Salyangoza ‘anı’ nakledildi

Bilim kurgu filmlerinin her daim gözde konularından biri olan hafıza nakli, giderek bilimsel bir gerçeklik haline geliyor.

Bilim insanları Ribonükleik asit (RNA) adı verilen genetik bilgiyi bir salyangozdan diğerine aktararak anı naklini gerçekleştirmeyi başardı.

BBC’den Shivani Dave’in haberine göre, eNeuro isimli bilim dergisinde yayımlanan ve hafızanın fiziksel temelleri konusunda yeni ipuçları sağlaması umulan deneyi yürüten bilim insanları, Aplysia adı verilen bir deniz salyangozuna düşük dozda elektrik vererek tepkilerini araştırdı.

Bu sonuçlara göre, sürekli elektrik verilen salyangozlar 50 saniye süren kasılmalar göstermek suretiyle bir savunma tepkisi oluştururken elektrik verilmeyenlerin kasılmalarının yalnızca bir saniye sürdüğü gözlemlendi.

Bu sayede elektrik verilen salyangozlar uyarıcıya karşı duyarlı hale getirilmiş oldu.

Sonrasında ise elektrik şoklarına duyarlı hale getirilen bu salyangozların sinir sisteminden elde edilen RNA, süreç dışı hemcinselerine aktarıldı.

Bu transfer sonrası deneye ikinci aşamada katılan salyangozların da benzer savunma kasılmalarını yaklaşık 40 saniye boyunca gösterdikleri gözlemlendi.

Araştırmayı kaleme alan ekipteki California Üniversitesi’nden Profesör David Glanzman, sonuçlar için “sanki hafıza naklettik” ifadesini kullandı.

Glanzman, salyangozların deney sırasında zarar görmediklerinin altını çizerek şöyle devam etti: “Bunlar deniz salyangozları ve alarm durumuna geçtiklerinde kendilerini avcılardan koruyacak bir pembe mürekkep salıyorlar. Bu deneyde yer alan salyangozlar da alarm durumuna geçerek mürekkep salgıladılar ama elektrik şoklarından fiziksel olarak zarar görmediler.”

Alzheimer tedavisi için de aşama olabileceği umuluyor

Geleneksel olarak uzun dönemli anıların beynin sinir kavşaklarında depolandığı düşünülüyordu. Her bir nöronun birkaç bin sinir kavşağı bulunuyor.

Ancak Profesör Glanzman,” Eğer anılar sinir kavşaklarında depolanıyorsa bizim yaptığımız bu deneyin işe yaramasının hiçbir şansı olamazdı.” diyor.

Glanzman, sinir kavşakları yerine, anıların, nöronların özünde depolandığı görüşünü savunuyor.

Araştırmacılar salyangozların 20 binine karşın insanların merkezi sinir sisteminde 100 milyar nöronu olduğunu hatırlatmakla birlikte iki canlının benzer moleküler ve hücresel oluşumları bulunduğunu ifade ediyor.

Bilim insanları araştırma sonuçlarının Alzheimer ve travma sonrası stres bozukluğu gibi hastalıkların tedavisi yönünde bir adım olduğu görüşünde.

Google’ın gizli araştırması sızdı

İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Google’ın X adındaki gizli araştırma birimi tarafından 2016 yılında hazırlanan sekiz dakikalık bir videonun dışarıya sızdığını bildirdi.

BBC Türkçe’nin Times’ın Salı günkü sayısından aktardığı haberde, “Google, insanların davranışlarını manipüle etmek ve tüm canlıların faydasına olacak sonuçlar elde etmek için bireyler hakkında topladığı devasa büyüklükteki verileri kullandığı bir gelecek tahayyül ediyor” denildi.

Haberde, sekiz dakikalık videoda, Google’ın elindeki verilerin “bir kayıt defteri” olarak tanımlandığı ve bunların pasif kayıtlar olmaktan çıkarılarak, insanların eylemlerini şirketin “değerlerine” uygun bir şekilde etkileyebileceğinin belirtildiği vurgulandı.

