TELE 1 kanalının D-Smart yayını durduruldu

24 Haziran seçimleri öncesi TELE1 televizyonunun D-Smart yayınları ‘ödenmemiş borçlar gerekçesi’yle durduruldu.

Konu ile ilgili açıklama yapan TELE1 VE ABC gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ şunları söyledi:

“D-Smart TELE 1 yayınlarını borçları gerekçe göstererek kesti. Kendilerine yenidan yapılandırma önerisi sunmak istedik, beklemediler.”

D-Smart TELE 1 yayınlarını borçları gerekçe göstererek kesti. Kendilerine yenidan yapılandırma önerisi sunmak istedik, beklemediler.

— Merdan Yanardağ (@merdanyanardag) June 8, 2018

Talat Bulut taciz iddialarına yanıt verdi

‘Yasak Elma’ dizisinin başrol oyuncusu Talat Bulut’un tacizine uğradığını iddia eden 19 yaşındaki kostüm asistanı Özge Şimşek dava açacağını söyledi. Talat Bulut da avukatı aracılığı ile açıklama yayınladı

FOX‘taki ‘Yasak Elma‘da başrolü oynayan Talat Bulut, dizinin kostüm asistanı Özge Şimşek‘i taciz ettiği iddia edildi. Asistan, 31 Mayıs Perşembe final sahnesi çekilirken sette başına gelen olayı şöyle anlatmıştı: ”Sahne öncesi Talat Bulut’un kravatını düzeltmek istedim. Bana ‘Odaya girelim, orada düzelt’ dedi. Orada dudağımdan öpüp gitti. Şok yaşadım. Sonra yapım ekibinin yanına çıktım. Beni öperken yanımda kimse yoktu. Ama odaya çağırırken şahitlerim var. Başrol oyuncuları Şevval Sam, Eda Ece, Onur Tuna Sevda Erginci, Gün Akıncı başta olmak üzere setteki herkes bana büyük destek oldu.”

ŞİMŞEK DAVA AÇACAK

Talat Bulut‘a ceza davası açacağını söyleyen Özge Şimşek şöyle konuştu: ”Menajeri benimle uzlaşmak istedi ama kabul etmedim. Yaşadıklarımı herkese duyurmak istiyorum ki, bir daha kimsenin başına gelmesin. Henüz 19 yaşındayım. Taciz birçok yaşıtıma yapılıyor. Ama arkadaşlarım ‘Karşımızdaki ünlü bir oyuncu’ diye korkup susuyor. Talat Bulut ile daha önce sorun yaşayan başka kadınlara ulaştım. Korktukları için hep susmuşlar. Belki hukuki yollardan bir şey elde edemeyeceğim ama en azından her yere duyuracağım. Bu yüzden de vicdanım rahat olacak.”

‘ASLA KABUL EDİLEMEZ’

Dizinin yapım şirketi MED Yapım’ın patronu Fatih Aksoy iddia üzerine açıklama yaptı: ”Her iki tarafla da görüştüm. Bu çok ağır bir itham. Bu asla kabul edilir bir şey değil. Olay yargıya taşındı. Savcılık davaya ve soruşturmaya karar verirse Talat Bulut’la sözleşmeyi feshedeceğim. Kızımız isterse başka setimizde çalışabilir. Her zaman yanındayım.”

TALAT BULUT CEPHESİNDEN İLK AÇIKLAMA

Yaşananların ardından Talat Bulut‘un avukatı yazılı bir açıklama yayınladı: “Müvekkilim Talat Bulut hakkında birkaç gündür sosyal medyada ve bu gün diğer medya organlarında ortaya atılan iddialar tamamen asılsızdır.

Talat Bulut 42 yıl boyunca sanat hayatını saygın bir şekilde sürdürmüş ve toplumsal konulara duyarlılığı ile de sevenlerinin takdirini kazanmış, oldukça sevilen bir sanatçıdır. Bir genç kız babası olan müvekkilim toplumun hassas olduğu bir konuda zan altında bırakılmış, toplum önündeki itibarı zedelenmeye çalışılmıştır. Müvekkilim hakkında ki tüm iddiaları reddetmekle beraber konunun ilgili tarafına karşı yasal başvuru hakkımızı derhal kullanacağımızı kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.”

