Düzensiz ve fast-food ağırlıklı beslenme reflüye sebep oluyor

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Akif Altınbaş, reflü hastalığının beslenme alışkanlıklarındaki değişme, öğünlerin düzensiz ve fast- fodd ağırlıklı gitmesi nedeniyle son yıllarda artış gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Altınbaş, “Gastro-özefageal reflü hastalığı, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, öğünlerin düzensiz ve fast-food ağırlıklı gitmesi nedeniyle son yıllarda ciddi bir artış göstermiştir. Çalışma şartları nedeniyle öğün atlanması, takip eden sonraki öğünde kan şekerinin çok düşmesi nedeniyle aşırı beslenmeye yol açmaktadır. Sofradan doymadan kalkmak gerekirken hızlı beslenme, hem yemeklerin sindirilmesinde sıkıntı yaratmakta, hem de reflü şikayetlerinin artmasına yol açmaktadır. Gerekli beslenme alışkanlığı değişiklikleri yapılmaz ise sedanter yaşama yol açan şehir hayatının reflü şikayetlerini daha da arttıracağı düşünülmektedir” dedi.

Reflü hastalığının oluşumu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Akif Altınbaş, “Reflü, mide içeriğinin, yemek veya asit içeriğin rahatsız edici bir şekilde yemek borusuna kaçmasıdır. Buna bağlı olarak midede veya göğüste yanma, ağrı, ağza acı su gelmesi, midede şişkinlik sıklıkla ortaya çıkan şikayetlerdir. Gece yatarken nefes alamayarak boğulma hissi ile uyanma, yutkunma güçlüğü, geçmeyen veya sık tekrarlayan boğaz ağrıları, farenjit ve sinüzitler ve hatta astım atakları, kontrol altına alınmayan reflüye bağlı olabilmektedir. Genel itibariyle mide asidine dayanıklı bir organ iken yemek borusu yapısı itibariyle aside karşı çok duyarlıdır. Aşırı beslenme sonrasında nadiren erişkinlerde reflü olurken, zamanla hastalarda önü alınamayan, giderek artan ve yenilen yemeğin miktarından bağımsız olarak reflü ortaya çıkmaktadır. Belli bir noktaya geldiği andan itibaren hastalar ne yesem, hatta su bile içsem göğüs kafesimin arkasında yanma hissediyorum demeye başlıyorlar. Düzensiz ve aşırı beslenme alışkanlığının yanında örneğin yemek borusu ile mide arasında yer alan kapağın bozulmasıyla, devamlı açık kalması sonucunda da reflü ortaya çıkabilmektedir. Hatta bir türlü kontrol altına alınamayan reflü şikayetlerinde mide fıtığı olma ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

TTB: Zorunlu Aşı için Sağlık Bakanlığı göreve

BİRGÜN / ANKARA

Türkiye’de son 7 yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıktı. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Aşı Candır Hayat Kurtarır” kampanyası doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak, “Zorunlu Aşı Yasası”nın bir an önce çıkarılmasını talep etti. Tükel, “Aşı yapılması kişinin ya da ebeveynin bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda keyfi kararlara bırakılmamalıdır. Aşılama konusunda yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır” dedi.

Kampanya ile ilgili TTB genel merkez binasında düzenlenen basın açıklamasına Merkez Konseyi üyeleri ve CHP Milletvekilleri Dr. Ali Şeker, Dr. Niyazi Nefi Kara ve Dr. Behçet Yıldırım da katıldı. Tükel, aşıların son derece etkin ve güvenilir olduklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Aşılarla ilgili kanıtlanmış hiçbir ciddi yan etki olmadı. Aşı, sadece aşı yapılan çocuğu korumakla kalmayıp hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek toplumdaki riskli kişileri de korumaktadır. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi zayıf olan ya da hastalığı bulunan çocukları risk altında bırakmaktadır. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır.”

Yasa teklifi kabul edilmeli

ttb-zorunlu-asi-icin-saglik-bakanligi-goreve-454364-1.

Sağlıklı toplum için, sağlıklı çocuklar için, sağlıklı bir gelecek için TTB tarafından bir yasa taslağı hazırlandığını belirten Tükel, “Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 2016 yılında aşıyla ilgili önemli bir karar almış ve mevcut yasalar doğrultusunda çocuk felci dışındaki aşıların zorunlu tutulamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı aşılama konusunda yasal bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dava konusu olan pek çok olayda aşılama konusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği mahkemelerce hükmedildiği halde, Bakanlığın ısrarla gerekli düzenlemeyi yapmaması dikkati çekicidir. Aşılama konusunda mevzuattaki belirsizliklerin sona erdirilmesi için, yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması için Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz” diye konuştu.