Haberde, “Google’ın bir kişi hakkında yeterli bir veriye sahip olmadığı durumlarda da algoritmasının bu kişiye hakkında veri toplamak için cazip bir ürün geliştirmesi öngörülüyor” denildi.

Google ise videonun mevcut ya da ileriye dönük herhangi bir planı yansıtmadığını ve tamamen “bir düşünme deneyi” olduğunu söyledi.

Ancak analistler, bu videoda tarif edilene benzer bir geleceğin olasılık dahilinde olduğunu söylüyor.

The Times, şirketin aralarında “kullanıcı davranışındaki potansiyel hataları tespit eden ve düzelten” bir teknoloji de dahil olmak üzere yaptığı patent başvurularında benzer fikirlerin yer aldığına dikkat çekti.

Google ‘herkesi manipüle edeceği’ bir gelecek hayal etmiş

İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Google’ın X adındaki gizli araştırma birimi tarafından 2016 yılında hazırlanan sekiz dakikalık bir videonun dışarıya sızdığını bildirdi.

Gazetenin Salı günkü sayısında yer alan haberde, “Google, insanların davranışlarını manipüle etmek ve tüm canlıların faydasına olacak sonuçlar elde etmek için bireyler hakkında topladığı devasa büyüklükteki verileri kullandığı bir gelecek tahayyül ediyor” denildi.

Haberde, sekiz dakikalık videoda, Google’ın elindeki verilerin “bir kayıt defteri” olarak tanımlandığı ve bunların pasif kayıtlar olmaktan çıkarılarak, insanların eylemlerini şirketin “değerlerine” uygun bir şekilde etkileyebileceğinin belirtildiği vurgulandı.

Haberde, “Google’ın bir kişi hakkında yeterli bir veriye sahip olmadığı durumlarda da algoritmasının bu kişiye hakkında veri toplamak için cazip bir ürün geliştirmesi öngörülüyor” denildi.

Google ise videonun mevcut ya da ileriye dönük herhangi bir planı yansıtmadığını ve tamamen “bir düşünme deneyi” olduğunu söyledi.

Ancak analistler, bu videoda tarif edilene benzer bir geleceğin olasılık dahilinde olduğunu söylüyor.

The Times, şirketin aralarında “kullanıcı davranışındaki potansiyel hataları tespit eden ve düzelten” bir teknoloji de dahil olmak üzere yaptığı patent başvurularında benzer fikirlerin yer aldığına dikkat çekti. BBC Türkçe

Saray Ekibi!

İtiraf edeyim, Muharrem İnce’nin aday olmasını.. Olsa da böyle bir performans göstermesini beklemiyordum. Yanılmışım.

Kılıçdaroğlu, partideki rakibini aday gösterdi. Çok kritik bir eşiği, çok önemli bir adımla aştı.

Muharrem İnce de, dostunu düşmanını şaşırttı.

Yandaş medyaya, AKP’nin kurmaylarına bakıyorum da.. Muharrem İnce’ye karşı politika üretemiyorlar. Muharrem İnce’yi “neresinden tutacaklarını” bilemiyorlar! Nereden ve nasıl saldıracaklarını kestiremiyorlar. Alevi değil. Kavgacı değil. Hem Kürtler’e mesaj veriyor, hem ulusalcılara. Ezan okunurken susuyor. Kendisiyle de Erdoğan’la da alay edebiliyor.

Yandaş / yanaşma medya ne yapsın! Hiçbir şey bulamayınca, “ekibi yok” teşhisine sarıldı. İnce’nin ekibi yokmuş. Ekonomide, dış politikada, kültür – sanatta danışmanlarının kim olduğu belli değilmiş. Falan filan.

Bunları yazıp söyleyenlerin Saray danışmanlarını gördüğü yok herhalde!

Malum, Erdoğan’ın -son dönemin en mayınlı alanı- ekonomide danışmanları çok ilginç isimler.