Yasak Elma dizisinde ‘Talat Bulut set asistanını taciz etti’ iddiası

Yasak Elma dizisinin başrol oyuncularından Talat Bulut’un sette çalışan asistanı taciz ettiği iddiası ortalığı karıştırdı. Sosyal medyada hızla yayılan iddialar üzerine dizi yapımcısı Fatih Aksoy, “Her iki tarafla görüşeceğim. Bundan sonraki adli yargı süreci olursa nasıl ilerler bilemiyorum” dedi

Hürriyet’ten İsmail Bayrak’ın haberine göre, sosyal medyada hızla yayılan iddialar üzerine dizinin yapımcısı Fatih Aksoy, açıklama yaptı. İşte Fatih Aksoy’un açıklaması:

“Bugün karşı tarafla, mağdur olduğunu iddia ettiği kişiyle görüşeceğim daha sonra Talat Bulut’la. Bu olaylar tabii ki ağır ithamlar. O yüzden yanlış adım atmak ya da birilerini karalamak istemiyorum. Sonrasında ben yapımcı olarak üzerime ne düşüyorsa onu yapacağım. Bundan sonraki adli yargı süreci olursa nasıl ilerler bilemiyorum”

İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan: Döviz kuru ilacı da hastayı da vuruyor

Dr. Ergün Demir

Döviz kurundaki artış sadece ilaç fiyatlarında artışa neden olmuyor, aynı zamanda kanser ve önemli kronik hastalığı olan hastaların ilaçlara erişimini de ciddi şekilde etkiliyor. Kurdaki artış zam olarak ilaçlara yansırken, özellikle kanser ve kronik hastalıkların tedavisinde kullanılanlar başta olmak üzere ithal ilaçlar piyasada bulunmuyor. Bütün bunların yanında bundan böyle 150 çeşit ilacın artık SGK tarafından karşılanmayacağı, bundan böyle hastaların bu ilaçları parayla satın alması gerektiğini açıklandı. İlaca erişimin kısıtlı olması beraberinde ciddi etik ve tıbbi sorunları da getiriyor. Bu durum hastaların tedavisinin aksamasına neden olduğu gibi ilaçların karaborsa da çok pahalıya satılmasına da yol açıyor. Yaşanan sıkıntıları İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’a sorduk.

»İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kurunun güncellenmemesi, kur ve ıskonto baskısı eczacıları ve yurttaşları nasıl etkiliyor?
Uzunca bir süredir avro kuru dikkate alınarak referans ilaç fiyatı hesaplanmaktadır. Bugün Avro kuru yaklaşık 5,3 TL iken, ilaç fiyatlarını belirlemede kullanılan, avro kuru 2,69 TL olarak belirlendi. Sağlık Bakanlığı’nın ilaç fiyatlarını belirlerken kullandığı yönteme göre bir önceki yılın avro değerinin yüzde 70‘i esas alınarak zam oranı belirleniyordu. Buna göre ilaç fiyatlarında 2018 yılı başında % 23 oranında bir zam olması gerekirken Bakanlar Kurulu kararı ile bu oran yüzde 15 olarak belirlendi. Uygulanan bu fiyat ve iskonto politikası sonucunda da ilaç firmaları ürünlerini pazara arz etmemek veya geri çekmek yönünde kararlar alabilmektedir. Bu şekilde özellikle ithal ilaçlarına erişimde ciddi sıkıntı yaşanabiliyor. Gerçek piyasa değerinin yaklaşık yarısı oranında sabit avro kurunda ısrar ederek ilaç fiyatlarını belirlemek piyasada bulunmayan ilaçlar listesinin her geçen gün artması ve vatandaşın ilaca ulaşamaması demektir.

»Döviz kurunun yükselmesi ve bu artışın devam etmesi durumunda hangi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların erişiminde sıkıntılar yaşanacaktır?
Ülkemizde ilacın % 50’den fazlası ithal ilaçlardan oluşuyor. Yani Avro kurundaki her artış ilaç fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Gerek İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kuru gerekse döviz kurunun bugünlerde yükselmesi özellikle kanser ve diğer kronik hastalıkların tedavisinde önemli yeri olan ilaçlar bu yüzden bulunamıyor.
Ayrıca birçok yeni bulunmuş ilaç mevcut ilaç fiyat politikası nedeni ile ülkemize gelmiyor bile.

