Çadırda havasız bırakılan 100 koyun yaşamını yitirdi

Erzurum’un Oltu ilçesinde, Adem Sağdıç’a (42) ait 100 koyun, gece bırakıldığı çadır ahırda havasız kalarak hayatını kaybetti.

İlçenin Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan besici Adem Sağdıç, afat evler mevkinde çadır ahıra dün saat 19.00 sularında otlamaktan gelen 100 koyun ile bir keçisini bıraktı.

Bugün sabah hayvanları çıkarmak için ahıra giren Adem Sağdıç, 100 koyununun havasızlıktan yaşamını yitirdiğini gördü. Sağdıç, koyunlarının yarısını borç para ile aldığını söyledi. Devlet büyüklerinden yardım beklediğini ifade eden Sağdıç, “Dün otlamaktan gelen 100 koyun ve bir keçiyi her zaman bıraktığım çadır ahıra kapattım. Hava çok yağışılıydı. Üşümesinler diye kapıyı kapattım. Sanırım havasızlıktan telef olmuş. Geriye bir tek keçi kaldı. Ne yapacağımı bilmiyorum” diye konuştu.

Yaşamını yitiren koyunların İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri tarafından tutulacak raporun ardından gömüleceği bildirildi.

(DHA)

‘Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday olacak’

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’e konuştu.

Karamollaoğlu, gazeteye yaptığı açıklamalarda, seçim listelerde sürpriz isimler olacak mı sorusuna, “Listede sürpriz bir iki isim olabilir. Bizim işimiz zor. Hem bize uyacak, hem de kamuoyunun biraz alakasını çekecek insanlar” yanıtını verdi.

HDP’den aday olmayan Altan Tan ile ilgili olarak da Karamollaoğlu, “Aday olacak herhalde. Bizim eski dönemde genel idare kurulu üyeliğimizi yaptı” dedi.

ALTAN TAN’DAN AÇIKLAMA

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, iddiaya ilişkin “Adaylık teklifinde bulundular, değerlendiriyoruz” açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu bugün Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada Altan Tan’ın kendi listelerinden seçime girebileceğinin işaretini vermişti.

“Teklifi değerlendiriyorum”

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, HDP’den tekrar milletvekili adayı olmayacağını açıklayan Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday gösterileceği iddialarına ilişkin şunları söyledi: “Saadet Partisi dindar, muhafazakar Kürtlerin bazılarına adaylık teklifinde bulundu. Bana da adaylık teklifinde bulundular. Bu teklifi değerlendiriyoruz. Ama daha son nokta konulmuş değil. Diğer arkadaşlarımızla birlikte bunu değerlendiriyoruz.

CHP’den ‘Adalet Yürüyüşü’nde casus yazılım’la ilgili suç

Özel, beraberindeki milletvekilleriyle Ankara Adliyesine gelerek, suç duyurusu dilekçesini verdi.

Çıkışta gazetecilere açıklamada bulunan Özel, 25 gün süren 432 kilometrelik yürüyüşlerine tüm CHP’li milletvekillerinin katıldığını söyledi.

Ankara’da ve seçim bölgelerinde bulunan tüm milletvekillerinin bugün adliyelere giderek suç duyurusunda bulunduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Neyin suç duyurusunu yapıyoruz? Adalet Yürüyüşü gibi bir yürüyüşte, Almanya’da ortaya çıkarılan bir gerçek bu yürüyüşe katılanların bir sosyal medya casusluğu üzerinden dinlendiklerini, takip edildiklerini ortaya çıkardı. Bu iddia Almanya’nın en ciddi yayın organlarından birinde yer aldı.

Bu iddiayı ise yine Almanya’da özgür yazılımla uğraşan bir aktivist grup şu netliğiyle ortaya koydu: Dünyadaki istihbarat örgütleri için çalışan ve ürettiği yazılımların istihbarat örgütleri dışında satışı yasak olan bir kuruluş, kuruluşun adı Finfisher. Bu kuruluşun elinden ‘adaleticinyuru’ linkinin, hashtaginin Türkiye’den satın alındığı, bu hashtag ile sosyal medya üzerindeki paylaşımları yapan telefonun da dinlendiği ortaya çıktı. Bizi kimin dinleyeceğinin sorusu şu cevabı barındırıyor: CHP’yi dinlemek kimin işine yarıyorsa, bu yürüyüşten kim rahatsız oluyorsa.”

