Gökçek’in ‘rüya projesi’ için ihaleye çıkılıyor

Ankara’nın eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “en büyük hayalim” dediği projelerden biri olan Ankapark’ın işletme ihalesi 14 Haziran’da gerçekleştirilecek. 29 yıllığına tahsis edilen ve yaklaşık 1,2 milyon metrekarelik Ankapark alanının işletilmesi için muhammen bedel 765 milyon 600 bin lira, geçici teminat da 22 milyon 968 bin lira olarak belirlendi.

Ankara Büyükşehir Belediyesine 29 yıllığına tahsis edilen Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisindeki Ankapark’ın işletme ihalesi 14 Haziran’da yapılacak. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının konuya ilişkin ilanı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, belediyeye 29 yıllığına tahsis edilen AOÇ arazisi sınırları içindeki Ankapark alanının kapalı zarf usulüyle işletmeye verilmesi ihalesi gerçekleştirilecek.

İhale, 14 Haziran’da belediye hizmet binasının encümen salonunda toplanacak Belediye Encümenince yapılacak. Yaklaşık 1,2 milyon metrekarelik Ankapark alanının işletilmesi için muhammen bedel 765 milyon 600 bin lira, geçici teminat da 22 milyon 968 bin lira olarak belirlendi.

İhaleye iştirak edecekler için 5 bin lira karşılığında şartname alma zorunluluğu bulunuyor.

(AA)

Salda Gölü’nde festival yapılmasına çevrecilerden tepki

29 Haziran – 1 Temmuz tarihleri arasında Burdur’un Yeşilova ilçesi sınırlarında bulunan Salda Gölü’nde gerçekleşmesi planlanan Salda Gençli Festivali, çevrecilerin tepkisini çekti.

Selda Bağcan & Boom Pam, Can Bonomo, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Teoman, Manga, Ezhel, Hayko Cepkin gibi isimlerin katılacağı ve 3 gün sürecek festival, Salda Gölü’ne zarar vereceği yönüyle çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı.

Bembeyaz kumsalları ve turkuaz rengi suyuyla Türkiye’nin Maldivleri olarak nitelenen Burdur’daki Salda Gölünün, dünyada mars gezegeninin jeolojik yapısına benzerlik gösteren iki noktadan biri olduğu vurgulanıyor. 2 milyon yıllık geçmişe sahip olan ve Türkiye’nin en derin gölü olarak bilinen Salda’da gençlik festivali yapılması hakkında CNN Türk ‘Yeşil Doğa’ isimli programın yapımcısı ve sunucusu olan Güven İslamoğlu, Twitter’da paylaşım yaptı. İslamoğlu, paylaşımında, “Salda Gölü.Çok özel bir yer.30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış.Tanıtım içinmiş.Sahili mahvedecek tanıtım mı olur.Son interrail Mengen kampında gördük.Orman çöp deryasıydı.Burada ates yakarlarsa felaket olur.Gidin bir stadta yapın,doğayı rahat bırakın” dedi.

Salda Gölü.Çok özel bir yer.30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış.Tanıtım içinmiş.Sahili mahvedecek tanıtım mı olur.Son interrail Mengen kampında gördük.Orman çöp deryasıydı.Burada ates yakarlarsa felaket olur.Gidin bir stadta yapın,doğayı rahat bırakın. pic.twitter.com/Ehl4NaFH9q

— Güven İslamoğlu (@guvenislamoglu) May 24, 2018

“PAMUKKALE NEYSE SALDA DA ODUR”

Gazeteci Yusuf Yavuz’un yaptığı habere göre, Salda Gölü kıyısında yapılmak istenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katılması beklenen ‘Salda Gençlik Festivali’ne tepki gösteren Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Böyle bir yerde böylesine büyük bir kalabalıkla müzik festivali yapılması hakikaten akıllara ziyan bir şey. Bence bu etkinlik sağlıklı bir düşüncenin ürünü değil. Bunun adı tanıtım falan değil, gölü tahrip etmektir. Pamukkale travertenleri ne kadar değerliyse, Salda Gölünün bembeyaz kumsalları da aynı ölçüde, hatta daha fazla değerlidir. Pamukkale de insanların ayakkabılarıyla o beyaz travertenlerin üzerine girmelerine nasıl izin verilmiyorsa Salda için de bu böyle olmalı. Bırakın araçlarla girmeyi, ayakkabı ile bile girilmemesi gereken bir doğal mirastan bahsediyoruz. Salda Gölü’nün kıyısındaki o bembeyaz kumsallar, biyomineralizasyon diye adlandırdığımız bir olayın sonucu oluşuyor. Siz buraları çiğneyerek, ezerek karartacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.

