek için #öncecangüvenliğ[email protected]

— Janset Pacal (@PacalJanset) May 6, 2018

İzlediğiniz film, dizi ve reklam setlerinin çalışma bakanlığı tarafından TEHLİKELİ çalışma alanı sınıfına alındığını biliyor musunuz? #setlerdeölmekistemiyoruz#öncecangüvenliği

— Bülent ÖZER (@BlntOzr) May 6, 2018

Eğer üstte bulunan video neden setlerde #ÖnceCanGüvenliği istediğimizi anlatmaya yetmediyse bir de aşağıda bulunan videoyu izleyin!

Setler “tehlikeli” iş sınıfında yer almaktadır!

Gerekli önlemler alınmadığı takdirde iş cinayetlerine sebebiyet verilebilir! pic.twitter.com/4HWy6ZucTZ

— Müstehak (@GazeteMustehak) May 6, 2018

Çalışırken ölmek değil işçi olarak haklarımızla güvence içinde üretmek istiyoruz.#öncecangüvenliği#setlerdeölmekistemiyoruzpic.twitter.com/GDRGENvrII

— Oyuncular Sendikası (@oyuncusendika) May 6, 2018

***

Oyuncular Sendikası Başkanı Demet Akbağ, 4 Mayıs’ta yapılan basın açıklamasında bir çocuğun ağır yaralandığı kazanın nasıl meydana geldiğini şöyle anlatmıştı: “Olayın Konya TÜYAP Merkezi Platosu’nda yaşandığı, çekim için sete koyun getirildiği, koyunları getiren çobanın 10-12 yaşlarındaki oğlunu da yanında getirdiği bilgisine ulaşılmıştır. Çekim için kullanılan meşalelerin olduğu bölgede koyunların arasına giren çocuk, yaşanan hareketlilikten dolayı meşalelerin düşmesi sonucu yanmıştır. Sette ambulans ve itfaiye olmadığı, ateşin el yordamıyla söndürüldüğü belirlenmiştir. Ağır yaralanan M.Ç. isimli çocuğun tedavisine Ankara’daki bir hastanenin yanık yoğun bakım servisinde devam edilmektedir.”

Financial Times, Türkiye’deki enflasyonu yazdı

Türkiye’de enflasyon yükselirken doların TL’ye karşı yeni bir rekor kırması yurt dışında da dikkat çekti.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, “Türkiye’nin para birimi, Perşembe günü verilerin enflasyonu Aralık’tan bu yana en yüksek düzeyde göstermesinin ardından rekor düşük düzeye geriledi” diye yazıyor.

Liranın yılın başından bu yana yüzde 10’a yakın değer kaybettiğinin altını çizen gazete, yıllık enflasyonun ise beş aylığın en yüksek düzeyi olan yüzde 10.85’e çıktığını belirtikten sonra şu yorumu yaptı:

“Veriler, birçok iktisatçının, liranın zayıflamasının, enflasyonu körükleyerek potansiyel bir değer kaybı sarmalı için sahne hazırlayacağı yönündeki kaygılarına vurgu yapıyor. Birkaç analiste göre, Türk hükümetinin Haziran ayı erken seçim öncesi harcamaları artıracak bir dizi kararı alması, ateşi körükledi.”

FT, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın enflasyonu yüzde 5’lik hedefe yaklaştırma çabası ile geçen ay başlıca politika faizlerinden birini yükselttiğini ancak bunun sadece kısa bir rahatlama sağladığını da yazdı. (ANKA)

Nisanda hangi diziler yayınlanacak?

Yeni sezon bölümleri merakla beklenen dizilerden bazıları bu ay ekrana geliyor.

Yabancı dizi tutkunları seyrettikleri dizilerin yeni sezon bölümlerini merakla bekliyor. İşte yeni sezon gösterimleri için geri sayımın başladığı yabancı diziler ve yayın tarihleri…

nisanda-hangi-diziler-yayinlanacak-449463-1.

Fear the Walking Dead

15 Nisan’da ABC kanalında yayınlanacak olan dizi, The Walking Dead serisinden önce yaşananları anlatıyor. Dizide zombilerin öncesi ve virüsün ortaya çıkış ve yayılış süreçleri işleniyor.

nisanda-hangi-diziler-yayinlanacak-449464-1.

The Handmaid’s Tale

Dizinin merakla beklenen ikinci sezonu 25 Nisan’da Hulu platformunda yayınlanacak. Emmy ve Altın Küre ödüllü Bruce Miller imzalı dizi, distopik bir dünyayı anlatıyor. Doğum oranlarının iyice düşmesi ve kısırlığın artması üzerine hala doğurgan olan kadınların toplanıp damızlık olarak prestijli ülke yöneticilerinin evlerine gönderilmesini ve burada ev sahipleriyle yaşadıklarını ele alıyor.

nisanda-hangi-diziler-yayinlanacak-449465-1.