Bu olay duyulur duyulmaz Meclisteki Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunu toplantıya çağırdıklarını ancak çağrının Komisyon Başkanı tarafından duymazdan gelindiğini ifade eden Özel, konu büyüyünce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın bir açıklama yaptığını hatırlattı.

Bakan Arslan’ın, “Bize sorsalar söylerdik” dediğini aktaran Özel, “Bu durumda da İzmir Milletvekilimiz Zeynep Altıok’un bu konuyla ilgili iddialar ortaya çıktığında, bundan 11 ay önce ilgili Bakanlığa sorduğu ancak soru önergesinin hala yanıtlanmadığı ortaya çıkmıştır.” dedi.

Özel, yürüyüş boyunca kendilerini kimin dinlediğinin, casus yazılım sadece istihbarat örgütlerine satılıyorsa bunu hangi istihbarat örgütünün alıp, ne şekilde kullandığının bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılmasını istediklerini belirtti.

Yürüyüşte, 432 kilometre yol katettiklerini anımsatan Özel, “Yürüdük ve bir şey söyledik, sözümüzü dinlemeyenler telefonlarımızı dinlemiş. Telefonumuzu değil sözümüzü dinleyin. Biz adalet istiyoruz, hep birlikte ‘Hak, hukuk, adalet’ diyoruz.”

“Gereğinin yapılmasını bekliyoruz”

Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da “CHP milletvekilleri olarak son yılların siyaseten yaşanmış en büyük rezaleti” ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

Dünyanın en barışçıl, en uzun ve en etkili yürüyüşünü gerçekleştirdiklerini savunan Ağbaba, şunları söyledi:

“Maalesef bu yürüyüşün başından sonuna kadar dinlendiğini görüyoruz. Aslında dünyanın en şeffaf eyleminin dinlenmesi kepazeliktir. Hükümet bu işte suç ortağı değilse veya dinletmiyorsa aslında bu suç duyurusunu hükümetin yapması gerekirdi. Tekrar hükümeti göreve çağırıyoruz, eğer suç ortağı değilsen, eğer bu dinlemeyi sen yapmadıysanız, gereğinin yapılmasını bekliyoruz.”

(AA)

68’den çıkarımlar- 2

68’e değinmek benim için yazıklanıp durduğum bir süreç. Sonuçta dünyayı yönetenlerin yine paçayı kurtardığı ama yinelemekten bıkıp usanmadığım, benim için dünyanın merkezine düşsel bir yolculuk sanki…

68’e yolculuğu geçen hafta kaldığımız yerden sürdürelim…

Hippi’lerin insancıl ve barışçıl bir yaşam biçimi vardı. Bu dönemin gençleri “make love, not war”(savaşma seviş) savsözünde kendini buldu. ‘68 dönemine müzik de damgasını vurmuştu. Rock ve folk olarak iki ana başlık altında toplanan, kökleri “insan hakları savaşımı”na dayanan protest müzik, siyasal içerikli bildirileri kitlelere ulaştırmada etkili bir rol oynamış ve bu günlere de ulaşan bir müzik kültürü yaratmıştı. Janis Joplin, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, The Doors, Joan Baez, Peet Seager gibi müzisyenler özellikle şiddet ve ırkçılık karşıtlığı ile öne çıktı. Çeşitli şenlikler(festivaller) düzenlendi. 15 ağustos 1969’da yapılan Woodstock Şenliğine katılım şaşırtıcıydı. Bu; 2 gece 3 gün süren, 500.000 kişinin katıldığı sevgi ve dayanışmanın, paylaşımın, ırkçılık ve savaş karşıtlığının yaşandığı en büyük etkinliklerden biriydi. Unutulmaz anlarından biri de Jimi Hendrix’in ABD ulusal marşını gitarıyla savaş sesleri çıkararak çalması olmuştu.