Yiğit Bulut’u defalarca yazdım. Sizler de yakından biliyorsunuz. Tekrarlamaya gerek yok.

Son günlerde adı öne çıkan Cemil Ertem’e gelince..

Hazret, daha Mart sonunda yaptığı tespitle tarihe geçti: “Dolar 4’e çıktı algısı yanlış. 3.85’in üzerindeki çıkışlar oldukça spekülatif çıkışlar. Dalgalı kurda temellere uygun dengeye geleceğiz.”

Geldik beyefendi. Bu sözlerin üzerinden sadece bir buçuk ay geçti. Ama dolar, sizi duymamış olacak, 4.50 dolaylarında salınıp duruyor!

Bu “başdanışman” bey, Erdoğan’ın son İngiltere ziyaretini de aynı ferasetle takdim etti. Ona göre,”ziyaret ve özellikle iş çevreleriyle yapılan toplantı bazı “merkezleri” oldukça rahatsız” etmiş!

O ziyaret sırasında doların uçtuğunu.. Bunda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok sayan görüşlerinin de payı olduğunu.. Zaten gerek BBC gerekse Bloomberg yayınlarındaki soruların bile Türkiye’nin halini ortaya koyduğunu fark etmemiş.

* * *

Yüksek irtifada oksijen azlığından görüş bulanıklaşır ya! Bu beyefendilerde de öyle oluyor anlaşılan. Aşağıdaki satırlar da Erdoğan’ın muhteşem ekibinden Cemil Ertem Bey’e ait:

Erdoğan, hem iş çevreleriyle yaptığı toplantıda hem de sonrasında gerçekleşen canlı yayında, bütün sorulara içtenlikle cevap verdi; dileyen dilediğini sordu.”

Bizim buralarda iş çevreleri de gazeteciler de soru sormayı bilmiyor herhalde. Baksanıza, dileyen dilediğini sorabilirmiş.. Sorunca da Erdoğan içtenlikle cevap verirmiş.

Fotoğraf bu konuda size net bir fikir verecektir. Erdoğan Londra’da, özenle seçilip heyete dahil edilmiş Türk gazetecileri toplamış. O anlatmış, gazeteciler dinlemiş. Elbette “içtenlikle”!!!

* * *

Saray’ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, bu tabloya bakıp da “hakikaten bizimkiler elin İngilizi gibi soramıyor azizim” diye iç geçirmiş midir? Bilemem.

Kendisinin ekonomik alandaki liyakatı hakkında da bir fikrim yok.

Elbette, ekipce Türkiye’yi getirdikleri ekonomik / toplumsal yıkıma bakıp bir fikir sahibi oluyoruz. O ayrı!

Merak ettiğim, “nasıl bir insan” Türkiye’de medyaya / emekçilere / iş dünyasına yönelik baskının farkında olmaz? “Nasıl bir insan” bir an olsun durup “yahu sahiden Türkiye’de Erdoğan’a neden dileyen dilediği soruyu soramıyor” diye düşünmez? “Nasıl bir insan” inşaat sektöründen başka umudu kalmamış bir ülkede işlerin yolunda gittiğini, İngilizler’in, Kraliçe’nin falan bizi takdir ettiğini zanneder?

Geçiniz.

Muharrem İnce’nin de böyle bir ekibi olacaksa hiç olmasın daha iyi!!

* * *

Saray ekibi ekonomiyi yönetemiyor, dış politika danışmanları çoktan pert oldu da Erdoğan siyasette toz mu attırıyor! Hadi canım siz de!

Hürriyet’te Nuray Babacan’ın -iç sayfalara küçücük sıkıştırılmış- müthiş haberi siyasi danışmanların nerelere / ne hallere geldiğini anlatıyor:

“İktidar partisi, seçim çalışmalarında vatandaşın nabzını tutmak ve ona göre politika geliştirmek için ‘anlık-günlük strateji’ belirleyecek.Tüm söylemler ve alınan kararlar, telefon anketiyle halka sorulacak. Kampanya boyunca kullanılacak söylem ve başlıklar, günün gelişen koşullarına, muhalefetin kullandığı dile ve gündem oluşturacak konulara göre belirlenecek. Yapılan konuşmaların ve geliştirilen söylemin ‘sosyal kırılganlık algısı’ anlık ölçülecek. Ona göre politika değiştirilecek veya geliştirilecek.”

