Cilt Soyulmasıne Ne iyi Gelir

Cilt Soyulmalarına Doğal Maskeler
Aslında cіlt еvеt dа öteki anсak  іfadeyle dеri hеr аy kendini yeniler. Bu nedenle cilttе meydana gelen dernek soyulmaları olağan kabul edilir. mahѕuѕ basamak tabanlarında oluşаn ten ѕoyulmaları çok normаldir vе hаreketsіz derilerin soуulması dеmеktir. ancak bazı durumlarda vilt yıprаnmа, tahrіş ve aşınmalara maruz kalabiliriz. Bunlar spontane olmаyаn okunuşu dış etkenler veyа bir kеz rahatsızlık sonucu olan durumlardır.

Cilt Soyulmalarının Nеdеnlеri

Aşırı Sürtünmе
müfrіt günеşе mаruz kalma
Cіldіn nеmsiz okunuşu arık kаlmаsı
Egzama
Güneş yahut değişik sebeplerle oluşan yanıklar
Sedef hastalığı

Evdе yаpılаbіlecek kimi uуgulamalar ve düzey yаrdımı іle bu etkіlerden dоğurmak veya еtkilеrini stratejik ölçüdе аzаltmаk mümkündür.

Sаlаtаlık Bakımı

1 adet salatalık pürе halіne getirilir  okunuşu etkіlenen bölge üstüne sürülür. 15-20 zaman bekletilir ve ılık аkаrsu ile yıkаnır. Her sırа yalnız sеfеr uygulanmalıdır.

Nanе Bakımı

3-4 tane nаne yаprаğını еzin ve zayıf süzеk üzerinde iyiсe ezerek suyunu çıkarın. Bu suyu tahriş olmuş bölgeye sürün. Kаşıntı gidecek ve sаdece rеlaks sağlayacaktır. mahsus egzamaya mukabіl fazla daha faуdalıdır.

Zerdeçal okunuşu sаndаlet Ağacı Bakımı

1 ѕеvindirеn kaşığı zerdeçal оkunuşu 1 çау kaşığı sandal ağacı tоzunu karıştırın. Bu karışıma 1 уenilebilen kaşığı bal vе 1 gözе kаşığı zeуtinуağı katın ve іyіce karıştırın. Bu karışımı etkіlenen ten bölgesine sürün okunuşu 20-30 an araѕında bеklеyin okunuşu aksi hâlde silin.

Bu ilerleуen zarfında gündе 2- 2,5 lіtre sutaş içmeyi ihmаl еtmеyin. Güneşe olabilir olduğunca çıkmamaуa özen gösterin. engelѕiz havaya mutlаkа çıkılacakѕa bоl kıyafetler giyinin vе kollayıсı krеm sürün. Duş уaparken kimуevi olmауаn ѕаf ѕabun kullanın ve olabildiğince duygudаn su ile уıkanın.

Eğer cіlt іle alakalı sоrunlarınız eş hаftа dеrеcеsindе parça ediyоr okunuşu ancak iуileşme belіrtіsі görünmüyor ise mutlaka benzer dermаtoloğа yahut iç hastalıkları uzmаnınа görünmelіsіnіz.

Ağız kokusuna bitkisel çözümle son verin

Kötü bir ağız kokusu, birçok insanın yaşamını etkileyen, kişisel ve iş ilişkilerini sınırlayıp, her 4 kişiden birinde görülen bir problemdir. Kişinin günlük beslenmesinden sonra veya sabah uyandığında ağızda oluşan kötü koku, fizyolojik bir ağız kokusu olarak adlandırılır ve bu bir hastalık belirtisi değildir. Kötü bir nefes, kişide özgüven eksikliğine neden olmakla birlikte, birçok psikolojik soruna da yol açabilecek bir rahatsızlıktır.
Bunlar dışında meydana gelen ağız kokusu diğer hastalıkların ise bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bu ise patolojik ağız kokusu olarak tanımlanabilmektedir. Nefes kokusu, şeker hastalığı(aseton kokusu gibi), karaciğer yetmezliği, akciğer enfeksiyonlarının (pnömoni, bronşit vs.) yol açtığı ya da ağız kuruluğu, yetersiz ağız hijyeni, tütün ve alkol ürünleri, diş çürükleri ve diş eti hastalıkları, sindirim sistemi bozuklukları da ağız kokusunun oluşmasına neden olabilir.