Gölde yapılacak festivalin programı şöyle:

Bir festivalden çok daha fazlası.
.
Huzur, mutluluk, müzik, eğlence ve sosyal sorumluluk. Hepsi bir arada.
.#saldafest#saldagençlikfestivali#vosvos#festival#kamp#çadır#doğa#konser#karavan#gezi#tatil#müzik#bilet#haykocePKİN#teoman#zrf2018#EngellilerHaftasıpic.twitter.com/0wLRjEwLer

— Salda Gençlik Festivalii (@saldafestt) May 10, 2018

Salda Gölü’nde gençlik festivali yapılmasına ilişkin yapılan paylaşımlardan bazıları şöyle:

3 kamyon çöpü bırakıp gitmişlerdi.Belediye toplayacaktı demislerdi.Yiyecegi içeceği sen taşı çöpünü belediye toplasın.Salda da aynısı olacak. pic.twitter.com/1fGeasPBSE

— Güven İslamoğlu (@guvenislamoglu) May 24, 2018

Tanıtımında bile ‘bembeyaz kumsalları ve BAKİR doğası’ ile tanıtılan bir yeri, bir kez daha 50 bin kapasiteli festival ve kamp alanına dönüştürmek karlı bir doğa cinayetidir. Salda Gölü’nü rahat bırakı[email protected]@paaugezipic.twitter.com/b4edf3C4X9

— Tugce MadayantiⓋ (@madayantii) May 24, 2018

Boyle bir güzelliği bile bile yok edriyoruz.kimse de cevre bilinci yok.keske hic kesfedilmeseydi diyorum.salda da yasayan biri olarak cook uzuluyorum.gol kenarına arabayla inenler,beyaz kumsalda ates yakanlar, bira şisesi atanlar ..cok acı pic.twitter.com/PbV8ys1MCR

— emi (@emikaragoz1) May 24, 2018

Bakırköy Belediyesi önünde hayvan hakları eylemi

Bakırköy Belediyesi hayvan barınağındaki kötü koşullar ve sokak hayvanlarına sahip çıkılmaması hayvan hakları savunucuları tarafından belediye önünde protesto edildi. Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun ‘param yok, olsa da hayvanlara harcamam’ dediğini dile getiren protestocular Kerimoğlu’na ‘Görevini yap’ diye seslendiler.

SoL’un haberine göre, Bakırköylü hayvan hakları savunucuları bugün belediye binası önünde toplanarak belediyeye ait barınaktaki kötü koşulları protesto etti.

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun sokak hayvanlarının durumuyla ilgili görüşmede “Benim param yok, olsa da hayvanlara harcamam” dediğini dile getiren hayvan hakları savunucuları “Ödenek yok demek ölüm demek”, “Hayvanların oyu da sesi de biziz”, “Hayvanları koruyun ya da defolun”, “Susma haykır, hayvanlar vardır” sloganlarıyla belediye önünde toplandı. Kitle, daha sonra Bakırköy Özgürlük Meydanı’na yürüyerek burada bir basın açıklaması yaptı.

“Bakırköy Belediyesi görevini yap, hayvanlara sahip çık”, “Dilsiz hayvanların sesi de oyu da biziz” yazılı pankartlar taşıyan Bakırköy Hayvan Hakları Savunucuları adına basın açıklamasını Leyla Üzümcü okudu.

Üzümcü, Bakırköy Belediye Başkanı Sayın Bülent Kerimoğlu’na, sokak hayvanlarının 5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu maddelerince güvence altına alınmış haklarını ve belediyenin bu konudaki görev ve sorumluluklarını bir kez daha hatırlatmak için bir araya geldiklerini söyledi.

‘BARINAKTA YALNIZCA HAYVAN HAKLARI DEĞİL İNSAN VE ÇALIŞMA HAKLARI İHLALİ VAR’

Bakırköy Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakım Evi adı altında kurulmuş olan rehabilitasyon merkezinin 2015 yılından bu yana çalışmalarını ihmal ettiğini belirten Üzümcü, “Bu geriye gidiş sonucunda; sekiz merkez mahallenin dışında Ataköy, Yeşilyurt, Yeşilköy, Florya gibi büyük bir alana yayılmış olan ilçemizin sokak hayvanları ve dolayısıyla da hayvan hakları savunucuları 3 yıldır ciddi bir şekilde mağdur edilmiştir. Şu anda barınağımızda, 2 protokol veteriner hekim, 1 aktif çalışan hekim, 1 tekniker ve 13 işçi bulunmaktadır. Bu 3 veteriner hekimin yalnızca 1’i klinikte çalışmakta olup, şu anda sağlık sorunlarından ötürü istirahatlidir. Diğer iki hekimin ise bürokratik işlerde görevlendirilmesi anlamsız ve faydasızdır. Doğru olan, barınak bünyesindeki tüm hekimlerin, klinik kadrosunda yer almasıdır. İlçe sınırları ve yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda tek veteriner hekimin, sayısı süreç içerisinde değişiklik gösteren 350 civarında köpek ve kedinin tedavisine yetişmesi teknik olarak imkansızdır. Böylesi bir çalışma ortamı yalnızca hayvan hakları ihlaline değil insan ve çalışma hakları ihlaline de yol açmaktadır” dedi.

