Husiler, Suudi Arabistan’ı 8 balistik füzeyle vurdu

Suudi Arabistan’ın El-Arabiyya kanalında yer alan habere göre, Hava Savunma Kuvvetleri, Husilerin Cazan’daki yerleşim yerlerine aynı anda attığı 4 balistik füzeyi imha etti.

Füzelerin Patriot savunma sistemi ile imha edildiği aktarıldı.

Öte yandan AA’nın aktardığına göre Husilere ait El-Mesira kanalında yer alan haberde, örgütün Cazan’a 8 füze fırlattığı iddia edildi.

Yemen’de yönetimi devralmak isteyen Husiler, 2014’ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere bazı bölgeleri kontrolünde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki işgal güçleri, 2015’ten bu yana Husilere karşı olan güçlere destek veriyor.

Rusya ABD’nin füzesine incelemek üzere el koydu

ABD’nin Suriye’ye yönelik operasyonunda kullandığı Tomahawk füzelerinden biri inflak etmemiş olması üzerine Rusya, füzeyi araştırmak için inceleme altına aldı. Sputnik’in haberine göre; Popular Mechanics uzmanları, ele geçirilen füzenin gerçek değerinin, Moskova’nın rakibinin silahını inceleyerek onu imha etmeyi öğrenmesinden ibaret olduğunu ifade etti.

Ele geçirilen füzelerin ‘deney tavşanları’ olarak kullanılacağı belirtilen haberde, öncelikle deneme standında füzenin hedefe kilitlenme sistemlerinin komutlarının incelendiğini ve bunun ‘esir füzenin’ uzun ölümünün sadece başlangıcı olabileceği kaydedildi.

Alman hükümetinden Suriye’ye: Seyirci kalamayız

Alman hükümeti, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Nisan ayı başında imzaladığı ve hükümete yeni imar planları için yetki veren kararnameye sert tepki gösterdi.

Hükümet sözcü vekili Ulrike Demmer kararname nedeniyle son derece endişeli olduklarını belirterek “Suriye rejimi ve müttefiklerinin bilinçli bir şekilde muhalif bölgeleri abluka altına aldığını, bombaladığını, insanları açlığa terk ederek evlerini terk etmeye zorladığını” ileri sürdü.

DW Türkçe’nin haberine göre Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana 11 milyonu aşkın Suriyelinin evini terk etmek zorunda kaldığına ve beş milyon kişinin yurt dışına kaçtığına dikkat çeken Demmer, “Şimdi ise derme çatma bahanelerle ülkeden kaçmış insanların malı mülkü ellerinden alınmaya çalışılıyor” dedi. Hükümet sözcü vekili, bu durumun sığınmacıların ülkelerine dönmelerini zorlaştıracağını da belirterek, “Rejimin bu girişimi karşısında seyirci kalmamız beklenemez” diye konuştu. Alman hükümetinin konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyi ve BM’ye üye ülkelerle görüşmeler yürüttüğü de bildirildi.

Süddeutsche Zeitung, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 4 Nisan’da imzaladığı bir kararnameyle hükümete yeni imar planları yapma yetkisi verdiğini, resmi kadastrosu bulunmayan ya da savaşta tahrip olan yapıların durumunun söz konusu bölgelerdeki uzman komitelerinde açıklığa kavuşturulacağını bildirmişti. Kararnameye göre, imar planının oluşturulması sonrasında arazi, bina ve daire sahiplerinin 30 gün içinde söz konusu mülkün kendilerine ait olduğunu gösteren kanıt ibraz etmesi gerekiyor.

Gazete, Dünya Bankası verilerine göre Suriye topraklarının sadece yaklaşık yarısının kadastrosu bulunduğuna dikkat çekerek, kararnamenin özellikle kent ve imar planlaması olmayan kaçak yapılaşmanın olduğu bölgelerde sorunlara yol açacağını belirtti. 2004 yılı verilerine göre Suriye’de dairelerin yüzde 40’ının kaçak yapılaşma bölgelerinde bulunduğu, bu tür bölgelerde ağırlıklı olarak cihatçı ailelerinin yaşadığı kaydediliyor.