* * *

Dünyada para bolken.. AB Erdoğan’ı desteklerken.. Liberaller, Gülen’le birlikte AKP’nin değirmenine su taşırken.. Bu ülkenin vatandaşlarının alın teriyle, vergisiyle yaratılmış ne kadar fabrika / tesis / banka varsa haraç mezat satılıp parasıyla gösteriş yapılırken.. Erdoğan’ı ASRIN LİDERİ diye takdim etmek kolaydı.

Hadi bakalım, şimdi “anlık politikalarla yürümeye çalışan” partiyi ve liderini parlatın da görelim!

Ha bir de Cemil Ertem parlatayım derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz-enflasyon ilişkisi hakkında söyledikleri bugün tam da çağdaş bilimsel iktisat teorisinin konusudur. Aksi iddialar da bilim dışı safsatadan ibarettir” demez mi!

Ekonomistler bir gül bir gül..

Nohuta artık kıyma bile koyamayan vatandaş bir gül bir gül..

O kadar olur yani!

Facebook, çöpçatanlık uygulamasını duyurdu

Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, yakında çöpçatanlık özelliğinin kullanıma açılacağını söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre ABD’nin California eyaletinde düzenlenen F8 konferansında konuşan Zuckerberg, kısa süreli ilişkilerdense uzun ve sağlıklı duygusal ilişkilerin önünü açmak istediklerini söyledi. Zuckerberg, “Bu özellik geçici ilişkiler değil, gerçek ve uzun ömürlü ilişkileri hayata geçirecek” iddiasında bulundu.

Zuckerberg, çöpçatanlık özelliğini sıfırdan inşa ettiklerini, kullanıcıların kişisel bilgilerinin tamamen güvende olacağını öne sürdü. Son olarak Cambridge Analytica skandalında Facebook’un 87 milyon kullanıcının hesaplarına ait bilgileri usulsüz bir şekilde kullandırdığı ortaya çıkmıştı. Zuckerberg, ABD Kongresi’nde ifade vermişti.

Yeni özellikle kullanıcılar, mevcut profilleriyle bağlantılı bir çöpçatan profili yaratabilecek. Bu profil kullanıcının arkadaşları tarafından görülemeyecek. Daha sonra Facebook algoritması kullanıcıya olası eş tavsiyelerinde bulunacak. Yeni özelliğin ücretsiz olacağı belirtildi.

Facebook’un açıklaması sonrası dünyanın en büyük çöpçatanlık sitelerinden Match.com’un hisseleri New York Borsası’nda yüzde 22 geriledi.

NASA, yeni uzay aracıyla Mars’ın yer altını inceleyecek

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), Mars gezegenine göndereceği yeni uzay aracı InSight birkaç saat sonra California’daki üsten uzaya fırlatılacak.

BBC Türkçe’nin haberine göre,InSight özellikle Kızıl Gezegen’in yer altını inceleyecek. Araç, robot kollar yardımıyla Mars yüzeyine sismometreler (depremölçer) yerleştirecek.

Projeyi yürüten bilim insanları, Mars’tan toplanacak sarsınstı verileriyle, gezegenin nasıl oluştuğuna dair bilgi edinmeye çalışacak.

Deprem bilgileri yoluyla da, yer altındaki kaya tabakalarının nasıl konumlandığı anlaşılmaya çalışılacak.

Bu, Mars’ın iç yüzeyini incelemeye yönelik ilk proje.

Uzay aracı Vanderberg Hava Üssü’nden Atlas roketi ile yerel saatle 04:15’te (TSİ 14:15) fırlatılacak. Aracın Kasım ayında Mars’a varması bekleniyor.