‘BELEDİYEDE DENETİM MEKANİZMASI ÇÖKMÜŞ DURUMDA’

Kendisi de bir hekim olan Kerimoğlu’nun konserlere, gezilere, etkinliklere bütçe ayırırken barınak için röntgen tetkik cihazı almaya ve sağlık personeli istihdam etmeye gelince “param yok” dediğini belirterek “Son yıllarda belediye birimlerinin işleyişi ve yetkililerin ehil durumlarına ilişkin ciddi sorunlar yaşandığına tanıklık ediyoruz. Katılımcılıktan ve sosyal demokrat yerel yönetim anlayışından uzak belediyecilik anlayışının vardığı son noktada denetim mekanizması da çökmüştür. Barınağa ilişkin eleştiri, öneri sunulması ya da bilgi edinme hakkının kullanılması adına yazılan dilekçeler ya dikkate alınmadan sümen altı edilmekte ya da hakkında şikayet edilen kişiye yönlendirilmektedir. Bakırköy Belediyesi’ni göreve ve sorumluluğa çağırıyoruz” diye konuştu.

Bakırköy Hayvan Hakları Savunucuları olarak, taleplerinin ciddiye alınıp çözüme dönük sahici bir adım atılana dek sokakta ve diğer tüm alanlarda mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Üzümcü “Unutulmasın, dilsiz hayvanlarımızın sesi de oyu da biziz. Yeryüzündeki tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyulana dek mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

İnce’den Bozdağ’a ‘Gülen’in iadesi’ yanıtı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor. Tekirdağ’da konuşan İnce’nin açıklamalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Önümüzde bir seçim var ter akıtma seçimi. Sandık görtevlileri var ya bu memleketin geleceği onlara teslim onlara. O gün acıkmak, yorulmak yok.

“Bu ülkede en zor durumda olan basın, acıyorum hallerine”

-Bu ülkede en zor durumda olanlar kimler? Çiftçi mi, esnaf mı, işçi mi? Bunların hiçbiri değil. En zor durumda olan basın… Acıyorum hallerine. Bakın İngiliz, ABD, Japon, Alman gazetecileri röportaja geliyor. Gelip Türkiye’de bir değişim oluyor galiba deyip benimle konuşmak istiyorlar. Türk medyasına bakıyorum “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı” yazıyor. İnsafsızlar, vizdansızlar… Şu anda burada 20 civarında milletvekili arkadaşım var. Partinin Grup Başkanvekili arabanın içinde yatıyor. Bana getirilen suya sıcak mı soğuk mu diye bakıyorlar. Partinin genel başkanıyla her akşam durum değerlendirmesi yapıyoruz.

Bekir Bozdağ’a: Senden mi korkacağım!

-Şimdi biz dedik ki biz seçildiğimiz takdirde yargıyı 3 ay içinde düzelteceğiz. 3 ay sonra ABD’ye diyeceğiz ki ‘Bak benim ülkemde artık adaletli bir yargı var.’ Mahkemelerim bağımsız. FETÖ’yu iade et. Etmiyorum derse. ABD askerleri Noel’i, 24 Aralık’ta Washington’da kutlar. ABD’lilerden cevap geldi: Bizden Türkiye Cumhuriyeti olarak FETÖ’yü isteyen düzgün bir talep yok. Yani bizden usulüne uygun bir şekilde istenmedi. Bugün Bekir Bozdağ açıklama yapmış. Demişki, “Muharrem İnce’ye birileri yalan söylüyor. Türk mü yabancı mı söyleyen… Bekir Bozdağ beni dinliyorsundur sen zaten kim olduğunu biliyorsundur. Senden mi korkacağım. Ama bir şey söyliyeyim mademki usulüne uygun olarak iadesini istediniz ben bu ülkenin milletvekiliyim. Bana bunun belgesini göster. Ben sana benim ekibimdeki hukukçulardan bir heyet göndereceğim. Bu heyete o belgeleri bir göster bakalım. Bugün ABD’liler tekrar beni aradılar dediler ki, ‘120 koli gönderdiler bize’ çoğunluğu gazete küpürü. Hatta diyorlar İngilizce tercümesi bile yapılmamış baştan sağma. Yani iade edilmesini istemiyorlar. Niye istemiyorlar. Ortaklık var. Yani ey aziz milletim istiyormuş gibi yapıyorlar. Madem istedin ben şimdi bunun belgesini istiyorum.

-Arkadaş dünya lideri. 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Katip düzeyinde idare ediyoruz.

“Senin derdin Filistin değil; insanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin”

-Bugün Filistin’le ilgili seçim yapıyor. Acaba Filistin mi, seçim mitingi mi? Hangisi? İsrail’e dik durmak istiyorsan Mavi Marmara’dan aldığın parayı iade et, büyükelçiyi geri çek, boykot et. Yok bunları yapamam. Ne yaparsın, miting. Senin derdin Filistin değil. İnsanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin.