Basın toplantısının ardından, TTB Merkez Konseyi üyeleri ve milletvekilleri, dünyada sadece kızamık aşısının yapılmaması nedeniyle bir saatte 13 çocuğun yaşamını yitirmesine dikkati çekmek için 13 renkli balon uçurdu.

TÜİK ‘ölüm nedeni’ istatistiklerini açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) 2017 yılı ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı. Buna göre, dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler, 165 bin 323 oldu.

TÜİK verilerine göre, ölüm nedenlerinde ilk üç sıra 2017 yılında da değişmedi. Ölüm vakalarının yüzde 39.7’sini oluşturan dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 19.6 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 12 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

Dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşen ölümlerin 2017 yılında yüzde 39.7’si iskemik kalp hastalığından, yüzde 22.9’u ise serebro-vasküler hastalıktan kaynaklandı.

TÜMÖRDEN ÖLÜME EN ÇOK GIRTLAK VE AKCİĞER TÜMÖRÜ NEDEN OLDU

Kötü huylu tümör nedeniyle gerçekleşen ölümlerin toplam sayısı 2017 yılında 79 bin 889 kişi oldu. Bu ölümlerin yüzde 31’i gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen kaynaklandı.

Ölüm nedeni istatistikleri yaş gruplarına göre incelendiğinde, 2017 yılında dolaşım sistemi hastalıkların en çok (55 bin 284 kişi) 75-84 yaş grubunda, iyi ve kötü huylu tümörlerin ise en fazla (22 bin 982 kişi) 65-74 yaş grubunda olduğu görüldü.

İkamet edilen ile göre ölüm nedenleri incelendiğinde, 2017 yılında dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il sırasıyla, Denizli (yüzde 49.6), Aydın (yüzde 48.9), Balıkesir (yüzde 47.8), Çanakkale (yüzde 47.2) ve Afyonkarahisar (yüzde 46.8) oldu. İyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle gerçekleşen ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il ise sırasıyla, Kırklareli, Rize ve Kocaeli (yüzde 23.3), Tekirdağ (23.2) ve İstanbul (yüzde 23) oldu. (ANKA)

Denizli’de 80 anaokulu öğrencisi, yedikleri yemekten zehirlendi

Alınan bilgiye göre, Yukarı Mahallesi’nde bulunan anaokulunda 80 öğrenci ile bir personel, yedikleri yemeğin ardından rahatsızlandı.

Karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle 112 Acil Servis ekiplerince Çivril Devlet Hastanesine kaldırılan öğrenciler ile personel, tedavi altına alındı.

Hastanede öğrencileri ziyaret eden İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özcan, anaokulunda öğle yemeğinin ardından 80 öğrenci ve bir personelin gıda zehirlenmesi teşhisiyle hastanede tedavi altına alındığını belirtti.

Özcan, gıda zehirlenmesi yaşayanların hayati tehlikesinin bulunmadığını vurgulayarak, yemekten alınan numunelerin, Denizli’deki ilgili laboratuvara gönderildiğini bildirdi.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirten Özcan, şunları kaydetti:

“Yemekten alınan numune sonuçlarına göre gerekli inceleme ve araştırma yapılacak. Bununla ilgili soruşturmamız devam ediyor. Bu olaydan üzüntü duyduk. Ancak ciddi bir hastamız yok. Anaokulumuzda 80 öğrenci var. Gıdadan zehirlenen öğrencilerimiz ile personelimiz hastanede tedavi altına alındı.”

(AA)

Tabip Odası seçimlerine kimse gölge düşüremez

İstanbul Tabip Odası yönetim kurulu, Pazar günkü seçim öncesinde ‘havuz medya’da çıkan karalama kampanyasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada yandaş medyada seçimi şaibeliymiş gibi gösteren kurgu haberlere yer verildiği belirtildi.

