Ahmet Hakan’dan Nagehan Alçı’ya: Ne oldu sizin şu Bank Asya işi?

Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan , kendisini hedef alan Nagehan Alçı ‘ya yanıt verdi.

Cumhuriyet’in haberine göre Nagehan Alçı için Bank Asya hatırlatması yapan Hakan “Niye size hiçbir şey olmuyor meselesini de bir açıklığa kavuşturuver bi zahmet?” ifadelerini kullandı.

“Nagehan! Ne oldu sizin şu Bank Asya işi” diye sorana Ahmet Hakan , “Bank Asya’nın önünden geçenlerin bile hayatlarının karartıldığı bir dönemde… Bank Asya’dan misler gibi kredi çekmenize rağmen niye size hiçbir şey olmuyor meselesini de bir açıklığa kavuşturuver bi zahmet.” diye yazdı.

Ne olmuştu?
Ahmet Hakan, 1 Haziran 2018 tarihli ‘Gazeteciliğin geldiği son nokta’ başlıklı yazısında, Muharrem İnce’nin konuk olduğu,Nagehan Alçı’nın da gazeteciler arasında yer aldığı televizyon programıyla ilgili olarak “Eskiden…Siyasetçiler madara olurdu. Bugün… Gazeteciler madara oluyor.” ifadelerini kullanmıştı

Nagehan Alçı da Ahmet Hakan ‘ın bu sözlerine yanıt niteliğindeki “Çoktan madara olmuş bir muhbirin portresi” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı;

“AK Partililerden CHP’lilere, MHP’lilerden HDP’lilere toplumdaki herkesin müşterek nefretini kazanmış bir insan düşünün. 80 milyon içinde hiç kimse ona güvenmiyor ve sözlerine inanmıyor. Çünkü dara düşünce herkesi yarı yolda bırakmış, zor durumdakilere acımasızca tekme vurmuş. Yeri gelmiş şahsi menfaatleri için en yakınlarını ve hayatında sadece iyilik gördüğü dostlarını sırtından hançerlemiş, en samimi arkadaşlarına bile kasten kötülük yapmış. Kötülük yapmakla ve kötü insan olmakla gurur duyan bu patolojik şahsiyet utanmadan hâlâ, tüm Türkiye’ye defalarca madara olduğu halde ahkâm kesiyor.

Türk basın tarihi çok sayıda kötü insan görmüştür ama bu derecesinin daha önce geldiğini sanmıyorum.”

Başsavcılık’tan Fatih Portakal’a soruşturma

FOX TV’nin Mersin Devlet Hastanesi hakkındaki haberiyle ilgili ‘Devlet organlarını aşağılama’, ‘Hakaret’ ve ‘İftira’ suçları kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

FOX TV Spikeri Fatih Portakal ve Sorumlu Müdür İbrahim Onur Kumbaracıbaşı‘nın soruşturmada şüpheli oldukları aktarıldı. Sabah’ın haberine göre, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği aynı haberle ilgili FOX TV ekranlarında cevap ve düzeltme metni yayınlanmasına da karar verdi.

NE OLMUŞTU?

Fatih Portakal, hastanelerin büyüklüğünden dert yanıp hastaların hastane içinde ulaşımda zorlandığını iddia etmiş, ekrana getirdiği koltuk değnekli bir hastanın MR çektirmek için çok uzun bir yolu yürümek zorunda kaldığını söylemişti.

Taciz iddialarının ardından Talat Bulut hakkında soruşturma

FOX‘ta yayınlanan Yasak Elma dizisinin setinde oyuncu Talat Bulut‘un kendisini taciz ettiğini öne süren kostüm görevlisi Özge Şimşek, suç duyurusunda bulundu. Savcılık, Bulut hakkında, “sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı” suçundan soruşturma başlattı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, setin Hadımköy’de olduğunu belirterek soruşturmada yetkisizlik kararı verdi. Dosya Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Habertürk Haber Merkezi’nden Arzu Kaya’nın haberine göre; ‘Yasak Elma’ dizisinin setinde ünlü oyuncu Talat Bulut’un tacizine uğradığını iddia eden 19 yaşındaki kostüm asistanı Özge Şimşek suç duyurusunda bulundu.

Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na dilekçe veren Özge Şimşek, İstanbul Avrupa yakasında bulunan Hadımköy’deki dizi çekimi sırasında sette hazırlık yaptıkları sırada Talat Bulut’un kendisini taciz ettiğini belirtti. 31 Mayıs 2018 günü taciz olayının yaşandığını belirten Özge Şimşek Bulut’tan şikayetçi oldu, dava açılmasını talep etti.

Soruşturma açıldı

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı genç kadının şikayetinin ardından Talat Bulut hakkında “sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı” suçundan soruşturma başlattı. Savcılık, olayın gerçekleştiği iddia edilen dizi setinin Hadımköy’de olduğunu belirtti.

Hadımköy’ün Arnavutköy ilçesine bağlı olduğunu, Arnavutköy’ün de adli yönden Gaziosmanpaşa Adliyesi’ne bağlı olduğunun anlaşıldığını kaydetti. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yer itibariyle yetkisiz olduğunu vurgulayan savcılık, yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

42. TGC Sedat Simavi Ödülleri’ne başvurular başladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) kurucu başkanı Sedat Simavi adına 42 yıldır verilen ödüllere başvurular başladı. TGC Sedat Simavi Ödülleri için başvurular, 28 Eylül 2018 Cuma akşamı saat 17.00’de sona erecek.

TGC Sedat Simavi Ödülleri’nde Gazetecilik, Radyo, Televizyon, Karikatür, Edebiyat, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Spor olmak üzere 9 dalda ödül veriliyor. Ödül dallarının sayısı ve Seçici Kurul üyeleri, her yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından belirleniyor.

Ödüllerle ilgili ilanlar gazetelere veriliyor. Ödül Sekreterliği tarafından 3500’den fazla öğretim kurumu ve kuruluşa elektronik posta ile mektup gönderilip ödüller için adayları varsa bildirmeleri isteniyor. Sedat Simavi Ödülleri’ne aday olabilmek için çeşitli şartlar aranıyor.

Başvuru koşulları arasındaki bazı maddeler şöyle:

“Adaylar, bir dalda ve bir eserle başvurabilir. Kolektif çalışmalar, ödül yönetmeliğindeki ilgili maddeye uyulmak koşuluyla aday olabilir. Gazetecilik, Karikatür, Radyo ve Televizyon dallarında, aday kişinin ve eserinin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ndeki maddelere aykırı olmaması dikkate alınır. Klasik ders kitapları, lisans, lisansüstü ve doktora tezleri ile bunlara dayalı makaleler, daha önce ulusal yarışma ve ödüllendirmelere katılmış eserler, derece almış olsun veya olmasın aday olamaz. Fen ve Sağlık Bilimleri dallarında eserin son 5 yıl içinde (01.10.2013–30.09.2018), diğer dallarda ise, son bir yıl içinde (01.10.2017-30.09.2018) yayınlanmış ve gerçekleştirilmiş olması gerekiyor. Fen ve Sağlık Bilimleri dallarında yabancı dille yayınlanmış eserlerle de başvurulabiliyor. Bu durumda eserle beraber çalışmayı tam olarak anlatmak kaydıyla en az 2, en fazla 5 sayfalık Türkçe özetinin verilmesi de gerekiyor”

ŞAHSEN DE BAŞVURULABİLİR

Ödüller için başvurular, 28 Eylül tarihine kadar kabul ediliyor. Kuruluşlar ve öğretim kurumları tarafından gösterilen adaylar, adaylık için şahsen başvuranlar ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nce oluşturulan Ön Araştırma Kurullarınca belirlenen adaylarla birlikte Seçici Kurul değerlendirmesine sunuluyor. Ekim ayının ilk günlerinde ödül adaylarına ait çalışmalar ve belgeler Seçici Kurul üyelerine gönderiliyor. Seçici Kurullar Ekim ayının ikinci yarısından Aralık ayına kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde uygun gördükleri sayıda toplantılar yapıyor ve kazananları belirleyip 1 Aralık tarihine kadar Ödül Sekreterliği’ne bildiriyorlar..