-Dolar 4.5 lira oldu ama Erdoğan ağzına bir kez almıyor. Hemen dönüyor dış güçler diyor. Bizi dolarla terbiye edemezsin diyor. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın. Bir yandan bizi dolar üzerinden terbiye ediyorlar diyorsun, dönüyorsun kumpas kuruyorlar diyorsun. Demek ki sen de onun ortağısın, beraber yapıyorsun.

“İkinci tura oynuyordum; vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım”

-Genel başkan beni aday gösterdiğinde ikinci tura oynuyordum. Şimdi vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım. Zayıf olduğumuz yerler var, orayı Tekirdağ’dan dengelememiz lazım. Yüzde 75 mesela, olur mu? Belediye başkanımız çık diyor. 80 o zaman. Fazla da atmayalım 80’e razıyım.

-Dediler ki milli gelirin yüzde 1’ini tarımı desteklemeye ayıracağız, yarımı geçmediler. 30 milyar vereceklerdi, 12.7 milyar verdiler. Türkiye devleti çiftçisine borçludur. Bu köylü çocuğu bu borcu ilk fırsatta ödeyecektir. Söz veriyorum size.

“İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!”

-Meydanlarda diyor ki, ben milli bir adamım. Ayran da diyor milli bir içecektir. İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!

-Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor. Kime ey dediyse sonunda paralarımız gitti.

“Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım”

-Erdoğan’ı yargılayacak mısın diyorlar, benim öyle bir görevim yok. Ama şunu yapacağız, bağımsız bir yargı kuracağız. Şu anda mevcut yüksek yargıdakiler bu işi yapabilir mi, asla yapamazlar. Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım. Rahat açıp kapayacaklar.

“Marka patenti her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz!”

-Benim insanım bir Alman’a göre daha mı az zeki, Fransız’a göre daha az mı çalışıyor? Peki neden daha az kazanıyor? Bir televizyondan Türkiye 10 Euro kazanıyor, 50 lira. Bir otomobilden 100 Euro kazanıyor, çerez parası. Peki nereye gidiyor bu para? Tasarıma, patente, markaya gidiyor. Açık açık konuşayım, sen BMW, Mercedes yapıyorsun; para sende kalmıyor. 100 marka arasında tek Türkiye markası yok. Bizim marka üretmemiz, patentimiz, teknolojimiz olması lazım. Bu markayı patenti kindar nesiller yapamaz, bunu özgüveni yüksek, eleştirel bakabilen zeki çocuklar yapar. Kimler yapar biliyor musunuz? Her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz, ben onlara fizik anlattım. O çocuklar yapacak. 5 bin polisle ODTÜ’ye girdin, o zaman sana dedim ki 5 bin polis değil 500 puanla girilir.

-Soruyor diyor ki, sen bu paraları nereden bulacaksın. Türkiye’de Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında hiç fabrika açılmasa, üretim artmasa, her şey olduğu gibi kalsa, sadece geliri adaletli dağıtsam maaşlarınız iki katına çıkar.

“Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba”

-Önümüz bayram. Bayram deyince aklınıza baklava gelir. Baklavacılar fıstıklı yapamıyor, çünkü pahalı. Tarım Bakanı ithal ederim diyor. Fıstığın adı ne, Antep fıstığı. İnsan Antep fıstığını ithal edeceğim demeye utanır. Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. Bize diyor ki, bayramda kursağında baklava değil, sırtında oklava olacak diyor. O zaman bizim hep birlikte bir şey yapmamız lazım. Ne yapacağız? Sandıkta görevimizi yapacağız.

-Türkiye’de her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 liraya emekli maaşı var. En yüksekle arasındaki fark 9 kat. Finlandiya’da bu 2 kat. Büyük dengesizliklerden biri bu. 1990’lı yıllarda ücretlile milli gelirden yüzde 37 pay alıyorlardı, şimdi yüzde 17. Dolar 4.5 lira, Euro 5.5 lira, yüzde 12 enflasyon, 53 milyar dolar cari açık, gençlerin yüzde 20’si eksik. Yani kamyon duvara çarpmaya doğru gidiyor. 16 senedir yapamamış, şimdi manifesto hazırlamış. Ya senin geleceğe dair söz söylemeye hakkın yok ki. Muharrem İnce yarın gelecek bildirgesini, manifestosunu açıklayacak. Yarın 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gün. Böyle anlamlı bir günde İnce’nin gelecek bildirgesini Samsun’dan açıklayacağım. Samsun’da miting yapıp Sinop’a gideceğim, sonra Adana’ya geçeceğim.

-Herkesin güvenmesini istiyorum. Canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın, umutsuz olmayın. Umutlarınızı yeşertin.

3. Lig’e düşen Bucaspor’da Başkan Doğan bıraktı

TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta son hafta evinde Etimesgut Belediyespor’u 3-1 yenmesine rağmen 28 yıl sonra 3. Lig’e geri dönen Bucaspor’da Başkan Ahmet Doğan istifa etti.

Taraftarın yoğun tepkisine maruz kalan Doğan yaptığı yazılı açıklamada, küme düşme üzüntüsünü çok derinden yaşadığını ve artık görevini sürdürmeyeceğini ifade etti.

