İranlı kadınlar ne yapmak istiyor?

Türkiye’de hükümetin arayıp da bulamadığı bir girişim Fransa’dan geldi.

Fransa’da, aralarında eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, üç eski başbakan, Yahudi ve Hristiyan cemaati temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasıyla bir bildiri paylaşıldı. Bildiride Kuran’ı Kerim’de Anti Semitik olduğu iddia edilen bazı ayetlerin çıkarılması isteniyor. Bu saçma bildiri hükümete çok şahane pas verdi.

Ne var ki meselenin Fransa menşeili olması hükümet açısından kötü oldu. Malum Macron dünyada kim var kim yok, hepsiyle arayı iyi tutmayı amaçlayan, detaylara takılmayalım işimize bakalımcı bir lider. Avrupalı pek çok lider Erdoğan ile görüşmeyi tercih etmezken, Erdoğan’ı Elysee’de mart ayı sonunda ağırlayan isim Fransa Cumhurbaşkanı oldu. Bu bildiri Fransa’dan değil de Hollanda’dan gelseydi hükümet muhtemelen meseleyi daha da dallandırıp budaklandırabilir, tepe tepe kullanabilirdi.

Fransa bildirisi konuşulurken İslamcıların asıl atladığı hareket İran’dan geliyor. İran’da kadınlar sosyal medyada “Kuran’ı Kerim yakma” düellosu başlattı. Kadınlar Kuran’ı Kerim’i yaktıkları videoları sosyal medyada #Burning_Quran_Challenge etiketini İngilizce ve Farsça, “چالش_آتش_زدن_قرآن” paylaşıyor. Kadınlar videolarda önce yakmak üzere oldukları kitabı sayfa sayfa kameralara gösteriyorlar, yaktıkları kitabın gerçekten Kuran’ı Kerim olduğunu teşhir ediyorlar. Sonra da kendilerince bu eylemi gerçekleştiriyorlar.

Kutsal Kitabı banyosunda yakan bir kadın “bu hurafelerle dolu bir kitap. Bu kitabı herkes gerçekten okusa ve anlasa İslam Cumhuriyeti bir dakika bile ayakta kalmazdı” diyor. Kuran’ı devrim öncesi döneme ait İran sanat müziği eşliğinde yakan bir kişiye ait video var. Bazı kadınlar bu eylemi yaparken yüzlerini göstermekten de çekinmiyor. Sarışın bir İranlı kadın paylaştığı videoda, “Bu Kuran’ı yakıyorum çünkü beni 20 yıl boyunca kandırdılar ve bu kitabı bana zorla kabul ettirdiler. Bu eylemi daha iyi bir İran için ve gelecek nesillerin baskı altında olmaması için yapıyorum” diyor. Bir başka kadın “hurafeler yakılmalı artık 21. yüzyıldayız” diyor.

Bir avuç kadının Kuran’ı Kerim’i yakmasıyla dünya değişmeyecek, İran’da rejim falan düşmeyecek. Hatta muhtemelen rejim toplum üzerindeki baskıyı arttırmak için bu videoları kullanacak. Rejimi en katı haliyle uygulamak isteyen muhafazakarlar, “Bakın ılımlı Ruhani iktidara geldi özgürlüklerden bahsetti, dinsizlik, fitne, islam düşmanlığı aldı yürüdü” diyecekler. Sopayı şiddeti savunacaklar. Fakat bu da öte yandan, gördükleri baskıdan dolayı İslam’dan nefret etmiş kadınlara İslamı sevdirmeyecek, fikirlerini değiştirmeyecek. Sopayla, silah zoruyla, hapis tehdidiyle hiç bir rejim kimseye bir şeyi sevdiremez. Ancak bir süreliğine susturabilir.

Ancak baskıcı rejimlerin bir açmazı da bu. Halk üzerine sürekli uygulanan korku, bir zaman sonra olağan hale geliyor ve korku yıldırıcı olmaktan çıkıyor. İran İslam Cumhuriyeti’nde Kuran’ı Kerim yakma eylemi gerçekleştirirken yüzünü göstermekten çekinmeyen kadın korkunun yıldırıcılığının kırılma anının simgesi adeta mesela.

Velhasılı kelam, sopayla, korkuyla, tehditle kimseye bir şeyi sevdiremezsiniz, sevdirmek istediğiniz şey, size göre dünyanın en temiz mesajı, en ulu ülküsü, en şerefli amacı olsa da.

CHP’den İzmir Marşı’ndan rahatsız olan Antalyaspor yönetimine

CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, Spor Toto Süper Lig’deki Gençlerbirliği-Antalyaspor maçında tribünlerde söylenen İzmir Marşı’nın Antalyaspor yönetimini rahatsız ettiğini belirterek, “Siz isteseniz de istemeseniz de biz o tribünlerde göğsümüzü gere gere ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diye haykırmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Antalyaspor, İzmir Marşı'ndan rahatsız oldu Antalyaspor, İzmir Marşı’ndan rahatsız oldu

Budak, yazılı açıklamasında, Antalyaspor yönetiminin 6 Mayıs Pazar günü oynanan maçta tribünlerde İzmir Marşı’nın okunması ile ilgili “Söylenmesi hoş değil.” şeklinde açıklama yaptığını hatırlattı.