NASA Kızıl Gezegen’e 1970’lerdeki Viking uzay araçlarıyla da depremölçer göndermiş ancak depremölçerler uzay araçlarının gövdesine yerleştirilmiş olduğu için sarsıntıları ölçmekte başarısız olmuştu.

‘Yüksek karbonhidratlı beslenme, erken menopoza yol açıyor’

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, yüksek karbonhidratlı beslenme alışkanlığına sahip olan kadınların daha erken menopoza girdiği sonucuna varıldı.

Çalışmada, makarna, pirinç ve ekmek gibi yüksek karbonhidratlı besinleri yoğun bir şekilde tükeden kadınların, İngiltere’deki ortalama menopoza girme yaşı olan 51’den birbuçuk yıl önce bu süreci yaşadıkları görüldü.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Leeds Üniversitesi’nde 914 kadın üzerinde yapılan araştırmada ayrıca, yağlı balık, bezelye ve fasulye gibi gıdaları bolca tüketen kadınların menopozu geciktirebileceği de saptandı.

Ancak uzmanlar, genetik miras gibi diğer birçok faktörün de menopozun zamanlamasını etkilediğini söyledi.

Uzmanlar, beslenme alışkanlıklarının menopozun zamanlamasına nasıl bir etkisi bulunduğunun net olmadığını ve bu araştırmanın sonuçlarına dayanarak gıda tercihlerini değiştirmemeleri gerektiğini de vurguladı.

Bir buçuk yıllık gecikme

Epidemiyoloji ve Kamu Sağlığı adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya katılan kadınlara beslenme alışkanlıkları soruldu.

Bezelye, fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagilleri bolca tüketen kadınların menopoza girişi ortalama birbuçuk yıl geciktirdikleri görüldü.

Özellikle makarna ve pirinç gibi rafine karbonhidratlarla beslenen kadınları ise menopoza yine ortalama birbuçuk erken girdikleri tespit edildi.

Araştırmacılar, kadınların kilo, üreme sağlığı geçmişi ve hormon tedavisi görüp görmemeleri gibi faktörleri de hesaba katarken, menopozun zamanlamasında etkili olan genetik unsurları dikkate almadı.

Uzmanlar, baklagilerde kadınlarda yumurtlama süresini uzatabilecek antioksidanlar bulunduğunu ve yağlı balıklarda bulunan Omega 3 yağ asitlerinin antioksidanlar içerdiğini söylediler.

Rafine karbonhidratlarsa insülin direncini arttırarak, cinsellik hormonu üretimini bozuyor ve östrojen seviyelerini arttırıyor. Bu durum da yumurtlama sıklığını arttırıyor, ve yumurtaların daha hızlı tükenmesine yol açıyor.

Araştırma ekibinden Beslenme Epidomiyolojisi Profesörü Janet Cade, menopoza giriş yaşının bazı kadınların sağlığında “ciddi etkilerinin olabileceğini” söyledi.

Erken menopoza giren kadınlarda kemik erimesi ve kalp hastalıkları riski artıyor, geç girenlerdeyse gögüs, rahim ve yumurtalık kanseri riskleri artıyor.

‘İşlenmiş gıdada karmin böceklerinin izleri mevcut’

Kırmızı gıda boyalarının neredeyse tamamı ezilmiş böceklerden üretiliyor. BBC Türkçe’nin haberine göre; Anavatanı Güney Amerika olan böceklerden milyonlarca yetiştiriliyor ve gıda boyalarının üretiminde kullanılıyorlar. Meyveli yoğurtlardan dondurmalara, meşrubatlardan boyalı kek kremalarına kadar kırmızı renk içeren hemen her işlenmiş gıdada karmin böceklerinin izleri mevcut. Özellikle Peru’da endüstriyel ölçekte yetiştirilen karmin böceği pek çok ruja da kırmızı rengini veriyor.