Besinlerin gerektiği şekilde sindirilemediği zaman sindirim kanalında açığa çıkan gazlar kişinin isteği ve bilgisi dışında ağza yükselmektedir.

Şeker, gut ve diyaliz hastalarında da ağız kokusu görülmektedir. Bu tür hastalarda kimyası değişen kan gazlarının akciğerler yoluyla dışarıya atılması kötü nefes sorunlarına da yol açmaktadır.

Ağız kokusu %90 oranlarında ağız kaynaklı sebeplerden, %1 oranlarında sindirim sisteminden, %1 oranlarında metabolik , %8 ise üst solunumdan kaynaklı olabilmektedir.

Patolojik kökenli ağız kokusu için diş hekiminizin yönlendirmeleri ile hastaların uygun tedaviyi olması altta yatan hastalığında tespitini kolaylaştıracaktır.

Ağız Kokusunun Sebepleri

Karaciğer yetmezliği ve bunun benzeri karaciğer hastalıkları ağız kokusuna neden olabilmektedir.

Sinüs ve akciğerlerden kaynaklı enfeksiyonlar sonucunda da ağız kokusu meydana gelebilmektedir.

Siyanür ile bazı toksik kimyasallar ağız kokusuna neden olmakta, bu yüzden kimyasal zehirlenme ağızda acı badem gibi tanıdık bir koku üretmektedir.

Diş araları, dil üzeri ve diğer çevre dokularda biriken yiyecek artıkları da ağız içerisindeki bakteriler aracılığı ile kötü kokulu bileşiklerinde oluşmasına neden olmaktadır.

Protez kullanan kişilerde; iyi temizlenmemiş protezler de aynı şekilde ağız kokusunun daha da şiddetli hissedilmesine neden olabilmektedir.

Şeker yani diyabet hastalığı olan kişilerde de ağız kokusu oluşur ve bu koku genellikle aseton kokusuna benzetilir. Bunun sebebi şeker hastalığı oldukları içindir.

Yenilen bazı yiyeceklerde(soğan, sarımsak, balık, peynir, et vb.) nefesimizin kötü kokmasına sebep olabilmektedir. Sadece dişlerin ve dilin temizlenmesi ile bu koku ortadan kalkmaz. Bununla birlikte kokuya neden olan yiyecek tamamı ile vücuttan atıldığında koku gidecektir.

Böbrek yetmezliği rahatsızlığı ise ağızda balık kokusuna benzer bir koku oluşturabilmektedir.

Belli bazı ilaçların sürekli kullanımında, tükürük bezleri ile ilgili hastalıklarda da ağız kokusuna neden olmaktadır.

Tütün ve alkol ürünlerinin kullanımı da ağız kokusuna neden olabilir. Bu alışkanlıklardan vazgeçilmediği sürece ağız kokusu yine devam edecektir.

Tükürük bezleri ise ağızda kokuya neden olan gıda artıklarını temizlemede yardımcı olur.

Tiplerine Göre Ağız Kokusunun Nedenleri

Fizyolojik Ağız Kokusu

Sabahları ortaya çıkan ve uyandıktan birkaç saat sonra kendiliğinden kaybolan bir ağız kokusu ise bu fizyolojik bir ağız kokusudur. Her insanda az ya da çok bir ağız kokusu mevcuttur. Uykunuz sırasında tükürük akışı azalır ve kötü kokunun çıkmasına neden olan ağızdaki bakterilerin de etkinliği artmaya başlar. Bununla birlikte ağız kokusuna neden olabilecek ne patolojik ne de spesifik bir bulgu ortada yoktur. Tedavi gerekmez, çünkü edilse dahi tekrar ortaya çıkacaktır.

Dil Kokusu

Dil, volatil aromatik gazlar üreterek ağzımızda kötü bir kokuya neden olmaktadır. Dil sırtında koku kaynağı var ise ve dil kokusu tedavisine cevap veriyorsa ya da çinko veya dil temizliği ile de bastırılabiliyorsa tip 1 sınıfına yani dil kokusuna girer.

Dilin derin çukurlarına yerleşip kalan bakteriler, salya ve besinlerdeki proteinlerden uçucu kükürtlü bileşiklere parçalamaktadır. Aslında ağız kokusunun sebebi uçucu kükürtlü bileşiklerdir.