Norveç Mülteciler Konseyi verilerine göre komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin üçte ikisi Suriye’deyken kendi ev ya da dairesinde oturmasına rağmen sadece yüzde 17’sinin elinde tapu bulunuyor.

Kararnamede ağırlıklı olarak Halep, Şam, Humus gibi büyük kentlerin dış mahalleleri ya da kent yakınlarındaki arazilerin etkileneceği belirtiliyor. 2011 yılı Mart ayında başlayan iç savaş süresince 5 milyon 100 bin Suriyeli yurtdışına kaçarken 6 milyonu aşkın Suriyeli ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı.

İsrail’in 30 Mart’tan bu yana öldürdüğü Filistinli sayısı 46’ya

İsrail’in dünkü “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü”ne yaptığı saldırıda vurulan 14 yaşındaki Azzam Awaed’in bu sabah yaşamını yitirdiği öğrenildi. Awaed’le birlikte yürüyüşün başladığı 30 Mart tarihinden itibaren İsrail’in öldürdüğü Filistinlilerin sayısı 46’ya yükseldi.

Filistin Sağlık Bakanlığı dün Gazze’de düzenlenen “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü’nde İsrailli bir keskin nişancı asker tarafından vurulan 14 yaşındaki Azzam Awaed’in bu sabah yaşamını yitirdiğini açıkladı.

“Büyük Dönüş Yürüyüşü” kapsamında Gazze sınırında haftalardır süren eylemlerde İsrail askerlerinin saldırıları sonucunda çok sayıda Filistinli yaralanırken ölenlerin sayısı 46’ya yükseldi. Dünkü gösterilerde 29 yaşındaki Abdul al-Salam Bakir, 22 yaşındaki Halil Naim Mustafa Atta ile 21 yaşındaki Muhammed Amin El-Macid yaşamını yitirmişti.

Filistin Sağlık Bakanlığı İsrail saldırılarında ölen Filistinlilerin isim listesini de yayımladı.

Trump’tan Dünya Kupası tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, Fas ve ABD-Kanada-Meksika ortaklığının adaylık başvurusu yaptığı 2026 Dünya Kupası’na ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kanada ve Meksika’yla birlikte 2026 FIFA Dünya Kupası için güçlü bir adaylık teklifi yaptık. Her zaman desteklediğimiz ülkelerin bizim adaylığımıza karşı lobi yapmaya devam etmeleri utanç verici olur. Onlar bizi desteklemezken biz onları (Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere) niye desteklemek zorunda olalım ki?” ifadelerine yer verdi.

Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, Trump’ın bu tweetine daha ılımlı bir yanıtla yaklaştı. “Farklılıklarımız var ama futbol bizi birleştirir. Hep beraber Meksika, Kanada ve Amerika’nın 2026 Dünya Kupası’ndaki adaylığını destekliyoruz” dedi.

Almanya’dan ‘Çavuşoğlu’na seçim konuşması yaptırmama’ kararı

Almanya’da KRV eyalet hükümeti, Almanya’nın Solingen şehrindeki anma törenine katılacak olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na herhangi bir seçim konuşması yaptırmama kararı aldı.

Düsseldorf eyalet parlamentosunun Sosyal Demokrat ve Yeşiller milletvekillerinin Çavuşoğlu’nun parlamentoda konuşma yapmaması için görüştükleri ve mutabık kaldıkları belirtildi.

KRV eyalet parlamentosu İhtiyarlar Heyeti’nin bu yöndeki uzlaşmasının Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller Parti grupları tarafından da onaylandığı ifade edildi. KRV eyaleti hükümetinin sözcüsü Christian Wiermer, Solingen saldırısının yıldönümü anmasının, “siyasi parti çekişmeleriyle” gölgelenemeyeceğini ifade ederek, 29 Mayıs 1993’teki saldırının “ne Almanya ne de Türkiye’deki seçim kampanyası için bir siyasi parti kavgasına dönüştürülemeyeceğini” söyledi.

KRV eyaletinin Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partili Başbakanı Armin Laschet, Solingen saldırısının kurbanı olan Genç ailesinin isteği üzerine Düsseldorf’taki eyalet parlamentosunda düzenlenecek anma etkinliğine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu davet etmişti.