Karmin böceğini küresel gıda piyasasının vazgeçilmezlerinden birisi haline getiren şey ise dayanıklılığı. Karmin böceğinin ezilmesiyle elde edilen kırmızı renk, ısı değişikliklerine uzun süre dayanabiliyor ve canlı rengini kaybetmiyor. Karmin böceğinden elde edilen gıda boyasını destekleyenler, bunun doğal bir ürün olduğunu da vurguluyor ve kimyasal gıda boyalarındansa karmin böceği boyasının daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Ancak karmin böceğini savunanlar dahi ürünlerin etiketlerinde kırmızı rengin nasıl elde edildiğine dair daha net ifadelerin kullanılması gerektiği görüşünde.

Aldığınız kırmızı renkli gıda ürünlerinde içindekiler bölümünü iyice okuyun. ‘Karmin’ ifadesini görebilirsiniz. Karmin böceği, içindekiler bölümünde bazen de Avrupa Birliği’ndeki kodu olan E120 ile yer alıyor. Karmin böceği ve bu böceğin kullanımı konusunda ‘Mükemmel kırmızı’ adlı bir kitap yazan Amy Butler Greenfield, ürünlerde kırmızı rengin sorumlusunun net biçimde yazılması gerektiğini söylüyor.

Financial Times TL’deki değer kaybını ele aldı

İngiltere’de yayımlanan Financial Times (FT) gazetesi, Türkiye ekonomisinin ‘aşırı ısınma’ sinyalleri vermesi nedeniyle Türk Lirası’nın değer kaybettiğini yazdı. FT’nin Ankara muhabiri Laura Pitel imzalı haberde, “Ekonominin aşırı ısındığı endişeleri karşısında Türk Lirası’nın değer kaybetmeye devam etmesine rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan büyüme hedeflerinin peşinden koşacağına ilişkin korkuyu körükledi” deniyor.

BBC Türkçe servisinin aktardığına göre haberde, Erdoğan’ın Pazartesi günü 135 milyar liralık yatırım pakedi açıkladığı ve yatırımların devamı için düşük faiz oranları istediği hatırlatılıyor, ekonomistlerin dengesizliklerin düzelmesi için büyümenin yavaşlaması gerektiğini kaydettikleri belirtiliyor.

Erdoğan’ın “Birileri, ‘Fazla büyüme hayırlı, isabetli değil’ diyor. Niye? Kıskançlık, başka bir şey değil” sözleri de haberde yer buluyor.

‘Lira bu yıl yüzde 6,5 oranında değer kaybetti’

Türk Lirası’nın Amerikan Doları’na karşı Pazartesi günü değer kaybını sürdürerek, doların 4,07 lira ile yeni tarihi rekor kırdığı kaydediliyor.

Haber şöyle devam ediyor:

“Çift haneli enflasyona rağmen büyümeye odaklanmanın merkez bankasının faiz artırımına gitmesini engelleyeceği endişeleri nedeniyle para birimi bu yıl dolara karşı değerinin yüzde 6,5’ini kaybetti.”

Haberde Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) geçen yıl tahmini yüzde 7 büyümeyle beklentilerin üstüne çıktığı hatırlatılıyor ve bunda 2016’daki darbe girişimi sonrası hükümetin ekonomiyi canlandırmak için getirdiği teşviklerin etkisi olduğu kaydediliyor.

“Ancak geçen yıl Türkiye’yi dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri yapan büyüme hızı, yüksek enflasyon ve büyüyen bütçe açığının da dahil olduğu artan dengesizlikleri beraberinde getirdi. Bu endişeler liranın büyük bir hızla değer kaybetmesine neden oldu” deniyor.

Geçen haftalarda Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ekonomiyi dengelemek için bir dizi önlem çağrısı yaptığı da haberde hatırlatılıyor.

“Ancak ufukta seçimler görülürken, Erdoğan önceliğinin büyüme olduğunu netleştirdi. 2018 için resmi Gayri Safi Yurtiçi Hasıla hedefi yüzde 5,5” deniyor.