Takıma sonuna kadar destek verdiklerini belirten Doğan, “Büyük borçlarımız olmasına rağmen takım için rekor olarak nitelendirilecek primler belirledik. Gıda alışverişi dahi yapamayacak duruma gelen takımızı lige bağladık. Girilmeyecek durumda olan tesislerimizi yeniledik. FIFA borçları kulübün üzerine kara bulut gibi çöktü. Kümede kalınsa da lig tescil edilmeden kulübümüzün borçtan dolayı düşürülme ihtimali vardı, bunu yansıtmadık. Eksi 6 puan cezası onanan 6 dosyamızı rekor paralar ödeyerek kapattık” ifadelerini kullandı.

Yaptıkları özverinin Futbol Federasyonu tarafından da takdirle karşılandığını belirten Doğan, “Futbolcularımızın ve personelimizin ödenmemiş borçlarını bitirdik. Süper Lig dönemi dahil, 1 yıl içerisinde yönetimle birlikte en fazla para harcayan başkan oldum. Gencecik çocuklarla olmazları başardık. Bize içeriden zarar vermek isteyenler oldu. Takımımızı sabote etmek isteyenler vardı. Ayakta kalmak için varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Anladım ki tüm savaşımız görmezden geliniyor. O halde ben olmazsam Bucaspor’un geleceğinin daha iyi olacağı kanaatini getiriyor ve istifa ediyorum. Geldiğim günden bu yana desteğini esirgemeyen Belediye Başkanı Levent Piriştina ve maçlarımızda sesi kısılana kadar destek veren taraftarımıza teşekkür ediyorum. Bu zamana kadar birçok borcu bitirdik. Yeni gelecek yönetimin elini kolaylaştırdık” ifadelerine yer verdi.DHA

Edirne’de Hıdrellez coşkusu

Türkiye’nin birçok bölgesinde çeşitli etkinliklerle kutlanan baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez, Edirne’de de renkli görüntülere sahne oldu. Tunca Nehri üzerinde bulunan Fatih Köprüsü’ne çıkan bir genç, herkesin gözü önünde kendisini nehrin serin sularına bıraktı.

Edirne Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi Er Meydanı alanında Tunca Nehri kenarında başta Edirneli romanlar olmak üzere toplanan binlerce yerli ve yabancı turist, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez’i karşıladı.

edirne-de-hidrellez-coskusu-460220-1.

Edirne Belediyesi tarafından hazırlanan platformda, roman halk dansları topluluğun gösterileri ve davul zurna eşliğinde binlerce roman dans etti, göbek attı.

Bin yıllık roman gelenekleri sürdürüldü

Tunca Nehri kenarında Hıdrellez Şenlik kutlamaları için gelen çok sayıda yerli ve yabancı turist, bölgede binlerce yıldır süregelen dilek tutma rutiellerini gerçekleştirdi. Romanlar ve turistler, inanışları gereği ‘sağlık, arınma ve bereket’ için Tunca Nehri’nde özel eşyalarını yıkadı, dileklerini yazılı olduğu kağıtları attı ve nehre dilek tutarak mum bıraktı.

Türkiye’nin birçok bölgesinde çeşitli etkinliklerle kutlanan baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdrellez, Edirne’de de renkli görüntülere sahne oldu. Tunca Nehri üzerinde bulunan Fatih Köprüsü duvarına çıkan bir genç, bir anda köprüden atlayarak, kendisini Tunca Nehri’nin serin sularına bıraktı. Festival alanında kısa süreli panik yaşansa da suya atlayan genç, birkaç metre sonra kıyıya ulaştı.

edirne-de-hidrellez-coskusu-460221-1.

“Barış, mutluluk ve bereket dileklerimizle çelengimizi Tunca Nehri’ne bıraktık”

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Bin 400 yıllık bir Roman geleneğini tekrar yaşatıyoruz her yıl yeniden. 2018 yılında Kakava ve Hıdrellez etkinlikleri, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne girdi. Bu yıl ilk kez UNESCO kapsamında da etkinliklerimizi düzenledik. Dün Edirne’den tüm dünyaya, güzel ülkemize barış, huzur, sağlık, mutluluk ve bereket getirmesi için ateşimizi yapmıştık. Bu günde bereketli Tunca Nehri’nin ve bereketli Edirne topraklarının, Osmanlı Sarayı’nın olduğu bölgede yine barış, huzur, mutluluk ve bereket dileklerimizle çelengimizi Tunca Nehri’ne bıraktık” dedi. (İHA)

edirne-de-hidrellez-coskusu-460222-1.

8. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması sona erdi

Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması sona erdi.