Söz konusu haberlerde, seçmen listesi içinde ölü hekimlerin bulunduğu, bu sayede seçim sonuçlarının manipüle edileceği iddiasının yer aldığının hatırladığı açıklamada, “Bu haberi yapanlara, yaptıranlara öncelikle hatırlatırız ki, “İstanbul Tabip Odası seçimleri Fatih 2. İlçe Seçim Kurulu’nun denetiminde ve sorumluluğunda yapılıyor. Sandık kurullarına resmi kimlik ibraz edilerek ve ıslak imza kullanılarak oy kullanılıyor. Dolayısıyla üye listesinde ismi olup vefat etmiş meslektaşlarımızın yerine oy kullanılması mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

“İstanbul Tabip Odası seçimlerinde şimdiye kadar tek bir hileli oy kullanılmamıştır” denilen açıklamada, “Söz konusu haberde gazetecilik etiği hiçe sayıldı. İTO olarak bu yılki seçimlerin de açık, şeffaf ve demokratik bir ortamda geçmesi için tüm hazırlıklarımızı sürdürmekteyiz. Bu provokatif haberleri bizden herhangi bir bilgi almaya gerek duymadan, gazetecilik etiğini hiçe sayarak yapanları, Oda seçimlerini şaibeli gösterme yönünde yanıltıcı beyanda bulunanları kınıyoruz, bu isimlere karşı gerekli hukuki girişimleri başlatacağımızı duyuruyoruz. Bu kirli çaba içinde olanlara binlerce meslektaşımızın katılacağı seçimlere gölge düşürme çabalarını bir kenara bırakmaya, hekimliğe yaraşır şekilde yarışmaya, tüm meslektaşlarımızı da İTO seçimlerine katılarak, oylarını vererek meslek örgütümüze sahip çıkmaya çağırıyoruz. Seçimlere ve hekimlerin iradesine hiçbir güç gölge düşüremez.” denildi.

Sağlık Bakanlığı: Türkiye’de 15 binden fazla HIV taşıyıcısı var

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, 15 bin 54 kişinin HIV taşıyıcısı olduğu Türkiye’de bin 590 AIDS vakasının bulunduğunu açıkladı.

CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer, HIV taşıyanlardaki artış ve AIDS vakalarını Sağlık Bakanlığına yönelttiği soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı.

Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi’nin verilerine göre 15-19 yaş aralığında HIV enfeksiyonunun artış gösterdiğini belirten Gürer, 2011’de 15-19 yaş diliminde sekiz olan HIV’li sayısının 2016’da 49’a; 2011’de 20-24 yaş diliminde 62 olan HIV’li sayısının 2016’da 276’ya çıkmasının dikkat çektiğini söyledi.

“RAKAMLAR SADECE SAPTANABİLEN RAKAMLAR”
Gürer, bu rakamların sadece saptananlar için geçerli olduğunu belirterek, bu konuda inceleme, araştırma, eğitme ve önleme çalışması yapılıp yapılmadığını sordu.

“BİN 590 AIDS VAKASI VAR”
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan da ilk kez 1980’li yıllarda tanımlanan HIV enfeksiyonunun o yıllardan bu yana tüm dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan yayılmaya devam ettiğini belirterek, “Ülkemizde 1985 yılından 1 Aralık 2017 tarihine kadar doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirilen 15 bin 54 HIV ve bin 590 AİDS vakası mevcuttur” dedi.

Vaka sayılarındaki artışa vurgu yapan Sağlık Bakanı Demircan, “Ülkemiz HIV/AIDS vakalarına yönelik uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakta. Ancak toplum profilindeki değişim, ülkemizin bulunduğu coğrafyadaki ve ekonomideki gelişmeler, göç trafiğinin artması neticesinde Türkiye’nin hedef ülke haline gelmiş olması, nüfus artışı, farkındalığın artması, tam ve tedavi hizmetlerindeki gelişmeler, sağlık kurumlarına erişimin artması nedenleriyle vaka sayısında artış trendi izlenmektedir” diye konuştu.

TTB’den Sağlık Bakanlığı’na çağrı: Zorunlu aşı için gerekli

Türkiye’de son 7 yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıktı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Aşı Candır Hayat Kurtarır” kampanyası doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak, “Zorunlu Aşı Yasası”nın bir an önce çıkarılmasını talep etti. Tükel, “Aşı yapılması kişinin ya da ebeveynin bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda keyfi kararlara bırakılmamalıdır. Aşılama konusunda yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır” dedi.