BlueBay Varlık Yönetimi’nde stratejist olarak çalışan Timothy Ash, Türkiye hükümetinde daha geleneksel ekonomik politikalar izlemek isteyenlerle büyümeye odaklanmak isteyenler arasında bir ayrım bulunduğunu söylüyor.

Ash “Erdoğan’ın bugünkü (Pazartesi günkü) sözleri ve davranışları ikinci kanattan olduğunu, seçimlerden önce her ne pahasına olursa olsun büyümeyi desteklediğini gösteriyor” diyor.

Kuzey Kore, nükleer deneme tesisini kapatıyor

Güney Kore, Kuzey Kore’nin nükleer deneme tesisini Mayıs ayında ABD ve Güney Koreli bağımsız gözlemcilerin de katılımıyla kapatılacağını açıkladı.

Cuma günü Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile Güney Kore lideri Moon Jae-in, Kore Yarımadası’nı nükleer silahlardan arındırma kararıyla bir ortak deklarasyon imzalamıştı.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore Başkanlık Sözcüsü Yoon Young-chan, önümüzdeki sürece ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamaya göre Kim Jong-un, zirve sonrası tesisin önümüzdeki ay kapatılması için hazırlıkları başlatmayı vadetti. Kuzey Kore’nin Güney Kore ile 1.5 saatlik farkı yok etmek için zaman dilimini değiştirmeyi de kabul ettiği belirtildi.

Trump: Kuzey Kore ile 3-4 hafta içinde görüşeceğiz

Güney Kore, Kim’in süreci “uluslararası topluma açık ve şeffaf” bir şekilde yürütmek için, bağımsız uluslararası gözlemci ve gazetecileri çağıracağını duyurdu.

Kuzey Kore’den bu taahhütlerle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın da, Kim ile bir araya gelmesi beklenen Mayıs ayı, bir dizi nükleer görüşmeye sahne olacak.

Cumartesi günü Trump da konuyla ilgili bir açıklama yaparak Kuzey Kore lideriyle “önümüzdeki 3 ya da 4 hafta içinde” Kore Yarımadası’nın tamamen nükleer silahlardan arındırılması konusunu görüşeceğini söyledi.

Kim, 1953 Kore Savaşı’ndan bu yana yarımadayı ikiye bölen sınır hattını geçip Güney Kore’ye ayak basmıştı.

Güney Kore lideri, görüşmede Kuzey Kore’nin nükleer testleri durdurmasının çok önemli bir adım olduğunu söylemişti.

İki lider, bu zirvede karşılıklı düşmanlıkların sona ermesi için ortak bildiriye imza atmış, Kore Yarımadası’nın tamamen nükleer silahlardan arındırılması için ortak çalışma konusunda da anlaşmıştı.

Zirvede alınan bu karar, Pyongyang’ın nükleer ile balistik füze denemelerinin ve savaşa hazır olduğu söyleminin ardından gelmesi nedeniyle önemli.

Pyongyang yıllardır ‘ABD’nin saldırgan tavrına karşı’ kendini savunmak için ihtiyaç duyduğunu söylediği nükleer silahlarından vazgeçmeme konusunda ısrarlıydı.

2016 ve 2017 yılları boyunca tüm uyarılara rağmen üst üste nükleer ve balistik füze denemeleri yapması, krizi tırmandırmıştı. Bu nedenle Nisan 2018 itibariyle bu noktaya ulaşılmış olması birçok kişi için şaşırtıcı bir gelişme.

ABD ile Güney Kore, Pyongyang’ın bu adımından memnun. Kuzey Kore basını da zirveyi övmüştü.

Öte yandan bazı yorumcular, Kuzey Kore’nin verdği taahhütleri tutacağından şüpheli.

Çinli araştırmacılar, son nükleer denemede düşen bir kaya nedeniyle Kuzey Kore’nin nükleer deneme tesisisin zaten kullanılamaz halde olabileceğini öne sürüyor.