Morgan Freeman’a 8 kadından taciz suçlaması

ABD merkezli haber kanalı CNN’in Perşembe günü yayınladığı özel haberine göre en az 8 kadın Oscar ödüllü Hollywood yıldızı Morgan Freeman tarafından uygunsuz davranışlara veya tacize maruz kaldığını açıkladı. Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre; CNN muhabirleri tarafından yürütülen araştırma kapsamında 16 kadınla görüşüldü. Görüşülen kadınlardan 8’i aktör tarafından taciz ya da uygunsuz davranışa maruz kaldığını anlattı, diğer 8 kadın ise aktörün söz konusu davranışlarına tanık olduklarını iddia etti.

Haberde kadınların maruz kaldığı ya da tanık olduğu davranışların 80 yaşındaki aktörün sahibi olduğu prodüksiyon şirketi Revelations Entertainment’ta, film setlerinde ya da çeşitli film etkinliklerinde gerçekleştiği belirtildi.

Habere göre iddia sahibi 8 kadının bir kısmı yaşadıklarını “cinsel taciz”, bir kısmı da “uygunsuz davranış” olarak değerlendirdi. Freeman’ın bedenleri hakkında sık sık yorum yaptığını ve yakışıksız bakışlara maruz kaldığını söyleyen kadınlar kendilerini huzursuz hissettiklerini de ifade etti.

“Kasten yapmadım”
İddialar sonrasında açıklama yapan ünlü aktör ise özür diledi. Freeman açıklamasında “Beni tanıyan ya da birlikte çalıştığım herkes, insanları kasten incitmediğimi ya da onlara huzursuzluk vermediğimi bilir. Bu sebeple kendini huzursuz ya da saygısızlığa uğramış hisseden herkesten özür diliyorum, böyle bir şeyi asla amaçlamadım” dedi.

Freeman yaptığı açıklama dışında konuya ilişkin kendisine ve şirketine yöneltilen soruları yanıtlamadı. Reuters haber ajansı da CNN tarafından öne sürülen iddiaları diğer kaynaklardan henüz doğrulayamadıklarını duyurdu. “Milyonluk Bebek” filmiyle 2005 yılında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar kazanan aktör 50 yıllık kariyerinde 100’den fazla filmde rol aldı.

Elon Musk Türkiye kararını verdi

Tesla’nın kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, kendi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu yıl içinde Tesla’yı Türkiye’de piyasaya sürmeyi planlıyoruz.” dedi.

Musk paylaşımında, “Ülkenizi seviyorum ve piyasaya sunmada bizzat orada olacağım.” ifadelerini kullandı. Elon Musk geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmüş ve Anıtkabir’i de ziyaret ederek 10 Kasım paylaşımında bulunmuştu.

Şubat ayı itibarıyla Tesla’nın ürettiği toplam elektrikli araç sayısı 300 bini geçti.

Firmanın en popüler aracı olan ve bugüne kadar 200 binden fazla satan Model S, 2015 ve 2016 yıllarında dünyanın en çok satan elektrikli aracı olmuştu.

Şirket, Eylül 2015’te Model X isimli bir SUV ve Temmuz 2017’de Model 3 adlı aracını piyasaya sunarken, geçen sene de ilk elektrikli kamyonu olan Tesla Semi’yi duyurmuştu.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) en güncel verilerine göre, mart ayı sonu itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 12,2 milyon trafiğe kayıtlı otomobil bulunuyor.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliğinin (ACEA) verilerine göre, geçen yıl itibarıyla Avrupa Birliği’nde 15,1 milyon yeni otomobil kaydı yapılırken, söz konusu miktar Türkiye’de 729 bin 500 seviyesindeydi.

PlayStation 5’i bekleyenlere kötü haber

Sony’nin Amerika CEO’su Shawn Layden, E3 2018 kapsamında tanıtılması beklenen PS5’in bu yıl çıkmayacağını paylaştı.

Japonya merkezli teknoloji devi Sony’nin, Playstation 4 Pro’nun çıkışıyla rötar yapan PlayStation 5 için çalışmalara başladığı bir süredir dile getiriliyordu.