ÖDÜLLER ARALIK AYINDA TÖRENLE DAĞITILACAK

Ödüller, her yıl Aralık ayında törenle dağıtılıyor. Ödül kazananların isimleri, medya yolu ile açıklanıyor. Ödül kazananlara, merhum Sedat Simavi’nin küçük bir heykeli ve Ödül Belgesi; övgüye değer görülenlere, plaket ve Övgü Belgesi veriliyor. 1977 yılından beri verilen ödüllerle ile ilgili ayrıntılı başvuru koşullarına http://www.tgc.org.tr/ internet sitesinin ödüller başlığı altındaki Sedat Simavi Ödülleri sayfasının Yönetmelik bölümünden ulaşılabilir. Merak edilen sorular için de Sedat Simavi Ödülleri Sekreterliği’nin [email protected] isimli elektronik posta adresi üzerinden ya da 0212 513 84 58 numaralı telefonunu arayarak da bilgi alınabilir.

SEDAT SİMAVİ KİMDİR? (1896 – 1953)
Öncü çalışmaları ile adını yayın tarihine yazdıran Sedat Simavi, 1896 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Hamdi Simavi Bey, annesi Abdülhamit sadrazamlarından Saffet Paşa’nın torunu Aliye Hanım’dır. Sedat Simavi, babasının görevli olduğu Samsun’da ilk Fransızca derslerini aldı. Kadıköy Saint-Joseph Fransız Okulu’nda başladığı öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı (1912), Okul sıralarında ilk karikatürleri yayınlanmaya başlandı. 1.Dünya Savaşı patlak verince Hadımköy’deki birliğine katıldı. 1916’da Şeker Bayramı’nın birinci günü “HANDE” adındaki haftalık dergiyle yayın hayatına atıldı. 1917’de Müdafaa-i Milliye Cemiyeti adına ilk defa konulu bir film çevirdi. “PENÇE”, “CASUS” ve “ALEMDAR VAKASI” filmleri böyle doğdu. İstanbul’un çeşitli semtlerinde başarı ile oynadı. “DİKEN” ve “İNCİ” dergilerini de bu arada yayımlamıştı. Sedat Simavi, günlük gazete idealine 21 Temmuz 1920’de “DERSAADET” ile kavuştu. Gazete, Sevr Muahedesi’nin yarattığı karamsarlığa karşı yapıcı bir ruh aşılıyordu. Onu “PAYİTAHT”, “GÜLERYÜZ” izledi. 15 Mart 1933’te yayın hayatına atılan haftalık “YEDİGÜN” ile 18 yıl en çok satan dergiyi çıkarma başarısına sahip oldu. Gazetecilerin dayanışmalarını ve bağımsızlıklarını sağlamak amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin kurulmasında öncü oldu. Cemiyetin 1 numaralı Şeref Rozeti’ni taşıdı ve ilk başkanlığa seçildi. Sedat Simavi, 1 Mayıs 1948’te Türkiye’nin en büyük tirajlı gazetesi “HÜRRİYET” i yayımlamaya başladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı iken Üniversitede Gazetecilik Kürsüsü’nün kurulması için de ilk yazılı başvuruyu yaptı. Sedat Simavi’nin mücadeleli hayatı 11 Aralık 1953’te son buldu.