Kamu sağlığı tehdit altında

Kampanya ile ilgili TTB genel merkez binasında dün düzenlenen basın açıklamasına Merkez Konseyi üyeleri ve CHP milletvekilleri Dr. Ali Şeker, Dr. Niyazi Nefi Kara ve Dr. Behçet Yıldırım da katıldı. Tükel, aşıların son derece etkin ve güvenilir olduklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Aşılarla ilgili kanıtlanmış hiçbir ciddi yan etki olmadı. Aşı, sadece aşı yapılan çocuğu korumakla kalmayıp hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek, toplumdaki riskli kişileri de korumaktadır. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi zayıf olan ya da hastalığı bulunan çocukları risk altında bırakmaktadır. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır.”

Yasa teklifi kabul edilmeli

Sağlıklı toplum için, sağlıklı çocuklar için ve sağlıklı bir gelecek için TTB tarafından bir yasa taslağı hazırlandığını belirten Tükel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 2016 yılında aşıyla ilgili önemli bir karar almış ve mevcut yasalar doğrultusunda çocuk felci dışındaki aşıların zorunlu tutulamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı, aşılama konusunda yasal bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dava konusu olan pek çok olayda aşılama konusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği mahkemelerce hükmedildiği halde, Bakanlığın ısrarla gerekli düzenlemeyi yapmaması dikkat çekicidir. Aşılama konusunda mevzuattaki belirsizliklerin sona erdirilmesi için, yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması için Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.”

TTB’den kampanya: Aşı kanser yapmaz

BURCU CANSU

Aşılamanın koruyucu bir sağlık hizmeti olduğunu vurgulayan Türk Tabipleri Birliği (TTB), aşı karşıtı aileler için hazırladığı broşürde, aşılama oranlarındaki düşüş ile bulaşıcı hastalıkların geri geleceği uyarısında bulundu. Ölümlere neden olan hastalıklardan çocukları korumak için aşının önemine dikkatin çekildiği broşürde, aşıların iddia edildiği gibi kansere neden olmadığı kaydedildi.

TTB, son yedi yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıkması ve buna bağlı olarak artabilecek bulaşıcı hastalık riskine karşı “Aşı Candır” kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında Sağlık Bakanlığını yükselen aşı karşıtlığına karşı göreve davet eden TTB, ailelere de seslendi. Kampanya kapsamında hazırlanan “Anne ve Babalar için Aşı Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler” başlıklı broşürde şunlar yer aldı:

»Çocuğunuza niçin aşı yaptırmalısınız?
Aşılar, çocuklarımızın sağlığını korumak, iyileştirmek için çok büyük bir etkiye sahiptir. Kızamık, difteri, boğmaca gibi toplumda sık görülen bazı hastalıklar, küçük çocuk ve bebeklerde ciddi sorunlara ya da ölümlere neden olabilir. Çocuklarımızı bu hastalıklardan ve bu hastalıklara bağlı diğer sağlık sorunlarından korumak için aşılara ihtiyacımız var.

»Aşı yaptırmasak ne olur?
Geçmişte yaşanan ve kitlesel ölümlere neden olan birçok bulaşıcı hastalığın günümüzde görülmüyor, olmasının nedeni toplumun yaygın bir şekilde aşılanmasıdır. Aşılama oranlarını önemli ölçüde düşürecek sayıda çocuğun aşılanmaması, salgınların yeniden ortaya çıkmasına neden olur. Çocuğunuza aşı aşı yaptırmamanız sadece sizin çocuğunuzu değil, tüm çocukları tehlikeye sokar.

»Yapılan aşılar Türkiye’de ve Dünya’da neyi değiştirdi?
Başlangıçta tüm dünyada olduğu gibi sadece 6 hastalığa karşı aşı uygulaması mevcuttu. Bunlar; difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık, verem ve çocuk felci aşılarıdır. Sadece bu aşılara yönelik yapılan uygulama sayesinde her yıl 3 milyon çocuğun ölümü, 750 bin çocuğun da sakat kalması engellendi.

»Aşıların içinde zararlı maddeler var mı?
Bazı aşılarda koruyucu olarak kullanılan etil civa adlı bir madde vardır. Çevremizde doğal olarak da bulunan bu madde çok hızlı bir şekilde vücuttan atıldığı için asla toksik dozlara ulaşmaz ve insana zarar vermez. Etil civa sadece çoklu doz içeren flakon şeklindeki aşılarda bulunur. Tek kişiye yapılmak için hazırlanmış enjektörde bulunan aşılarda yoktur. Türkiye’deki aşıların çoğu tekli dozda olan aşılar olduğu için timerosella ilgili endişe duymaya gerek yoktur. Ayrıca, bilimsel çalışmalar etil civa ve otizm arasında hiçbir ilişki olmadığını göstermiştir.

