Şeriatçı Dayılar

İki dayı… Biri geçen haftanın mevzuu. Şirinler köyünün muhtarına benzediği doğru. Takkesi, cüppesi, terlikleri… ‘Kürtaj’ yapıyor. Bir canda, yandaşlığı, kabullenmişliği, muhbir vatandaş konseptini, içi boş tevekkülü görmek mümkün. Bir çözmecenin parçası gibiler. ‘Şirinler köyü muhtarını’, fenomenliği biraz daha eski bir dayı tamamlıyor. “Gazetelerin yazdığına inanmayın” diyor. “Ama resmi gazete bu…” “Olsun yine de inanmayın…” Canını verir, oyunu bildiğine vermekten geri durmaz.

•••

Sempatik olduklarını söylenemez. Hatta antipatikler. Şeriatçı dayılar üzerinden bir tartışma. Yenisi daha ön planda; ‘kürtaj yapan’… “Amcayı rahat bırakın, söylemlerini medyadan almış, duyguları istismar edilmiş birini hedef almak yanlış.” Kısmen doğru; ama Türk tipi liberal mantık kurgusunda eksikler var. Çünkü ‘şeriatçı dayılar’, bir neden midir yoksa sonuç mu kısmı tartışılır.

•••

‘Yeni dayı’dan hareketle… Neyi anlatıyor? Çok fazla şeyi… Basit değil yani. Dayı; romantik bir tartışmanın eskizi gibi; Devrim köyden mi başlamalı kentten mi? Dayı, 12 Eylül’ün toplumu nasıl silindir gibi ezdiğinin göstergesi. Dayı sendikalara kilit, fabrikalarda, iş yaşamında koca bir sınıfın örgütsüzleştirilmesi demek. Ranta dayalı özendirme, kolay yoldan köşe dönme, olmadı tevekküle yatay geçiş! Hak mücadelesinin din, toplum ahlakının televizyonla doldurulmasının nobran bir dışa vurumu.

•••

Dayı; hem rüzgar ekip fırtına biçmekle ortaya çıkan bir model, hem yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar tartışması. Binlerce yıllık geleneğin üzerine dökülen, ‘din elden gidiyor’ sosu. Dayı; ‘Zübük’ün mikrofonu, sloganı, oy deposu, her şeyi…

•••

Basit değil… Şeriatçı dayılar; seksenlerin ilk yarısında siyasetten elini ayağını çekip tavernanın ön masasından yer kapan, ikinci yarısında karısını gösteriş olsun diye kapatan küçük demir tüccarı. Apolitizmin nasıl olup da İslamlaşan siyasete döndüğünün yalın anlatımı. Dayı; Twitter’da ‘hayırlı cumalar’ mesajı. Kafa tokuşturma klişesi, “Allaha emanet ol” lafzı, dükkana asılan; “Cuma’ya gittim gelcem” yazısı.

•••

Bu yüzden dayıları rahat bırakmak değil, yüzleşmek zübüklerle beraber anlamlandırmak şart. ‘Kürtaj dayısı’ da, ‘gazeteler yalan yazıyor dayısı’ da bir yandan bugünün meselesi. Evet doğru; her ikisi de duyguları istismar edilen, medya ile uyutulan toplumun yüzleri. Toplum AKP ile mi bu hale geldi sorusu ise tartışmaya değer. Madımak, Maraş, Çorum, 6-7 Eylül utancı… Ama az ama çok her toplumun kötülük mayası vardır. Kötülük, hamur gibi yoğrulur, bir çatlak bulursadışarı kolay sızar. Kuralları yerle bir eden, ahlakı kendine yontan 16 yıllık iktidarın derinleştirdiği çatlaktır bu.

•••

Kötüdür ya da iyidir demek elbette doğru değil. Yargısız infazdır. Bir tanım koymamakla birlikte; asla düşündüğünden zerre taviz vermeyen, yandaşlığı, muhbirliği, güce tapınmayı bünyelerinde barındıran o dayılar enine boyuna, çatlağın derinliğidir. Ama dayılar mevzuu bir tarafıyla sanıldığından daha eskidir. Onlar; kapatılan köy enstitüleridir..

•••

Vallahi onlar, sosyal demokratın, solun kafa karışıklığıdır bir yanlarıyla. ‘Terliksi dayı’ CHP’de, çarşaflı kadına takılan göstermelik rozet, ‘yalan yazıyor dayısı’, HDP’de Altan Tan tartışmasıdır. Her ikisi de tavlanın altı kapısıdır. “53 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın hemen ardından yapılan seçimden sonra nasıl oldu da AKP’ye yüzde 65 oy çıktı?” sorusudur.