Into the Badlands

İlk sezonu 2015’te yayınlanan dizi 22 Nisan’da AMC kanalında üçüncü sezonuyla seyirci karşısına çıkacak. Dizi, bir savaşçı ve genç bir adamın birlikte çıktıkları tehlikeli yolculuğu anlatıyor.

nisanda-hangi-diziler-yayinlanacak-449466-1.

Westworld

HBO kanalının sevilen bilimkurgu dizisi Westworld, 22 Nisan’da ikinci sezon bölümleriyle ekrana gelecek. oyuncu kadrosu ve hikayesiyle dünya genelinde ilgi çeken ve 11.7 milyon izleyiciye ulaşmayı başaran dizi, 1973 yapımı aynı adlı filmden uyarlama.

Financial Times TL’deki değer kaybını ele aldı

İngiltere’de yayımlanan Financial Times (FT) gazetesi, Türkiye ekonomisinin ‘aşırı ısınma’ sinyalleri vermesi nedeniyle Türk Lirası’nın değer kaybettiğini yazdı. FT’nin Ankara muhabiri Laura Pitel imzalı haberde, “Ekonominin aşırı ısındığı endişeleri karşısında Türk Lirası’nın değer kaybetmeye devam etmesine rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan büyüme hedeflerinin peşinden koşacağına ilişkin korkuyu körükledi” deniyor.

BBC Türkçe servisinin aktardığına göre haberde, Erdoğan’ın Pazartesi günü 135 milyar liralık yatırım pakedi açıkladığı ve yatırımların devamı için düşük faiz oranları istediği hatırlatılıyor, ekonomistlerin dengesizliklerin düzelmesi için büyümenin yavaşlaması gerektiğini kaydettikleri belirtiliyor.

Erdoğan’ın “Birileri, ‘Fazla büyüme hayırlı, isabetli değil’ diyor. Niye? Kıskançlık, başka bir şey değil” sözleri de haberde yer buluyor.

‘Lira bu yıl yüzde 6,5 oranında değer kaybetti’

Türk Lirası’nın Amerikan Doları’na karşı Pazartesi günü değer kaybını sürdürerek, doların 4,07 lira ile yeni tarihi rekor kırdığı kaydediliyor.

Haber şöyle devam ediyor:

“Çift haneli enflasyona rağmen büyümeye odaklanmanın merkez bankasının faiz artırımına gitmesini engelleyeceği endişeleri nedeniyle para birimi bu yıl dolara karşı değerinin yüzde 6,5’ini kaybetti.”

Haberde Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) geçen yıl tahmini yüzde 7 büyümeyle beklentilerin üstüne çıktığı hatırlatılıyor ve bunda 2016’daki darbe girişimi sonrası hükümetin ekonomiyi canlandırmak için getirdiği teşviklerin etkisi olduğu kaydediliyor.

“Ancak geçen yıl Türkiye’yi dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri yapan büyüme hızı, yüksek enflasyon ve büyüyen bütçe açığının da dahil olduğu artan dengesizlikleri beraberinde getirdi. Bu endişeler liranın büyük bir hızla değer kaybetmesine neden oldu” deniyor.

Geçen haftalarda Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ekonomiyi dengelemek için bir dizi önlem çağrısı yaptığı da haberde hatırlatılıyor.

“Ancak ufukta seçimler görülürken, Erdoğan önceliğinin büyüme olduğunu netleştirdi. 2018 için resmi Gayri Safi Yurtiçi Hasıla hedefi yüzde 5,5” deniyor.

BlueBay Varlık Yönetimi’nde stratejist olarak çalışan Timothy Ash, Türkiye hükümetinde daha geleneksel ekonomik politikalar izlemek isteyenlerle büyümeye odaklanmak isteyenler arasında bir ayrım bulunduğunu söylüyor.

Ash “Erdoğan’ın bugünkü (Pazartesi günkü) sözleri ve davranışları ikinci kanattan olduğunu, seçimlerden önce her ne pahasına olursa olsun büyümeyi desteklediğini gösteriyor” diyor.

Kuzey Kore, nükleer deneme tesisini kapatıyor

Güney Kore, Kuzey Kore’nin nükleer deneme tesisini Mayıs ayında ABD ve Güney Koreli bağımsız gözlemcilerin de katılımıyla kapatılacağını açıkladı.