2018 SEDAT SİMAVİ ÖDÜLLERİ SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ:

GAZETECİLİK:

Pınar AKTAŞ (Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Müdürü)

Niyazi DALYANCI (Gazeteci – Yazar)

Sedat ERGİN (Hürriyet Gazetesi Yazarı)

Orhan ERİNÇ (Cumhuriyet Gazetesi Yazarı )

Tuğrul ERYILMAZ (Gazeteci)

Hakan GÜLDAĞ: (Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Vahap MUNYAR (Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Ayşe ÖZEK KARASU: (Habertürk Gazetesi Genel Koordinatörü)

Şükran SONER (Cumhuriyet Gazetesi Yazarı)

RADYO VE TELEVİZYON:

Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN (İletişimci)

Prof. Dr. Yasemin GİRİTLİ İNCEOĞLU (İletişim Akademisyeni)

Göksel GÖKSU (CNN Türk Televizyonu Muhabiri)

Dr. Öğr. Üyesi Gökmen KARADAĞ (İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)

Dr. Öğr. Üyesi Erkan OYAL (Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi)

Doğan ŞENTÜRK ( Fox TV Haber Genel Yayın Yönetmeni)

Celal TOPRAK (Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı )

Dr. Recep YAŞAR (TRT Strateji Uzmanı, İletişimci)

İhsan YILMAZ (Habertürk TV Haber Müdürü)

KARİKATÜR:

Ercan AKYOL (Milliyet Gazetesi Çizeri)

Dr. Öğr. Üyesi Gürbüz Doğan EKŞİOĞLU (Çizer, Grafik Sanatçısı, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi)

Piyale MADRA (Çizer, Grafik Sanatçısı)

Kamil MASARACI (Cumhuriyet Gazetesi Çizeri)

Akdağ SAYDUT (Çizer)

EDEBİYAT:

Eray CANBERK (Şair, Çevirmen)

Metin CELÂL (Yazar, Eleştirmen)

FarukDUMAN (Yazar)

Nursel DURUEL (Yazar)

Doğan HIZLAN (Eleştirmen)

Ahmet ÖZDEMİR (Yazar)

Hilmi YAVUZ (Şair)

SOSYAL BİLİMLER:

Prof. Dr. Taner BERKSOY (Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Başkanı)

Gülseren ERGEZER GÜVER (Gazeteci)

Prof. Dr. Sibel İNCEOĞLU (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Emre KONGAR (Sosyolog)

Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ (Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi Müdürü)

Prof. Dr. Bertil Emrah ODER (Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)

Prof. Dr. İlter TURAN (İstanbul Bilgi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi)

FEN BİLİMLERİ:

Prof. Dr. Taylan AKDOĞAN (Özyeğin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mühendislik Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Viktorya AVİYENTE (Boğaziçi Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Türkan HALİLOĞLU (Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. İlhan İKEDA (Boğaziçi Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Sedat ÖLÇER (İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bolümü Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Önder PEKCAN (Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Yücel YILMAZ (Yer Bilimci – Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi)

SAĞLIK BİLİMLERİ:

Prof. Dr. Özdemir AKTAN (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı E. Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Selim BADUR (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji Bilim Dalı E. Öğretim Üyesi)

Prof. Dr. Halil BAHÇECİOĞLU (Göz Hastalıkları Uzmanı)

Prof. Dr. Berrak ÇAĞLAYAN YEĞEN (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı)

Prof. Dr. Gökhan DEMİR (Tıbbi Onkoloji Uzmanı)

Prof. Dr. Önder ERGÖNÜL (Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Önceki Başkanı)

Prof. Dr. Ahmet GÜL (İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi)

Sibel GÜNEŞ (TGC Genel Sekreteri – sagliktagundem.com Genel Yayın Yönetmeni)

Prof. Dr. Gökhan HOTAMIŞLIGİL (Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı)

SPOR:

Mert AYDIN (Spor Yazarı)

Gürcan BİLGİÇ (Sabah Gazetesi Spor Yazarı)

Şenes ERZİK (UEFA – FİFA Onursal Üyesi – Türkiye Futbol Federasyonu Onursal Başkanı )

Attila GÖKÇE (Milliyet Gazetesi Spor Yazarı)

Arif KIZILYALIN (Cumhuriyet Gazetesi Spor Müdürü)

Uğur VARDAN (Hürriyet Gazetesi Spor Yazarı)

Esat YILMAER (Dünya Spor Yazarları Birliği (AIPS) 1. Başkan Yardımcısı)