“İzmir Marşı neden sizi bu kadar rahatsız etmektedir?” sorusunu yönelten Budak, şunları kaydetti:

“Bilinmelidir ki Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kurucusu, ortak değeri, minnet ve şükranla andığımız önderidir. Hiçbir güç, hiçbir baskı ortamı ona olan sevgimizi eksiltmeyeceği gibi aksine daha da güçlenmesine neden olacaktır. Siz isteseniz de istemeseniz de biz o tribünlerde göğsümüzü gere gere ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diye haykırmaya devam edeceğiz.”

Gençlik örgütleri: Deniz’lere sözümüz faşizm yenilecek!

ZEYNEP KURAY

Gençlik örgütleri, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde ’68 kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı Taksim’den Dolmabahçe’ye yaptıkları yürüyüşle andı. Dayatılan tek adam rejimini 68 kuşağından aldıkları direniş ruhuyla yeneceklerini vurgulayan Gençlik örgütleri, “Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek biz kazanacağız” dedi.

68 Kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde Taksim’den 6’ıncı Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye yapılan yürüyüşlerle anıldı. EMEP ve CHP’nin anma etkinlikleri sonrası Dolmabahçe’ye omuz omuza yürüyen gençlik örgütleri, faşizmi yenme sözü verdi. MKM önünde başlayan yürüyüşte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın fotoğraflarını taşındı, “ 1968-2018 bitmedi sürüyor kavga” yazılı pankart açıldı. Devlet tarafından katledilen 68 kuşağı önderlerinin isimlerini teker teker sayılıp, “Yaşıyor” diye haykırdığı yürüyüşte, hep bir ağızdan, “Deniz, Yusuf, Hüseyin sürüyor sürecek mücadelemiz”, “ Emperyalistler, işbirlikçiler 6’inci Filo’yu unutmayın”, “ Emperyalizme karşı Deniz olmalı”, “ Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “ Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

‘68’LERİN DİRENİŞ RUHUYLA KAZANACAĞIZ!’

Polis ablukası altında Dolmabahçe’ye gelen gençler, çevredeki yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan şahsında hayatını kaybedeb devrimciler adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan gençlik örgütleri adına açıklama Cansu Eski tarafından okundu. Eski, ülkenin KHK’lerle yönetildiği, OHAL şeklini aldığı, üniversitelerin bölünmeye çalışıldığı bir ortamda 68 kuşağının kendilerine bıraktığı mücadele mirasından aldıkları güçle direndiklerini vurguladı. Başka bir dünya yaratmak için yola çıkan Deniz’lerin 12 Mart faşist rejimi tarafından idam edildiğini hatırlatan Eski, “Deniz ve Yusuf daha 25 yaşındaydı. Hüseyin ise 23’ündeydi. Cellatlarının adı tarih içerisinden silinip giderken, üç fidan kavgamızın bayrağı olup kaldı mücadelemizin satır başlarında…”

“Yalınayak idama giden Hüseyin İnan’ın, korkusuz Yusuf Aslan’ın ve son sözünü, “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” olan “Deniz Gezmiş’in yoldaşlarıyız” diyerek sözlerini sürdüren Eski, “Tek adam rejimin baskı ve zulmü varsa, bizlerin de 68’lerden gelen direniş ruhu var. Bizler yine devrimci tarihimizden aldığımız derslerden biliyoruz ki zaferin büyüklüğü kavganın zorluğunda gizlidir. Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek, biz kazanacağız” dedi.

genclik-orgutleri-deniz-lere-sozumuz-fasizm-yenilecek-460357-1.

Anma gençlerin hep bir ağızdan Gündoğdu Marşı’nı seslendirmesiyle sona erdi.

Yürüyüş ve anmayı düzenleyen Gençlik örgütleri: Diren Üniversite, SDGF, Dev-Lis, LÖP, Öğrenci İnisiyatifi, Genç-Sen LÖP, Öğrenci Faaliyet, Liseli Direnişçi Genlik, Kaldıraç.

‘Sibirya’da yavaş ölüm’ raporu: Yerli halka maden baskısı

Ormanlar ve temel haklar üzerine çalışan Avrupalı Sivil Toplum Örgütü Fern ile Kömür Eylem Ağı (Coal Action Network) tarafından dün yayımlanan rapor, Güney Sibirya’nın Kuzbass bölgesindeki kömür madeni genişlemesinin bölgedeki Türk topluluklarından olan yerli Şorların yaşam alanları üzerindeki tahribatını ortaya koyuyor.