PS5’in bu yıl düzenlenecek olan E3 2018 etkinliğinde tanıtılması bekleniyordu. Fakat Sony’nin CEO’su Shawn Layden PlayStaion’ın 5’inci sürümü için Oyunseverleri yakından ilgilendiren bir açıklamada bulundu.

Layden, E3 2018’in PS5 için doğru bir yer olmadığını, konsolun bu yıl tanıtılmayacağını ve bu yılın oyun odaklı olacağını dile getirdi.

PS5’te 4K (en az 3840 x 2160) çözünürlükteki oyunlara destek olacak PlayStation VR entegrasyonu bulunuyor.

PS5, piyasadaki en büyük rakibi Xbox One gibi televizyon ve akış gibi fonksiyonlara sahip hepsi bir arada konsolla karşımıza çıkabilir.

Sony hala PlayStation 5 için bir tarih vermedi. Ancak şirkete yakın kaynaklara göre, Sony, 2020’de yeni PS konsolunu görücüye çıkarabilir.

Cihazın ABD fiyatının ise 499 dolar olması bekleniyor.

Elektrikli pazarı hızlı yükseliyor

Ersoy Yaşar – [email protected] Mersysr

www.otosafari.com – www.youtube.com/otosafari

Özellikle Avrupa pazarında dizel otomobil satışlarının düşmesi ve emisyon konusunda yapılan düzenlemelerle otomobil üreticileri elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretimindeki hamlelerini hızlandırmışlardı. Markanın küresel pazarlardaki yükselişi, ABD’de yüzde 73,3, İngiltere’de yüzde 25,6 ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde yüzde 646,7 oranında gerçekleşti.

Marka, İngiltere’de grup otomobillerinin satışlarının yüzde 9’unu elektrikli modellere dönüştürmeyi başardı. Amerika’da bu oran yüzde 7,3 oranında gerçekleşirken, elektrikli ulaşımı devlet politikaları ile destekleyen İskandinav pazarında ise toplam satışların dörtte biri elektrikli modellerden gerçekleşti. Çin’deki büyük artış ise pazara yeni sürülen ve yerelde üretilen 5 Serisi plug-in (şarj edilebilir-fişli) Hybrid modelinin başarısından kaynaklanıyor. Dikkat çeken bir detay olarak Malezya’da Nisan’da satılan grup otomobillerinin yarısından fazlasını ise elektrikli modeller oluşturdu.

Markanın özellikle 5 serisinin ‘plug-in hybrid’ modeli ve X5’in yakıt tüketim ve emisyon değerlerinin, bu modellerin farklı pazarlarda tercih edilmesini sağladığı görülüyor. Şirketin, BMW markasının satış ve markadan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Pieter Nota, “BMW i, BMW iPerformance ve MINI Electric araçlarının kombine satışlarının Nisan’da yüzde 52 artarak 9.831 adete ulaştığını da açıkladı. Nota, bu yıl 140 binden fazla elektrikli araç satma hedefleri olduğunun da altını çizdi.

BMW Grup, küresel pazarda 5 Serisi, MINI Cooper SE Countryman plug-in hibrit, i3, i8, 225xe iPerformance, 330e iPerformance, X5 40e iPerformance ve 740e – 740Le iPerformance ile portföyündeki dokuz elektrikli araçla yer alıyor. Markanın ayrıca, yalnızca Çin’de satılan X1 xDrive 25Le iPerformance modeli de bulunuyor.