AİHM’den Türkiye’ye ilk ‘trafik’ cezası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM), ilk kez bir trafik kazasıyla ilgili davada Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlalinden” mahkûm etti. Gazete Habertürk’ün DW Türkçe’ye dayandırdığı habere göre; İzmir’in Bornova İlçesi’ne bağlı Cumhuriyet Caddesi’nde 25 Ekim 2008 tarihinde meydana gelen kazada, direksiyon hâkimiyetini kaybeden 29 yaşındaki Fatih Ç.’nin aracı, metal bariyerlere çarpmasına rağmen yol seviyesinden yaklaşık 6 metre aşağıdaki şarampole savrulmuştu. Kazada Fatih Ç.’nin eşi Yeşim Ç. hayatını kaybetmiş, henüz 1 yaşındaki kızları M.N.Ç. ise hafif yaralanmıştı. Polisin hazırladığı tutanakta, otomobilin kaza anında çarptığı metal bariyerlerin kaza öncesinde hasarlı olduğu not edildi.

İZMİR BELEDİYESİ’NE DAVA
Fatih Ç., eşinin ölümüne neden olduğunu savunduğu hasarlı bariyerleri onarmakla yükümlü İzmir Belediyesi’ne karşı Mayıs 2009’da İzmir İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Ancak mahkeme Ç.’yi, “kazanın tek sorumlusu” olarak gösterdi ve belediyeye karşı davasını geri çevirdi. Ç.’nin Danıştay’a yaptığı temyiz başvurusu da sonuçsuz kaldı. Ç., bunun üzerine davayı AİHM’ye taşıdı. Türk hükümeti, dava için Fransa’nın Strasbourg kentine gönderdiği savunmada, mahkemenin kararını savurken “Kazaya aşırı hız neden oldu” iddiasını da ortaya attı. Ancak AİHM, “aşırı hız” tezinin Türkiye’de kazayla ilgili idari ve cezai hiçbir süreçte gündeme gelmediğini hatırlatıp Türk hükümetinin bu tezini “kabul edilemez” buldu.

10 BİN EURO TAZMİNAT
Kararda, yargının usulen hata yaparak kazayla ilgili yeterli soruşturmayı gerçekleştirmediği, devletin de böylelikle vatandaşının hayatını koruma konusundaki “pozitif yükümlülüğünü” yerine getirmediği belirtildi. Buna
göre Ankara, karar gereği davacı baba ve kızına 10 bin Euro manevi tazminat, 2 bin Euro da mahkeme masrafı ödeyecek. Davacı baba-kızın avukatı İmdat Ataş, kararın kesinleşmesiyle birlikte yeniden yargılama için başvurabilecekleri sinyalini verdi. Türk hükümetinin 3 ay içinde itiraz etmemesi halinde karar kesinleşmiş olacak.

İtalya’da Giuseppe Conte hükümeti güvenoyu aldı

İtalya’da aşırı sağcı Lig ile Beş Yıldız Hareketi’nin (M5S) oluşturduğu Giuseppe Conte başbakanlığındaki yeni hükümet, Cumhuriyet Senatosu’nda 171 üyenin desteğiyle güvenoyu aldı.

Yeni hükümet, seçimle gelen 315 senatör ve ömür boyu 6 senatör olmak üzere 321 sandalyeli Senato’da bulduğu 171 “evet” oyuyla üst kanattan güvenoyu almak için barajı geçti. Senato’dan güvenoyu alabilmek için ise en az 145 oy gerekiyordu. Yeni hükümete 117 üye “hayır” oyu verdi, 25 üye de çekimser kaldı.

Öte yandan İtalya Başbakanı Conte, Senato’ya hükümeti ve programı sunduğu sırada bir de konuşma yaptı. Beş Yıldız Hareketi’ne yönelik “popülist” ve “sistem karşıtı” tanımlamalarına atıfta bulunan Conte, bunlar halkın ihtiyaçlarını dinlemek anlamına geliyorsa M5S’nin bu şekilde tanımlanabileceğini söyledi. Cinsel şiddet ve vergi kaçakçılığı gibi suçlara verilen cezaların ağırlaştırılacağını belirten Conte, yolsuzlukla mücadelede de “gizli ajanlar” kullanacaklarını ifade etti.

