HDP’de bayrak değişimi: Vekillerin dörtte biriyle yola devam

HDP, 24 Haziran için milletvekili aday listesini büyük ölçüde tamamladı. Üç milletvekilini devamsızlık, sekizini ise kesinleşen hapis cezaları nedeniyle kaybeden HDP, önümüzdeki dönemde yeni yüzlerle TBMM’de olmayı planlıyor.

‘Üç dönem’ esniyor

Bu kapsamda 1 Kasım’da seçilen milletvekillerinin büyük bir bölümünün yeniden aday gösterilmeyeceği belirtilirken mevcut vekillerden 10 ismin listelerde yer alacağının kesinleştiği öğrenildi.

Parti Tüzüğünde “üç dönem üst üste milletvekili olunamaz” kuralının 1 Kasım’da olduğu gibi bu dönem de esnetileceği öğrenildi. Eş Genel Başkan Pervin Buldan ile birlikte milletvekilleri Alican Önlü, Berdan Öztürk, Hişyar Özsoy, Mahmut Toğrul, Nimetullah Erdoğmuş, Nihat Akdoğan, Hüda Kaya, Ayhan Bilgen ve Mithat Sancar’ın yeniden adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

Önder, Botan belirsiz

1 Kasım’da Ankara’dan milletvekili olarak seçilen Sırrı Süreyya Önder’in yeniden aday olmak istemediği ancak ikna çabalarının sürdüğü öğrenildi. Partiden edinilen bilgilere göre Önder’e İstanbul birinci bölgeden milletvekilliği adaylığı önerildi. Durumu netleşmeyen bir diğer isim Van Milletvekili Lezgin Botan oldu. Botan’ın aldığı 18 yıllık hapis cezası adaylığı önündeki tek engel olarak gösteriliyor. Milletvekilleri Aycan İrmez ve Leyla Birlik’in durumları da belirsizliğini koruyor.

7 Haziran’daki isimler

HDP’de 7 Haziran’da TBMM’ye giren ancak 1 Kasım seçimlerinde yeniden milletvekili olamayan bazı isimlerin adaylığı da kesinleşti. Bu kapsamda Eş Genel Başkan Sezai Temelli’nin yanı sıra Yurdusev Özsökmenler, Saruhan Oluç, Rıdvan Turan, Ali Kenanoğulları ve Turgut Öker aday gösterilecek. Eski Milletvekili Sırrı Sakık’ın da memleketi Muş’tan aday olacağı bildirildi. HDP’nin Diyarbakır birinci sıra adayının ise DTK Eş Sözcüsü Leyla Güven olacağı ifade edildi.

HDP’de mevcut milletvekilleri Dengir Mir Mehmet Fırat, Celal Doğan ve devamsızlık nedeniyle milletvekilliği sona eren Leyla Zana, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek başvuruda bulunmazken yurt dışında olan Faysal Sarıyıldız ile Tuğba Hezer de aday olamadı. Altan Tan’ın ise Saadet Partisi’nden aday gösterileceği konuşuluyor.

HDP’de Grup Başkanvekilliği yapmış isimlerden Filiz Kerestecioğlu’nun da yeniden adaylık başvurusunda bulunmadığı ifade edildi.

Yeni isimler

26’ncı dönemde vekillerin yıpratıldığı ve “kan değişimine ihtiyaç olduğu” ifade edilen HDP’de, gazeteci Ahmet Şık’ın yanı sıra aktivist Veli Saçılık’ın aday listelerinde yer alabileceği belirtildi. Eski İnsan Hakları Derneği Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şubesi Başkanı Raci Bilici’nin ve Doktor Selçuk Mızraklı’nın da Diyarbakır’dan aday gösterilmesi bekleniyor.

Halkevlerinin önceki dönem Genel Başkanlığını yapan Oya Ersoy ve SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da listelere bileşenlerden dahil olacak. Sanatçı Ferhat Tunç’un da İstanbul’dan başvuruda bulunduğu ve kesin listeye dahil edileceği bildirildi.

Bileşenlerinden de milletvekili adaylarını belirleyen HDP, bu kapsamda Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcülerine listelerinde yer verdi. HDK Eş Sözcülerinden Onur Hamzaoğlu İzmit’ten, Gülistan Koçyiğit ise İstanbul’dan aday gösterilecek.

‘Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday olacak’

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’e konuştu.

Karamollaoğlu, gazeteye yaptığı açıklamalarda, seçim listelerde sürpriz isimler olacak mı sorusuna, “Listede sürpriz bir iki isim olabilir. Bizim işimiz zor. Hem bize uyacak, hem de kamuoyunun biraz alakasını çekecek insanlar” yanıtını verdi.

HDP’den aday olmayan Altan Tan ile ilgili olarak da Karamollaoğlu, “Aday olacak herhalde. Bizim eski dönemde genel idare kurulu üyeliğimizi yaptı” dedi.

ALTAN TAN’DAN AÇIKLAMA

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, iddiaya ilişkin “Adaylık teklifinde bulundular, değerlendiriyoruz” açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu bugün Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada Altan Tan’ın kendi listelerinden seçime girebileceğinin işaretini vermişti.

“Teklifi değerlendiriyorum”

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, HDP’den tekrar milletvekili adayı olmayacağını açıklayan Altan Tan, Saadet Partisi’nden aday gösterileceği iddialarına ilişkin şunları söyledi: “Saadet Partisi dindar, muhafazakar Kürtlerin bazılarına adaylık teklifinde bulundu. Bana da adaylık teklifinde bulundular. Bu teklifi değerlendiriyoruz. Ama daha son nokta konulmuş değil. Diğer arkadaşlarımızla birlikte bunu değerlendiriyoruz.