Kablosuz şarj Temmuz’da kullanıma sunulacak
Alman üretici geçen günlerde yaptığı açıklamada, elektrikli araçlarının kablosuz olarak şarj edilmesini sağlayan bir sistem geliştirdiklerini de açıkladı. Endüktif şarj sistemi adı verilen kablosuz şarj teknolojisi ile mavi çizgilerle belirlenmiş şarj yatağının üzerine park edilen araç 3,5 saat içerisinde tamamen şarj oluyor. İlk olarak 530e ‘plug-in hybrid’ modelinde kullanılacak teknolojinin yakın gelecekte markanın diğer modellerinde de kullanılacağı belirtiliyor.
Söz konusu teknoloji; endüktif akım, yani elektriğin kablosuz aktarımı esasına dayanıyor. Şarj yatağına entegre edilmiş birincil (primer) bobinin, otomobilin altına uygulanmış ikincil (sekonder) bobin ile karşılaşması ile alternatif manyetik alan oluşuyor ve 3.2 kW enerji transferi ile şarj işlemi başlıyor.

Geliştirilen teknoloji, sürücünün aracın bilgi ekranı ve bir mobil uygulama ile aracın şarj durumu hakkında bilgi sahibi olmasını da sağlıyor. Bir evcil hayvanın araçla şarj yatağı arasına girmesi durumunda da mobil uygulama aracılığıyla sürücüye uyarı gönderiyor. BMW’den yapılan açıklamada, bu teknolojinin çevreye yaydığı radyasyonun ev elektroniklerinden fazla olmadığı da vurgulandı.

İran Dışişleri Bakanı: AB’nin nükleer anlaşma çabası yetersiz

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer anlaşmanın İran’a getirdiği yararları korumak için yeterince çaba sarf etmediğini söyledi.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre, Zarif Avrupa Komisyonu’nun İklim ve Enerjiden Sorumlu Üyesi Miguel Arias Canete ile Pazar günü Tahran’da görüştü. Zarif’in Canete’ye, “ABD’nin anlaşmadan çekilmesiyle birlikte anlaşmanın kazanımlarını koruma noktasında İran’ın AB’den beklentileri arttı ve AB’nin anlaşmaya verdiği siyasi destek mevcut durumda yeterli değil” dediği bildirildi.

Zarif’in ayrıca “Avrupalı büyük şirketlerin İran ile işbirliklerini sona erdirdiklerini duyurmaları olasılığı, AB’nin nükleer anlaşmaya bağlılığıyla tutarlılık göstermiyor” dediği aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs tarihinde ABD’nin İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı. ABD’nin yeni Berlin Büyükelçisi Richard Grenell, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İran’da faaliyet gösteren Alman şirketleri operasyonlarını derhal azaltmalı” demişti.

Avrupa Komisyonu, 1996 yılında kabul edilen Blocking Statute (Engelleme Mevzuatı) adlı yasayı Cuma günü yeniden etkin hale getirmişti. Sözkonusu uygulamayla İran ile ticaret yapan Avrupalı firmaların ABD’nin yaptırımlarından korunması amaçlanıyor.

Avrupalı liderler ve Tahran ABD’nin kararına rağmen anlaşmanın sürdürülmesi taraftarı.

İnce’den Bozdağ’a ‘Gülen’in iadesi’ yanıtı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim çalışmalarına devam ediyor. Tekirdağ’da konuşan İnce’nin açıklamalarının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Önümüzde bir seçim var ter akıtma seçimi. Sandık görtevlileri var ya bu memleketin geleceği onlara teslim onlara. O gün acıkmak, yorulmak yok.

“Bu ülkede en zor durumda olan basın, acıyorum hallerine”

-Bu ülkede en zor durumda olanlar kimler? Çiftçi mi, esnaf mı, işçi mi? Bunların hiçbiri değil. En zor durumda olan basın… Acıyorum hallerine. Bakın İngiliz, ABD, Japon, Alman gazetecileri röportaja geliyor. Gelip Türkiye’de bir değişim oluyor galiba deyip benimle konuşmak istiyorlar. Türk medyasına bakıyorum “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı” yazıyor. İnsafsızlar, vizdansızlar… Şu anda burada 20 civarında milletvekili arkadaşım var. Partinin Grup Başkanvekili arabanın içinde yatıyor. Bana getirilen suya sıcak mı soğuk mu diye bakıyorlar. Partinin genel başkanıyla her akşam durum değerlendirmesi yapıyoruz.

Bekir Bozdağ’a: Senden mi korkacağım!