“Rusya’ya açılımı savunacağız”
Ülkesinin Rusya ile ilişkilerine de değinen Conte, şunları kaydetti:
“Ülkemizin Atlantik ittifakına olan aidiyetinin ve ABD ile özel müttefikliğinin altını çizmek istiyoruz. Aynı zamanda son yıllarda çeşitli jeopolitik krizlerdeki uluslararası rolünü sağlamlaştıran Rusya’ya yönelik bir açılımı da savunacağız. Sivil Rus halkına işkence gibi olanlardan başlayarak yaptırımların yeniden gözden geçirilmesini destekleyeceğiz.”
Hükümetin göç konusundaki politikalarının “ırkçılık” tarafından yönlendirilemeyeceğini vurgulayan Conte, ırkçı olmadıklarını, asla da olmayacaklarını dile getirdi. “Sahte bir dayanışma şemsiyesi altında devasa boyuta ulaşan göç işini durduracaklarını” anlatan Conte, etkili bir kimlik tespiti ve geri dönüş prosedürü uygulayacaklarını aktardı. Conte, İtalya’nın Avrupa Birliği’nden (AB) Dublin Sözleşmesi’nin yeniden düzenlenmesini de güçlü şekilde talep edeceğini bildirdi.

Yeni hükümetin programında, İtalya’nın yüksek kamu borcu nedeniyle çok eleştirilen vergi oranının düşürülmesini öngören iki kademeli vergi uygulaması, vatandaşlara temel gelir ve AB bütçesinde esneklik ile “Fornero Kanunu” olarak da bilinen emeklilik yaşını 67’ye çıkaran reformun gözden geçirilmesi, göçmenler ve Müslümanlara yönelik sert politikalar gibi tartışmalı konular bulunuyor.

Barışacağız!

AKP’nin çukur kazmak ve beton dökmekten oluşan Türkiye vizyonuna karşı CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, en büyük projesinin “huzur” olduğunu söylüyor.

“Onun projesi Kanal İstanbul ise benim projem 3B: Barışacağız! Büyüyeceğiz! Bölüşeceğiz!” diyor, İnce.

Millet İttifakı, bu barışmanın ilk adımı oldu ve toplumun farklı kesimlerini temsil eden siyasi partileri bir araya getirerek parlamenter sisteme sahip çıkmak için birlikte hareket etmelerini sağladı.

Barışmanın ikinci adımı ise Kürt Sorunu’nun çözülmesinden ve bütün toplum kesimlerinin kucaklaşmasından geçiyor.

• • •

AKP, adına seçim beyannamesi denilen bir “özür belgesi” yayımlandı. “Neler yaptık” başlıklı bölümde Kürt kelimesi sadece şurada geçiyor: “Kürt vatandaşlarımızın her türlü insani meselesini demokrasi ve refah sorunu olarak gördük.”
“Neler yapacağız” bölümünde veya başka hiçbir yerde Kürt ifadesi geçmiyor. Bu bölümde ayrıca “Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız” diyor.

• • •

AKP’nin özrü kabahatinden büyük. Bir iktidar 16 yıl boyunca tek başına gücü elinde tutmasına rağmen toplumsal barış için hiçbir şey yapamamışsa, bundan sonra da bunu başarma ihtimali yoktur!..

• • •

CHP ise toplumsal barışın sağlanması için detaylı bir plan öneriyor:
“Ayrımcılık ve şüphe bitecek, yurttaşlar birbirine güvenecek, memlekete demokrasi gelecek.
Yurttaşlar dilini özgürce öğrenecek, kardeşlik konuşacak, memlekete huzur gelecek.
İnançlara saygılı laiklik gelecek, din siyasete alet edilmeyecek, inançlar özgürce yaşanacak.
Bölgesel yatırımlar artacak, göç tersine dönecek, köyler yeniden şenlenecek.
Nevroz resmi tatil ilan edilecek, tüm yurtta coşkuyla kutlanacak, Kardeşlik ve Barış Günü olacak.”

