İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan: Döviz kuru ilacı da hastayı da vuruyor

Dr. Ergün Demir

Döviz kurundaki artış sadece ilaç fiyatlarında artışa neden olmuyor, aynı zamanda kanser ve önemli kronik hastalığı olan hastaların ilaçlara erişimini de ciddi şekilde etkiliyor. Kurdaki artış zam olarak ilaçlara yansırken, özellikle kanser ve kronik hastalıkların tedavisinde kullanılanlar başta olmak üzere ithal ilaçlar piyasada bulunmuyor. Bütün bunların yanında bundan böyle 150 çeşit ilacın artık SGK tarafından karşılanmayacağı, bundan böyle hastaların bu ilaçları parayla satın alması gerektiğini açıklandı. İlaca erişimin kısıtlı olması beraberinde ciddi etik ve tıbbi sorunları da getiriyor. Bu durum hastaların tedavisinin aksamasına neden olduğu gibi ilaçların karaborsa da çok pahalıya satılmasına da yol açıyor. Yaşanan sıkıntıları İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan’a sorduk.

»İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kurunun güncellenmemesi, kur ve ıskonto baskısı eczacıları ve yurttaşları nasıl etkiliyor?
Uzunca bir süredir avro kuru dikkate alınarak referans ilaç fiyatı hesaplanmaktadır. Bugün Avro kuru yaklaşık 5,3 TL iken, ilaç fiyatlarını belirlemede kullanılan, avro kuru 2,69 TL olarak belirlendi. Sağlık Bakanlığı’nın ilaç fiyatlarını belirlerken kullandığı yönteme göre bir önceki yılın avro değerinin yüzde 70‘i esas alınarak zam oranı belirleniyordu. Buna göre ilaç fiyatlarında 2018 yılı başında % 23 oranında bir zam olması gerekirken Bakanlar Kurulu kararı ile bu oran yüzde 15 olarak belirlendi. Uygulanan bu fiyat ve iskonto politikası sonucunda da ilaç firmaları ürünlerini pazara arz etmemek veya geri çekmek yönünde kararlar alabilmektedir. Bu şekilde özellikle ithal ilaçlarına erişimde ciddi sıkıntı yaşanabiliyor. Gerçek piyasa değerinin yaklaşık yarısı oranında sabit avro kurunda ısrar ederek ilaç fiyatlarını belirlemek piyasada bulunmayan ilaçlar listesinin her geçen gün artması ve vatandaşın ilaca ulaşamaması demektir.

»Döviz kurunun yükselmesi ve bu artışın devam etmesi durumunda hangi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların erişiminde sıkıntılar yaşanacaktır?
Ülkemizde ilacın % 50’den fazlası ithal ilaçlardan oluşuyor. Yani Avro kurundaki her artış ilaç fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Gerek İlaç fiyatlarının belirlenmesinde baz alınan döviz kuru gerekse döviz kurunun bugünlerde yükselmesi özellikle kanser ve diğer kronik hastalıkların tedavisinde önemli yeri olan ilaçlar bu yüzden bulunamıyor.
Ayrıca birçok yeni bulunmuş ilaç mevcut ilaç fiyat politikası nedeni ile ülkemize gelmiyor bile.

Başta kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar olmak üzere çok sayıda ilaca ulaşmakta ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Uman albümin, tamoxifen, cisplatinler ve endoxan gibi ilaçlar uzun zamandır piyasada yok. 25 Mayıs’ta yapılan % 2,5 oranındaki zam dövizdeki artışın bir sonucu.

»Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen birçok ilaç kapsam dışı bırakılmaktadır. SGK 31 Temmuz 2018 tarihinde bedeli ödenecek ilaçların listesinde bazı kanser, astım, antibiyotik, ağrı kesici vs. toplam 151 kalem ilacın ‘’pasifize’’ edildiği açıkladı. Yani vatandaşlar bu ilaçları cebinden para ödeyerek mi alacaklar?
Sağlıkta dönüşüm süreci boyunca sağlık hizmetlerine genel bütçeden yeterli pay ayrılmadığı için sağlık hizmetlerinin finansında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sunumunda her yıl tasarruf amaçlı düzenlemeler yapılıyor. Bazı ilaçların ödeme koşulları ağırlaştırılırken bazı ilaçlarda hiçbir bilimsel açıklama yapılmadan ödeme kapsamı dışında bırakılıyor. Vatandaşımız yıllardır kullandığı bu ilaçları cebinden para ödeyerek almak zorunda kalıyor. Son olarak 8 Şubat tarihinde Kytril, Pexola, Klopis, Xyzal, Aspirin, Amoksilav, Calcium D, Foradil, Duocid, Atacand, Tamiflu, Vancomisin, Zinnat, Monurol, Crestor, Serequel gibi ilaçlar listeden çıkarıldı yani pasife alındı.

»SGK katkı payı tahsilatını neden eczanelere yaptırıyor ve bu konuda ne tür sıkıntılar yaşanıyor?
Muayene katkı payı adı altında vatandaşın cebinden çıkan ücretler 2005 yılında 1 TL ile başlamıştı. Yıllar içinde 7 – 8 ve 15 TL ‘lik ciddi rakamlara ulaştı. Bu ücretleri reçeteyi karşılarken eczaneler aracılığı ile tahsil edilmesi ise sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasını savunan biz eczacıların hiç onaylamadığı bir uygulamadır.

Geçmişte SSK yasasında yer alan “gebelik” “acil servis” ve “iş kazası” gibi özel durumlarda muayene katkı payı muafiyetleri de yasal düzenlemeler ile ortadan kaldırılmıştır.

Sıkça sağlık sorunu yaşayan veya kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız yüklü miktarlarda “muayene katkı payı” ödemek zorunda kalıyorlar. Yıllardır birlikte olduğumuz dar gelirli vatandaştan muayene katkı payı tahsilatı nedeniyle eczanelerde istenmeyen tartışmalar yaşamaktayız.

Bizimle hiçbir ilgisi olmayan ve herhangi bir belge verilmeyen bu paranın vatandaşın cebinden alınarak eczaneler üzerinden SGK’ye aktarılması her geçen gün daha da sıkıntılı bir hale gelmektedir.

Yorum yapın