•••

Üstten bakmacı, alttan anlamacı, yandan kakmacı derin derin laflar bir yana… Dayılar bizim perişan çaresizliğimizdir.

Dayılar; ne ah zavallılar meselesidir, ne de Şükrü Erbaş’ın ‘Köylüleri niçin öldürmeliyiz’ şiridir. Gerçekçi bir bakıştır.

Dayılar zaman yok endişesi, elimizden geleni yapmalıyız kaygısıdır. Zübükle imtihanımız, toplumun istismarıdır.

•••

Kuran sallayarak oy istemek ‘suretiylen’ ruhu, okullara cihat dersleri sokup, üniversiteleri bölerek geleceği çalınan Türkiye’de, yarın vah zevallı dayıları değil, eli silahlı Pakistan modeli geneleri tartışacağız.

Dayı geliyor, dayı gidiyor…

Dayılara ne acımalı, ne de şirdeki gibi öldürmeliyiz. Artık onlara hayat veren rüzgarı durdurmalıyız. Basit bir tartışma değil, derin bir meseledir bu.

Gencebay: Kenan Evren geldiğinde can güvenliği yoktu

Sevilay Yılman‘ın sunduğu ‘Sevilay Soruyor‘ programının bu haftaki konuğu Orhan Gencebay oldu. Orhan Gencebay, “Seçilmiş herkesle iyi olurum” dedi. Peki ‘Kenan Evren” sorusuna ne yanıt verdi? TRT’de yaşadıkları için yıllar sonra özür dileyen ünlü isim kim? Sevilay Yılman sordu, Orhan Gencebay yanıtladı…

Usta sanatçı Orhan Gencebay, Habertürk TV’de yayınlanan Sevilay Yılman’ın sunduğu ‘Sevilay Soruyor’ programının konuğu oldu… Orhan Gencebay milyonların diline dolanan o şarkıyı yaptı.. ‘Batsın Bu Dünya’ dedi. Peki o günlerden bugünlere ne kattı? Hala ‘Batsın Bu Dünya’ diyebiliyor mu? Sevilay Yılman’ı Gencebay’ın ofisinde Orhan Gencebay’ın oğlu Altan karşıladı.

İşte Orhan Gencebay’ın açıklamalarından satır başları;

BAĞLAMANIN ADINI BEN MANDOLİN SANIYORDUM

Ben mandolini bağlama sanıyordum. 6 yaşındayken ailem bana mandolin aldı. Biz demokrat bir aileydik 4 kişiydik babamın ve annemin sesi çok güzeldi. Babam bana hem ilham verdi hem beni teşvik etti.

Benim asıl doğum yerim Samsun ama biz, ben 14 yaşındayken İstanbul’a Kasımpaşa’ya göçtük. Ben aynı zamanda Kasımpaşalıyım.”

Yılman’ın “Orhan Bey size desem ‘kaç tane besteniz var’ diye sorsam…” sorusu üzerine Gencebay, “600 civarı bestem var yapıp söylemediğim 500 ama toplamda 1000 üzerinde vardır. Şu anda 70 tane bitmiş eserim var aslında ama yarım yarım 500’ün üzerinde bitecek.” yantını verdi.

KEŞKE BATSIN DÜNYA’YI YAPMASAYDIM

‘Keşke 70’lerde o dönem olmasaydı ben de o şarkıyı yapmasaydım’ diyorum. O zaman ülkemizin içinde bulunduğu durum şartlar çok kötüydü. Ben de o günleri yaşayan hisseden kişilerden biriydim. Herkeste böyle bir tepki vardı böyle bir dünya olacağına batıralım yenisini yapalım.

YILMAZ GÜNEY ÇOK SEVDİĞİM BİR AĞABEYİMDİ

Rahmetli ile ben Kızılırmak Karakoyun filmi vardır onun ben onun müzik direktörlüğünü yaptım. Daha sonra bende ünlenince film çekecektim söz verdiğim bir ağabeyimiz vardı ondan sonra Yılmaz Ağabey ile beraber olacaktık sonra bazı olaylardan dolayı hapise girdi ben Erman Film’le anlaştım.

HALK KİMİ SEÇMİŞSE BEN ONA SAYGI DUYARIM

Ben devletime son derece saygılı olan biri olarak devletimin, varlığımın, vatanımın güçlü bir şekilde ayakta durmasını isteyen bunu sağlamak için her şeyi yapabilecek biri olarak ben tabiki devletimi kim yönetiyorsa halkımızın seçimleriyle oylarıyla hangi hükümet varsa ben ona saygı duyarım. Halk seçmiş. Gencebay, Yılman’ın ‘Peki 1980’li yıllar darbe ve sonrası Kenan Evren yönetimi o yıllarda nasıldı devletle aranız?’ sorusu üzerine, “Benim her zaman devletime olan saygımdan dolayı devletimi yönetmeye talip olan kim varsa halkımızın seçtiği kim varsa ben herkese iyiydim. Hiç bir kimseyle kötü değildim. Ata’mız ne diyor Atatürk’ümüz “hâkimiyet bila akay düşer milletindir” diyor.” diye konuştu.