Boğaz-sinüs Nedenli Ağız Kokusu

Genellikle bu tip ağız kokuları olan hastalarda teşhis için BT, Parasanal sinüs veya MR istenmelidir. Çevre dokularda, parasanal sinüslerden kaynaklı oluşan ağız kokusu bu tipe girmektedir.

Sindirim Kanalı Sebepli Ağız Kokusu

Özefargustan anüse uzanan sindirim kanalının herhangi bir yerinde aromatik gaz kaynağı bulunuyorsa ve bu durum ağza ulaşıyorsa bu tipe girmektedir. İnce bağırsakta aşırı bakterilerin üremesi de ağız kokusunun sebeplerindendir. Büyük ölçüde dil sırtından gelir. Ancak bakterinin asıl kaynağı ağız içinde değildir. Toplumda en sık rastlanan ağız kokusu sebepleridir.

Nefes Kokusu

Bu bir ağız kokusu değildir, akciğerden gelmektedir. Nefes kokusu iki şekilde meydana gelmektedir.

Akciğerde veya alt solunum yolunda bir enfeksiyon var ise
Kimyası değişen kan gazlarının nefesimize karışarak aromatik birleşiklere dönüşmesi sonucunda oluşmaktadır.

Bunlar için tedavi yoktur. Çünkü kokunun kaynağı ağızda olmadığı için uygulanan tedavi yetersiz gelecektir.

Solunumla dışarı atılan 1200’den fazla gaz vardır. Bu gazların bir kısmı çirkin kokuludur. Bunun en canlı örneği şeker veya gut hastalarında, diyaliz hastalarında, narkozdan çıktıktan hemen sonra, gebelikte girmemekte, tekrar oluşmaktadır.

Psikojenik Ağız Kokusu

Kişinin ağzı kokmadığı halde hastaların titizlikleri nedeniyle ağızlarının koktuğunu düşünmektedirler. Tedavisi ise psikiyatristler tarafından yapılmaktadır.

Ağız Kokusunun Tedavisi

Sürekli kullanılan ilaçlar ise doktorunun bilgisiyle bir hafta ara verilmeli ve ağız kokusunun ilaçlardan ortaya çıkan Tip 4 ağız kokusu olup olmadığı dikkat edilmelidir. Her gün aynı besinler yenmemelidir. Yediklerinizde ise bir ağız kokusu yapan besimler tespit edilmelidir.

Reflünün en sadık belirtisi mide yanmalarıdır. Bu hastaların gastroenteroloji doktora başvurulmalıdır.

Fizyolojik Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları

Ağız gargaraları yapılmalıdır. Bunlar tek başına yeterli değildir. Alkol içerikli gargaraları kullanmaktan kaçının. Çünkü içeriğinde alkol bulunması ağız kokusunu arttırabileceği öne sürülmektedir.

Diş fırçalamadan ve gargara yapıldıktan sonra “diş ipi” ile de destek olunmalıdır.

Çinko içerikli macunların ya da gargaraların kullanımı da ağız kokusunu da önlemektedir.

Gece yatmadan hemen önce ve sabah kalkınca dişleri en az iki dakika boyunca fırçalamanız gerekir.

Bununla birlikte dil fırçalanmalıdır. Genizden dil ucuna doğru süpürme hareketleri ile de dil fırçalanmalıdır. Dilin fırçalanması ise ağız kokusunu azaltabilmektedir.

Lokmalarınızı iyice çiğnemelisiniz.

Çok su içmelisiniz. Dilin kurumasını önleyerek ağız kokusu minimum seviyeye indirmiş olursunuz.

Ağız kokusunu önlemek için evde uygulanabilecek yöntemler

Bitkisel Çay ve Limon

Biberiye çiçeklerini sıcak suda demleyiniz. Ardından içine limon sıkarak karıştırınız. Bu karışımı sabahları aç karnına ve yemeklerden sonra da içmelisiniz.

Elma ve Havuç

Dişlerin aralarında plak oluşumunu önlemek ve dişlerinizin daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasını istiyorsanız elma ve havuç tüketmelisiniz. Bir yandan ağız kokusunu da büyük ölçüde önlemiş olur.

Maydanoz

Sigara ve alkol kullanan kişilerinde sık sık kullandığı maydanozu çiğ bir şekilde çiğnemek ağız kokusunu önlemektedir.

Yoğurt

Ağız kokusuna sebep olan hidrojen sülfür kokusunu da yok edebilmektedir. bu yüzden günde 3 kaşık yoğurt yemeği ihmal etmemelisiniz.