-Şimdi biz dedik ki biz seçildiğimiz takdirde yargıyı 3 ay içinde düzelteceğiz. 3 ay sonra ABD’ye diyeceğiz ki ‘Bak benim ülkemde artık adaletli bir yargı var.’ Mahkemelerim bağımsız. FETÖ’yu iade et. Etmiyorum derse. ABD askerleri Noel’i, 24 Aralık’ta Washington’da kutlar. ABD’lilerden cevap geldi: Bizden Türkiye Cumhuriyeti olarak FETÖ’yü isteyen düzgün bir talep yok. Yani bizden usulüne uygun bir şekilde istenmedi. Bugün Bekir Bozdağ açıklama yapmış. Demişki, “Muharrem İnce’ye birileri yalan söylüyor. Türk mü yabancı mı söyleyen… Bekir Bozdağ beni dinliyorsundur sen zaten kim olduğunu biliyorsundur. Senden mi korkacağım. Ama bir şey söyliyeyim mademki usulüne uygun olarak iadesini istediniz ben bu ülkenin milletvekiliyim. Bana bunun belgesini göster. Ben sana benim ekibimdeki hukukçulardan bir heyet göndereceğim. Bu heyete o belgeleri bir göster bakalım. Bugün ABD’liler tekrar beni aradılar dediler ki, ‘120 koli gönderdiler bize’ çoğunluğu gazete küpürü. Hatta diyorlar İngilizce tercümesi bile yapılmamış baştan sağma. Yani iade edilmesini istemiyorlar. Niye istemiyorlar. Ortaklık var. Yani ey aziz milletim istiyormuş gibi yapıyorlar. Madem istedin ben şimdi bunun belgesini istiyorum.

-Arkadaş dünya lideri. 1 yıldır Türkiye’de Amerikan Büyükelçisi yok. Katip düzeyinde idare ediyoruz.

“Senin derdin Filistin değil; insanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin”

-Bugün Filistin’le ilgili seçim yapıyor. Acaba Filistin mi, seçim mitingi mi? Hangisi? İsrail’e dik durmak istiyorsan Mavi Marmara’dan aldığın parayı iade et, büyükelçiyi geri çek, boykot et. Yok bunları yapamam. Ne yaparsın, miting. Senin derdin Filistin değil. İnsanlar inim inim inliyor, sen seçim derdine girmişsin.

-Dolar 4.5 lira oldu ama Erdoğan ağzına bir kez almıyor. Hemen dönüyor dış güçler diyor. Bizi dolarla terbiye edemezsin diyor. Köprülerde dolar üzerinden anlaşmayı ben mi yaptım, sen mi yaptın. Bir yandan bizi dolar üzerinden terbiye ediyorlar diyorsun, dönüyorsun kumpas kuruyorlar diyorsun. Demek ki sen de onun ortağısın, beraber yapıyorsun.

“İkinci tura oynuyordum; vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım”

-Genel başkan beni aday gösterdiğinde ikinci tura oynuyordum. Şimdi vazgeçtim, birinci turdan çıkacağım. Zayıf olduğumuz yerler var, orayı Tekirdağ’dan dengelememiz lazım. Yüzde 75 mesela, olur mu? Belediye başkanımız çık diyor. 80 o zaman. Fazla da atmayalım 80’e razıyım.

-Dediler ki milli gelirin yüzde 1’ini tarımı desteklemeye ayıracağız, yarımı geçmediler. 30 milyar vereceklerdi, 12.7 milyar verdiler. Türkiye devleti çiftçisine borçludur. Bu köylü çocuğu bu borcu ilk fırsatta ödeyecektir. Söz veriyorum size.

“İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!”

-Meydanlarda diyor ki, ben milli bir adamım. Ayran da diyor milli bir içecektir. İneği almışsın Arjantin’den, samanı almışsın Bulgaristan’dan; ayran nasıl milli oluyor!

-Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor. Kime ey dediyse sonunda paralarımız gitti.

“Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım”

-Erdoğan’ı yargılayacak mısın diyorlar, benim öyle bir görevim yok. Ama şunu yapacağız, bağımsız bir yargı kuracağız. Şu anda mevcut yüksek yargıdakiler bu işi yapabilir mi, asla yapamazlar. Onlar çay toplayan yargı, onların cüppelerine çıtçıt yaptıracağım. Rahat açıp kapayacaklar.

“Marka patenti her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz!”

-Benim insanım bir Alman’a göre daha mı az zeki, Fransız’a göre daha az mı çalışıyor? Peki neden daha az kazanıyor? Bir televizyondan Türkiye 10 Euro kazanıyor, 50 lira. Bir otomobilden 100 Euro kazanıyor, çerez parası. Peki nereye gidiyor bu para? Tasarıma, patente, markaya gidiyor. Açık açık konuşayım, sen BMW, Mercedes yapıyorsun; para sende kalmıyor. 100 marka arasında tek Türkiye markası yok. Bizim marka üretmemiz, patentimiz, teknolojimiz olması lazım. Bu markayı patenti kindar nesiller yapamaz, bunu özgüveni yüksek, eleştirel bakabilen zeki çocuklar yapar. Kimler yapar biliyor musunuz? Her sene aşağıladığı ODTÜ’lüler yapar. Senin buna kafan basmaz, ben onlara fizik anlattım. O çocuklar yapacak. 5 bin polisle ODTÜ’ye girdin, o zaman sana dedim ki 5 bin polis değil 500 puanla girilir.

-Soruyor diyor ki, sen bu paraları nereden bulacaksın. Türkiye’de Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında hiç fabrika açılmasa, üretim artmasa, her şey olduğu gibi kalsa, sadece geliri adaletli dağıtsam maaşlarınız iki katına çıkar.

“Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba”

-Önümüz bayram. Bayram deyince aklınıza baklava gelir. Baklavacılar fıstıklı yapamıyor, çünkü pahalı. Tarım Bakanı ithal ederim diyor. Fıstığın adı ne, Antep fıstığı. İnsan Antep fıstığını ithal edeceğim demeye utanır. Bakanın adı Fakıbaba, milletin adı fakir baba. Bize diyor ki, bayramda kursağında baklava değil, sırtında oklava olacak diyor. O zaman bizim hep birlikte bir şey yapmamız lazım. Ne yapacağız? Sandıkta görevimizi yapacağız.

-Türkiye’de her emekli olanın maaşı düşüyor. 840 liraya emekli maaşı var. En yüksekle arasındaki fark 9 kat. Finlandiya’da bu 2 kat. Büyük dengesizliklerden biri bu. 1990’lı yıllarda ücretlile milli gelirden yüzde 37 pay alıyorlardı, şimdi yüzde 17. Dolar 4.5 lira, Euro 5.5 lira, yüzde 12 enflasyon, 53 milyar dolar cari açık, gençlerin yüzde 20’si eksik. Yani kamyon duvara çarpmaya doğru gidiyor. 16 senedir yapamamış, şimdi manifesto hazırlamış. Ya senin geleceğe dair söz söylemeye hakkın yok ki. Muharrem İnce yarın gelecek bildirgesini, manifestosunu açıklayacak. Yarın 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gün. Böyle anlamlı bir günde İnce’nin gelecek bildirgesini Samsun’dan açıklayacağım. Samsun’da miting yapıp Sinop’a gideceğim, sonra Adana’ya geçeceğim.

-Herkesin güvenmesini istiyorum. Canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın, umutsuz olmayın. Umutlarınızı yeşertin.

BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola El-Saafin: Filistin davası

ZEYNEP KURAY [email protected] @zeynokuray

Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi-BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola el-Saafin, Türkiye’de Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. İktidarın bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu iddia ederken diğer taraftan ise İsrail ile en üst düzey ilişkilerini sürdürdüğüne dikkat çeken Saafin, bu tutarsızlığın İsrail’e kazanım sağladığını kaydetti.