KENAN PAŞA GELDİĞİNDE CAN GÜVENLİĞİ YOKTU

“Kenan Paşa geldiğinde rahmetli yalnız şu vardı çok önemli bir olay; Kenan Paşa geldiğinde can güvenliği yoktu. Yüzde 98 halkımız memnun olmuştu can güvenliği yoktu, böyle bir şey sağlandı. Daha sonra çok yanlışlar oldu o ayrı konu yani ben ilk geliş zamanını söylüyorum. Askerimiz geldi şöyle oldu böyle oldu demiyorum ben ülkemin durumunu söylüyorum. 1978’te demin söyledin söyledim. Arabanız var mı ancak bir depo benzin alabilirdiniz bir ayda. 70 sente muhtaçtık can güvenliğimiz yoktu. Bunları özellikle yaşayan birisiyim işte batsın bu dünyayı bunun için yaptım. Böyle bir dünya olacağına batıralım yenisini kuralım daha güzel daha adil, sevgi dolu bir dünya için barış için, insanlık için ‘Batsın Bu Dünya’ dedim.”

Gencebay, Sevilay Yılman’ın ‘Şimdi demiyorsunuz ama değil mi?’ sorusu üzerine “Böyle bir ortamı yaşamak çok zor” dedi. Yılman’ın ‘Ama sizin bu şarkınız üzerinden diyenler var onlara mesajınız ne?’ sorusuna da, “Ben şunu demek isterim. Ben siyasi olarak bakmadığım için ben insanlarımızın mutlu olmasına dünya insanının mutlu olmasına ve yaradanın yaratmış olduğu değerlerin korunmasına bakıyorum bunuda insanlar ve devletler sağlıyor. Bu konuda benim bir imzam dediğim kartvizitim vardır şiirim kısa, “Bu vatanın çatısı yaşam kadar kutsaldır. Yaradanım yaratmış dünya vatandır. Dil, din, cins, ırk ayırmam şu dünya gurbetinde bana Orhan diyorlar asıl adım insandır.” şeklinde yanıt verdi.

Haberin devamını okumak için TIKLAYIN

Sağlık Bakanlığı: Türkiye’de 15 binden fazla HIV taşıyıcısı var

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, 15 bin 54 kişinin HIV taşıyıcısı olduğu Türkiye’de bin 590 AIDS vakasının bulunduğunu açıkladı.

CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer, HIV taşıyanlardaki artış ve AIDS vakalarını Sağlık Bakanlığına yönelttiği soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı.

Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi’nin verilerine göre 15-19 yaş aralığında HIV enfeksiyonunun artış gösterdiğini belirten Gürer, 2011’de 15-19 yaş diliminde sekiz olan HIV’li sayısının 2016’da 49’a; 2011’de 20-24 yaş diliminde 62 olan HIV’li sayısının 2016’da 276’ya çıkmasının dikkat çektiğini söyledi.

“RAKAMLAR SADECE SAPTANABİLEN RAKAMLAR”
Gürer, bu rakamların sadece saptananlar için geçerli olduğunu belirterek, bu konuda inceleme, araştırma, eğitme ve önleme çalışması yapılıp yapılmadığını sordu.

“BİN 590 AIDS VAKASI VAR”
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan da ilk kez 1980’li yıllarda tanımlanan HIV enfeksiyonunun o yıllardan bu yana tüm dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan yayılmaya devam ettiğini belirterek, “Ülkemizde 1985 yılından 1 Aralık 2017 tarihine kadar doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirilen 15 bin 54 HIV ve bin 590 AİDS vakası mevcuttur” dedi.

Vaka sayılarındaki artışa vurgu yapan Sağlık Bakanı Demircan, “Ülkemiz HIV/AIDS vakalarına yönelik uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakta. Ancak toplum profilindeki değişim, ülkemizin bulunduğu coğrafyadaki ve ekonomideki gelişmeler, göç trafiğinin artması neticesinde Türkiye’nin hedef ülke haline gelmiş olması, nüfus artışı, farkındalığın artması, tam ve tedavi hizmetlerindeki gelişmeler, sağlık kurumlarına erişimin artması nedenleriyle vaka sayısında artış trendi izlenmektedir” diye konuştu.