Cuma günü Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile Güney Kore lideri Moon Jae-in, Kore Yarımadası’nı nükleer silahlardan arındırma kararıyla bir ortak deklarasyon imzalamıştı.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore Başkanlık Sözcüsü Yoon Young-chan, önümüzdeki sürece ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamaya göre Kim Jong-un, zirve sonrası tesisin önümüzdeki ay kapatılması için hazırlıkları başlatmayı vadetti. Kuzey Kore’nin Güney Kore ile 1.5 saatlik farkı yok etmek için zaman dilimini değiştirmeyi de kabul ettiği belirtildi.

Trump: Kuzey Kore ile 3-4 hafta içinde görüşeceğiz

Güney Kore, Kim’in süreci “uluslararası topluma açık ve şeffaf” bir şekilde yürütmek için, bağımsız uluslararası gözlemci ve gazetecileri çağıracağını duyurdu.

Kuzey Kore’den bu taahhütlerle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın da, Kim ile bir araya gelmesi beklenen Mayıs ayı, bir dizi nükleer görüşmeye sahne olacak.

Cumartesi günü Trump da konuyla ilgili bir açıklama yaparak Kuzey Kore lideriyle “önümüzdeki 3 ya da 4 hafta içinde” Kore Yarımadası’nın tamamen nükleer silahlardan arındırılması konusunu görüşeceğini söyledi.

Kim, 1953 Kore Savaşı’ndan bu yana yarımadayı ikiye bölen sınır hattını geçip Güney Kore’ye ayak basmıştı.

Güney Kore lideri, görüşmede Kuzey Kore’nin nükleer testleri durdurmasının çok önemli bir adım olduğunu söylemişti.

İki lider, bu zirvede karşılıklı düşmanlıkların sona ermesi için ortak bildiriye imza atmış, Kore Yarımadası’nın tamamen nükleer silahlardan arındırılması için ortak çalışma konusunda da anlaşmıştı.

Zirvede alınan bu karar, Pyongyang’ın nükleer ile balistik füze denemelerinin ve savaşa hazır olduğu söyleminin ardından gelmesi nedeniyle önemli.

Pyongyang yıllardır ‘ABD’nin saldırgan tavrına karşı’ kendini savunmak için ihtiyaç duyduğunu söylediği nükleer silahlarından vazgeçmeme konusunda ısrarlıydı.

2016 ve 2017 yılları boyunca tüm uyarılara rağmen üst üste nükleer ve balistik füze denemeleri yapması, krizi tırmandırmıştı. Bu nedenle Nisan 2018 itibariyle bu noktaya ulaşılmış olması birçok kişi için şaşırtıcı bir gelişme.

ABD ile Güney Kore, Pyongyang’ın bu adımından memnun. Kuzey Kore basını da zirveyi övmüştü.

Öte yandan bazı yorumcular, Kuzey Kore’nin verdği taahhütleri tutacağından şüpheli.

Çinli araştırmacılar, son nükleer denemede düşen bir kaya nedeniyle Kuzey Kore’nin nükleer deneme tesisisin zaten kullanılamaz halde olabileceğini öne sürüyor.

Fox Tv den yeni dizi: İkisi de Nikahlım!

Pastel Film yapımcılığında ekrana gelecek dizinin başrollerinde, Fikret Kuşkan, Şebnem Bozoklu, Dolunay Soysert, Dila Danışman gibi isimler yer alıyor.İkisi de Nikahlım adıyla ekrana gelecek dizinin hikayesi ise şöyle:Metin ve Perihan Konya’lıdırlar. Küçük yaştan beri arkadaştırlar ve belli bir yaşa gelince evlenirler. Geçim sıkıntıları nedeniyle İstanbul’a göçerler. Elde avuçtakilerle Metin bir bakkal dükkanı açar. İyi ve kibar bir insan olduğu için müşterilerine kendini sevdirir ve kısa sürede tutunur. Gel zaman git zaman aynı sokakta bir de daire alırlar. Mutlu mesut yaşamaktadırlar. Üç çocukları olur. Birgün Perihan’ın bir arkadaşının kınası için Bursa’ya gitmek ister. Metin dükkanı birakamadığı için yalnız gider. Fakat bindiği otobüs elim bir trafik kazası sonucunda bir uçuruma düşer. Kurtulan yoktur. Metin perişan olur, haftalarca oralarda kalır her yere başvurur, ama ne ölüsüne ne dirisine rastlanmaz Perihan’ın. Önceleri tüm aile acılar yaşar ama zamanla, yıllar geçtikçe yavaş yavaş alışırlar Perihan’ın yokluğuna. Ölmüştür Perihan, yapacak bir şey yoktur.. Kader böyledir…Dizi Ocak ayında izleyici ile buluşacak..