Buluşmanın son gününde düzenlenen etkinlikte şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen Ülkü Tamer anıldı. 1950’li yıllarda ortaya çıkan İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden biri olan, yetmişin üstünde kitap çeviren, şiir antolojileri hazırlayan ve 1 Nisan 2018’de aramızdan ayrılan Ülkü Tamer için, şair Yavuz Özdem ve şair Haydar Ergülen birer bildiri sundu.
Özdem, “Elbette Ülkü Tamer, öncelikle bir şair. Ve fakat yüzün üzerinde kitap diyerek nicelik meselesine yaslayacağımız bir çeviri değil Ülkü Tamer’inki. Kimler yok ki orada. Euripidus, Shakespeare, Çehov, T.S. Eliot, H. İbsen… Nitelik bahsinde liste uzar gider. En mühimi yazıldığı dile bile çevrilemeyen şiirden yaptığı çevirilerdir şüphesiz” dedi.

Oturuma katılamadığı için Ergülen’in bildirisini ise Rahmi Emeç sundu. Ergülen bildirisinde, “Şiire virgülü eklemişti, şimdi virgül eksildi. Şiirin de, virgülün de boynu bükük kaldı. Ülkü Tamer, virgülün şairi, Türkçe’nin çocuğu; Türkçe’nin gençlerinden; Çocukluğun Türkçesi. Böyle bir alçakgönüllülük ancak virgülde bulunur. Şiirde başka uğraşlarında, hayatta kendini şiirin bir parçası kıldı, virgül oldu. Büyük şairlerin en genciydi her zaman, hep öyle kaldı” diye konuştu.

8. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmaları’nda anılan bir diğer isim ise şair ve yayıncı Enver Ercan oldu. Anmada, kızı Özge Ercan, Varlık Dergisi’nden çalışma arkadaşı Mehmet Erte ve Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı Mustafa Köz konuşmacı olarak yer aldı.

Köz, Enver Ercan’ın eksik bir şey bırakmama telaşı içinde olduğunu belirterek, “Kendi hayatından çok, başkalarının yazı hayatına yönelirdi. Pratik bir zekâsı vardı ve üretici yalnızlığı vardı” dedi.

Köz ayrıca, Ercan’ın TYS genel başkanlığı döneminde ‘hızlı karar alabilme’ becerisiyle sendika yönetiminin işlerini kolaylaştırıcı bir rol oynadığına değindi.

Kızı Özge Ercan da, “Babamı doğum yıldönümünden bir gün sonra kaybettik. Sanki doğum günü pastasını kesmiş, onu herkese dağıtmış ve sonra uğurlamıştık. Hep yaşamın içindeydi ve hep gençlere destek oldu. Çok güzel bir yaşam armağan etti bana” diye konuştu.

Çalışma arkadaşı Mehmet Erte de, “Cemal Süreya’nın şiirleriyle çok yakınlığı vardı. O, Cemal Süreya ile benzerliği olduğunu söyler, ‘Cemal Süreya’da mizah vardır, bende ironi var; Cemal Süreya’da arabesk yoktur, ben de var’ diyordu” dedi.

Anmada söz alan Şiir Buluşması Onur Konuğu Metin Cengiz de, 1980 sonrası şiirinin yaygınlaşmasında ve İkinci Yeni akımı içinde yer alan şairlerin durgun bir döneme girdikleri bir zamanda tekrar gündeme gelmelerinde Enver Ercan’ın önemli bir katkı sağladığını söyledi.

Gezi’nin piyanisti olarak bilinen Dengin Ceyhan, 8 Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmaları kapsamında bir konser verdi. Mart Sanat Galerisi salonunda müzik severlerle buluşan sanatçı, Eskişehir’de konser vermekten dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, “Bugün 6 Mayıs, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümü. Eskişehir, Ali İsmail’in bir dönem yaşadığı şehir. Hepsini saygıyla, sevgiyle anıyorum” dedi.

Daha sonra, Şiir Buluşması kapanışında şiir okumaları gerçekleştirildi. Yurt dışından ve ülkemizden şairler şiirlerini okudu. Kapanışta konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Şiir Buluşmaları her geçen yıl gelişerek büyüyor. Bundan büyük mutluluk duyuyorum” ifadelerini kullandı. İHA

‘Sanatla kurulan ilişki çok önemli’

ONUR BÜTÜN

Çalışmalarına 2011 Sonbaharında başlayan organizasyon komitesi, Sarıyer sınırları içinde yaşayan edebiyatçılarla, Türkçe ve edebiyat öğretmenleriyle bağlantılar kurarak ilk adım attı. Belediye Başkanı Şükrü Genç’in katkıları ve çalışmaları sahiplenen yazar, sanatçıların, öğretmenlerin çabalarıyla Mayıs 2012’de Sarıyer Edebiyat Günleri’nin ilkini gerçekleştirdi. 2012’den bu yana etkinliklere katılım her yıl giderek artıyor.

11-12-13 Mayıs 2018 tarihlerinde, Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda bu yıl 7. si düzenlenecek olan Sarıyer Edebiyat Günleri’yle ilgili, Belediye Başkanı Şükrü Genç’le, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde bir söyleşi gerçekleştirdik.