Başta kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar olmak üzere çok sayıda ilaca ulaşmakta ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Uman albümin, tamoxifen, cisplatinler ve endoxan gibi ilaçlar uzun zamandır piyasada yok. 25 Mayıs’ta yapılan % 2,5 oranındaki zam dövizdeki artışın bir sonucu.

»Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen birçok ilaç kapsam dışı bırakılmaktadır. SGK 31 Temmuz 2018 tarihinde bedeli ödenecek ilaçların listesinde bazı kanser, astım, antibiyotik, ağrı kesici vs. toplam 151 kalem ilacın ‘’pasifize’’ edildiği açıkladı. Yani vatandaşlar bu ilaçları cebinden para ödeyerek mi alacaklar?
Sağlıkta dönüşüm süreci boyunca sağlık hizmetlerine genel bütçeden yeterli pay ayrılmadığı için sağlık hizmetlerinin finansında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sunumunda her yıl tasarruf amaçlı düzenlemeler yapılıyor. Bazı ilaçların ödeme koşulları ağırlaştırılırken bazı ilaçlarda hiçbir bilimsel açıklama yapılmadan ödeme kapsamı dışında bırakılıyor. Vatandaşımız yıllardır kullandığı bu ilaçları cebinden para ödeyerek almak zorunda kalıyor. Son olarak 8 Şubat tarihinde Kytril, Pexola, Klopis, Xyzal, Aspirin, Amoksilav, Calcium D, Foradil, Duocid, Atacand, Tamiflu, Vancomisin, Zinnat, Monurol, Crestor, Serequel gibi ilaçlar listeden çıkarıldı yani pasife alındı.

»SGK katkı payı tahsilatını neden eczanelere yaptırıyor ve bu konuda ne tür sıkıntılar yaşanıyor?
Muayene katkı payı adı altında vatandaşın cebinden çıkan ücretler 2005 yılında 1 TL ile başlamıştı. Yıllar içinde 7 – 8 ve 15 TL ‘lik ciddi rakamlara ulaştı. Bu ücretleri reçeteyi karşılarken eczaneler aracılığı ile tahsil edilmesi ise sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasını savunan biz eczacıların hiç onaylamadığı bir uygulamadır.

Geçmişte SSK yasasında yer alan “gebelik” “acil servis” ve “iş kazası” gibi özel durumlarda muayene katkı payı muafiyetleri de yasal düzenlemeler ile ortadan kaldırılmıştır.

Sıkça sağlık sorunu yaşayan veya kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız yüklü miktarlarda “muayene katkı payı” ödemek zorunda kalıyorlar. Yıllardır birlikte olduğumuz dar gelirli vatandaştan muayene katkı payı tahsilatı nedeniyle eczanelerde istenmeyen tartışmalar yaşamaktayız.

Bizimle hiçbir ilgisi olmayan ve herhangi bir belge verilmeyen bu paranın vatandaşın cebinden alınarak eczaneler üzerinden SGK’ye aktarılması her geçen gün daha da sıkıntılı bir hale gelmektedir.

Piyasa yeni bir faiz artışı bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyareti sırasında para politikasında daha etkin bir rol oynayacağını açıklamasıyla hızla yükselen döviz kuru, Merkez Bankası’nın (MB) faiz artışı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Londra’da yatırımcılara verdikleri taahhütlerin ardından geriledi ancak piyasada faiz artırımı beklentisi sürüyor. TCMB’nin faiz artırımı ve Londra’da yatırımcılara verilen sözler, piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Bu sözler çerçevesinde MB’nin 7 Haziran’da yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak 24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi, iktidarın faiz artırımına yanaşıp yanaşmayacağı en kritik soru olarak ortaya çıkıyor.