»Aşı kanser yapar mı?
Aşı kanser yapmaz. Aksine kanserden korur. Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmaları aşı içeriğindeki kimyasalların hiçbirinin kansere neden olmadığını bildirmektedir. Aşı karşıtı kampanyalarda öne sürülen iddiaların hiçbir kanıtı ve gerekçesi yok. Aşılar kansere neden olmamakla birlikte kansere neden olan virüslere karşı koruyucu etki yaptığı için kanserden korumaktadır. Karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsünden son derece güvenli olan Hepatit B aşısı ile korunabilirken yine kadınlarda rahim ağzı kanseri nedeni olan Human Papilloma Virüsü (HPV) ergen yaş grubundaki kızlara yapılan HPV aşısı ile önlenmektedir. Aşılar kanser yapmaz tersine kanserden koruyucudur. Örneğin Hepatit B aşısı karaciğer kanserinden korur.

Kore’de barış: ‘Aramızda artık savaş yok’

Dün tüm dünyada merakla beklenen görüşmeyi gerçekleştiren Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Kore Yarımadası’nın ‘nükleer silahlardan tamamen arındırılması’ amacıyla ortak deklarasyon imzaladı. Deklarasyonda Kuzey ve Güney Kore’nin iki ülke arasındaki savaşı bu yıl nihai olarak sonlandırma amacında mutabık kaldığı ilan edildi.

İki lider, Kore Yarımadası’nın ‘nükleer silahlardan tamamen arındırılması’ amacı için konusunda anlaştıklarına dair ortak deklarasyon imzaladı.

“İki lider 80 milyonluk Kore halkının ve tüm dünyanın önünde Kore Yarımadası’nda bundan böyle savaş olmayacağını ve yeni bir barış devrinin açıldığını resmen ilan eder” sözlerin yer aldığı deklarasyonda tarafların silahlanmayı azaltma, ‘düşmanca eylemleri’ kesme, iki ülke arasındaki sınırın ‘barış bölgesine’ çevrilmesi ve ABD ile Çin gibi ateşkesin tarafı olan diğer ülkelerle Kore Yarımadası’nda nihai barış anlaşmasının imzalanması için çok taraflı müzakerelerin takip edilmesi sözleri yer aldı.

Deklarasyona göre iki Kore var olan tüm anlaşmalara ve deklarasyonlara tamamen uymayı kabul etti. Taraflar yüksek düzeyli görüşmeler de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda diyaloğu ve müzakereleri sürdürme konusunda ve zirve sonundaki anlaşmayı hayata geçirme konusunda aktif önlemler almakta mutabık kaldı. Sınırda yer alan Kaesong endüstriyel bölgesinde iki taraftan temsilcilerin yer aldığı bir ortak irtibat ofisi açılmasında mutabık kalındı. Yine deklarasyona göre daha aktif işbirliği, ziyaretler ve her alanda iletişim teşvik edilecek. Özel tarihlerde ortak etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklere her seviyeden katılımcılar dahil olabilecek. Uluslararası spor organizasyonlarına 2018 Asya Oyunları’nda olduğu gibi birlikte katınılacak.

​Askeri alandaki uzlaşma

İki Kore kara, deniz ve hava dahil her alanda birbirine yönelik düşmanca eylemleri durdurmayı kabul etti. 1 Mayıs itibarıyla iki ülke arasındaki Askerden Arındırılmış Bölge (DMZ) bir ‘barış bölgesine’ çevrilecek. Sınırdaki propaganda hoparlörleri sökülecek ve propaganda broşürleri artık dağıtılmayacak.

Taraflar askeri konuları çözmek amacıyla düzenli olarak savunma bakanlığı düzeyinde toplantılar gerçekleştirecek. Generaller düzeyinde ilk askeri görüşmeler bu ay yapılacak. İki Kore birbirlerine yönelik tüm güç kullanma eylemlerini yasaklayan saldırmazlık paktına katı şekilde uymayı kabul etti. Taraflar aşamalı şekilde silahsızlanma konusunda mutabık kaldı.