»Bu yıl 7. sini düzenlediğiniz etkinliklere, ülkenin pek çok farklı ilinden yazarlar, şairler ve sanatçılar katılıyor. Etkinliklerin genel kapsamı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Belediyemizin Kültür Müdürlüğü başta olmak üzere pek çok birimimizle ve kadromuzla birlikte, etkinliklerimiz; imza, söyleşi, konser, şiir teknesi, şiir hatları gibi başlıklar altında gerçekleşiyor. Her yıl artan bir ilgiyle karşılaşıyoruz. Özellikle Sarıyer’deki okullarımızdan öğrenciler ve öğretmenleri bu etkinliklere severek katılıyorlar. Yerel yazar ve şairlerimizin ilgisi de hep çok yüksek düzeyde oldu. Yerel yönetimlerin, edebiyat ve genel olarak sanatla kurduğu ilişki bizler açısından çok önemli. Sarıyer’de aynı havayı soluduğumuz insanları, gençleri, çocukları edebiyatla buluşturmak, okuma alışkanlıklarını geliştirmek ekibimizin ortak hedefleri arasında. 180 yazar ve şairi, 30 yayınevini bu yıl etkinliklerimiz kapsamında ağırlayacağız. Çocuk ve Edebiyat isimli buluşmamıza, öğretmen ve öğretmen adayları da katılacak. Ayrıca çocuklarla atölye çalışmaları yapılacak. Rüçhan Çalışkur, Küçük İskender, Yalvaç Ural, Sezai Sarıoğlu, Kahraman Tazeoğlu gibi sanatçılar Şiir Teknesi’ne katılacak. Erdal Güney, Cem Adrian, cumartesi ve pazar günü parkımızda konser verecekler.

»Etkinlik alanınızı gezdik, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan kapısında, enfes bir parkta okurlar yazarlarla buluşuyor. Belediyenizin yayınları standınızda okurlara sunuluyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Yeşil Martı Edebiyat Dergi’miz bir dönemin Varlık Dergisi’ni aratmayan nitelikleriyle 5000 adet basılıyor ve Sarıyer halkına sunuluyor, ülkemizin edebiyatçılarına, kültür kurumlarına gönderiliyor. Fakir Baykurt Öykü Yarışması’nda dereceye giren öyküleri de 4 yıldır yayınlıyoruz. Beyaz Martı’nın Konukları (Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Rıfat Ilgaz vb. yazarların öyküleri) ve Kanatlarım Deniz Örter (Sarıyerli yazarların öyküleri) isimli öykü seçkilerini oluşturup, Edebiyat Günleri’nde okurlarla buluşturuyoruz.

sanatla-kurulan-iliski-cok-onemli-460915-1.

»Yeri gelmişken Fakir Baykurt Öykü Yarışması ve Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülünü’nden de söz eder misiniz?

Ş2013 yılından bu yana ortaokul, lise ve yetişkin kategorilerini kapsayan, ayrıca yayınlanmış bir öykü kitabına da ödül veren seçici kurulumuz, titizlikle çalışıyor. Yeni öykücüleri edebiyatımıza kazandırmak ve Sarıyer Edebiyat Günleri’ni bu yolla tüm dünyaya da duyurmak gibi bir amaç taşıyoruz. Yurt dışından öykü gönderen insan sayısı her geçen yıl artıyor. Ulusal çapta verdiğimiz Beyaz Martı Edebiyat Onur ödülü, 2014 yılında edebiyatımızın Koca Çınar’ı Yaşar Kemal ustamıza, 2015 yılında Zülfü Livaneli’ye, 2016 yılında Vedat Türkali’ye, 2017 yılında Murathan Mungan’a takdim edildi. Bu yılsa İnci Aral’a Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’nü vereceğiz. 2015 yılından itibaren Sarıyerli yazarlarımıza da Beyaz Martı Sarıyer Edebiyat Onur Ödülü’nü takdim ediyoruz. İbrahim Balcı, Cafer Hergünsel, Tuncay Dağlı daha önceki yıllarda bu ödülün sahipleri oldular.

»Sarıyer Edebiyat Günleri kapsamında yapılan etkinlikleri yeterince duyurabiliyor musunuz?

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler birimimiz başta olmak üzere, görevli olan bütün arkadaşlarımızla etkinlik alanının hazırlanmasından, misafirlerimizin ağırlanmasına, çocukların ve ziyaretçilerin yazarlarla sohbetlerine kadar pek çok ayrıntıyı aylar öncesinden organize ederek, ülkemizin ve Sarıyer’in basın yayın organlarında duyurmak, anlatmak için çaba harcıyor. İstanbul mega bir kent ve Sarıyer rantın yüksek olduğu bir ilçe. Doğrularımızdan vazgeçmeden, etkinliklerimizi ücretsiz olarak düzenliyoruz. BirGün Gazetesi gibi pek çok yayın organında söyleşiler, TV programları yapıyoruz. Özellikle sosyal medyayı iyi kullanan bir ekibimiz de var. Çalışmalarımız bu türden etkinliklerimizi geliştirmek ve ülke çapında duyurmak, yaygınlaştırmak için çaba harcamak üzerine kurgulanmaktadır.