Deutche Welle’nin haberine göre, eski FED Araştırma Grubu Direktörü Erkin Şahinöz “Merkez, biraz daha cesaretli hareket ederek piyasa faizinin üzerine çıkmalı. Banka’nın 7 Haziran’da 1.5 puan daha faiz artırması şart. Bu yönde adım atarsa etki yaratır. Atmazsa kur üzerinde yukarı yönlü baskının artmasına neden olur” dedi.

TCMB 23 Mayıs’ta 300 baz puanlık faiz artışı yaparak geç likidite penceresi borç verme faiz oranını yüzde 16.5’e yükseltmişti. TCMB faiz artışı sonrası 28 Mayıs’ta yaptığı bir açıklama ile para politikasında sadeleşmeye giderek mevcut fonlama faizi yüzde 16.5’i 1 Haziran itibariyle politika faizi haline getirdi.

Londra ziyareti öncesi TCMB’nin 23 Mayıs’taki 300 baz puanlık faiz artırım kararı öncesi 4.9290 ile tarihi zirveyi test eden Dolar/TL, 4,72’ye gerilerken, ikilinin temaslarından sonra 4,47’ye kadar düştü.

Hükümetin mücadele politikası yok
GlobalSource Partners Türkiye Danışmanı Atilla Yeşilada ise, Londra’da yatırımcılara “çok somut taahhütler verildiğini” hatırlattı ve bunların yerine getirilmesi halinde, Türkiye’ye yatırımcı ilgisinin artacağını, ancak söz konusu taahhütlerin yerine getirileceği konusunda, “derin şüpheleri” olduğunu vurguladı.

Enflasyon ve cari açıkla nasıl mücadele edileceğine dair, hükümetin bir politikası olmadığını belirten Yeşilada, “Seçimden sonra olacağına dair de hiçbir hazırlık yok. AKP seçim beyannamesinde enflasyonu tek hanede tutacağını söylüyor. Enflasyonla mücadele bu değildir. Cari açıkla mücadelenin yolu bütçe harcamalarını kesmektir. Şu anda seçmene bütçeden 1 yılda 50 milyar TL dağıtıldı. Bunları nasıl geri alacaksınız. Bu soruların cevabı yok” diye konuştu.
Seçmenin çok uzun süre her şeyin iyi gittiğine inandırıldığını söyleyen Yeşilada, “Tarif ettiğim ortam içinde TL’nin değer kazanması ve yabancı yatırımcının çıkışının engellenmesi çok zor. Siyasetin bu tür fedakarlığı yapacak ve seçmene acı reçete yutturacak kadar güçlü ve basiretli olduğuna inanmıyorum” değerlendirmesini yapıyor.

Ekonomi Bakanı’ndan kredi değerlendirme kuruluşlarına tepki

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci “Fitch ve Moody’s’in bu dönemde Türkiye ile ilgili açıklamalarını tamamen manipülasyon ve spekülatif amaçlı Türkiye’ye yaklaşanların oyunlarına destek vermek amacıyla yapılan birer açıklama olarak görüyoruz. Bankalarımızın sermaye yeterlilik oranlarını, sermaye, özsermaye oranlarını gayet iyi biliyoruz. Bu konularla ilgili herhangi bir endişemiz, sıkıntımız yoktur. Bu değenlendirmeleri sağlıklı bulmuyoruz, aceleci ve maksatlı bir değenlendirme olarak buluyoruz” dedi.

AYM kritik başvuruyu görüşüyor: Seçim iptal edilmez en fazla ertelenebilir

HÜSEYİN ŞİMŞEK [email protected] @simsekhuseyinn

CHP’nin 7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Seçmen Kütükleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru bugün karara bağlanacak.

AYM’nin, CHP’nin iptal başvurusu ile ilgili bugün yapacağı görüşme öncesinde “Seçim iptal olabilir mi” tartışmaları gündeme geldi. Yüksek Mahkeme, ‘ittifak düzenlemesi’ olarak bilinen yasanın seçim güvenliğini riske atan maddeleriyle ilgili CHP’nin başvurusunu bugün esastan görüşecek. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvurunun ilk incelemesini 2 Mayıs Çarşamba günü yaparak başvuruda bir eksiklik olmadığına karar vermişti.