Şeriatçı Dayılar

İki dayı… Biri geçen haftanın mevzuu. Şirinler köyünün muhtarına benzediği doğru. Takkesi, cüppesi, terlikleri… ‘Kürtaj’ yapıyor. Bir canda, yandaşlığı, kabullenmişliği, muhbir vatandaş konseptini, içi boş tevekkülü görmek mümkün. Bir çözmecenin parçası gibiler. ‘Şirinler köyü muhtarını’, fenomenliği biraz daha eski bir dayı tamamlıyor. “Gazetelerin yazdığına inanmayın” diyor. “Ama resmi gazete bu…” “Olsun yine de inanmayın…” Canını verir, oyunu bildiğine vermekten geri durmaz.

•••

Sempatik olduklarını söylenemez. Hatta antipatikler. Şeriatçı dayılar üzerinden bir tartışma. Yenisi daha ön planda; ‘kürtaj yapan’… “Amcayı rahat bırakın, söylemlerini medyadan almış, duyguları istismar edilmiş birini hedef almak yanlış.” Kısmen doğru; ama Türk tipi liberal mantık kurgusunda eksikler var. Çünkü ‘şeriatçı dayılar’, bir neden midir yoksa sonuç mu kısmı tartışılır.

•••

‘Yeni dayı’dan hareketle… Neyi anlatıyor? Çok fazla şeyi… Basit değil yani. Dayı; romantik bir tartışmanın eskizi gibi; Devrim köyden mi başlamalı kentten mi? Dayı, 12 Eylül’ün toplumu nasıl silindir gibi ezdiğinin göstergesi. Dayı sendikalara kilit, fabrikalarda, iş yaşamında koca bir sınıfın örgütsüzleştirilmesi demek. Ranta dayalı özendirme, kolay yoldan köşe dönme, olmadı tevekküle yatay geçiş! Hak mücadelesinin din, toplum ahlakının televizyonla doldurulmasının nobran bir dışa vurumu.

•••

Dayı; hem rüzgar ekip fırtına biçmekle ortaya çıkan bir model, hem yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar tartışması. Binlerce yıllık geleneğin üzerine dökülen, ‘din elden gidiyor’ sosu. Dayı; ‘Zübük’ün mikrofonu, sloganı, oy deposu, her şeyi…

•••

Basit değil… Şeriatçı dayılar; seksenlerin ilk yarısında siyasetten elini ayağını çekip tavernanın ön masasından yer kapan, ikinci yarısında karısını gösteriş olsun diye kapatan küçük demir tüccarı. Apolitizmin nasıl olup da İslamlaşan siyasete döndüğünün yalın anlatımı. Dayı; Twitter’da ‘hayırlı cumalar’ mesajı. Kafa tokuşturma klişesi, “Allaha emanet ol” lafzı, dükkana asılan; “Cuma’ya gittim gelcem” yazısı.

•••

Bu yüzden dayıları rahat bırakmak değil, yüzleşmek zübüklerle beraber anlamlandırmak şart. ‘Kürtaj dayısı’ da, ‘gazeteler yalan yazıyor dayısı’ da bir yandan bugünün meselesi. Evet doğru; her ikisi de duyguları istismar edilen, medya ile uyutulan toplumun yüzleri. Toplum AKP ile mi bu hale geldi sorusu ise tartışmaya değer. Madımak, Maraş, Çorum, 6-7 Eylül utancı… Ama az ama çok her toplumun kötülük mayası vardır. Kötülük, hamur gibi yoğrulur, bir çatlak bulursadışarı kolay sızar. Kuralları yerle bir eden, ahlakı kendine yontan 16 yıllık iktidarın derinleştirdiği çatlaktır bu.

•••

Kötüdür ya da iyidir demek elbette doğru değil. Yargısız infazdır. Bir tanım koymamakla birlikte; asla düşündüğünden zerre taviz vermeyen, yandaşlığı, muhbirliği, güce tapınmayı bünyelerinde barındıran o dayılar enine boyuna, çatlağın derinliğidir. Ama dayılar mevzuu bir tarafıyla sanıldığından daha eskidir. Onlar; kapatılan köy enstitüleridir..

•••

Vallahi onlar, sosyal demokratın, solun kafa karışıklığıdır bir yanlarıyla. ‘Terliksi dayı’ CHP’de, çarşaflı kadına takılan göstermelik rozet, ‘yalan yazıyor dayısı’, HDP’de Altan Tan tartışmasıdır. Her ikisi de tavlanın altı kapısıdır. “53 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın hemen ardından yapılan seçimden sonra nasıl oldu da AKP’ye yüzde 65 oy çıktı?” sorusudur.

•••

Üstten bakmacı, alttan anlamacı, yandan kakmacı derin derin laflar bir yana… Dayılar bizim perişan çaresizliğimizdir.

Dayılar; ne ah zavallılar meselesidir, ne de Şükrü Erbaş’ın ‘Köylüleri niçin öldürmeliyiz’ şiridir. Gerçekçi bir bakıştır.

Dayılar zaman yok endişesi, elimizden geleni yapmalıyız kaygısıdır. Zübükle imtihanımız, toplumun istismarıdır.

•••

Kuran sallayarak oy istemek ‘suretiylen’ ruhu, okullara cihat dersleri sokup, üniversiteleri bölerek geleceği çalınan Türkiye’de, yarın vah zevallı dayıları değil, eli silahlı Pakistan modeli geneleri tartışacağız.

Dayı geliyor, dayı gidiyor…

Dayılara ne acımalı, ne de şirdeki gibi öldürmeliyiz. Artık onlara hayat veren rüzgarı durdurmalıyız. Basit bir tartışma değil, derin bir meseledir bu.