Baharatlar

Anason

Kişniş

Rezene

Karanfil

Tarçın

Kakule

Bu baharatlar ağız kokusunu bastırdığı gibi önleyicisidir.

Yukarıda yazdığımız yöntemleri uygulamadan önce doktorunuza danışmanızda yarar vardır. Böylece bu besinlere karşı alerjik bir reaksiyon oluşmasının da önüne geçmiş olacaksınızdır.

Sedef hastalığı için faydalı ve yararlı besinler

Sedef hastalığı kronik gidişat gösteren bir hastalıktır. Ciltte kurumaya eşlik eden kırmızı iltihaplı yaralar oluşabilir. Bu yaralarda pullanma ve kaşıntı gözlenebilir. Cilt hücreleri normal olarak 1 ay gibi bir süre içerisinde kendi kendini yeniler. Sedef hastalığı ciltte kendini göstermeye başladıktan sonra cilt hücrelerinin kendini yenileme hızı artar ve bu yüzden ciltte yaralar ortaya çıkar.

Sedef hastalığının en çok görüldüğü bölgeler sırtın alt bölgesi, kafa derisi, dizler, dirsekler ve eklemlerdir. Sedef hastalığı genel olarak kalıtsal etkenlerden kaynaklı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sedef hastalığına iyi gelecek besinleri tüketerek ya da evde hazırlayacağınız yöntemlerle cildinize uygulayarak ciltte oluşan görüntüsünü ve belirtilerini hafifletebilmemiz mümkündür.
Sedef hastalığının türleri nelerdir?

Sedef hastalığı vücutta kendini saç diplerinde, dizlerde ve dirseklerde kızarık üzeri beyaz yapışık kabuklarla gösterebilir. Sedef hastalığının saç derilerinde, bütün vücutta görülen ve iltihaplı olanı mevcuttur. Vücutta sivilceye benzeyen beyaz uçlu yaralar halinde kendini gösterebilir. Vücutta sivilce gibi beyaz uçlar veren belirtiler bütün vücudu tutabilir. Koltuk altında oluştuğunda kolunuzun katlanma bölgelerinde pişiğe benzeyen bir görüntü oluşan türü de mevcuttur.

Sedef hastalığının türlerinin arasında en uğraştırıcı ve yorucu olan türü iltihaplı formudur. İltihaplı sedefi genelde ayakta tedavi etmek zor ve uğraştırıcı olduğu için hastanede yatarak tedavi daha tercih edilmektedir. Vücudun tamamını kaplayan kızarıklıklar ve şiddetli ateş hastalığın en büyük belirtileridir. Sedef hastalığı vücutta varlığını sadece el ve ayaklarda ya da sadece saç derilerinde görünerek de yıllarca sürdürebilir.

Sedef hastalığını şiddetlendiren etkenler nelerdir?

Fazla alkol tüketimi

İdeal kilonuzdan fazla kiloya sahip olmak

Strese maruz kalmak

Kullanılan bazı ilaçları

Güneşe çok maruz kalma sonucu güneş yanığı oluşumu

Genetik faktörler

Anksiyete

Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Sedef hastalığının belirtileri vücudunuzda belirdiği anda kurtulmak için mutlaka doktora görünmelisiniz. Tedavi süreci boyunca doktorun verdiği ilaçlara ek olarak bazı doğal yöntemleri de uygulayabilirsiniz.

Sedef hastalığı tedavisi için doğal çözümler

Deride bir enfeksiyon oluşma ihtimalini düşürmek için sedefin oluştuğu bölgelerin temizliğine dikkat etmek gerekmektedir. Hastalığın oluşmasını önlemek ve ortaya çıkaracağı kaşıntı gibi belirtileri ortadan kaldırmak için evde hazırlayabileceğiniz bitkisel karışımlardan uygulayabilirsiniz.

Sık banyo yapmak sedefe iyi gelir mi?

Sık sık banyo yapmak ve yüzmek cildin suya olan ihtiyacını gidermesi için çok elverişli yöntemlerdir.Bu şekilde cildin kurumasını engellenmiş olur.Nem ihtiyacı karşılanmış cilt yumuşak kalır ve sedef lekelerini cilde zarar vermeden kaldırmaya yardımcı olur.Duş alırken sıcak su kullanmaktan uzak durunuz. Sıcak su kaşıntınızı arttırabileceği için ılık su idealdir.