Öte yandan, Solingen’de 29 Mayıs’ta düzenlenecek anma törenine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun katılacağı bildirildi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde kanolar alabora oldu: En az 40

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin (KDC) kuzeybatısındaki Qubangi nehrinde çok sayıda kanonun alabora olması sonucu en az 40 kişi hayatını kaybetti.

Yerel haberlere göre, KDC’nin kuzeybatısındaki Dongo kasabasında, ordu ile bölgedeki isyancılar arasında bir haftadır süren çatışmadan kaçan halk, Oubangi nehrini geçerek Kongo Cumhuriyeti’ne ulaşmak istedi.

AA’nın haberine göre Güney Ubangi ili Vali Yardımcısı Jean-Pierre Bakakoye, geçen hafta isyancıların saldırıları sonucu yaralanan bir polisin Dongo kasabasına getirilmesinin ardından halkın paniğe kapıldığını ve nehir üzerinden komşu ülke Kongo’ya sığınmak istediğini söyledi.

Bakakoye, “Halk nehri geçmek için kanolara bindi. Sayıları fazla olduğundan çoğu kano alabora oldu. Şimdiye kadar 40 ceset nehrin kıyısına vurdu ancak arama çalışmaları devam ediyor.” dedi.

Vali Yardımcısı, nehrin büyük olması nedeniyle birçok cesedin akıntıyla sürüklendiğini ve bulunamayabileceğini belirtti.

Rusya, dünya atlaslarını değiştiriyor

Rusya Resmi Haber ajansı TASS’ta yer alan habere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Coğrafya Derneği Yönetim Kurulu ile yaptığı toplantıda yeni bir Rusça dünya atlası oluşturulmasını ve aslı Rusça olup sonradan başka dillerde isimler verilen yerlerle ilgili gerekli düzeltmenin yapılmasını istedi.

Haberde Putin’in aynı talimatları Rusya Savunma Bakanlığı’na da verdiğine dikkat çekildi.

Putin açıklamasında, “Geçmişte kaşiflerimizin ve gezginlerimizin belirli yerlere verdiği Rusça isimlerin bugün dünya haritalarından silindiğini görüyoruz. Rusya’nın dünya keşfine ve bilimin gelişmesine yaptığı katkılar da hafızalardan siliniyor. 2020’de Antarktika’nın keşfinin yıldönümünü kutlayacağız ki, bu da Rus denizcilerin bir başarısıydı. Fakat Antarktika’yı keşfeden Mihail Lazarev ve Feddi Bellinsgauzen’in orada koyduğu ilk yer isimleri bugün haritalarda yok. Kullanımdaki haritalarda yabancı isimler var. Bu durum düzeltilecek” dedi.

Hiçbir şey dikte edilmeyecek

Putin’in yeni bir atlas yapmaya yönelik talimatlarında, “Rusya hiç kimseye hiçbir şekilde bir şey dikte etmeyecek. Ancak tarihsel ve coğrafi gerçekliğin çarpıtılmasına karşı ilgisiz kalma ya da kayıtsız kalma hakkımız yok” açıklaması da yer alıyor.

BM’den İsrail’e uyarı

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’e Gazze- İsrail sınırında Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü gösterileri düzenleyen Filistinlilere karşı aşırı güç kullanmaması yönünde çağrıda bulundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Üyesi Zeid Ra’ad Al Hussein geçen ay boyunca 40’ı aşkın Filistinli’nin öldüğüne ve 5 bin 500’den fazla insanın yaralandığına dikkat çekerek, “Her hafta, silahsız göstericilere karşı ölümcül güç kullanma vakalarına tanık oluyoruz” dedi.

BM ve uluslararası kuruluşların uyarılarına rağmen durumun değişmediğine dikkat çeken Zeid Ra’ad Al Hussein, gösterilerde hayatlarını kaybedenlerin silahsız siviller olduğuna vurguladı. Göstericilerin İsrail askerlerine ciddi bir tehdit oluşturmamasına karşın İsrail kolluk kuvvetlerinin, Filistinlilere karşı aşırı güç kullandığını belirten Al Hussein, “Protestonun son dört haftasında dört kişinin İsrail kuvvetleri tarafından, baş veya boyun bölgesine hedef alınan mermi ile vurularak öldürüldüğü tespit edilmiştir. 233 kişide uzuvların ampütasyonu da dahil olmak üzere ömür boyu süren sakatlıklarla sonuçlanacak kalıcı yaralanmalara maruz kalmıştır” şeklinde konuştu.