Şiir Hatları’yla Kadıköy, Beykoz, Üsküdar ve Beşiktaş’tan etkinlik alanımıza misafirlerimizin şiir etkinlikleriyle ulaşmasını sağlıyoruz. Şiir Hatları Teknesi, bu ilçelerimizin kıyılarına yanaşıyor ve edebiyatseverleri Sarıyer Edebiyat Günleri’ne taşıyor. Her yıl bu hatların sayısını da artırıyoruz.

»Sarıyer Edebiyat Günleri’nin Dünya Edebiyatı’nın yazar ve şairlerine de açılması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Sizlerle birlikte çalışarak, projeler geliştirerek, uluslararası bir niteliğe ve biçime kavuşabileceğimizi düşünüyorum. Pek çok belediye ve kültür sanat kurumu yerel edebiyat etkinlikleri düzenliyor. İstanbul’da TÜYAP Kitap Fuarı etkinlikleri epey ilgi görüyor. Ancak ulaşım her zaman çok önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Ulusal nitelik kazanan Sarıyer Edebiyat Günleri, Dünya Edebiyatı’nın yazarlarını da ağırlamaktan onur duyacaktır. BirGün Gazetesi’ne ve etkinliklerimizin organizasyonunda çalışan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sarıyerliler, İstanbullular ve Türkiye’nin edebiyatseverleriyle 11-12-13 Mayıs’ta Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda buluşmak üzere, sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Edirne’de Kakava heyecanı

Edirne’de 5-6 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nde otel ve pansiyonlarda boş yer kalmadı. Edirne İl Kültür Müdürü Ahmet Hacıoğlu, otel ve pansiyonlardaki toplam 4 bin yatak sayısının aylar öncesinden kapatıldığını ve bu nedenle, 5-6 Mayıs tarihleri arasında kentte boş oda olmadığını söyledi. Kentte 6 Mayıs günü Bulgar Sveti Georgi Kilisesi’nde de baharın gelişiyle kutlanan Aziz Georgi Günü’nde ayin düzenlenecek ve Bulgaristan ile Yunanistan’dan gelenler katılacak.

30 bin kişi katılmıştı
UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne giren ve her yıl Edirne Belediyesi’nin organizasyonuyla 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan, baharın gelişini müjdeleyen Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nin bu yıl hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle kentte otel ve pansiyonlarda, boş oda kalmadı. Geçen yıl yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı şenliklere bu yıl 60 bin kişinin katılması bekleniyor.

Katılımda yüzde yüzlük artış
Edirne Belediye Başkanı CHP’li Recep Gürkan, Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nde boş otel odası olmadığını, şenliklere geçen yıl katılımdan yüzde yüz artarak 60 bine yakın ziyaretçi gelmesini beklediklerini söyledi. Gürkan, “Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri 5-6 Mayıs tarihleri arasında Sarayiçi’nde yapılacak. Edirne’nin turizm anlamında gittiği yön belli. Şehre gelen ziyaretçi sayısı her geçen yıl daha da artıyor. 5-6 Mayıs tarihleri arasında yapılacak şenliklerde boş otel odası yok. Tamamen dolu odalarımız. Buradaki turizm pastası gittikçe büyüyor, yatırımcıları bununla ilgili kente yatırım yapmaya bekliyoruz. Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’ne geçen yıl 30 bin kişi gelmişti. Bu yıl iki katına yakın bir rakam bekliyoruz” dedi.

Bulgar Kilisesi’nde ayin düzenlenecek
Edirne’deki Bulgar Ortodoks Sveti Georgi Kilisesi’nde de 6 Mayıs günü baharın gelişiyle kutlanan Aziz Georgi Günü’nde ayin düzenlenecek. Ayine Bulgaristan ve Yunanistan’dan metropolitler, rahipler ile çok sayıda davetlinin katılması bekleniyor.

Şişli’de Hıdrellez’in adresi Nişantaşı Sanat Parkı

Hıdrellez ruhu; rengârenk süslemeler, çiçekler, ışıklandırmalar ve müzik dolu bir geceyle bu yıl da 5 Mayıs’ta Nişantaşı Sanat Parkı’nda yaşanacak. Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan şenliklerde çeşitli sanatçıların performanslarıyla eğlenceye doyacak katılımcılar, Hıdrellez ateşini birlikte yakıp, dileklerini fenerlerle gökyüzüne uçuracak.

Roman vatandaşların daha iyi şartlarda yaşaması için yürüttüğü çalışmalarla, 2016 yılında Avrupa Konseyi Roman Dostu Kent Ödülleri’ne layık görülen Şişli Belediyesi ev sahipliğinde yapılacak olan Hıdrellez kutlamaları şenlik havasında gerçekleşecek.

Şişli Belediye Başkanı H. Hayri İnönü’nün de katılacağı etkinlikte dilek fenerleri yakılarak gökyüzüne bırakılacak. 16.00’da başlayacak olan Hıdrellez kutlaması 23.00’e kadar sürecek.