1968 eylemleri kısa ve uzun erimli bir dizi gelişmelere yol açtı. Çevre bilincinin ortaya çıkmasına neden oldu. “Çekirdeksel(nükleer) karşıtlığı” ve “silahların artışına karşı silahsızlanma” gibi konularda toplumsal bilinç ve kültür yaratıldı… Seçenekli(alternatif) yaşam biçimleri geliştirildi. Ortak(Komün) evler kuruldu. Ayrımlı(farklı) olanların varlığı olurlanmaya başlandı.Cinsel özgürleşme, 68’in en önemli sonuçlarından biriydi. Okullarda dirimbilim(biyoloji) dersinde insan gövdebilimi(anatomisi) öğretilmeye başlandı. Daha önce pornografi, nü resimler, sanatta çıplaklık suç sayılırken, bunlar sergilenmeye başlandı. Eski kültür paramparça olmaya, bireyin özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan cinsellik tabusu yıkılmaya başladı. Eşcinsellik, eşcinsel evlilik, seks işçiliği, bisexsüellerin ve lezbiyenlerin örgütlenme özgürlüğü gibi kazanımlar elde edildi. 68’in en büyük sonuçlarından biri kadın haklarında görüldü. Kadınlar evli olsun olmasın kürtaj olma, boşanma davası açma, kocalarının izni olmadan ehliyet alma ve yolculuk etme haklarını elde etti. Evlilik dışı cinsel yaşam özgürlüğü, seçme seçilme hakkı sağlandı. İnsanlar birlikte yaşamak için evlenme koşulunu, aile kurmayı istemediler. Geleneksel kadın rolü sayılan çocuk bakımı, mutfak işleri ve ev temizliği erkekler yanınca da yapılmaya başlandı. Eğitimde demokratik katılımcı yapı ve örgütlenme özgürlüğü gelişti. Savaşlara karşıtçılık(muhalefet) yükseldi. Üçüncü dünya ülkeleri ve ulusal bağımsızlık istemleriyle dayanışma yerleşti. Sırt çantası ile dış ülkelere gezi, çeşitli kültürler ve insanlarla tanışma eğilimi arttı. Giyim kuşamda tüketim yerine ikinci el ya da eskiler yeğ tutuldu. Askerlik yapmaya karşı duruş, sivil askerlik gibi açılımlar gerçekleşti.

68-den-cikarimlar-2-462869-1.

Toplumda köktenci görüşler geliştirmenin gücü, denilebilir ki bir yokluk sonucu, kendisi bir sınıf olmayan, zaman içinde sürekli olmayan bir tabakaya, öğrencilerin omuzuna düştü. Onlar demokrasinin anlamını genişletmek, doğrudan eylemle halkın gücünü arttırmak, yeni siyasi arayışlar-kuramlar geliştirmek, bireyi köktencileştirmek için savaşım verdiler. Ne var ki 68 devinimi(hareketi), son çözümlemesinde(tahlilde), toplumsal tabakaları eyleme geçiremedi, özellikle kurulu düzenin güçlü(iktidar) yapılarına tehdit yöneltebilecek işçi sınıfıyla bağ kuramadı…

Benim yetersiz özetlemelerim nereye kadar? Oysa çok değerli çalışmalar var; 1968 İsyancı Bir Öğrenci Kuşağı(Ronald Fraser/ Belge Yayınları, 1988) yanı sıra diğer bir kaçı: Küresel İsyan ‘68(Mete Kızık/ Günizi Yayıncılık, 2008), Bizim 68’liler(Şükran Soner/ Cumhuriyet Kitapları, 2009), 68 Kuşağı Gençlik Olaylarının Uluslararası Boyutu(Feryat Bulut, 2011), Türkiye ve Fransa’da 1968(Emine Öztürk/ Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2017), vd.

68 Kuşağı, yazmakla ve üzerinde düşünmekle bitmeyecek 50 yıllık bir destan…

Oyuncu Salih Kalyon: İktidar gibi düşünmüyorsan vatan hainisin

24 Haziran’da gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçim öncesi sanat dünyasında özgürlük, demokrasi, basın özgürlüğü gibi konulara yönelik sesler yükselmeye başladı. İktidar gibi düşünmeyenlerin vatan haini ilan edildiğini belirten oyuncu Salih Kalyon, “Herkes korkuyor. Ama bu seçimde umudumuzu yitirmedik, bir şeyler olması gerekiyor” dedi.

Cumhuriyet’ten Öznur Oğraş Çolak’a konuşan Kalyon, geçen seçimde başından geçen bir olayı anlattı. Kayınvalidesinin yatalak olduğunu ve ambulansta oy kullandığını söyleyen Kalyon, “AKP’li milletvekilleri itiraz etti. Açık alanda oyunu kullandı diye. Onlar gibi düşünmüyorsan, yani iktidar gibi, vatan hainisin” dedi.

‘UMUDUMUZ DAHA BÜYÜK’

“Korku var tabii ama umudumuz daha büyük” diyen Kalyon, “100 bin talebe içeride bugün dünya kadar gazeteci neden ne için soru sordukları ve haber yaptıkları için hapisteler. 100 bine yakın öğrenci öğretim görevlisi tutuklu, rakamlar çok ciddi. Bugün İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu’ları çok arıyoruz.