‘Mühürsüz oy pusulası’ itirazı
CHP’li Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç ile 126 milletvekilinin yaptığı başvuruda, “aynı binada oturan seçmenlerin farklı sandık bölgelerine kaydedilebilmesi”, “sandıkların taşınması ya da birleştirilmesi”, “sandık başkanının belirleme usulü” ve “mühürsüz oy pusulaların geçersiz sayılmaması” gibi hükümlerin iptal edilmesi istendi.

‘YSK teamülleri uygular’
CHP’nin başvurusunun görüşülmesine saatler kala hükümetten ve CHP’den art arda açıklamalar geldi. Maddelerin iptal edilmesi durumunda seçimin iptal edileceğine yönelik inanışın gerçeği yansıtmadığını söyleyen TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Mustafa Şentop, “Seçimi etkileyecek hiçbir şey yok burada. Bunlar seçimin uygulanmasıyla ilgili düzenlemeler. Eğer bunlarla ilgili varsayalım ki AYM iptal kararı verdi, o zaman YSK bugüne kadarki teamülleri uygulayacaktır bunların yerine” dedi. YSK’nin AYM kararına rağmen kararları uygulamayabileceğini iddia eden Şentop, “YSK’ye kanunla seçimlerin yönetimi ve denetimiyle ilgili genel bir yetki veriyoruz. YSK, kanunda olmayan hususlarla ilgili de prensip kararları alarak uygulamalar yapabilir” diye konuştu.

‘Seçimlerin iptal edilmesini istemiyoruz’
CHP’den de esastan görüşülecek başvuru öncesinde bir açıklama yapıldı. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, “Biz ‘seçimi iptal edin’ demiyoruz. Orada alınacak karardan bir tek beklentimiz var, seçimi güvenli kılın. Seçimleri iptal etmelerini asla ve asla istemiyoruz” dedi.

‘Seçim ertelenebilir’
AYM’nin itiraz ettikleri maddeleri iptal etmesi durumunda seçimin iptal olmayacağını ancak gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için seçimin bir süre ertelenebileceğini ifade eden Özkoç, “Ben hukukun üstünde, seçimlerin nasıl yapılacağını, ne yapılacağını söyleyemem ama seçimi iptal etmek başka bir şeydir. ‘Yasal düzenlemeleri yerine getireceğiz. 15, 20, 30 gün içerisinde bu düzenleme yapılıp seçimlere devam edilecektir’ diyebilirler. Bu onların takdiri tabii ki ama biz bu seçimlerin kesinlikle güvenli bir seçim olmasını talep ettiğimiz için müracaat ettik. Seçimleri iptal etmelerini asla ve asla istemiyoruz” şeklinde konuştu.

‘AYM kararına uymak zorundayız’
AKP’li Şentop’un, “YSK teamülleri uygular” ifadelerine ise CHP’nin YSK Üyesi Hadimi Yakupoğlu itiraz etti. YSK’nin görev sınırlarının Anayasa’nın 79’uncu maddesinde belirlendiğini ve özellikle AYM’nin kararlarını uygulamamak gibi bir yetkisinin olmadığını ifade eden Yakupoğlu, BirGün’e yaptığı değerlendirmede, “Şentop’un açıklaması kişisel yorumudur.

YSK, kanunları karşısına alarak hiçbir şey yapamaz. AYM kararına uymak mecburiyetindeyiz” dedi.

Öte yandan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Biz ittifakın iptali için AYM’ye gitmedik. Sandığın taşınması için AYM’ye gittik. İttifakın iptali söz konusu değil” dedi.

TRT’den pişkinlik üstüne pişkinlik… Çalışanlar eylem yaptı

TRT çalışanları, CHP’nin TRT’ye yönelik ‘taraflı yayın’ eleştirileri ve ‘Hakkımızı helal etmiyoruz’ açıklamalarının ardından kurumda görevli meslektaşlarına yönelik iddiaları protesto etti.

TRT Genel Müdürlüğü önünde toplanan ve “TRT milletindir. Bizler TRT çalışanları olarak milletin kurumuna sahip çıkmaya devam edeceğiz” yazılı pankart açan kurum çalışanları, “Şiddete karşıyız tarafsız yayınız” sloganları attı. Grup adına açıklama yapan Birlik Haber-Sen TRT Şube Başkanı Fatih Adem Gençbay, 24 Haziran seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı adaylarının meydanlarda, seçmenleri etkilemeye çalışmak adına, birçok vaatlerde bulunduğunu belirterek, bunların siyasetin doğasında olduğunu kaydetti.