• • •

AKP için Kürt Sorunu başından beri bir siyasi manevra alanı oldu sadece. Erdoğan’ın iktidara geldiğinde ve iktidardan gitmek üzereyken söylediği sözlere kısaca bakarsak bunu daha iyi görebiliriz:

Yıl 2005, “Kürt sorunu benim sorunumdur”

Yıl 2015, “Kardeşim ne Kürt sorunu ya?”

• • •

Öte yandan, gerek Muharrem İnce’nin konuşmalarında, gerekse de CHP’nin seçim beyannamesinde, sadece Kürt sorunu için değil çok daha geniş bir toplumsal barış ve mutabakat için çözüm önerileri ve politikalar var.
Bunlardan en önemlisi: “Barışacağız!”

• • •

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim beyannamesini açıklarken şöyle konuştu: “Bu sorunun çözüm yeri TBMM’dir. 35-40 yıldır bunu çözemeyenler siyasilerdir. İnsana insan olduğu için değer vereceğiz. İnsana saygı duyup, baş tacı yapacağız. Biz hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz, herkese eşit davranacağız.”

• • •

AKP’nin Kürt Sorunu’na yaklaşımını ortaya koyabilmek için burada CHP seçim beyannamesinden alıntı yapmayı da faydalı görüyorum:

“AKP, iktidarını devam ettirebilmek için Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne darbe vurmaktadır. Dinsel, etnik ve siyasal kimlikleri birbirine karşı kullanmakta, açılım adı altında gizli pazarlıklar, çözüm görüntüsünde inandırıcılıktan uzak vaatler üretmektedir. Her bir açılım, fiyasko ile sonuçlanmakta, her bir açılım başka bir toplum kesiminin ötekileştirilmesi ile sona ermektedir. Tek adam rejimi, karşılaştığı her sorunu, daha büyük sorunlar ve krizler yaratarak aşmaya çalışmaktadır. Varoluşunu adeta toplumsal kutuplaşmanın sürekli tırmandırılmasına bağlamaktadır.

AKP’nin Kürt Sorunu’nu çözme vaatlerinin akıbeti de benzer olmuştur. AKP, Kürt Sorunu’nun çözümü için bir hukuki yapı oluşturmaktan kaçınarak, gayrı resmi mekanizmaları ve merdiven altı süreçleri uygulamaya sokmuştur. AKP hükümetlerinin çıkarcı ve samimiyetsiz açılımları, seçim dönemlerinde verip de tutmadıkları vaatlerin ötesine geçmemiştir.”

• • •

Görüldüğü gibi AKP bugüne kadar toplumsa barışı sağlayabilecek bir politika izleyememiştir. Zaten AKP’nin amacı da toplumsal barış değil, seçimi kazanarak tek adamın iktidarını devam ettirmektir.

16 yıllık karnesi ortada olan AKP’ye Kürt olsun Alevi olsun hiçbir vatandaşımızın yeniden aldanıp, “bile bile lades” demeyeceğine inanıyorum.

Çünkü AKP, Cumhuriyet tarihinin bugüne kadarki en büyük ayrımcı politikalarını uygulayan iktidar olmuştur. Bugün devrimciler, çağdaşlar, Kemalistler, Kürtler, Aleviler, yani AKP gibi düşünmeyen herkes dışlanmakta ve ayrıştırılmaktadır. Bu kadar inkarcı bir politika Cumhuriyet dönemimizde yaşanmamıştır.

• • •

Önceki gün, hukuksuz bir şekilde tutuklanan, kendi ifadesiyle “rehin alınmış” bir Cumhurbaşkanı Adayı olan Selahattin Demirtaş’ı bugün Edirne’de ziyaret ettim. Bütün sevenlerine selamları var.

• • •

Tarihi bir seçime gidilirken, adaylardan birisi maalesef meşru bir gerekçe olmaksızın cezaevinde tutuluyor. Hükümet talimatıyla hareket eden yargının bu tutumu, adalete ve demokrasiye aykırı olduğu kadar seçimin meşruiyetine de gölge düşürüyor. Demirtaş’ın meydanlara çıkarak eşit koşullarda mücadele etme hakkını elde etmesi, demokrasimiz açısından son derece önemli.