OHCHR kayıtlarına göre, 14 yaşında bir çocuk olan Ayyoub’un, 20 Nisan’da bir mermiyle öldürüldüğünü vurgulayan Yüksek Komiserlik Üyesi, “Savunma pozisyonlarındaki ağır korunan güvenlik güçlerine karşı yakılan lastiklerin, atılan taş ve molotofların ciddi bir tehdit olarak görülmesi oldukça zordur” ifadelerini kullandı.

Yaşanan yaralanmaların hesabının sorulması gerektiğini söyleyen üye, bunun yapılmaması halinde gelecekte insan hakları ihlallerinin yaşanabileceğini söyledi.

***

Yaralanan çocuk hayatını kaybetti

Filistin Sağlık Bakanlığı, dün Gazze Şeridi’ndeki Büyük Dönüş Yürüyüşü’nde, Han Yunus’ta İsrail askerleri tarafından başından vurularak yaralanan çocuğun bugün hayatını kaybettiğini duyurdu. Han Yunus’un doğusunda Huza kasabası yakınlarında başından vurularak ağır yaralanan Azem Hilal Uveyda (14) isimli çocuk kaldırıldığı Gazze Avrupa Hastanesinde bu sabah hayatını kaybetti.

Grameçli Arnavut Antonio Gramsci

Çok mu sessiz geçiştirildi acaba? Büyük Marksist teorisyen Antonio Grasmci’nin ölüm yıldönümüydü 27 Nisan. Gözlerimiz sosyalizmin bu büyük fedakârı için yazılmış araştırma, analiz, yazı aradı doğrusunu isterseniz. Topu topu kırk altı yıl yaşamış, bu kısacık ömrün 11 yılını hapishanelerde geçirmiş, 27 Nisan 1937’de ölmüş olan bu büyük teorisyen her zaman okunmayı, anılmayı hak ediyor oysa.

İtalya’nın Sardunya bölgesindendir ama aslı Arnavut’tur. Soyadı da oradan gelme zaten, Arnavutluk’ta küçük bir kasabanın adı olan Grameç’ten. Çocukken geçirdiği, ayrıntısı da hâlâ bilinmeyen bir kaza sonucu hafif kambur kalmış biriydi ama küçük bir memur olan babasının zimmetine para geçirdiği için hapse atılmasıyla erken yaşta çalışmak zorunda kalmasına engel olmadı bu durumu. Okulu bırakmasının nedeni de babasının yokluğunda aileye katkıda bulunmak için çalışmak zorunda olmasındandır.

Neden sonra yeniden okula dönüp bitirmiştir. Sosyalist düşüncelerle tanışması iş yaşamının zorluklarına tanık olduğu o proleterlik döneminde olmuştur sanılırsa bu yanılgı olur. Tam tersine, hep hayran olduğu sıkı mı sıkı bir sosyalist olan ağabeyi Gennaro Gramsci’ye ragmen solla, sosyalizmle ilgisi yoktur henüz o yıllarda. Bugün hâlâ İtalya’da bir sorun olarak var olan Kuzey İtalya’nın zenginliği meselesi o dönem de vardır, bu nedenle Kuzey İtalya’ya tüm zenginliği kendisinde topladığı için birçok insan gibi Gramsci de öfkelidir. Yani o dönemler adam akıllı bir Sardunya milliyetçisidir, büyük teorisyen.

Ama yaşam, fiziki olarak da zayıf, bu nedenle de içe kapanık olan genç adamın karşısına kendisi kadar parlak insanlar çıkarmıştır. Torino Üniversitesi sınavına girdiği arkadaşlarından biri, büyük sosyalist devrimci teorisyen Palmiro Togliatti’dir örneğin, ki sonradan dostlukları, yoldaşlıkları bozulacaktır. Torino’daki yaşamında karşılaştığı, muhteşem zekâsıyla da nedenlerini hemen kavradığı sınıfsal çelişkilerin Gramsci’yi sosyalizme itmemesi ne mümkün? 1913’te artık İtalya Sosyalist Partisi’nin bir üyesidir.