Miting düzenleyenler ticaret de yapıyorlar
İstanbul’da doğan Dr. Saafin, BDS Türkiye içinde 12 yıldır ülkesindeki işgal ve zulme karşı mücadele veriyor. 70’inci yılına giren Nakba’nın (Büyük Felaket) sadece tarihten ibaret olmadığını, Filistin halkının işgal edilen topraklarına geri dönüş mücadelesinin kuşaktan kuşağa süreceğinin de beyanı olduğunu vurgulayan Dr. Saafin, “Filistin halkı yeniden fedakârlık, birlik ve tarihsel haklar için mücadelenin ön plana çıkması gerektiğini savunuyor ve bu yönde de eylemlerine devam ediyor” dedi.

Türkiye siyasetinde Filistin’in genellikle kullanılan bir dava olduğuna işaret ederek, Gazze’deki son katliamın hemen akabinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı’da miting düzenleyecek olmasının bunun en somut göstergesi olduğunu kaydetti. Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşmanın kendisinin bir felaket olduğunun altını çizen Saafin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye hükümeti bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu beyan ediyor, diğer taraftan ise İsrail ile geçmişten gelen ilişkilerini devam ettirmekte ısrar ediyor. Tepkisi söylemden öteye geçmiyor. İsrail ile ilişkilerin kesilmesi, anlaşmaların iptal edilmesi gibi gerçek adımları atmıyor. Büyük elçiyi geçici olarak geri çekmek gibi tavırların hiçbiri İsrail için bir şey ifade etmiyor. Siyasi iktidar Kudüs Filistin halkına iade edilmediği müddetçe tüm ilişkilerin kesilmesini savunursa o zaman farklı olur. Ama şu an kurulan ilişki İsrail’e kazanım sağlıyor.”

İki ülke ilişkileri üst düzeyde sürüyor
İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin en üst düzeyde seyrettiğine, ekonomik olarak Türkiye’nin İsrail’in beşinci büyük ortağı olduğuna işaret eden Saafin, bu açıdan İsrail’in Türkiye tarafından hiçbir cezalandırma politikasına tabi tutulmayacağının da ortada olduğunu belirtti. Mavi Marmara saldırısının ardından bozulan ilişkileri “normalleştirmek” için başlatılan süreci de hatırlatan Saafi, Filistin halkıyla gerçek dayanışma adımlarının bu anlaşmalardan geçmediğini kaydetti.

Diplomatik ilişkiler kesilsin
Saafin, Türkiye-İsrail ilişkilerinin genel tablosunu şöyle ortaya koydu: “Filistin halkıyla gerçek bir dayanışma içinde olunacaksa, o zaman Türkiye hükümetinin İsrail ile tüm ticari, askeri, diplomatik ilişkilerini kesmesi gerekiyor. Türkiye şu anda İsrail’e büyük ekonomik katkılarda bulunuyor. Ekonomik, politik, askeri, kültürel ilişkilerin kesilmesi lazım. Türkiye’nin İsrail ile kültürel etkinlikleri aynen devam ediyor.”

Kudüs fitilini ateşleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın kararını da değerlendiren Saafin, Ortadoğu’nun bir kaos döneminden geçtiği bugünlerde emperyalistlerin fırsattan istifade kendi yayılmacı politikalarını devreye soktuğunu belirtti. ABD ve İsrail’in bölgede istediği gibi at koşturduğunu ifade eden BDS Sözcüsü Saafin, tarihsel bir şehri ele geçirerek işgallerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını vurguladı. Saafin, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltme çağrısında bulunan Dr.Saafin, hangi saldırıyı yaparlarsa yapsınlar Filistin halkının, tarihsel hakları için mücadele etmeye devam edeceğini ve dünyadaki özgür halkların Filistin halkıyla dayanışmayı sürdüreceğini vurguladı.

Dünyaca ünlü oyuncu Balat’ta tıraş oldu

Bir dönemin efsane dizisi “Sex and the City”de Carrie Bradshaw’un bir ayrılıp bir barıştığı sevgilisi Mr. Big’i canlandıran ABD’li oyuncu Chris Noth, Endonezyalı işadamı David Salman’ın 85’inci yaş günü partisi için İstanbul’a geldi.