Cildi düzenli nemlendirmek önemlidir

Duştan sonra cildinize uygulayacağınız nemlendirici ile cildiniz de ortaya çıkacak kaşıntı ve kızarıkları azaltabilirsiniz. Kuru ciltte çatlak ve kanamalar görülebilir. Nemlendirici kullanmanız cildin esnekliğini koruması içinde önemlidir.

Kullanılan sabunlar dikkatle seçilmelidir

Sert sabunlar kurumuş olan cildin iyice tahriş olmasına neden olarak vücuttaki kaşıntıyı arttırır.Duş alırken yumuşak sabunları, içerisinde nemlendirici krem bulunan sabunları ya da duş jellerini tercih edebilirsiniz. Sabun seçimini cilt tipinize uygun olarak yapmaya dikkat ediniz.

Cilt ürünlerini kullanırken dikkat ediniz

Sedef hastalığı cildin duyarlılığını arttırmaktadır. Bu yüzden cildinize kullandığınız bakım ve temizlik ürünlerine dikkat etmek gerekmektedir. Herkesin kullandığı cilt bakım ve kozmetik ürünleri sizin cildinizde olumsuz sonuç yaratabilir. Cildi kurutarak sedef hastalığının ilerlemesine neden olabilir. Cildiniz hassas olduğu için saçınızı boyarken kullandığınız boyaya da dikkat etmelisiniz. Doktorunuzun önerdiği ürünleri kullanmanız sağlığınız için yararlı olacaktır.

Cilt sağlığınıza zarar verecek her türlü şeyden kaçınınız

Cildinizde oluşacak güneş yanıkları, çizikler, dar ve nefes almayan kumaştan yapılmış kıyafetler cildinizi tahriş ederek sedef hastalığının ilerlemesine neden olacaktır. Bu yüzden bu etkenlerden mümkün oldukça uzak durunuz.

İdeal kilonuzu korumaya dikkat ediniz

Fazla kilolu olmak sedef hastalığının gidişatını kötüleştiren ve kontrol altına almayı zorlaştıran bir etkendir. Vücutta enfeksiyon olma durumu sedef hastalığını tetikleyebilmektedir. Eğer vücudunuzda boğaz ağrısı ve ateş gibi boğaz enfeksiyonuna dair belirtiler fark ettiyseniz bir an önce doktora başvurmalısınız. Enfeksiyonun en kısa zamanda kontrol altına alınması ile sedef hastalığını tetiklemesinin de önüne geçmiş olacaksınızdır.

Sedef hastalığına uygulanabilecek bitkisel tedavi yöntemleri

Acı mısır baklasını kaynatınız. Kaynattıktan sonra soğuyana kadar bekleyiniz. Elde ettiğiniz karışımı sedef yaralarınızın üzerine sürünüz ve 10- 15 dakika kadar bekletiniz. Süre dolduktan sonra ılık su ile durulayınız.

Portakal ve mandalina gibi c vitamini bakımından zengin meyvelerin kabuklarını kül haline gelene kadar yakınız. Elde ettiğiniz külü bir kaseye alınız ve üzerine saf zeytinyağı ekleyerek, krem kıvamına gelene kadar karıştırınız.Elde ettiğiniz karışımı sedef yaralarınızın üzerine günde 2 ve 3 defa sürünüz.

Kül haline getirilerek hazırlanabilecek bir diğer yöntemde sarımsak ile yapılandır. Sarımsağı yakarak kül haline getiriniz ve üzerine biraz bal ekleyiniz. Krem kıvamına gelene kadar karıştırınız.Elde ettiğiniz kremi sedefli bölgelerin üzerine uygulayınız.

Cam bir kase içerisinde defne tohumu ve sirkeyi iyice karıştırınız. Krem kıvamına geldikten sonra sedeflerin bulunduğu bölgenin üzerine uygulayınız.

Aloe vera bitkisi de sedef hastalığını hafifletmek için etkili bitkilerden biridir. Aloe vera yaprağı veya aloe vera yağını sedef yaralarınızın üzerine sürünüz ve etkisini gözlemleyiniz.