Bedeni güçsüz, parasızlık da hep var zaten, çok değil iki yıl sonra üniversiteden ayrılır. Ama o kadar bilgi edinmiştir ki, tarih de, felsefe de Gramsci için artık tüm yaşamında kendisine yetecek, başkalarını da etkileyecek muhteşem bir temel olmuştur. Bu iki alanın üzerine dilbilim çalışmalarını da ekleyin. Ortaya hâlâ hayranlık duyduğumuz, yazdıklarından hep yararlanacağımız muhteşem Gramsci çıkar.

Aşkı Rusya’da buldu
İtalya Komünist Partisi (İKP) 1921’de kurulduğunda başkan yardımcısı olmuştur. Partiyi temsilen ertesi yıl Rusya’a gider. Aşkı bulduğu ülkeye yani. Evlendiği kadın olan viyolonselist Giulia Schucth ile Rusya’da tanışır.

İtalya’da faşizm vardır. Bu koşullarda, 1924’te İKP’nin başkanıdır artık. İtalya’nın yeniden demokrasiye dönmesi için birleşik cephe çağrıları yapar. Parti içi sorunlar da vardır tabii, bunları eleştirdiği bir mektubu Komintern’e iletmesi amacıyla, İKP’nin Moskova temsilcisi olan Togliatti’ye yollar. Mektubu okuyup, içeriğine katılmadığı için Togliatti’nin Komintern’e iletmediği bir mektuptur bu. İki dostun arasını da açan bir mektup tabii.

Faşist Mussolini’ye yönelik bir saldırıyı bahane eden faşist İtalya hükümetinin 1926’da ilan ettiği olağanüstü hal uygulaması sonucu, o sırada milletvekili olan Gramsci de tutuklanır. Mussolini’nin, Gramsci’yi kastederek “yirmi yıl bu beynin işlemesini susturmalıyız” dediğini söylerler. Cümle doğrudur ama Mussolini’ye ait değildir. Tabii ki o da böyle bir niyete sahiptir kuşkusuz ancak bu ünlü cümle, Gramsci’yi yargılayan savcının uğursuz ağzından çıkmıştır. Tek kişilik hücrede hakkında verilen 20 yıl hapis cezasını çekmeye başlar. Zaten bozuk olan sağlığı iyice kötüleşir, üç cezaevi değiştirdikten sonra 1934’te şartlı tahliye edilir. Kısa süre sonra da Roma’da ölür. 46 yaşındayken.
Kısacık bir ömür. Hapisteyken 30’u aşkın defter dolmuştur. Neler yoktur ki bu defterlerde, tarih, felsefe neredeyse her şey. Marksistlerin, işçi sınıfının öncü rolüne vurgu yapmak için kullandığı “hegemonya” kavramına, kavramı sivil topluma dayandırmasıyla faklı bir bakış kazandırmıştır. Büyük bir katkıdır bu. Kapitalizmin sadece şiddetle değil, uzlaşma kültürüyle de egemenliğini koruduğunu söyleyen de Gramsci’dir.

Hapishane Defterleri
Çoğunu okuyabildiğim kitaplarını keşke iyi kavrayabilmiş olsam. Okuduklarım arasında Hapishane Defterleri adıyla yayımlanan kitabı da var. Batı’daki sivil toplum ile Doğu’daki sivil toplum arasındaki farkı bulursunuz bu kitapta. Marx’tan da söz edilir, Lenin’den de. Makyavel’i de okursunuz, Rosa Lüxemburg’u da. Ne zengin kitaptır.

27 Nisan’da hakkında, onu daha iyi anlayanlarca yazılmış yazılar okuyabilseydik ne iyi olurdu. Kırk altı yıllık sıkıntılı bir ömre bir saygı duruşu bizden de gitse fena olmazdı.

Sırtındaki kambur daha iyi bir dünya için yüklendiği her şeyin sembolü gibidir benim açımdan.

rokettube