Pera Palas Hotel’de düzenlenen ve organizasyonu Şebnem Mardini tarafından yapılan partiye katılan ünlü yıldız, ertesi gün İstanbul turuna çıktı.

‘İSTANBUL’U ÇOK SEVİYORUM’

Üçüncü kez geldiği İstanbul’u çok sevdiğini söyleyen Chris Noth’a şehir turunda dostları Alfonso Garcia ve Brian Foster ile Şebnem Mardini de eşlik etti. Önce Balat’taki bir kafede arkadaşlarıyla yemek yiyen ünlü aktör, daha sonra berbere gitti.

Sinekkaydı tıraşın ardından berberle hatıra fotoğrafı çektiren Chris Noth, tura Eminönü’nde devam etti. Ayasofya’yı da gezen ekip, günü Sunset Restoran’da noktaladı. Noth, mekandan ayrılmadan önce İstanbul’a tekrar geleceğini söyledi.

İstanbul’da 4 gün kalan Chris Noth, Sultanahmet’i Alfonso Garcia, Brian Foster ve Şebnem
Chris Noth, tıraşını yapan berberin ricasını geri çevirmedi, onunla fotoğraf da çektirdi.

68’den çıkarımlar- 2

68’e değinmek benim için yazıklanıp durduğum bir süreç. Sonuçta dünyayı yönetenlerin yine paçayı kurtardığı ama yinelemekten bıkıp usanmadığım, benim için dünyanın merkezine düşsel bir yolculuk sanki…

68’e yolculuğu geçen hafta kaldığımız yerden sürdürelim…

Hippi’lerin insancıl ve barışçıl bir yaşam biçimi vardı. Bu dönemin gençleri “make love, not war”(savaşma seviş) savsözünde kendini buldu. ‘68 dönemine müzik de damgasını vurmuştu. Rock ve folk olarak iki ana başlık altında toplanan, kökleri “insan hakları savaşımı”na dayanan protest müzik, siyasal içerikli bildirileri kitlelere ulaştırmada etkili bir rol oynamış ve bu günlere de ulaşan bir müzik kültürü yaratmıştı. Janis Joplin, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, The Doors, Joan Baez, Peet Seager gibi müzisyenler özellikle şiddet ve ırkçılık karşıtlığı ile öne çıktı. Çeşitli şenlikler(festivaller) düzenlendi. 15 ağustos 1969’da yapılan Woodstock Şenliğine katılım şaşırtıcıydı. Bu; 2 gece 3 gün süren, 500.000 kişinin katıldığı sevgi ve dayanışmanın, paylaşımın, ırkçılık ve savaş karşıtlığının yaşandığı en büyük etkinliklerden biriydi. Unutulmaz anlarından biri de Jimi Hendrix’in ABD ulusal marşını gitarıyla savaş sesleri çıkararak çalması olmuştu.