Karaciğere ağır gelecek her türlü yiyecek ve içecekten uzak durulmalıdır. Yağlı yiyeceklerden ve kırmızı etten uzak durulmalıdır. Yemeklerinize bolca biberiye,acı biber ve zerdaçal ekleyiniz.Yaban mersini gibi küçük taneli meyvelerden , yemiş ve soya sedef hastalığı için önerilebilir.Deniz tuzu da sedef yaralarından oluşan lekelerin kapanması ve iyileşmesi için yardımcı olmaktadır. Bu yöntemleri uygulamadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı ve onun onayı ile uygulamayı sürdürmelisiniz.

Gül suyunun cilde faydaları nelerdir?

Gül suyu cilt bakımı için çok etkili bir doğal kaynaktır. Tüm cilt tipleri ve cilt sorunları için faydalıdır. Cilt bakımı için saf gül suyu kullanmanız cildinize ağır gelebilir. Kızarıklık ve tahriş gibi cilt problemlerine neden olabilir. Bu yüzden piyasada bulunması kolay olan ucuz fiyatlı sulandırılmış, gül sularını tercih etmenizde sakınca yoktur.
Gül suyunun faydaları nelerdir?

Gül suyu ile her gün cildinizi temizleyebilirsiniz. Bu uygulamayı düzenli yaptığınız takdir de cildinizde oluşmuş lekelerin azaldığını ve zamanla kaybolduğunu fark edeceksiniz. Cilt bakımı rutininde kullanıldığı takdir de etkili bir nemlendirici ve doğal bir toniktir.

Cildinizde yaşlanmaya bağlı oluşabilecek kırışıkları engeller. Ve cildinizde oluşmuş kırışıklıklar mevcutsa eğer bu kırışıkların oluşturduğu görüntüyü ortadan kaldırır.

Göz altlarınızı gül suyu ile temizlediğiniz takdir de göz altınızda oluşmuş koyu halkaların, morlukların ve şişkinliklerin geçtiğini göreceksiniz.

Sivilcelerin dönem dönem arttığı ve kişiler için rahatsız edici bir görüntü yarattığı herkes tarafından bilinmektedir. Sivilceler için kullanılabilecek doğal yöntemlerden biridir gül suyu. Cilt sorunlarını gül suyu ile yüzünüzü silerek kısa sürede ortadan kaldırabilmeniz mümkündür. Cildinizi temizlemek için düzenli olarak gül suyu kullanımını sürdürdüğünüz takdirde oluşabilecek sivilcelerinde önüne geçmiş olacaksınızdır. Güzel, taze ve canlı bir cilde gül suyu ile sahip olabilirsiniz.

İçeriğinde bulunan A,C,D,E,B3 vitaminleri sayesinde çay olarak alınıp tüketildiği takdir de böbrek enfeksiyonu ve kalp hastalığı riskini azaltacaktır. Sindirim sorunlarını ve paradontoz hastalığının neden olduğu diş ağrısı, göz tahrişi gibi sorunları da ortadan kaldıracaktır.

Gül suyunun anti bakteriyel, yatıştırıcı, tedavi edici ve antiseptik özellikleri bulunmaktadır. Enfeksiyon durumunda kullanıldığında enfeksiyonu geçirecektir.

Ciltteki siyah noktaların oluşumunu engellemede çok faydası bulunmaktadır.

Aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalındığında ciltte kurumaya bağlı olarak çatlamalar oluşur. Kurumaya bağlı çatlamalar el, ayak, dudak ve tüm ciltte görünebilir. Cildin eski yumuşaklığına kavuşup pürüzsüz bir hal alabilmesi için gül suyu mucizevî bir etki yaratacaktır.

Saç bakımında gül suyu etkisi

Kozmetik alanında birçok şampuanların ve saç bakım ürünlerinin içeriğinde gül suyunu bulunmaktadır. Gül suyu içeriğinde bulunan faydalı bileşikler sayesinde saç köklerine giden kan akışını hızlandırır ve saç kökünü besler. Bu şekilde saçlar güçlendirir ve daha sağlam olurlar. Kullanacağınız gül suyunun %100 doğal olması gerekmektedir.

Evde gül suyu hazırlama

Dışarıdan alacağınız ürünlerin doğallığından emin olamayabilirsiniz.Bu yüzden evde kendi doğal, sentetik ve katkı maddeleri içermeyen gül suyunuzu yapabilirsiniz.Gül suyunu evde hazırlamak için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Uygun tarif ile yüksek kalitede doğal gül suyu elde edebilirsiniz.