‘ONLAR İÇİN KADIN İKİNCİ SINIF’

Osmanlı’da kadınların tiyatro yapmasının yasak olduğunu hatırlatan Kalyon, “Afife Jale örneğinde olduğu gibi. Bugün de Osmanlıcı oldukları için. Osmanlı özlemi içerisinde bir güruh. İstemiyorlar tabii kadın onlar için ikinci sınıf bir insan. İnsan yerine de koymuyorlar ki. Kadın yok onlar için. Arap kültüründe de yok. Kadın olmazsa insanlık olur mu? Bu ne kadar akıl dışı bir davranış biçimi.” şeklinde konuştu.

‘İKTİDAR TİYATROYU SEVMEZ’

Bu seçimde umudumuzu yitirmedik, bir şeyler olması gerekiyor. Ya herkes düşüncelerini anayasamızda da belirtildiği gibi sözle yazıyla açıklayabilecek ya da… Atatürk’ün “Mualimler Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister…” dediği gibi ya fikri vicdanı hür nesiller yetiştireceğiz ya da iktidar gibi düşünmüyorsan vatan haini olacaksın. Bu ikisi arasında halk bir tercih yapmak zorunda. Yurttaş olmak çok zor iş bilinç, emek isteyen, güven isteyen bir iş. İnsanım ve benim de fikrim var. Onun için tiyatro da hep muhaliftir ve iktidarlar tarafından sevilmez.

Adalet Nöbeti’ne katılan avukatlardan BirGün’e destek ziyareti

Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında tutuklu yargılanan avukat Akın Atalay nezdinde başlatılıp tüm haksız tutuklamalara karşı sürdürülen ve 54. haftası tamamlanan Adalet Nöbeti’ne katılan avukatlar BirGün’e destek ziyaretinde bulundu.

Hukuk örgütlerinin tutuklu meslektaşları için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlattıkları “Adalet Nöbeti”ne katılan avukatlar BirGün’ü ziyareti. Bağımsız medya kuruluşlarına desteklerini sunan avukatlar, BirGün’ün basındaki yerini vurgulayıp gazetemize desteklerini sundu.

BirGün’ün başlattığı abone kampanyasının önemine değinen avukatlar herkesi BirGün’e destekte bulunması için çağrı yaptı.

BirGün’e Abone Olmak İçin Tıklayın

tmmob-yonetim-kurulu-baskani-koramaz-dan-birgun-e-destek-424499-1.

Cumhuriyet 30 yıllık dergisini kapattı, çok sayıda kişinin görevine son verildi!

26 Kasım’da MİT TIR’ları haberi nedeniyle Genel Yayın Yönetmeni’nin ve Ankara Temsilcisi’nin tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmesiyle zor günler geçiren Cumhuriyet gazetesi, şimdi de mâli darboğazla mücadele ediyor.

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasıyla başlayan moral bozukluğuna bu kez de 30 yıl önce kurulan, gazetenin yazarlarından Orhan Bursalı yönetiminde yayınlanan ve haftalık olarak her cuma Cumhuriyet’le birlikte ücretsiz olarak verilen, Bilim ve Teknoloji Dergisi’nin (CBT) kapatılması eklendi.

Medyatava’nın edindiği bilgiye göre; 2’si Bilim ve Teknik Dergisi’nde görevli olmak üzere farklı departmanlardan 20’ye yakın kişinin Cumhuriyet’le yollarının ayrıldığı öğrenildi. Gazeteyle yolları ayrılan çalışanlar arasında uzun yıllar Cumhuriyet’in mali işlerinden sorumlu olan Bülent Yener’le birlikte bir bölümünün istifa ettiği, haber merkezi, danışma ve muhabirlerden oluşan çok sayıda kişinin ise görevine son verildiği belirtildi.

Ayrıca, işten çıkarmaların önümüzdeki günlerde Ankara ve İzmir ofislerine sıçrayacağı da konuşuluyor.

Bu gelişmelerin yanında bir süredir mâli sıkıntılar yaşayan Cumhuriyet’te 3 aydır maaşların düzensiz ödendiği, gazetenin başyazarı Nadir Nadi’nin eşi Berin Nadi’nin olan ve Berin Nadi’nin ölümünden sonra Cumhuriyet Vakfı’na devredilen Taksim’deki evinin, gazetenin matbaa borçları karşılığında Aydın Doğan’a verildiği iddia edildi.