Taraflar savaşı sonlandırma ve kalıcı ve sağlam bir barış rejimi oluşturma amacıyla ABD’nin katılımıyla üçlü ya da ABD ve Çin’in katılımıyla dörtlü görüşmeleri aktif şekilde takip etmekta mutabık kaldı. İki Kore nükleersiz bir Kore Yarımadası yaratma ortak amacını gerçekleştirmek için yarımadanın nükleer silahlardan tamamen arındırılmasını onayladı.

Moon da Kuzey’e gidecek

Moon’un bu sonbaharda Pyongyang’ı ziyaret edeceği ve iki liderin ‘düzenli olarak görüşeceği ayrıca doğrudan telefon görüşmeleri yapacağı’ belirtildi.

İki lider imzaların ardından ortak basın toplantısı yaptı. Moon’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: Kore Yarımadası’nda artık savaş olmayacak. Yeni bir barış dönemi başladı. Tüm dünya bizi izliyor ve omuzlarımızda büyük bir yük var. Gelecekte yaşayacağımız karada, denizde ve havada bundan sonra bir daha düşmanca eylemler içinde olmayacağız. Birleşme için birlikte çalışma kararı aldık. Bundan sonra asla geri dönmeyeceğiz. Bu Kore Yarımadası’nın tamamen nükleer silahlardan arındırılmasının başlangıcı olacak. Kim’in açıklamalarından öne çıkanlar ise şöyle: Tarih kendi kendine yazılmaz. O, dönemin insanlarının çabasıyla yazılır. Eğer insanların isteklerine öncelik verirsek birleşme daha yakın sürede gelir. Önümüzde öfkeli insanların ve tepkilerin çıkaracağı engeller olabilir fakat acısız zafer olmaz. Tek soy, tek kültür ve tek millet ayrılamaz. Biz aslında kardeşiz. Umarım bir araya gelip yeni bir geleceği başlatabiliriz. Bu yüzden sınırı geçip Güney Kore’ye geldim.

***

Rusya: katkı sunarız

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in’in sınırda yaptıkları tarihi zirveye ilişkin bir açıklama yayınlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı, Moskova’nın iki ülke arasında fiili işbirliği kurulması için katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tarihi zirve, Seul ve Pyongyang tarafından ulusal uzlaşı sağlanması ve çeşitli temaslar kurulması yönünde atılan önemli bir adım olarak nitelendirildi. Kore zirvesi sonucunda kabul edilen Panmunjom deklarasyonunda yer verilen anlaşmaları olumlu bulduklarını kaydeden bakanlık, “Demiryolu, elektrik enerjisi, gaz alanlarında ve diğer alanlarda üçlü işbirliğinin geliştirilmesi yoluyla Kuzey Kore ve Güney Kore arasında fiili işbirliği kurulmasını sağlamaya hazırız” ifadelerini kullandı.

***

Trump: İyi şeyler oluyor

Kim Jong-un ile Moon Jae-in’in tarihi zirvede bir araya gelmesini, ABD Başkanı Donald Trump Twitter’dan selamladı. Trump Twitter’dan ilk mesajında “Füze fırlatmalar ve nükleer denemelerin yapıldığı öfkeli bir yılın ardından Kuzey Kore ile Güney Kore arasında şu sıra tarihi bir görüşme gerçekleşiyor. İyi şeyler oluyor, ama zaman gösterecek!’’ ​Trump konuyla ilgili ikinci mesajında da “Kore Savaşı sona eriyor! ABD ve harika halkımız Kore’de yaşananlardan dolayı gurur duymalı” dedi.

Rusya ABD’nin füzesine incelemek üzere el koydu

ABD’nin Suriye’ye yönelik operasyonunda kullandığı Tomahawk füzelerinden biri inflak etmemiş olması üzerine Rusya, füzeyi araştırmak için inceleme altına aldı. Sputnik’in haberine göre; Popular Mechanics uzmanları, ele geçirilen füzenin gerçek değerinin, Moskova’nın rakibinin silahını inceleyerek onu imha etmeyi öğrenmesinden ibaret olduğunu ifade etti.

Ele geçirilen füzelerin ‘deney tavşanları’ olarak kullanılacağı belirtilen haberde, öncelikle deneme standında füzenin hedefe kilitlenme sistemlerinin komutlarının incelendiğini ve bunun ‘esir füzenin’ uzun ölümünün sadece başlangıcı olabileceği kaydedildi.