Malzemeler

Tencere

2,5 -3 kg arası taze gül yaprağı

Klorsüz su

2- 3kg parça buz

Bu yöntem geçmişte kullanılan bir yöntemdir. Hazırlaması 30-50 dakika arası sürer, biraz uğraştırıcıdır.

Bu işlem için geniş bir tencereye ihtiyaç duyacaksınızdır. Tencerenin ortasına temiz bir tuğlayı yerleştiriniz. Tuğlanın üzerine çelik bir kâse kapatınız. Gül yapraklarını tencerenin içerisine tuğlayı geçmeyecek kadar koyunuz ve çelik kâseyi geçmeyecek kadar üzerine su ekleyiniz. Tencerenin kapağını ters çevirerek kapayınız ve su kaynaya kadar bekleyiniz. Kaynadıktan sonra kısık ateşte kaynatmaya devam ediniz. Tencerenin ters duran kapağının içerisine buzları koyunuz. Buhar ile eriyen su kapaktan aşağıya süzülecektir. Bu işlem ile yaklaşık yarım litre su elde edebilirsiniz.

Gül suyu ile hazırlanabilecek maskeler

Malzemeler

Kil

Gül yağı

Kayısı yağı

Avokado yağı

Buğday yağı

Cam bir kâse içerisinde 2 çay kaşığı kil, 1 çay kaşığı gül yağı, 1 çay kaşığı avokado yağı,1 çay kaşığı kayısı yağı, 1 çay kaşığı buğday yağını karıştırınız. Bütün malzemeler çamur haline gelene kadar karıştırmayı sürdürünüz. Hazırladığınız karışımı göz ve dudak çevresini koruyarak tüm yüzünüze uygulayınız. 20 dakika kadar cildinizde kuruyana bekleyiniz. Sonra ılık su ile cildinizden durulayınız. Maskeyi yıkadıktan sonra gül suyu ile siliniz.

Kuru ciltler için gül suyu

Gül suyu

Gül yağı

Badem yağı

Kil

Cam bir kase içerisinde 1 çay bardağı gül suyu,1 yemek kaşığı gül yağını ve 1 yemek kaşığı badem yağını karıştırınız. Malzemelerin üzerine 1 çay bardağı kili ekleyiniz ve karıştırma işlemini sürdürünüz. Bu maske cildinizi nemlendirecek ve yumuşatacaktır. Haftada bir uygulamanız uygundur.

Pul Pul Dökülen Ciltlere Gül Suyu

Süt

Mısır nişastası

Bal

Gül suyu

Cam bir kase içerisinde 2 yemek kaşığı süt, 2 yemek kaşığı mısır nişastaşı,2 yemek kaşığı bal ve 1 çay kaşığı gül suyunu karıştırınız. Karışım krem kıvamına gelene kadar karıştırma işlemini sürdürünüz. Maskeniz hazır olduktan sonra cildinize uygulayınız ve 15 dakika kadar cildinizde bekletiniz. Maskeyi cildinizden ılık su ile temizleyiniz. Bu uygulamayı cildinize haftada 2 kere yapmanız uygundur. Düzenli kullanımda şikâyetinizde azalma olacaktır.

Yağlı Ciltlere Gül Suyu Temizliği

Sirke

Gül suyu

Badem yağı

Pamuk

Cam bir kâse içerisinde çeyrek çay bardağı sirke, 1 bardak gül suyu, 1 yemek kaşığı badem yağını iyice karıştırınız. Hazırladığınız karışımı ped pamuk yardımıyla tüm cildinize uygulayınız. Bu maskeyi cildinize haftada bir kez uygulayabilirsiniz.

Sivilcelere karşı gül suyu

Pudra

Gül suyu

Cam bir kase içerisinde 2 yemek kaşığı pudra ve 1 yemek kaşığı gül suyunu iyice karıştırınız.Sivilcelerin bulunduğu, şikayetçi olduğunuz bölgeler bu maskeyi sürünüz. Cildinizde 15 dakika kadar bekletiniz ve daha sonrasında ılık su ile bastırmadan cildinizden yıkayınız. Bu uygulamayı haftada 2 kez düzenli yaptığınız takdir de cildinizde sorun yaratan sivilcelerden kurtulabilirsiniz.Böylece pürüzsüz ve doğal görünüm kazanacaksınız.

Cildinizi tüm gün maruz kalacağı zararlı etklilerden korumak için bir diğer yöntemde kayısı yağı ile gül yağını cam bir kâse içinde iyice karıştırıp cildinize uygulamanızdır.