1968 eylemleri kısa ve uzun erimli bir dizi gelişmelere yol açtı. Çevre bilincinin ortaya çıkmasına neden oldu. “Çekirdeksel(nükleer) karşıtlığı” ve “silahların artışına karşı silahsızlanma” gibi konularda toplumsal bilinç ve kültür yaratıldı… Seçenekli(alternatif) yaşam biçimleri geliştirildi. Ortak(Komün) evler kuruldu. Ayrımlı(farklı) olanların varlığı olurlanmaya başlandı.Cinsel özgürleşme, 68’in en önemli sonuçlarından biriydi. Okullarda dirimbilim(biyoloji) dersinde insan gövdebilimi(anatomisi) öğretilmeye başlandı. Daha önce pornografi, nü resimler, sanatta çıplaklık suç sayılırken, bunlar sergilenmeye başlandı. Eski kültür paramparça olmaya, bireyin özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan cinsellik tabusu yıkılmaya başladı. Eşcinsellik, eşcinsel evlilik, seks işçiliği, bisexsüellerin ve lezbiyenlerin örgütlenme özgürlüğü gibi kazanımlar elde edildi. 68’in en büyük sonuçlarından biri kadın haklarında görüldü. Kadınlar evli olsun olmasın kürtaj olma, boşanma davası açma, kocalarının izni olmadan ehliyet alma ve yolculuk etme haklarını elde etti. Evlilik dışı cinsel yaşam özgürlüğü, seçme seçilme hakkı sağlandı. İnsanlar birlikte yaşamak için evlenme koşulunu, aile kurmayı istemediler. Geleneksel kadın rolü sayılan çocuk bakımı, mutfak işleri ve ev temizliği erkekler yanınca da yapılmaya başlandı. Eğitimde demokratik katılımcı yapı ve örgütlenme özgürlüğü gelişti. Savaşlara karşıtçılık(muhalefet) yükseldi. Üçüncü dünya ülkeleri ve ulusal bağımsızlık istemleriyle dayanışma yerleşti. Sırt çantası ile dış ülkelere gezi, çeşitli kültürler ve insanlarla tanışma eğilimi arttı. Giyim kuşamda tüketim yerine ikinci el ya da eskiler yeğ tutuldu. Askerlik yapmaya karşı duruş, sivil askerlik gibi açılımlar gerçekleşti.

68-den-cikarimlar-2-462869-1.

Toplumda köktenci görüşler geliştirmenin gücü, denilebilir ki bir yokluk sonucu, kendisi bir sınıf olmayan, zaman içinde sürekli olmayan bir tabakaya, öğrencilerin omuzuna düştü. Onlar demokrasinin anlamını genişletmek, doğrudan eylemle halkın gücünü arttırmak, yeni siyasi arayışlar-kuramlar geliştirmek, bireyi köktencileştirmek için savaşım verdiler. Ne var ki 68 devinimi(hareketi), son çözümlemesinde(tahlilde), toplumsal tabakaları eyleme geçiremedi, özellikle kurulu düzenin güçlü(iktidar) yapılarına tehdit yöneltebilecek işçi sınıfıyla bağ kuramadı…

Benim yetersiz özetlemelerim nereye kadar? Oysa çok değerli çalışmalar var; 1968 İsyancı Bir Öğrenci Kuşağı(Ronald Fraser/ Belge Yayınları, 1988) yanı sıra diğer bir kaçı: Küresel İsyan ‘68(Mete Kızık/ Günizi Yayıncılık, 2008), Bizim 68’liler(Şükran Soner/ Cumhuriyet Kitapları, 2009), 68 Kuşağı Gençlik Olaylarının Uluslararası Boyutu(Feryat Bulut, 2011), Türkiye ve Fransa’da 1968(Emine Öztürk/ Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2017), vd.

68 Kuşağı, yazmakla ve üzerinde düşünmekle bitmeyecek 50 yıllık bir destan…

WhatsApp’ın CEO’su istifa etti

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp’ın kurucusu ve şirketin CEO’su Jan Koum, görevinden istifa etme kararı aldığını açıkladı. T24’ün haberine göre; Koum, Facebook üzerinden paylaştığı mesajda, “Teknoloji dışında bana keyif veren şeylere vakit ayırabilmek adına bir süre çalışmaya ara vereceğim” dedi.

Ancak ABD’de yayınlanan Washington Post gazetesi, Koum ile WhatsApp’ı 2014’te 19 milyar dolara satın alan Facebook yönetimi arasında anlaşmazlıklar olduğunu yazdı ve Koum’un bu anlaşmazlıklar nedeniyle istifa kararını aldığını belirtti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, Koum Facebook’tan gelen kriptolama kriterlerinin gevşetilmesi ve Facebook – WhatsApp arasındaki kişisel veri alışverişinin güçlendirilmesi taleplerine karşı çıkıyordu.

Koum paylaştığı Facebook mesajında “Ekibimiz her zamankinden daha güçlü ve muhteşem işler başarmaya devam edecekler… WhatsApp’a dışarıdan da olsa desteğimi vermeye devam edeceğim” dedi.