Rapora göre, 2017 yılında Kuzbass’taki kömür üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 6,2 artış gösterdi. Kuzbass’tan kömür ithal eden 21 ülkenin 11’ini Avrupa Birliği ülkeleri oluştururken, Sibirya Gümrük İdaresi’ne göre 2016 yılında Kuzbass kömürünün en büyük ithalatçıları sırasıyla şu ülkeler: Güney Kore, Japonya, İngiltere ve Türkiye.

“Sibirya’da Yavaş Ölüm” raporu, kömür madenciliğinin ormanları nasıl tahrip ettiğini, Kuzbass’ın havasını, suyunu ve toprağını nasıl kirlettiğini ortaya koyarken madenlerin yakınında yaşayan topluluklarda ortaya çıkan hastalıklar ve sağlık sorunlarındaki artışları gösteren kanıtları da içeriyor. Kanser türleri, verem, kalp ve damar hastalıklarını kapsayan sağlık sorunları, yerel halkın beklenen yaşam süresinde azalmaya yol açıyor.

İnanış ve yaşam biçimleri doğrudan bulundukları çevreye göre şekillendiği halde genişleyen madencilik aktiviteleri yüzünden, kendi deyimlerine göre topraklarında yavaş bir ölüme teslim edilen yerli Şor Türkleri’nin tanıklıkları ve gerçek hikayeleri raporun merkezini oluşturuyor. Yapılan hesaplara göre bölgedeki Şor nüfusu, son 7 yılda yaklaşık yüzde elli azalma gösterdi. Önceden ormanlık olan pek çok Şor köyü, madencilik yüzünden bugün yok edilmiş durumda.

Her ne kadar küresel ölçekte kömür üretimi düşüşte olsa da 2016 yılında Rusya’nın kömür üretimi, bir önceki yıla göre yüzde üç artış gösterdi. Ülke, halihazırda dünyanın üçüncü en büyük kömür ihracatçısı. Kuzbass bölgesi, Rusya’nın toplam kömür üretiminin yüzde elli dokuzunu sağlıyor ve Rusya’nın kömür ihracatının yüzde yetmiş altısı bu bölgeden geliyor.

Yalnızca Türkiye 2016 yılında Kuzbass bölgesinden toplam 10,4 milyon ton kömür ithal etti. Ayrıca Rusya merkezli farklı resmi kaynaklara göre aynı yıl Türkiye’nin Rusya’dan kömür ithalatı toplamda 11,5 milyon ton oldu. Yani Türkiye’nin ithal ettiği her 3 ton kömürün 1 tonu Şor halkının yaşadığı ve baskı gördüğü bu bölgeden geliyor.

Aydın Doğan veda etti

Aydın Doğan ilk olarak Posta Gazetesi, Fanatik Gazetesi ve Medyanet’in bulunduğu Trump Towers’a gitti. Aydın Doğan’ın yanında kızları, Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi Vuslat Doğan Sabancı da yer aldı.

Aydın Doğan, çalışanlar tarafından Trump Towers girişinde alkışlarla karşılandı.

Aydın Doğan kendisini dışarıda bekleyen çalışanlara sarılarak tek tek tokalaştı. Dışarıdaki karşılama töreninin ardından Aydın Doğan , Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, Fanatik Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Necil Ülgen ve gazete çalışanlarıyla sohbet etti. Aydın Doğan kısa bir konuşma yaptı.

‘HİÇ BİR BASKI ALTINDA KALMADAN…’

“Bu meslekte 40 yıl gazete sahipliği yapan tek kişi herhalde tek kişi benim” diyen Aydın Doğan, “Yoruldum. Gönlümüzle, kendi rızamızla, hiç bir baskı altında kalmadan sizlerden ayrılıyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Aydın Doğan çalışanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

İKİNCİ DURAĞI HÜRRİYET GAZETESİ OLDU

Aydın Doğan daha sonra Doğan Haber Ajansı, Hürriyet Gazetesi ve Hürriyet Daily News’in bulunduğu Bağcılar’daki Hürriyet Dünyası binasına geçti. Aydın Doğan çalışanlar tarafından karşılandı.

Burada düzenlenen törende Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi Vuslat Doğan Sabancı ve Doğan TV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da yer aldı.

‘GEMİYİ BATIRMAMAK İÇİN ÇOK ÇİLE ÇEKTİM’

Aydın Doğan konuşmasında Demirören ailesiyle önümüzdeki günlerde biraraya gelerek devir töreni gerçekleştirileceğini kaydetti.

Aydın Doğan, “40 yılda dalgalarla boğuştum, gemiyi batırmamak için çok çile çektim. Gemiyi limana salimen getirmek için uğraştım ve gemi, Türk basınının amiral gemisi olarak salimen limana ulaşmıştı. Hürriyet’ten ayrılırken üzülüyorum ama onurlu bir şekilde gelenlerin de devam ettirmesini diliyorum” dedi. Aydın Doğan çalışanların alkışları arasında Hürriyet gazetesi binasından ayrılarak Kanal D ve CNN Türk’ün bulunduğu Doğan Medya Center’e geçti.