• • •

Sivil toplumu ve demokratik kamuoyunu, bu konuda gereken hassasiyeti göstererek tepkilerini ve taleplerini Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve ilgili diğer kurumlara demokratik yollardan iletmeye ve demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum!..

• • •

Seçimler yaklaşırken, en çok barışa ihtiyacımız var. Barışacağız!..

Büyük Usta Yaşar Kemal’in de söylediği gibi, “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”

Akşener’den Millet İttifakı liderlerine ‘parlamenter sisteme dönüşü tartışmak’ için toplantı çağrısı

İYİ Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, ‘Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin liderlerine, parlamenter sisteme dönüşün yol haritasını konuşmak üzere toplantı çağrısı yaptı.

Meral Akşener, katıldığı bir radyo programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Akşener, Millet İttifakı’nı oluşturan Cumhuriyet Halk Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti liderlerine, parlamenter sisteme dönüşün yol haritasını konuşmak üzere toplantı önerdi. Akşener, parlamenter sisteme hızlı ve sağlıklı bir şekilde geçebilmek için 24 Haziran öncesi bir yol haritası açıklamanın millete güven vereceğini söyledi.

(DHA)

Çadırda havasız bırakılan 100 koyun yaşamını yitirdi

Erzurum’un Oltu ilçesinde, Adem Sağdıç’a (42) ait 100 koyun, gece bırakıldığı çadır ahırda havasız kalarak hayatını kaybetti.

İlçenin Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan besici Adem Sağdıç, afat evler mevkinde çadır ahıra dün saat 19.00 sularında otlamaktan gelen 100 koyun ile bir keçisini bıraktı.

Bugün sabah hayvanları çıkarmak için ahıra giren Adem Sağdıç, 100 koyununun havasızlıktan yaşamını yitirdiğini gördü. Sağdıç, koyunlarının yarısını borç para ile aldığını söyledi. Devlet büyüklerinden yardım beklediğini ifade eden Sağdıç, “Dün otlamaktan gelen 100 koyun ve bir keçiyi her zaman bıraktığım çadır ahıra kapattım. Hava çok yağışılıydı. Üşümesinler diye kapıyı kapattım. Sanırım havasızlıktan telef olmuş. Geriye bir tek keçi kaldı. Ne yapacağımı bilmiyorum” diye konuştu.

Yaşamını yitiren koyunların İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri tarafından tutulacak raporun ardından gömüleceği bildirildi.

(DHA)

‘Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday olacak’

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’e konuştu.

Karamollaoğlu, gazeteye yaptığı açıklamalarda, seçim listelerde sürpriz isimler olacak mı sorusuna, “Listede sürpriz bir iki isim olabilir. Bizim işimiz zor. Hem bize uyacak, hem de kamuoyunun biraz alakasını çekecek insanlar” yanıtını verdi.

HDP’den aday olmayan Altan Tan ile ilgili olarak da Karamollaoğlu, “Aday olacak herhalde. Bizim eski dönemde genel idare kurulu üyeliğimizi yaptı” dedi.

ALTAN TAN’DAN AÇIKLAMA

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, iddiaya ilişkin “Adaylık teklifinde bulundular, değerlendiriyoruz” açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu bugün Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada Altan Tan’ın kendi listelerinden seçime girebileceğinin işaretini vermişti.

“Teklifi değerlendiriyorum”

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, HDP’den tekrar milletvekili adayı olmayacağını açıklayan Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday gösterileceği iddialarına ilişkin şunları söyledi: “Saadet Partisi dindar, muhafazakar Kürtlerin bazılarına adaylık teklifinde bulundu. Bana da adaylık teklifinde bulundular. Bu teklifi değerlendiriyoruz. Ama daha son nokta konulmuş değil. Diğer arkadaşlarımızla birlikte bunu değerlendiriyoruz.