Son günlerde seçim meydanlarında ağırlıklı olarak, TRT’nin konuşuluyor olmasının, çalışanlarını derinden üzdüğünü ifade eden Gençbay, şunları söyledi: “TRT Kurumu, kamu yayıncısı olmanın getirdiği birtakım kurallara bağlı olarak yayıncılık yapmaktadır.”

***

Mersin’de “kapatıyoruz” etkinliği

Mersin Haziran Hareketi yanlı yayın yapan basın organlarını protesto için ‘Kapatıyoruz’ etkinliği düzenledi.
Etkinliğe katılanlar, havuz medyasının, seçim sürecinde muhalif seslere yer vermemesini protesto etti. Televizyon kanallarının en çok izlendiği saat olan 20.00 ile 22.00 arasında Barış Meydanı’nda yapılan eyleme CHP Mersin milletvekili adayları Alpay Antmen ve Kenan Hazar, HDP Mersin milletvekili adayı Eylem Gençer, Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Ezhel’in hesabından açıklama: Kötü niyetli ve asparagas haberleri dikkate almayın

Şarkılarında uyuşturucuyu özendirdiği iddiası ile tutuklanan müzisyen Ezhel’in Twitter hesabından açıklama yapıldı.

1990 Ankara doğumlu ve gerçek adı Ömer Sercan İpekçioğlu olan Ezhel’in moralinin iyi olduğunu belirten açıklamada “Kötü niyetli ve asparagas haberleri dikkate almayın” ifadeleri yer aldı.

pic.twitter.com/W6xeLXNSe5

— Ezhel (@ezhel06) May 25, 2018

Morgan Freeman’a 8 kadından taciz suçlaması

ABD merkezli haber kanalı CNN’in Perşembe günü yayınladığı özel haberine göre en az 8 kadın Oscar ödüllü Hollywood yıldızı Morgan Freeman tarafından uygunsuz davranışlara veya tacize maruz kaldığını açıkladı. Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre; CNN muhabirleri tarafından yürütülen araştırma kapsamında 16 kadınla görüşüldü. Görüşülen kadınlardan 8’i aktör tarafından taciz ya da uygunsuz davranışa maruz kaldığını anlattı, diğer 8 kadın ise aktörün söz konusu davranışlarına tanık olduklarını iddia etti.

Haberde kadınların maruz kaldığı ya da tanık olduğu davranışların 80 yaşındaki aktörün sahibi olduğu prodüksiyon şirketi Revelations Entertainment’ta, film setlerinde ya da çeşitli film etkinliklerinde gerçekleştiği belirtildi.

Habere göre iddia sahibi 8 kadının bir kısmı yaşadıklarını “cinsel taciz”, bir kısmı da “uygunsuz davranış” olarak değerlendirdi. Freeman’ın bedenleri hakkında sık sık yorum yaptığını ve yakışıksız bakışlara maruz kaldığını söyleyen kadınlar kendilerini huzursuz hissettiklerini de ifade etti.

“Kasten yapmadım”
İddialar sonrasında açıklama yapan ünlü aktör ise özür diledi. Freeman açıklamasında “Beni tanıyan ya da birlikte çalıştığım herkes, insanları kasten incitmediğimi ya da onlara huzursuzluk vermediğimi bilir. Bu sebeple kendini huzursuz ya da saygısızlığa uğramış hisseden herkesten özür diliyorum, böyle bir şeyi asla amaçlamadım” dedi.

Freeman yaptığı açıklama dışında konuya ilişkin kendisine ve şirketine yöneltilen soruları yanıtlamadı. Reuters haber ajansı da CNN tarafından öne sürülen iddiaları diğer kaynaklardan henüz doğrulayamadıklarını duyurdu. “Milyonluk Bebek” filmiyle 2005 yılında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar kazanan aktör 50 yıllık kariyerinde 100’den fazla filmde rol aldı.